{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/857 <br>KARAR NO: 2024/1347<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2023/407<br>KARAR NO: 2024/243<br>KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>DAVA: Tazminat (Simsarlık ve Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar ile dava dışı ...'nun, davalı ...'in talebi üzerine \"...\" adı altında ...'e Türkiye'de yapacağı yatırımların araştırılması konusunda danışmanlık yaptıklarını, ... Grubunun vereceği hizmet karşılığında, ...'in yatırım potansiyeli olan şirketlerle tanıştırıldığı üç aylık dönem zarfında (Ekim-Kasım-Aralık 2007) aylık belli bir ücret ödemesi ile ... tarafından takdim edilen şirketlere yatırım yapması halinde ise söz konusu yatırımla ilgili olarak belli hakların tanınması hususunda anlaştıklarını, bu durumun ... Grubunu temsilen ...'nun, davalı ... ile yapmış olduğu e-posta yazışmaları ile de sabit olduğunu, Anlaşmaya göre ... Grubunun her bir yatırım özelinde yatırıma bağlı iki bağımsız hakka sahip olacağını, bunlardan birinin \"yatırım yapılan şirketin satın almaya konu payları toplamının %40'ına kadar pay satın alma hakkı (yatırıma katılma hakkı)\", diğerinin ise \"söz konusu payların daha sonra 3.kişilere satılması halinde, yatırım yapılan şirketin payları için ödenen pay bedeli ile masrafların elde edilecek gelirden düşüldükten sonra kalan kar tutarı üzerinden hesaplanacak kar payı hakkı (kardan pay alma hakkı)\" olduğunu, ... pay sahipleri ile akdedilen 9 Nisan 2008 tarihli pay alım sözleşmesine göre ...'in o dönemde % 33 oranında pay sahibi olduğu davalı ... (... yeni ismi ile ...) şirketinin, ...'nin sermayesinin %18,38'ini oluşturan 18.996 adet şirket payını 2.850.000 USD satış bedeli karşılığında satın aldığını, ... Grubunun ise, ... ile yaptığı yukarıda sözü edilen anlaşma çerçevesinde Nisan 2008'deki yatırım kapsamında sahip oldukları haklardan ilki olan lehlerine oluşmuş %40'a kadar yatırıma katılma haklarını kullanarak ... sermayesinin % 1,62'sini oluşturan 1.674 adet payı 250.000 USD satış bedeli karşılığında satın alarak ...'nin pay sahibi sıfatını kazandıklarını, böylelikle taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak ...'nin toplam %20'lik paylarının satışıyla ilgili 9 Nisan 2008 tarihli toplam 3.100.000 USD'lik yatırım işleminin, 2.850.000 USD'sinin ...'in pay sahibi olduğu EFF1 ve 250.000 USD'sinin ise ... tarafından ödenmek suretiyle gerçekleştirildiğini, ikinci hakları olan  kardan pay alma hakları kapsamında ise davalı ...'in payları ileride satması halinde kullanabilecekleri kardan pay alma hakkı karşılığında sabit ve peşin bir bedel ödemeyi teklif etmesi ve kendileri tarafından verilen revize teklifin karşı tarafça kabul edilmesi neticesinde davalı EFF1 tarafından 2008 yılı Nisan ayı içerisinde 150.000 USD tutarında ödeme yapıldığını, yine aylık danışmanlık ücret bedelleri toplamı karşılığında 10.000 Euro'nun EFF1 tarafından ... Grubuna ödendiğini, Bu gelişmelerden sonra ...'nun talebi ile diğer farklı işleri çerçevesinde kurdukları limited şirket ve sair iş ortaklıklarını sonlandırdıklarını, ayrıca müvekkillerinin dava dışı ...'nun bu dava konusu işlerle ilgili adi ortaklık payının tamamını eşit oran bazında 16 Mayıs 2008 tarihi itibarıyla devralarak adi ortaklığı eşit oranlarda devam ettirdiklerini, bu durumun ise ... tarafından ...'e yazılı olarak bildirildiğini, 2015 yılında ...'nin kurucusu ve en büyük pay sahibi ayrıca o dönemdeki CEO'su olan ... tarafından tüm payların ... şirketine satılması istendiği belirtilerek bu konuda gerekli tüm hazırlıkların yapıldığını, pay sahiplerinden imza alınmış olmasına rağmen bu satışın son anda iptal edildiğini, ...'ın satış işleminin ... tarafından oyalanmak suretiyle son anda iptal edildiğini bildirdiğini, ... Internet satışının iptal edilmesinin ardından kısa bir süre sonra bu defa ... paylarının tamamının 575 milyon Amerikan Doları karşılığında ... şirketine satıldığını, müvekkillerinin de bu satış işlemini detaylı bir inceleme yapmaksızın vekilleri aracılığı ile imzaladıklarını ve ...'in de bu satış işlemi neticesinde ... yatırımını sonlandırdığını düşündüklerini, 4 Mayıs 2015 tarihli ... yatırım işleminin ertesi günü 5 Mayıs 2015 tarihinde ...'in ... Internet CEO'su sıfatıyla yaptığı \"... Internet Şirketi, 2014 Yılı Sonuçları, 2014 Yıllık Sunumu\" adlı sunumun incelenmesi neticesinde ise 2014 senesinde hem davalı ...'in tüm şirket paylarının hem de ...ndeki % 11,36'lık paylarının tümünün ... Internete devrolduğunu, 2015 yılındaki ilk ... Sepeti pay alımı denemesi arkasında ...'in bulunduğunu, Bu ilk denemeden çok kısa bir süre sonra gerçekleşen 4 Mayıs 2015 tarihli söz konusu satış işleminin, Nisan 2008'deki ilk yatırım işleminde olduğu gibi yine ... ve kardeşlerinin birlikte kontrolünde bulunan bir şirket olan ve artık bu tarih itibariyle davalı ...'in de %100'üne sahip olan ... Internet şirketinin %44 pay oranıyla en büyük pay sahibi olduğu ... tarafından yapılmasının yanısıra ... İnternet'in ...'daki %30'luk (sonrasında 30 Haziran 2015 itibarıyla yaklaşık %44'e varacak olan) ortaklık payını 4 Mayıs 2015 tarihli ikinci ... pay satışından sadece 3 ay önce 6 Şubat 2015 tarihinde iktisap ettiğini, esasında ...'nun ... alımında kullandığı finansmanın bu iktisaplar karşılığında Şubat 2015'den Haziran 2015'e kadar ...'in ... Internet üzerinden ...'ya yaptığı yaklaşık 760 milyon Euro'yu aşan nakit ödemeler içinden sağlandığı, 4 Mayıs 2015'te ...nde %100'lük pay sahipliği sağlayan bu ikinci yatırım işleminin, 9 Nisan 2008 tarihinde davalı ... açısından ...'ne yapılan ilk yatırımın devamı ve ...'in Haziran 2015'de Berlin'deki NOAH konferansındaki ifadesiyle \"500 milyon Amerikan Doları'ndan daha fazla tutarda çok çok büyük tamamlayıcı\" ikinci aşaması niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, Müvekkillerinin ... paylarının 4 Mayıs 2015 tarihli pay satış sözleşmesi kapsamında ...'ya satılıp devredilmesi kapsamında davalı ... ve diğer ... pay sahiplerine verdikleri söz doğrultusunda hareket ederek satış sözleşmesini hiçbir ek değerlendirme ve müzakereye girmeksizin vekilleri vasıtasıyla imzalarken ve paylarını böylelikle diğer ... pay sahipleriyle birlikte ...'ya devrederken, söz konusu payları 589 milyon USD'ye devralan söz konusu yabancı menşeli şirketin bu yatırım bağlamında en büyük menfaat sahipleri olarak ... tarafından yönlendirildiğini, söz konusu ikinci yatırım işlemi kapsamında ... payları için ... tarafından kullanılan fonların aynı süreçte ...'ya ... İnternet tarafından aktarıldığını, dolayısıyla ...'ne ... üzerinden yapılan ikinci yatırım işlemindeki finansmanın arka planda ... İnternet tarafından gerçekleştirildiğini, nihayetinde söz konusu ikinci yatırımın arkasındaki ismin de esasen ... olduğunu bilmeksizin hareket ettiklerini, böylelikle anlaşma kapsamında söz konusu son yatırımdan doğan Yatırıma Bağlı Haklarını kullanmaktan bilinçli surette mahrum bırakıldıklarını tespit etmeleri üzerine ...'e bu durumun bildirildiğini ancak anlaşmazlık sulhen çözülemediğinden eldeki davanın açıldığını, ...'in ikinci ... yatırımını ... üzerinden gerçekleştirerek bilinçli şekilde davacıların elinden %40'a kadar yatırıma katılma hakkını aldığını, davalıların tamamının aralarında organik bağ ve menfaat birliği bulunduğunu, tek bir şirket gibi hareket ettiklerini, bu nedenle müvekkillerinin uğradığı zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek, müvekkillerinin ... şirketinden %40 oranında pay sahibi olma imkanını hukuka aykırı şekilde elinden alınması sebebiyle uğramış oldukları zararların tazmini için tazminat tutarı davacılar tarafından tam ve kesin olarak tespit edilemediğinden HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlike davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalılar ... ve ... cevap dilekçelerinde özetle; ...'nun online yemek siparişi hizmeti sunulması konusunda dünya çapında lider şirketlerden biri olup Türkiye'de yatırım yapma amacıyla Aralık 2014'te ... hisselerinin satın alınmasına ilişkin ilk görüşmeleri başlattığını, ...'nun ...ne yatırımının tamamen bağımsız bir yatırım olduğunu, ... ve ... Internet birbirinden bağımsız hatta rakip şirketler olduğunu, ...'in ...'da hiçbir yetki sahibi olmadığını, ... tarafından ... hisselerinin satın alınması sürecinde ... genel müdürü ... tarafından temsil edildiğini, ...'nun Mayıs 2015'te ... hisselerinin % 88'ini devraldığını, davacıların da bu kapsamda hisselerini ...ya satarak devrettiğini,  Nisan-Mayıs 2015 tarihinde ..., ... hisselerinin %100 sahibi haline geldikten sonra bu hisselerini Lüksemburgda yerleşik olan ... devrettiğini, ...'nun ... görüşmelerine ilk başladığı tarih olan Aralık 2014'te diğer davalıların hiçbirinin ...'da ortak olarak bulunmadığını, Şubat 2015 tarihi itibariyle ise ...'nın ...'da % 37,1 oranında azınlık hissedarı olduğunu, ...'nun ana rakiplerinden ... isimli şirketin çoğunluk hissedarı olduğundan menfaat çatışmasını önlemek adına ...'in ...'daki oy hakkının % 30 ile sınırlandırıldığını, ... adlı şirket, diğer davalı ...'in yavru şirketi olduğunu, ...'nun diğer ortaklarının hiçbirinin ise diğer davalılar ... Internet, ... veya ... ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, ... görüşmelerinin yapıldığı esnada ...'nun şirket genel kurul yetkilerinin şirket istişare kurulu tarafından yerine getirildiğini ve şirket devralması gibi önemli kararlar için istişare kurulunun onayının gerekeceğini, ..., diğer davalılar ..., ... veya ... Internet ise bu kurula üye belirleme yetkisini hiçbir zaman sahip olmadıklarını ve kurulun karar almasında da herhangi bir rolleri bulunmadığını, davacılar ile ... ve ... arasında hiçbir ilişki bulunmadığını, ..., ... hisselerini satın aldığı süreçte ... ve davacılar arasındaki bir anlaşmadan haberdar bile olmadıklarını, ...'nun ... hisselerini devralma sürecinde davacıların hiçbir rolü olmadığını, usule ilişkin olarak işbu davanın görüldüğü davada mahkemenin yetkisiz olduğunu, dava yabancılık unsuru taşıdığından yetki kurallarının MÖHUK uyarınca belirlenmesi ve ... ve ... yurtdışında yerleşik olduklarından Türkiye de yetkili bir mahkeme bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, belirsiz alacak davası açmanın şartları bulunmadığını, anlaşmaya aykırılık iddiası ile açılmış davada davacılarla arasında hiçbir sözleşme bulunmayan ... ve ...'a husumet yöneltilmesinin mümkün olmayacağını, ...'nun ... hisselerini yetkili organlarının kararıyla ve kendi organları aracılığıyla kendi yatırım planları çerçevesinde devraldığını, yatırımı aslında ... ve/veya ...ocket Internetin yaptığı yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, ... ve ... Internet'in 4 Mayıs 2015 tarihli hisse devir sözleşmesinin tarafı olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmişlerdir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk mahkemeleri yargı yetkisini haiz olmadığı için işbu dava öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, ... Internet'in Almanya'da mukim halka açık bir internet yatırım şirketi olduğunu,  bu şirketin her yatırım ve her hisse alım bilgilerinin kamuya duyurulduğunu, 2014 yılının sonlarına doğru ... Internet CEO'su ... ve ... CEO'su ... arasında gerçekleşen e-posta yazışmalarının ardından hisse satışına yönelik pazarlıkların başladığını ancak ... Internet'in ... şirketinde yaptığı hukuki ve mali incelemeler ışığında rekabet hukuku açısından sorun doğurabilecek bazı durumlar, döviz kurundaki dalgalanmalar gibi sorunlar nedeniyle ...'ne yatırım yapmanın riskli olacağına karar vererek hisselerini almaktan vazgeçtiğini, ... Internet'in ...'ni satın almaktan vazgeçmesindeki tek amacın davacıları işbu dava ile ileri sürdükleri haklarından mahrum bırakmak olduğu yönündeki iddiların asılsız ve dayanaktan yoksun olduğunu,  ... Internet CEO'su ...'in pazarlama stratejisi olarak yaptığı bir power point sunumunda kullanılan birtakım ifadelerin davacıların tek dayanağı olmasının işbu davanın ciddiyetsizliğini ortaya koyduğunu, ...'nun hisse alımına yönelik pazarlık veya müzakerelerini ... Internet'ten tamamen ayrı bir şekilde yürüttüğünü, uyuşmazlık konusu dönemde ...da yalnızca azınlık bir pay sahibi konumunda olduğunu, yönetim veya denetim kuruluna aday gösterme hakkına dahi sahip olmadığını, ...'ya yapılan satışın ... Internet tarafından yönlendirildiği ya da ... Internet'in sağladığı finansman ile gerçekleştirildiği iddialarının asılsız olduğunu, belirsiz alacak davasının şartlarını oluşmadığını, davacıların taraf ehliyetinin bulunmadığını, davacılar ile ... Internet arasında sözleşmesel bir ilişkinin bulunmadığını, davacıların alacaklarına ilişkin iddiaları ... ile aralarındaki iddia edilen ortaklığa dayandığını ve davacıların ilişkiyi ispat edemediğini ve ... Internet'in böyle bir ilişkiden haberdar edilmediğini, davacılar ve ... arasında bir adi ortaklık ilişkisi olsa dahi bu durum ...'nun taraf olduğu her sözleşmeye davacıların da kendiliğinden taraf olacağı anlamına gelmeyeceğini, davacılar ve ... arasında bir adi ortaklık mevcut olduysa bile bu adi ortaklığın ...'nun ortaklıktan ayrılmasıyla son bulduğunu, davacıların LinkedIn platformu üzerinde kendileri tarafından hazırlanan şahsi özgeçmişlerinde davanın açıldığı tarihte adi ortaklık ilişkisinin temeli Mondusun var olmadığını ikrar ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların taraf olmadıkları bir kurgusal sözleşmeye dayanarak hak iddiasında bulunduklarını, davacıların davaya dayanak olarak gösterdikleri görüşmelerin ilgili dönemde ... nin müdürü olan ve ... adına hareket eden ... ile ... arasında gerçekleştiğini, davacıların ... ve ... arasında gerçekleşen görüşmelere dahil olmadıklarını, ...'nın kendi adına hareket ettiğini, davacılar ile birlikte veya bir grup / adi ortaklık hesabına hareket etmediğini, ...'in hiçbir hukuki işleme kendi adına taraf olmadığını bu nedenle kendisine karşı husumet yöneltilemeyeceğini, tüm davalı taraflar yurtdışında mukim şirketler olup Türk mahkemelerinin bu uyuşmazlık bakımından yetkisi bulunmadığını, davacıların belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, ... yazılı beyanında davacıları sadece 2008 yılında kendisiyle beraber yatırım yapmaları için davet ettiğini belirttiğini, davacıların iddialarının dayanağı olarak bir sözleşme dahi sunamadıklarını, 2008 yılında da davacılara yapılan bir ödeme veya verilen bir hak olmadığını, ...na bir defaya mahsus olmak üzere 150.000 USD tutarında ödeme yaptığını ve ...ne ... ile birlikte 250.000 USD tutarında yatırım yapma imkanı verildiğini,  2007 yılının son çeyreği boyunca ... tarafından ...ye önerilmiş diğer yatırım imkanlarına ilişkin danışmanlık hizmetleri karşılığında da ... tarafından ...'na 10.000 Euro tutarında ödeme yapıldığını, ...'nun ... ile profesyonel ilişkisinin 2008 yılında sona erdiğini ve davacılara bu ilişkiye ilişkin hiçbir hak devretmediğini, davacılar ile ... ve ... arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, ...'nin ... tarafından satın alınmasının ...'nin  2008 yılında yaptığı yatırımdan tamamen bağımsız bir işlem olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2019 tarihli 2017/348 E. 2019/1071 K. sayılı kararı ile; \"...Dava dışı ... hisselerinin bir kısmı 2007-2008 yıllarında ... aracılığıyla ...'ye satışı yapılmış, sonrasında 2012 yılında ...'e %36,5 veya %40 civarında satış yapılmış, devamında 2014 yılında ... İnternet için ... ile görüşme yapılmış, ancak anlaşma sağlanamamış ve en son 2015 yılında bütün hisseler ...'ya satılmıştır. Davacılar ve dava dışı ...'dan oluşan üç kişilik bir âdi ortaklık ile Davalı ... arasında danışmanlık- simsarlık ve yatırıma katılma ilişkilerini içeren  bir karma sözleşme kurulduğu, sözleşmenin adi ortaklık tarafında ...'nun geçerli şekilde adi ortaklık payını davacılar'a devrederek ortaklıktan çıktığı ve böylece ... ile sözleşme ilişkisinin sadece davacılar taraf olarak devam ettiği, davacıların ... Internet ve ... satış süreçlerindeki tutum ve aldıkları kararlar değerlendirildiğinde, yatırıma katılma haklarını kullanabilecekken ve özellikle ... satışında davacıların ...'nun ortaklık yapısını -... Internet'in pay sahipliğini- bildikleri bu hususu aralarında mail ile paylaştıkları ve yatırıma katılma hakkının daha karlı olacağı, ancak davacılarca bu hakkın kullanılmadığı da gözetilerek, ve ayrıca davacıları ortağı olan dava dışı ...'nun anlaşmanın bir defaya mahsus olduğuna ilişkin tutarlı ve mahkememizce de bu bağlamda hükme esas alınmaya elverişli bulunan beyanları da dikkate alındığında) davaya konu anlaşmanın bir defaya mahsus bir işlemi kapsadığı, bu doğrultuda 2008 yılında ...'ye yapılan satışta, davacıların anlaşma'dan kaynaklı \"Yatırıma Katılım Hakkı\" çerçevesinde ... A.Ş.'de adi ortaklık sözleşmesine uygun olarak ... ile aynı miktarda ödeme ile eşit oranda (1/3'er) pay oranında pay sahibi oldukları, anlaşma kapsamında söz konusu ödemeyi adi ortaklık adına kabul eden ... söz konusu ödemenin 2/3'ü tutarındaki miktarı (toplam 108.500.- ABD Doları) ortaklık anlaşmalarına uygun şekilde davacılara aktardığı ve taraflar arasındaki anlaşmanın sona erdiği kanaatine varılmış olup, 2008 yılındaki satış sonrasına ilişkin işlemler sebebiyle dava konusu edilen iddia ve beyanlar ile davalı taraf savunmalarının değerlendirilmesine gerek olmadığı...\" gerekçesiyle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 10/05/2023 tarihli 2020/1937 E. 2023/754 K. sayılı kararı ile; \"...Dava, simsarlık ve danışmanlık sözleşmelerini içeren karma sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.Danışmanlık sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen atipik/isimsiz bir sözleşmedir ve danışmanın belli bir ücret karşılığında, danışmanlığının talep edildiği konularda gerekli bilgiyi sağlayarak bunları yorumlamayı, danışanın karşılaştığı sorunları teşhis ederek amaca en iyi ve en uygun çözüm önerilerini hazırlamayı, sunduğu çözüm önerilerinin uygulanmasını, bazen denetimini veya uzmanlığının gerektirdiği çeşitli hizmet edimlerinde bulunmayı üstlendiği sözleşmeler olarak tarif edilebilir.Simsarlık sözleşmesi ise Türk Borçlar Kanunu'nun 520 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 520.maddesine göre simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmeler olarak tanımlanmıştır. Davacılar gerçek şahıs olup, tacir olup olmadıkları araştırılmamıştır. Öncelikle bu hususta araştırma yapılarak davacıların tacir olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu nedenle, davacıların varsa ticaret sicil kayıtlarının getirilmesi, yoksa bağlı oldukları vergi dairelerinden hangi usulde defter tuttuklarının sorulması, vergi kayıtları getirtilerek yukarıda yapılan açıklamalar ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 nci maddesinde belirtilen hususlar (defter tutma ve sınıf değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliğleri ile her yıl için ayrı ayrı belirlenen sınırlar) dikkate alınarak esnaf sınırını aşan ticari işletme sahibi olup olmadıkları ve tacir olarak kabul edilip edilmeyecekleri gerekirse bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmelidir. Zira davacıların tacir ve ticari işletme sahibi olmadıklarının belirlenmesi halinde, simsarlık sözleşmesinin TBK 520.vd maddelerinde düzenlenmiş ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması yine danışmanlık sözleşmesinin ise TBK'da yada TTK'da özel olarak düzenlenmemiş hizmet niteliğinde bir sözleşme olup TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle, mahkemece görev hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacıların tacir veya ticari işletme sahibi olduğunun belirlenmesi halinde nispi ticari dava gündeme gelebilecek ise de, bu şartları taşımadıkları takdirde eldeki dava nispi ve mutlak ticari dava niteliğinde olmayacağından, bu durumda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olacağı nazara alınmalıdır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece gerekli araştırma yapılarak öncelikle dava şartı niteliğinde olan görev hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden, taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi nazara alınarak istinaf istemlerinin kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına...\" karar verilmiştir. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2024 tarihli 2023/407 E. 2024/243 K. sayılı kararı; \"...eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Yapılan araştırma, cevabi yazılardan davacıların tacir olmadıkları esnaf kaydının da bulunmadığının tespit edilidiği, her ne kadar davacılar şirket ortaklıkları bulunmuş ise de; davacıların  şirket ortağı olmalarının tek başına davacıların tacir olmasını sağlamayacağı yapılan tüm araştırmalarda davacıların tacir olmadığı görüldüğünden davacının davasının görevsizlik nedeniyle reddine dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemeine gönderilmesine karar verilmiştir.\" gerekçesiyle,\"1-6100 sayılı HMK'nun 114/1-ç. ve 115/2. maddeleri uyarınca, Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle, davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik incelemeyle hukuka aykırı olarak görevsizlik kararı verildiğini, kısa kararında ve sonra gerekçeli kararında \"mahkemenin yetkisizliği\" ifadesini kullanmış ve kesin yetkiye ilişkin dava şartını düzenleyen HMK'nın m. 114/1/c hükmüne atıf yapıldığını ayrıca kaldırma kararı uyarınca mahkemece gerekli araştırma yapılmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, gerekçeli kararda kaldırma kararının ardından sunmuş oldukları beyanlarının değerlendirilmediğini, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, anonim şirket payları ve payların devrinin TTK'da düzenlendiğini, davacılar huzurdaki davada ...'nin paylarını devralmak suretiyle pay sahibi olma haklarının ihlal edildiği ileri sürdüklerinden huzurdaki davanın mutlak ticari dava olduğunu, davacılar huzurdaki davada, anonim şirket paylarına ilişkin tazminat iddialarının yanında, TTK m. 54 vd. hükümler ile düzenlenmiş haksız rekabet hükümlerine dayandıklarından işbu davanın mutlak ticari dava olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece gerekli araştırma yapılmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, davacıların sunmuş oldukları dilekçeleri ile ticari faaliyete ilişkin beyanlarının açıkça tacir olduklarını gösterdiğini, dava konusu miktarın esnaf işletmesinin çok üzerinde olduğunu, davacıların banka kayıtları ve gelirlerinin araştırılması ve tacir olup olmadığının bu çerçevede tespit edilmesi gerekirken gerekli inceleme yapılmadığını, TTK m. 54 vd. hükümler ile düzenlenmiş haksız rekabet hükümlerine dayandıklarından işbu davanın mutlak ticari dava olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece gerekli araştırma yapılmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, davacıların sunmuş oldukları dilekçeleri ile ticari faaliyete ilişkin beyanlarının açıkça tacir olduklarını gösterdiğini, dava konusu miktarın esnaf işletmesinin çok üzerinde olduğunu, davacıların banka kayıtları ve gelirlerinin araştırılması ve tacir olup olmadığının bu çerçevede tespit edilmesi gerekirken gerekli inceleme yapılmadığını, davacının müvekkili yönünden TTK m. 54 vd. hükümler ile düzenlenmiş haksız rekabet hükümlerine dayandıklarından işbu davanın mutlak ticari dava olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, simsarlık ve danışmanlık sözleşmelerini içeren karma sözleşmeden kaynaklanmaktadır.Dairemizin kaldırma kararında da açıkladığı üzere görev hususu kamu düzenine ilişkin olup re'sen nazara alınması gerekmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; \"Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.\" hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.Davacılar vekili; müvekkillerinin ... şirketinden %40 oranında pay sahibi olma imkanının hukuka aykırı şekilde elinden alınması sebebiyle uğramış oldukları zararların tazmini istemiyle, haksız fiil hükümlerine dayalı olarak eldeki davayı açtığını beyan etmiştir.Yine dava ve cevaba cevap dilekçelerinde her ne kadar TTK 56.maddesine dayandıklarına dair davacılar vekilinin bir beyanı mevcut değil ise de, tahkikat aşamasında 27/09/2019 tarihli dilekçelerinde \"... dışındaki diğer dav davalı ... ile işbirliği içinde ve eşgüdümlü şekilde hareket ederek davacı müvekkillerimizin yatırıma katılma hakkını kullanmasına hukuka, ahlaka ve dürüstlük kurallarına aykırı fiil ve işlemleriyle engel olmuşlardır. bu sebeple TBK m 49/2 ve TTK m. 56 hükmü uyarınca müvekkillerin zararlarını müteselsilen tazminle yükümlüdürler.\" şeklinde beyanı ile TTK 56.maddesine dayandığını ifade etmiştir.Dairemizin kaldırma kararında da açıklandığı üzere mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesi uyarınca TTK'dan kaynaklanan davalar mutlak ticari davadır. Davacılar vekilinin söz konusu dilekçesinde mutlak ticari dava niteliğinde olan TTK 56.maddesindeki haksız rekabet hükümlerine dayanıldığını beyan etmesi karşısında, söz konusu beyanın değerlendirilmesi ise Asliye Ticaret Mahkemesinin görevindedir. Diğer bir husus ise davacıların, pay alım hakkından kaynaklı olarak işbu davayı açmış olmasıdır. Her ne kadar kaldırma kararında \"davacıların tacir ve ticari işletme sahibi olmadıklarının belirlenmesi halinde, simsarlık sözleşmesinin TBK 520.vd maddelerinde düzenlenmiş ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması yine danışmanlık sözleşmesinin ise TBK'da yada TTK'da özel olarak düzenlenmemiş hizmet niteliğinde bir sözleşme olup TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle, mahkemece görev hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.\" tespitine yer verilmiş ise de, dava konusu tazminat isteminin dayanağı yatırıma katılma payından kaynaklandığı, davacıların ...nde hisse sahibi olma hakları dava konusu edildiğinden, söz konusu iddianın yani davacıların pay sahibi olma hakları olup olmadığının, TTK hükümleri gereği Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Kabule göre değerlendirildiğinde ise; ilk derece mahkemesi kararı, Dairemizce yapılan inceleme neticesinde görev yönünden kaldırılmıştır. Mahkemece bu hususta bir kısım incelemeler yapılmış ise de kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında \"1-6100 sayılı HMK'nun 114/1-ç. ve 115/2. maddeleri uyarınca, Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-6100 sayılı HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine\" karar verilmiştir. Gerekçe kısmında ise görev yönünden değerlendirme yapılmıştır. Mahkemece hüküm kısmında yetkisizlik kararı verilmesi, gerekçe kısmında ise görev yönünden değerlendirme yapılmış olması karşısında, hüküm ve gerekçe arasında açık çelişkili oluşturulduğu anlaşılmakla, HMK 297.maddesi aykırıdır. Açıklanan nedenlerle; davalılar ... ve ... vekilinin, davalılar ... ve ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile  kararın HMK'nın 353/1.a.3 bendi uyarınca kaldırılmasına dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalılar ... ve ... vekilinin, davalılar ... ve ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun AYRI AYRI KABULÜ ile İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemenin 2023/407 E. 2024/243 K. sayılı 21/03/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 3-Taraflarca ayrı ayrı  yatırılan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye irat kaydına, Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince ayrı ayrı iadesine,4-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3 ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f4c81813a5dd5c7","SID":"1df5c333e799431c"}}