{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/922 Esas<br>KARAR NO: 2024/1336<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/12/2020<br>NUMARASI: 2019/501 Esas, 2020/594 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 14/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin lansman toplantısının organizasyonun gerçekleştirilmesi için davalı ile  hukuki ilişki kurulduğunu, buna göre organizasyon şirketi olan davalı şirketin, 29/09/2016 tarihinde ... Hotel’de müvekkili  şirketin lansman toplantısı için bir organizasyon düzenleme ve otelde gerçekleştirilecek etkinlik için ... Hotel ile sözleşme yapma taahhüdü altına girdiğini, müvekkili şirketin de buna karşılık peşinat olarak 4.500,00 Euro, ikinci taksit olarak 7.500,00 Euro ve son olarak da 5.995,00 Euro ödeme yapma borcu altına girdiğini, müvekkili şirketin 24/05/2016 tarihinde 15.000,00 TL tutarındaki meblağı açıkça “peşinat” olarak davalı şirkete EFT yoluyla gönderdiğini ve taraflar arasındaki mutabakatta belirlenen borcunu yerine getirdiğini, davalı şirketçe imzalanan sözleşme taslağının, o güne kadar taraflar arasında yapılan yazışmaların hiç birinde yer almayan bir “cayma parası” içermesi üzerine, müvekkili şirket yetkililerinin bu sözleşme taslağını imzalamadığını ve davalı şirketten bu taslağı, önceki yazışmalara ve yapılan ödemeye uygun bir şekilde “peşinat” olarak değiştirmesini ve “cayma parası”nın metinden çıkarılmasını istediğini, ancak davalı şirketin tüm taleplere rağmen, içinde “cayma parası” yer almayan bir sözleşme taslağını müvekkili şirkete göndermediğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir türlü yazılı sözleşmeye bağlanamadığını, böylece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine ve eser sözleşmesi veya vekalet sözleşmesi hükümlerine tabi olarak kurulduğunu belirterek davalı şirkete “peşinat” / “bağlama parası” olarak ödenen 15.000,00 TL bedelin arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte iadesine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ticari davalarda zorunlu arabuluculuk esas ve ilkelerine aykırı olarak açıldığını, davacının ... Otel’de düzenleyeceği toplantı için aracılık etmesi amacıyla organizasyon şirketi olan müvekkili ile irtibata geçtiğini,yapılan görüşmeler neticesinde tarafların temel konularda uzlaştıklarını, davacının hiçbir gerekçe göstermeden organizasyonu iptal ettiğini, dava dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere davacı  ile organizasyon şirketi olan müvekkili arasında bir nevi vekalet sözleşmesi kurulduğunun kabul edildiğini, davacının müvekkiline sözleşme yapma yetkisi hususunda bir sınırlama koymadığını, müvekkilinin dava dışı ... Oteli ile gerekli görüşmeyi gerçekleştirdiğini ve davacının istediği tarih için organizasyonu sağladığını ve sözleşmeyi de imzaladığını,  müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacı yanın basiretli bir tacir gibi davranmadığını, planlanan organizasyonu gerçekleştirmediğini, bu nedenle ödenen cezai şartın iadesini isteme hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  davacı tarafça ödenen bedelin bağlanma parası olduğu, sözleşmenin davacı tarafça geçerli bir neden olmaksızın tek taraflı olarak feshedildiği, ancak davalı tarafın sözleşmenin feshi nedeniyle zararı olduğundan cezai şart bedeli olarak bağlanma parasını iade etmediği yönündeki iddiasını ispatlayamadığından ödenen bağlanma parasının iadesi gerektiği ve davalının 12.07.2019 tarihinde temerrüte düştüğü gerekçesi ile davanın kabulü ile  davalıya peşinat olarak ödenen 15.000,00 TL bedelin 12.07.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile değil organizasyon sahibi davacı ile müvekkilin aracılık ettiği ... otel arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğini,  davacının müvekkiline gerçekleştirilecek etkinlik için ... Otel ile sözleşme yapma yetkisi verdiğini, bunun üzerine müvekkilinin de ... Otel ile görüşmelere başladığını ve davacının verdiği yetki uyarınca ... Otel ile 24.05.2016 tarihli ... numaralı sözleşmeyi imzaladığını, anılan sözleşmenin 14. maddesine göre organizasyonun davet sahibi tarafından iptali halinde uygulanacak prosedür ve ödenecek miktarın açıkça belirlendiğini, müvekkilinin, davacının organizasyonu gerçekleştireceği ... Sarayı arasında aracılık işlemlerini yürüten organizasyon şirketi olduğunu ve  sözleşmenin tarafı olmadığını, bu durumda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, sanki davalı müvekkilinin organizasyon edimini ifa ile yükümlü olduğu şeklinde yorumlanarak hatalı hüküm kurulduğunu, dava dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere davacı ile organizasyon şirketi müvekkili arasında bir nevi vekalet sözleşmesi kurulduğunun kabul edilebileceğini,  davacının müvekkiline sözleşme yapma yetkisi hususunda bir sınırlama koymadığını,  müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz olarak yerine getirdiğini,  müvekkili ile dava dışı ... Oteli arasında akdedilen sözleşmenin organizasyon işletmeciliği kapsamına uygun bir sözleşme olduğunu,  dünyanın sayılı otellerinden olan ... Oteli’nde gerçekleştirilecek herhangi bir organizasyonun iptali ya da gerçekleştirilmemesi durumunda bunun bir yaptırıma bağlanacağının  hayatın olağan akışına uygun olduğunu,   cezai şartın sözleşme ediminin yerine getirilmemesi durumunda gündeme geleceğini, müvekkilinin organizasyonun gerçekleşeceği ... Otelde yaklaşık 6 aylık bir süreyi kapsayan opsiyon almasına rağmen, davacının organizasyonu gerçekleştirmemesi nedeniyle ödediği peşinat bedelinin cezai şart olarak kabul edildiğini, davacının  mahkemenin kabulünün aksine peşinat bedelinin cayma parası olarak kabul edilmediğine yönelik müvekkiline bir ihtarı da bulunmadığını, bu durumda davacı tarafça ödenen bedelin bağlanma parası olarak kabul edilmesi ve sözleşmenin feshi halinde iade edilmesi gerektiğine yönelik tespitinin hatalı olduğunu,  müvekkilinin yalnızca düzenlenecek organizasyona aracılık eden şirket olduğundan ve edimi ifa etmekle yükümlü olmadığından  kendisinin herhangi bir zarara uğramasının söz konusu olamayacağını, olayda organizasyon edimini yerine getirecek tarafın ... Oteli olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere sözleşmenin davacı tarafça geçerli bir neden olmaksızın tek taraflı olarak feshedildiğinden artık ödenen bedelin cezai şart olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili  istinafa cevap dilekçesinde davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında otel toplantı organizasyon hizmeti kapsamında, davacı tarafından davalıya  peşinat açıklamalı bedelinin ödenmesini takiben, davacının sözleşmeden dönmesi nedeniyle, peşinat olarak ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.Taraflar arasında davacının ... Otel'de düzenleyeceği toplantı için davalıdan organizasyon hizmeti aldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.İstinafa konu uyuşmazlık, davacının bu organizasyon için davalıya gönderilen 15.000,00-TL peşinat açıklamalı ödemenin, sözleşmenin feshi halinde, bağlanma parası mı,  cayma parası mı olduğu ve davacıya iadesi talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Mahkemece, ödenen peşinat açıklamalı bedel, TBK 177 maddesi gereğince bağlanma parası olarak değerlendirilmiş ve sözleşmenin feshi halinde davacıya iadesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. T.B.K.'nın 177. maddesinde ‘’Bağlanma parası; sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.’’ şeklinde, T.B.K.'nın 178. maddesinde ‘’Cayma parası: Cayma parası kararlaştırılmışa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır. Bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır, almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.’’ şeklinde tanımlanmıştır. Dosyaya sunulan ... Bankası A.Ş dekontundan, davacı tarafından 24.05.2016 tarihinde davalının hesabına \"... organizasyonu peşinat\" açıklamasıyla  15.000,00 TL'nin gönderildiği anlaşılmıştır. Peşinat açıklamalı olarak gönderilen bu bedelin cayma parası olarak kararlaştırıldığına ilişkin bir delil sunulmamıştır. Dosya kapsamına sunulan davalı ile dava dışı otel arasında yapılan  24.05.2016 tarihli sözleşmede davacı taraf olmadığından davacının taraf olmadığı bir sözleşmedeki hükümler davacıyı bağlamayacaktır. Diğer taraftan, yine dosyaya sunulan, davalı şirketin kaşe ve imzası bulunan ve davacıya hitaben yazılan  26.07.2017 tarihli protokol başlıklı belgede, davalı, taraflarına yapılan 15.000,00-TL ön ödemenin 2018 Aralık ayına kadar kredilendiriliğini, taraflarından talep edilen herhangi bir organizasyonda kullanılmak üzere bakiye olarak tutulduğunu, yapılan ön ödemenin Aralık 2018 tarihine kadar herhangi bir organizasyonda kullanılmaması halinde, organizasyon hizmet bedeli olarak davacıya yansılatılacağını belirtilmiştir. Bahse konu protokol içeriğine göre de, davacı tarafından gönderilen davaya konu bedel, davalı tarafça ön ödeme olarak kabul ve beyan edilmiştir.   Bu nedenle davacı tarafından davalıya gönderilen bu paranın TBK m. 117 anlamında bağlanma parası olarak kabul edilmesi gerektiği ve sözleşmenin feshi halinde davacının ödenen bedelin iadesi gerektiği yönündeki Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesine göre kural olarak, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Anılan husus aynı zamanda kamu düzenine ilişkindir.TTK'nın 5/A maddesi uyarınca  davasında önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. üncü fıkrasında; \"Arabuluculuk, faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.\" düzenlemesine yer verilmiştir. Dosya içeriğine göre yukarıda belirtilen düzenlemeler gözönünde bulundurulduğunda netice itibariyle tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlendiği halde, mahkemece, kamudan karşılanan zorunlu arabuluculuk ücretinin davanın aleyhine sonuçlanan tarafına yüklenmesi gerekirken hiç karar verilmemiş olması hatalı olmuştur. Nitekim Yargıtay 9. HD'nin 2021/708 Esas, 2021/5080 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesi uyarınca sadece yukarıda belirtilen arabuluculuk ücreti yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/501 Esas, 2020/594 Karar sayılı ve 08/12/2020 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KABULÜNE, b)Davalıya peşinat olarak ödenen 15.000,00 TL bedelin 12.07.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 1.024,65 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 256,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 768,48 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvuru harcı, 256,17 TL peşin harç ve 128,40 TL posta masrafları olmak üzere toplam 428,97 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f)7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18A/11-13. fıkrası gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, g)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, istinafa gelenin sıfatına göre aleyhe hüküm kurulamayacağı hususu da gözetilerek 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 257,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 170,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderinin, hükmün kaldırılma sebebi de gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının  taraflara İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.14/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"75b43f9793190caa","SID":"3cc1790dd6be8a9a"}}