{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2022/595 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1605<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/03/2021 (Dava) - 24/11/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/37 Esas - 2021/251 Karar<br>DAVA\t\t: Markaya Tecavüzün Tespiti, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 06/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06/11/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/37 Esas-2021/251 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun zamandır Samsun'da pastacılık ve fırıncılık mamulleri alanında faaliyet gösterdiğini, şirketin isim yapmış, hatırı sayılır bir firma olarak ticari faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkili şirketin kurucuları tarafından \"...\" markasının Türk Patent Enstitüsüne 04/09/2012 tarihli 2012/75233 başvuru numarası, 18/11/2013 tarihinde 2013/... başvuru numarası, 24/02/2011 tarihinde 2011/... başvuru numarası ile tescil edilip bilfiil kullanılmaya başlandığını, akabinde müvekkili şirket ... markasının sahibi ... ... ve ... ... ünvanlı şahıs şirketlerinin 17/10/2017/2 tarih ve esas sayılı genel kurul kararı ile müvekkili \"... Ticaret Sanayi Limited Şirketi\" bünyesinde birleşerek şirket şeklini aldığını, devrin kapsamında yer alan ... markasını müvekkili şirketin iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında yapılan tescil işlemi ile birlikte kullanmaya başladığını, dolayısıyla müvekkili şirketin TPE başvuru tarihi olan 04/09/2012 tarihinden itibaren bahse konu markasının tescilli sınıfında münhasıran hak sahipliğini elinde bulundurduğunu, uzun yıllar emek verdiği markası ile ürün ve hizmetlerinin özdeşleştirildiğini, yürütmüş olduğu reklam kampanyaları ile markasını tanınır hale getirdiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan araştırmalar sonucunda davalı şirketin \"... ... İşletmeciliği\" ismiyle Konak/İZMİR adresinde müvekkili şirketin tescilli markası ile esas unsurları itibariyle benzer nitelikteki \"... ...\" markasını kullanarak logosuyla faaliyet gösterdiğinin tespit edildiğini, dolayısıyla müvekkiline ait marka adı ile aynı alanda faaliyet gösterdiği ve markaların karıştırılma olasılıklarının çok yüksek olduğunu, davalı markanın ürününün tüketici nezdinde yaratacağı genel izlenimde belirgin bir farklılık olmadığını, bu sebeple müvekkili şirkete ait bir ürün şeklinde anlaşılacağının dosya kapsamında sabit olduğunu, davalıya ait işletmede, işletmenin dış cephe, tabela ve vitrininde, iç mekan tasarımlarında, işletmede kullanılan ekipmanlar üzerinde, çeşitli sosyal medya hesaplarında karşı yanca haksız ve hukuka aykırı kullanımının son verilmesine dair 10/07/2020 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, 14/07/2020 tarihinde tebliğ edilmesine karşın markanın haksız kullanımı ve davalı şirketin haksız rekabet içerir tutum ve davranışlarının son bulmadığını, davalı yanın işletmesindeki ... ibaresini kaldırmayarak kullanmaya devam ettiğini, akabinde ihtiyati tedbiri içerir delil tespiti talep edildiğini ve İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/94 D.İş sayılı dosyası ile davalının işletmesinde keşif yapıldığını, marka/patent alanında uzman bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor nazara alındığında; \"aleyhine tespit istenilen Konak/İZMİR adresindeki iş yerinin dışındaki ön ve yan cephelerinde yer alan alınlık tabelalarında ve yan cephedeki vitrinin altındaki tabelalarda 'blendoğuz ...', iş yerinin içinde bulunan ürün kutularının ve kağıt poşetlerinin üzerinde '...' işaretlerinin kullanıldığı ve bahse konu kullanımların markasal mahiyette olduğu tespit edilmiştir\" denilerek, marka hakkının ihlal edilmiş olduğunun saptandığını, davalının iş yerinde ihtiyati tedbir kararının uygulandığını, akabinde arabuluculuğa başvurulup anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkili şirketin kendisine iyi bir pazar payı oluşturduğunu, davalının müvekkili şirketle aynı konuda faaliyette bulunduğunu, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi müvekkili şirketin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullandığını, halk tarafından karıştırılmasının da son derece mümkün olduğunu, zira satılan ürünlerin ayniyet taşıdığını, davalı yanca müvekkili şirketin markasının iş evrakı ve reklamlarda kullanıldığını, yine internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı anahtar sözcük vb. biçimlerde kullanıldığını, işletme adı olarak da bilfiil kullanıldığını, 2020/94 D.İş numaralı dosyasında yer alan bilirkişi raporunda aynen; \"Tarafların aynı sektörde faaliyet göstermesi; dayanak markaların tescilli olduğu 43.sınıftaki 'yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri' ile aleyhine tespit istenilen tarafın kullanımları arasında (hizmet-ürün ikamesi nedeniyle) sınıfsal yönden benzerlik olması; dayanak markalardaki esas unsur olan 'eski' sözcüğünün aleyhine tespit istenilen tarafın işaretlerine de markasal mahiyette baskın unsur olarak kullanılması nedeniyle ilgili malın/hizmetin alacısı olan müşterinin iki farklı marka karşısında olduğunu algılasa dahi hangi markanın kime ait olduğunu derhal tespit edebilmesinin mümkün olmadığı, markalar arasında iktisadi ya da idari bir bağ bulunup bulunmadığını konusunda tereddüde düşebileceği ve bu minvalde iltibas ihtimalinin doğabileceği\" şeklinde kanaat edildiğini, davalının \"...\" ibaresini kullanmasının müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, bu suretle  haksız rekabete de yol açtığını, müvekkili şirketin zararı söz konusu olup maddi tazminatına ilişkin davalarının belirsiz olarak ikame edildiğini, diğer taraftan tüzel kişi olan müvekkili şirketin ticari itibarının zedelenmesi söz konusu olup manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün tespiti ve men'ine, karşı yana ait bilgi ve fotoğrafların yer aldığı https://... ve https://... alan adlarına erişimin engellenmesine, masrafı davalıdan alınarak, hükmün tirajı en yüksek 5 gazeteden biri ile ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı yana çekilen ihtar tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat isteminin 18.705,57-TL'ye çıkarıldığı anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı asaleten sunduğu cevap dilekçesinde özetle; şahıs firması olarak işlettiği unlu mamuller işyerine ... logosunu almak istediğinde internetten yaptığı araştırmada hiçbir eşleştirme göremediği gibi, İzmir Ticaret Odası ve ilgili tescil birimlerince de herhangi bir engel çıkarılmayıp bu logoyu kullanmasının gerekli harçlar alınarak onaylandığını, davacının tespit tarihine kadar da itirazsız kullanıldığını, kullanımının yasal olduğu ve iyi niyetli olduklarını, karşı tarafla herhangi bir menfaat ve zıtlaşma gereklerinin olmadığını, talep doğrultusunda bu logoyu kullanmaktan yasaya olan saygılarından dolayı ve karşı tarafın üstün ve öncelikli hakkını kabul ederek hemen vazgeçtiklerini, ticaret sicil kaydı ile iş yeri ünvanlarını ... olarak değiştirdiklerini ve bu hususları ekteki noter cevapları ile karşı tarafa bildirdiklerini, bu nedenle kötü niyetle ve karşı tarafa zarar vermek amacıyla kullanım olmadığının açıkça kabulünün gerektiğini, yeni ünvan esas alınarak açılan davanın konusuz kaldığı ve ünvan/logonun kendi ihtiyarıyla kaldırılmış olması nedeniyle herhangi bir maddi ve manevi tazminat doğuracak fiilin varlığının da söz konusu olmadığını, kaldı ki Samsun'da kurulu bir firmanın ünvanı İzmir'de tek bir mekanda kullanılmış olmakla bunun tüm yasal sorumluluğunun kendisine yüklenmeye çalışılmasının hak, adalet ve nefaset kurallarına da aykırı olduğunu, diğer kurum ve kuruluşların yanıltmasının da esas alınması gerektiğini, maddi ve manevi tazminat taleplerinin de askıda kaldığı ve gerçekleşmediğinin kabul edilmesi gerektiğini beyanla, ... ünvanı tespitten sonra kendileri tarafından re'sen kaldırılmış olmakla konusu kalmayan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"....Bir ticaret ünvanının, daha önceden tescil olunan bir markanın kapsamında kalan malların tescilli olduğu alanda kullanımı halinde, söz konusu kullanımın markanın işlevleri kapsamında, mal ve hizmetlerin ticari kökeni de dahil, ticari işletmeler arasında karıştırılma ihtimaline yol açması halinde söz konusu kullanımın marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği, bu bağlamda, daha önceden başkaları adına marka olarak tescilli bir işaretin, bir başkası tarafından ticaret  ünvanı olarak tescil ettirilmesi ve ünvanın farklı bir faaliyet alanında tanıtıcı işaret olarak kullanılmasının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, marka hakkına ihlalden söz edilebilmesi için; markanın ticarette markasal etki yaratacak biçimde kullanılması (markasal kullanım) yanında markayla aynı olan herhangi bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması(iktibaslı kullanım) veya markayla aynı <br>veya benzer olan ve markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali <br>de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması(iltibaslı kullanım)nın gerekmekte olduğu....dosya kapsamında toplanan deliller, esas ve değişik iş dosyasında alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında; davalının verdiği fırın ve unlu mamul hizmetinin davacının markalarının tescilli olduğu 30. ve 43. sınıf kapsamında kaldığı, davalı iş yerinin dışındaki ön ve yan <br>cephelerinde yer alan alınlık tabelalarında ve yan cephedeki vitrinin altındaki tabelalarda, '... ...', ön cephedeki vitrin camının ortasında '... ...', altında '...', iş yerinin içinde bulunan ürün kutularının ve kağıt poşetlerin  üzerinde '...', tezgahın üzerinde '... ...' ve para tabağında '...' işaretlerinin ve internet sitesine ilişkin kullanımlarının markasal mahiyette olduğu, '...' ibaresini ayrı veya diğer ibarelerden büyük ve ön plana çıkarır vaziyette kullanımlarının davacı markalarına tecavüz oluşturduğu, davalının bu eylemi sonucu davacının SMK m.151/2-c uyarınca yoksun kaldığı kazancın 18.705,57 TL olduğu kanaatine varıldığı, SMK'nın 149/1-ç maddesi uyarınca, sınai mülkiyet hakkı sahibinin, tecavüzün tespit, önlenmesi ve maddi tazminat yanında manevi tazminat da talep edebilmekte olup, TBK'nın 58. maddesi göz önüne alınarak; somut olayın koşulları ve sonuçlarına göre 9.000 TL manevi tazminatın kabulü uygun görülmekle, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, davalının '...' ibaresini tek başına veya ön plana çıkarır şekilde kullanımının davacı markalarına tecavüz oluşturduğunun tespitine menine, davalıya ait https://... ve https://... URL adreslerine erişimin engellenmesine, 18.705,57 TL maddi tazminatın 9.000 TL manevi tazminatı ihtar tarihi 14/07/2020'den itibaren işleyecek olana ticari faizi davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminatın fazlaya ilişkin kısmının reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı tarafından, \"...Davacının maddi tazminattan bahsettiğini, ancak hangi seçimlik hakkını kullandığını açıklamadığını, hukukumuzda marka sahibinin bu seçimlik haklarından birini seçebileceğini, mahkemece davacıya yönelik seçimlik haklarından hangisini kullandığı konusunda net bir açıklama yaptırılmadığını, davacı daha sonra verdiği dilekçe ile yoksun kalınan kazanç iddiasını ileri sürdüğünü, ancak bu tazminat hesaplanırken objektif verilerden yola çıkılmadığını ve sadece farazi bir şekilde tazminat hesaplandığını, yapılmış bir lisans anlaşması bulunmadığını, herhangi bir emsal de gösterilmediğini, bulunmuş olsaydı bunların örnekseme yoluyla bilirkişiler tarafından değerlendirileceğini, davacının şirketinin değerinin ne olduğunun araştırılmadığını, o halde bu konuda tazminat hesabının hukuka aykırı şekilde hesaplandığını, davacı için manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, marka sahibinin işletmesinin dış dünyada yani ilgili piyasada sahip olduğu olumlu imajının sarsılması, tacir kimliğinin zedelenmesi gibi hallerde bunun gündeme gelebileceğini, ancak, davacının markasını kullandığı şehir ile kendi iş yerinin bulunduğu İzmir arasında yaklaşık 1500 km'lik bir uzaklık bulunduğunu, bu durumda, davacı marka sahibinin piyasada olumlu imajı var ise bunun sarsıldığına dair somut delillerin olması gerekip bu yönde dosyada hiçbir delil bulunmadığını, yine markanın basıldığı ürünün kötü yerlerde satışa arz edilmesi, düşük kaliteli malzemelerle üretimi gibi ortaya çıkan problemler sonucu markaya olan güvenin azalacağına ve marka sahibinin ticari itibarının zedeleneceğine dair dava dosyasında delil de bulunmadığını, aksine, iş yerinin şehrin en iyi bölgesinde, ürünlerini en iyi kalite malzemeler ile imal ederek, yöre halkının beğenisini kazandığını, davacının manevi tazminat davası konusunda hukuki yararı bulunmadığını, şirket ünvanını kullanmadan önce ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden araştırma yaptığını ve aynı konuda davacı markasının olduğuna dair bir bulgu elde edemediğini, kötü niyetli olmadığını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi/manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait olup davacının kullanımında bulunan markanın, davalı tarafın ticaret ünvanında, tabela ve levhalarında, işyerindeki mallar üzerinde ve internet sitesinde kullanılmış olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafın, tespit üzerine davacının marka hakkını öğrendiğini ve kullanımına son verdiğini, farklı şehirde olan davacının maddi ve manevi bir zararının doğmadığını savunduğu anlaşılmaktadır.<br>2-Mahkemece, mali müşavir bilirkişiden zarar hesabına dair kök ve ek rapor alındığı, kök rapora davacı tarafın eksik hesaplama yapıldığı gerekçesi ile itiraz ettiği, kök rapordaki tutara davalının itiraz etmediği, ek raporda hesaplanan maddi tazminatın artmış olup ek rapora da davalı tarafça itiraz edildiği anlaşılmıştır.<br>Davacı taraf, maddi tazminat istemi bakımından mahkemece kurulan ara kararlar doğrultusunda hangi yöntemi seçtiğine dair sunduğu 06.04.2021 tarihli dilekçede, yoksun kalınan kazancın tespiti bakımından öncelikle SMK 151/2-c(lisans sözleşmesine göre) maddesine göre hesap yapılmasını talep etiğini, bunun mümkün olmaması halinde ise 151/2-b yöntemine göre zararının hesaplanmasını talep ettiği, bilirkişi kök raporunda davacı tarafça bir lisans sözleşmesi sunulmadığından ve yapılan araştırmada da bu yönde bir örnek lisans sözleşmesi bulunamadığından, 151/2-b yöntemince hesap yapıldığı belirtilerek, 3.006,73-TL yoksun kalınan kazanç olduğunun belirtildiği, davacı tarafın itirazı üzerine alınan ek raporda ise bu defa 18.705,57-TL maddi tazminat istenebileceği yönünde görüş bildirildiği, ek raporda da yine lisans sözleşmesi ve emsal sözleşme bulunmadığının açıklandığı, devamında her iki tarafın net kazanç durumuna göre bir \"ortalama\" alındığı belirtilerek hesap yapılmak suretiyle 18.705,57-TL'ye ulaşıldığı görülmekle, bu hesaplama yöntemi doğru olmamıştır. Hükme esas alınan ek rapor soyut ve karmaşık ifadeler içerdiği gibi, hangi yöntemin ne surette esas alındığı da belirsiz olmakla, usulünce yapılmış, denetime elverişli bir hesaplamadan bahsedilemez. Mahkemece yapılması gereken iş; konusunda uzman marka ve mali müşavir bilirkişiden oluşan yeni bir bilirkişi heyeti eliyle (usuli müktesep haklar da gözetilerek) maddi tazminatın hesaplatılması olup, davacının talebi olan  SMK 151/2-c(lisans sözleşmesine göre) gerekli değerlendirmelerin bu uzman bilirkişi heyeti eliyle yapılması, somut olaya uygun süre ve içerikte bir emsal sözleşme bulunamaması halinde ise, davaya konu markanın niteliği ve ekonomik önemi de gözetilerek, TBK 50. madde uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminata hükmedilmesinden ibarettir. <br>3-Manevi tazminat bakımından yapılan değerlendirmede; ticari itibar ve haksız olarak markasının kullanılmış olması gözetildiğinde davacı şirket yararına manevi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>4-Kabule göre ise, mahkeme kararının gerekçesinde ek rapordan bahsedilmeyerek, gerekçede belirtilen rapor ile sonuç olarak kurulan hükümdeki tutar bakımından farklılık oluşturularak, mahkeme kararlarının açık ve anlaşılır olması gerekliliğine dikkat edilmemiş olması doğru olmamıştır. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalının istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/37 Esas - 2021/251 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Davalının SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 473,00 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  06/11/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aaa9f09fe7621086","SID":"88080a86676a7434"}}