{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/885 Esas<br>KARAR NO: 2024/1333<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 20/04/2021<br>NUMARASI: 2017/1387 Esas, 2021/522 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 14/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı şirkete forklift kiralama ve servis hizmeti verdiğini, bu kapsamda faturalar düzenlendiğini, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının icra takibinden sonra 18.393,84-TL ödeme yaptığını, bu hususun davalı ile müvekkili arasındaki cari hesaba dayalı ticari ilişkinin ispatı olduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;  müvekkili ile davacı arasında cari hesap ilişkisi bulunmadığını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığı halde takip dayanağı olarak cari hesabın gösterildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının açık hesap alacağı olduğu düşünülse bile sözleşmeye aykırı olarak fahiş fiyat üzerinden ve hiç olmayan işler üzerinden fatura düzenlendiğini, taraflar arasında bir alacak borç ilişkisi olduğu düşünülse bile bir kısım işlerin hiç yapılmadığını, bir kısım işlerin de ayıplı olarak yapıldığını, davacının kendisine verilen vadeleri beklemeden, faturalara ilişkin mutabakata varılmadan icra takibi başlatıldığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince;  davanın  cari hesaptan doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalı tarafın borcu kabul etmediği, davacı tarafın cari hesap ilişkisinde düzenlenen tüm faturalara konu hizmeti davalıya sunduğunu ispat etmesi gerektiği, davacının ticari defterlerine göre 41.098,81 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ise belirlenen inceleme günü ticari defterlerini sunmadığı, ancak bir tarafın ticari defterlerinin ibrazının istenebilmesi ve talep edilmesine rağmen ticari defterlerin ibraz edilmemesinin defter sahibinin aleyhine sonuç doğurmasının, ancak karşı tarafın münhasır delil olarak buna dayanmasına bağlı olduğu(Emsal: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12/10/2016 tarihli 2014/11-1159 E., 2016/967 K. sayılı kararı), davacının ise davalının ticari defterlerine münhasır delil olarak dayanmadığı, cari hesap alacağını oluşturan faturaların forklift kira bedeline ve servis hizmetine ilişkin olduğu, dosyaya sunulan irsaliyeli faturaların teslim alan kısmında isim ve imza olmadığı, dosyaya sunulan servis formlarının okunaksız olduğu, davacı vekiline servis formlarının okunaklı suretlerini ve servis formlarına ilişkin düzenlenen faturaları sunması için kesin süre verilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; delil listesinde dayandıkları tüm delillerin süresi içinde ibraz edildiğini, dosyada bilirkişi incelemesi yapıldığını, davalının defterlerini ibraz etmekten imtina ettiğini, tüm sunulan defter ve belgeler incelenerek alacaklarının haklılığı ve miktarının bilirkişi tarafından ortaya koyulduğunu, dosyanın esasının 2017 yılı olmakla yargılamanın uzun sürmesinin müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, 25.03.2021 tarihli celsede iki ayrı ara karar ile taraflarına esasen daha önce sunulmuş ve bu şekilde rapor alınmış evrakların yeniden sunulmasının istenildiğini, dosyanın karar aşamasına gelmesine ve bilirkişi raporu ile alacaklarının sabit olmasına rağmen tüm irsaliyeli faturaların yeniden sunulduğunu, servis formlarının da dosya içinde olmasına rağmen ve bilirkişi tarafından tespit edilmesine rağmen yeniden sunulmadığı gerekçesi ile davanın ispatlanamadığına karar verildiğini,bu kararın açıkça kötüniyetli tarafı koruduğunu, taraflarına verilen süre içinde sunulan delilin okunmadığı iddiası ile diğer tüm delillerin yok sayılması suretiyle davanın reddine karar verilmesinin kabil edilemeyeceğini, ayrıca ara kararın yerine getirilerek tüm irsaliyeli faturaların yeniden dosyaya ibraz edildiğini, Mahkemenin bilirkişi raporunu yok saydığını,  delil listesinde tanık deliline de dayandıklarını; Mahkemenin davayı yazılı delille ispat edilemediğini düşünüyor ise tanık dinlenmesine karar verebilecekken eksik inceleme ile davanın reddine karar verdiğini, davalı ile ticari ilişkinin sabit olduğunu, davalının takipten sonra davadan önce ödeme yaptığını, bu hususun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, Mahkemenin, dosyada lehe olan raporun açıklanması ve tespit edilen hususların ne şekilde tespit edildiğinin bildirilmesi için ek rapor almak yerine davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 59.492,65-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde  41.098,81-TL harca esas değer üzerinden işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 11.07.2019 tarihli raporda; davacı şirketin 2017 ve 2018 yılları ticari defterlerinin açılış  ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içinde yapıldığı, defterler üzerinde herhangi bir silinti, kazıntı, karalama tespit edilmediğini, sahibi lehine kesin delil niteliği vasfına sahip olup olmadığının nihai takdirinin Mahkemede olduğunu, taraflar arasında herhangi bir sözleşme olmadığı, davacının davalıya verdiği hizmetlerin forklift kiralaması ve servis hizmeti olmak üzere iki ana başlıkta toplandığını, davacının verilen servis hizmetleri için dava dosyasına 27 adet servis raporu sunduğunu, forklifk kiralaması için 5 adet taşıma irsaliyesi sunduğunu, davalının, yazılı ve sözlü inceleme taleplerine cevap vermediği, ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, bu nedenle davalırır ticari defterlerinin incelenemediği, davacının davalıdan 41.098,81-TL alacaklı olduğu, bu tutarın 31.12.2018 tarihli ... nolu kapanış yevmiye maddesinde kayıtlı olduğu bildirilmiştir.Mahkemenin 16/04/2019 tarihli celsesinde, ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına, davalı defterleri bakımından bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir.  Davalı vekili 19.04.2019 tarihli dilekçesi ile müvekkili şirketin defterlerinin bulunduğu adresi bildirilerek Mahkemece oluşturulan ara karar gereğince yerinde inceleme yapılmasını talebinde bulunmuştur. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundan, davalının bilirkişinin yazılı ve sözlü inceleme taleplerine cevap vermediği ve ticari defterlerini incelemeye sunmadığından davalının defterlerinin incelenemediği  anlaşılmıştır.\"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil  olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...\" (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Bununla birlikte, Yargıtay 15.H.D. 2016/2310 Esas, 2017/2537 Karar sayılı kararında;\".. ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.\" denilerek ticari defterlerin kesin delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken ispatlanamadığından bahisle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir.  Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’ nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. (Yargıtay HGK'nın  2017/19-1634 Esas,  2018/633 Karar sayılı kararı) Somut olayda taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmayıp,  davacı da takipte ticari defterlerinde yer alan bakiye alacağına dayanarak takip başlatmış ve takibin dayanağı olarak her ne kadar cari hesap  alacağı olarak göstermiş ise de davacının ticari defterlerindeki kayıtlara göre ticari ilişkinin açık hesap şeklinde devam ettiği anlaşılmıştır. Davacının incelenen defterlerine göre, davalı tarafından takip tarihinden önce ve sonrasında kısmi ödemelerin yapıldığı anlaşılmıştır. Davalının defterlerini bilirkişi incelemesine sunmadığı ve ibrazdan kaçınmış sayıldığı dikkate alındığında, açık hesap ilişkisinde  yaptığı kısmi ödemeler ile ödeme tarihinden önceki faturaların benimsendiği sonucuna varılarak, davalının faturalarda belirtilen miktarların piyasa rayicinin üzerinde olduğuna yönelik savunması yerinde görülmemiştir. Ayrıca, davalı vekili cevap dilekçesi ile, hizmetin eksik ve ayıplı verildiğini ileri sürmüş ise de, tacir olan davalı, bu iddiasını somutlaştırmamış,  hizmetin ayıplı verildiğine ilişkin davacıya ayıp ihbarında bulunduğuna ve yine hizmetin eksik ve ayıplı olarak verildiğine yönelik bir delil sunamamış olup, davacının, taraflar arasındaki anlaşma kapsamında yüklendiği edimini tam ve eksiksiz yerine getirdiğini kabul etmek gerekmiştir. Açıklanan sebeplerle, davacının, dosya kapsamına göre davaya konu alacağını ispatladığı,  dava konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile,  İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1387 Esas, 2021/522 Karar sayılı ve 20/04/2021 tarihli kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KABULÜNE, b)Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazının 41.098,81 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden takipteki diğer şartlarla DEVAMINA, c)Kabul edilen 41.098,81 TL'nin % 20 si oranında hesap edilecek icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 2.807,46 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 404,41 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.403,05 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, e)Davacı tarafından karşılanan 31,40 TL başvurma harcı, 404,41 TL peşin harç ile 823,00 TL bilirkişi ücreti, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.258,81 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, f)Davalı tarafından karşılanan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, g)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>İstinaf Giderleri Yönünden 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan  tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacı tarafından karşılanan 221,40 TL istinaf harçları ile 112,00 TL istinaf yargılama giderleri olmak üzere toplam 333,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,6-HMK'nun 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.14/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fafe1b308e25665c","SID":"e71ae410faff6cdb"}}