{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/539 <br>KARAR NO: 2024/1523<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/65 <br>KARAR NO: 2023/772<br>KARAR TARİHİ: 28/11/2023<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 29/12/2020 tarihinde \"... Liderler Zirvesi 2021 Hizmet Sözleşmesi\" akdedildiğini, 05/03/2021 tarihinde Online Platformda düzenlenecek olan \"... Liderler Zirvesi\" için davacıya 164.125.00 TL + KDV hizmet bedeli ödenmesinin, Zirve Etkinliğinin 27/04/2021 tarih saat 10.00’da yapılmaya başlanmasının taraflarca kararlaştırıldığını, davalının Beyoğlu ... Noterliğinin 26/05/2021 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ile sözleşmede belirtilen hizmetlerin eksik sağlandığı gerekçesi ile sözleşmeye aykırı şekilde sözleşme bedelinde 58.705.50 TL (KDV dahil) kesinti yaptığını, öncelikle davalının kesinti yaptığı bedellere ilişkin hizmetlerin davacı tarafından eksiksiz olarak sağlandığını bu nedenle Rize Pazar ...Noterliğinin 07/06/2021 tarih ... yevmiye ihtarnamesinin keşide edilerek ihtarnamelerinde söz konusu iddiların gerçeği yansıtmaması nedeniyle bakiye 58.705.50 TL (KDV dahil) alacağın ödenmesinin ihtar edildiğini,  davalıya verilen hizmet ve emeğin karşılığı piyasa şartlarında sözleşme bedelinin çok daha üstünde iken sözleşme bedelinde kesinti yapılmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını, beyan ederek, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 29/12/2020 tarihinde ... Liderler Zirvesi 2021 Hizmet Sözleşmesi düzenlendiğini, imza altına alınan sözleşmede  davalının ünvanının Türk Girişim ve İş Dünyası Konfedarasyonu olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye karşın işbu davada Girişim Ve İş Dünyası Konfedarasyonu İktisadi İşletmesi adına husumet yöneltilerek dava açıldığını,  işbu davanın husumet ve dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davalı Dernekler Kanununa tabi Konfedarasyon olduğundan davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiğini, tarafların ... Liderler Zirvesi 2021 Hizmet Sözleşmesi kapsamında belirtilen hizmet karşılığında 164.125.00 TL + KDV üzerinden anlaştığını ancak davacının sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülük ve hizmetleri yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşme bedelinden haklı nedenlerle 58.706.50 TL (KDV dahil) kesinti yapıldığını belirterek, öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, aksi kanaatte ise açılan davanın esastan reddine, haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere  tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Dava; hizmet sözleşmesi nedeniyle alacağın tahsiline dair başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Davalı taraf hizmetin eksik ve ayıplı ifa edildiğini savunmuştur. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 4/1.bendinde nispi ticari dava, \"her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, TTK'nın 11.maddesi; \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. Somut dosyada ise; eldeki dava, mutlak ticari dava olmadığı gibi davacı tacir ise de, davalı federasyonlarına bağlı her bir dernekten oluşan TMK'nın Dernekler başlıklı ikinci bölümünde düzenlenen tacir sıfatı bulunmayan derneklerin üst kuruluşu niteliğinde dernek olduğundan davanın nispi ticari dava niteliğinin de olmadığı anlaşılmakla, bu durumda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığından, yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği (İstanbul BAM 45 HD. 27/12/2023 T. 2023/1196 E. 2023/1879 K.) kanaatine varılmakla Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, mahkememiz kararı kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Türk Girişim Ve İş Dünyası Konfederasyonu'nun Tüzüğünde 17.maddesinde iktisadi işletme kurabileceğinden bahsedildiğini, Türk Girişim Ve İş Dünyası Konfederasyonunun İstanbul Valiliğine verdiği 30/04/2023 sayılı 2022 yılı Dernek Beyannamesinde 7. Sayfasında yer alan \"Kuruluşunuza bağlı veya ortağı olduğunuz kâr amaçlı kuruluş var mı?\" kısmında \"evet\" yanıtı ve \"Girişim Ve İş Dünyası Konfederasyonu İktisadi İşletmesi\" bilgisinin yer aldığını, hukuki statüsünün ise \"iktisadi işletme\" olarak görüldüğünü, aynı vergi kimlik numarasında tek bir tüzel kişiliğe haiz olduğu \"Dönem Net Kârı veya Zararı\" bilgilerinin yer aldığını, TTK 16.maddesi uyarınca tacir olduğunu, dernek iktisadi işletmelerinin dernek tüzel kişiliğinden ayrı bir teşekkül hüviyeti bulunmayıp tüm faaliyetlerini, derneğin hükmi şahsiyeti altında yürüttüklerini, bu nedenle iktisadi işletmelerin tüzel kişiliği olmadığı gibi, tacir sıfatının derneğe ait olduğunu ve ticari faaliyetlerden derneğin sorumlu olduğunu, dernek tüzel kişiliğinin bizzat kendisinin tacir olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili  Türk Girişim Ve İş Dünyası Konfederasyonu ile davacı arasında 29/12/2020 tarihinde ... Liderler Zirvesi 2021 Hizmet Sözleşmesi düzenlendiğini, taraflar arasında imza altına alınan sözleşmede müvekkil şirket unvanı Türk Girişim Ve İş Dünyası Konfederasyonu olduğu belirtilerek imzalanıp kaşelendiğini, işbu davanın \"Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu İktisadi İşletmesi\" adına husumet yöneltilerek açıldığını, işbu nedenle davanın husumet  ve dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, bilirkişi raporu ile davacının müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığı sabit iken görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan şartlardır. Dava şartları gerçekleşmeden davanın esası incelenemez. Hakim dava şartı eksikliğini kendiliğinden dikkate alır, tarafların bu konuda talepte bulunmasına gerek yoktur. HMK'nın 114.maddesinde düzenlenen dava şartları mahkemeye, taraflara ve dava konusuna (müddeabihe) ilişkin olmak üzere, üçe ayrılır. Mahkemeye ilişkin dava şartları; \"yargı hakkı, yargı yolu, görev, kesin yetki\", taraflara ilişkin dava şartları; \"davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davayı takip yetkisi\", dava konusuna ilişkin dava şartları ise; \"davacı tarafından gider avansının yatırılması, teminat gösterilmesine ilişkin kararın yerine getirilmesi, kesin hüküm bulunmaması, hukuki yarar (menfaat) bulunması, davanın derdest olmaması\" olarak sıralanmaktadır. HMK'nın 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Mahkeme, hem davanın açıldığı tarihte hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanlarıyla bağlı değildir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; \"Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.\" hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.TTK'nın 4/1.maddesinde nispi ticari dava, \"her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava, ticari işletme kavramı ile tanımlanmıştır. TTK'nın 11.maddesi; \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Yine TTK'nın 16/1.maddesinde; \"Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.\" düzenlemesine yer verilmiştir. 4721 sayılı TMK'nın 56.maddesinde; dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olarak tanımlanmıştır. Yine Dernekler Kanunu'nda da \"Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını\" ifade ettiği belirtilmiştir. TMK'nın 96.maddesinde; federasyonların, kuruluş amaçları aynı olan en az beş derneğin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri suretiyle kurulduğu, TMK'nın 97.maddesinde ise konfederasyonların, kuruluş amaçları aynı olan en az üç federasyonun, amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri suretiyle kurulduğu, her konfederasyonun bir tüzüğünün bulunduğu, konfederasyonların kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin yerleşim yerinin en büyük mülki amirine verilmesiyle tüzel kişilik kazandığı düzenlenmiştir.İlgili yasal düzenlemeler uyarınca dernekler, kazanç paylaşma amacı dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelen gerçek veya tüzel kişilerin oluşturdukları, tüzel kişi topluluğu olup derneğinin amacın hukuka veya ahlaka aykırı olmaması gerekmektedir. Yani dernekler, kazanç sağlama amacı dışında daha çok manevi amaçlar için kurulurlar. Dernekler her ne kadar iktisadi bir amaçla kurulamayıp sadece manevi amaçlar için kurulabiliyor olsa da, bu manevi amaçlarını gerçekleştirmek üzere, bir ticari işletmeyi işletebilirler. Ancak bir derneğin işlettiği her türlü işletme, ticari işletme olmayabilir. Zira TTK'nın 11.maddesi uyarınca ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. Anılan koşulları sağlamayan dernek işletmesinin ise ticari işletme olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Koşulların sağlanması halinde ise tacir sayılacak olan derneğin işlettiği ticari işletme değil, bizatihi derneğin kendisi olacaktır. Yani dernekler, ticari işletme işlettikleri takdirde ve ticari işletmeleri ile ilgili konularda tacir sayılacaktır. Yine bu açıklamalar dernekler topluluğu olan federasyon ve federasyonlar topluluğu olan konfederasyonlar için de geçerlidir. Somut dosyada ise; eldeki dava, mutlak ticari dava olmadığından, davacı tacir ise de davalı konfederasyonun tacir sayılıp sayılmayacağının, yani davanın nispi ticari dava vasfı olup olmadığının yukarıda yer verilen açıklamalar, TTK'nın 11.maddesi ve TTK'nın 16.maddesi uyarınca tespit edilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yani davalı Türk Girişim Ve İş Dünyası Konfederasyonu'nun işletmesi olan Girişim Ve İş Dünyası Konfederasyonu İktisadi İşletmesi'nin ticari bir işletme olup olmadığı hususu araştırılmadan eksik inceleme neticesinde karar verildiğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. Davalı vekili her ne kadar davanın husumet ve dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, öncelikle görev dava şartının çözüme kavuşturulması, anılan itirazların ise görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri incelenmeksizin kararın yukarıda yer verilen gerekçelerle kaldırılmasına karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle; davalı konfederasyonun tacir olup olmadığı hususunda gerekli araştırma yapılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/65 E. 2023/772 K. sayılı 28/11/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,4-Davacı tarafça yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,7-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının ve karar harcının ilk derece mahkemesince iade edilmesine,8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92a2e0e0886a04b1","SID":"dbc61f62d6d22e18"}}