{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1636 <br>KARAR NO:2024/1606<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/03/2021<br>NUMARASI:2020/28  E. - 2021/233 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın  kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arası ticari ilişki bulunduğunu,  taraflar  arasında tutulan ve 2019 yılı dönemine ait olan cari hesap ekstresinin davalı tarafça 14.11.2019 tarihinde müvekkiline mail adresine e-posta yoluyla gönderildiğini, cari ekstrenin sene sonu itibariyle kesin hesabına göre, davalının halihazırda müvekkiline 27.422,28-TL tutarında muacceliyet kazanmış bakiye cari borcu bulunduğunu ancak alacaklının müvekkiline olan bakiye 27.422,28-TL miktarındaki cari borcunu ödemediğini, bu sebeple davalı aleyhine 21.11.2019 tarihinde ...  sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı yanın davacıdan ürün satın aldığını ve ürünlerin ön ödemesi için davalı  şirket yetkilisi ...hesabından davacı yana paraların gönderildiğini, fakat davacı tarafından ürünlerin teslim edilmediğini, dava dışı ...tarafından, davacının  ... Bankasındaki hesabına 09.01.2019 tarihinde 1.200,00 TL, 15.02.2019 tarihinde, 6,800,00 TL ve 24.07.2019 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 18.000,00 TL tutarında para gönderildiğini, bunun taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan siparişler için yapılmış ön ödemeler olduğunu, bu yapılan ön ödemeye rağmen söz konusu malların davalıya teslim edilmediğini, bunun dışında da dava dışı ...nun şahsi olarak davacıya elden 11.05.2018 tarihinde 73.500,00 TL borç para verildiğini, bu borcun da yapılan ön ödeme olduğunu  savunarak, davanın reddi ile ile %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet  tazminatına hükmedilmesini isteniştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı yanın davacıdan ürün satın aldığını ve ürünlerin ön ödemesi için davalı yan yerine dava dışı davalı şirket yetkilisi ...hesabından davacı yana paraların gönderildiğini, fakat davacı yan tarafından ürünlerin teslim edilmediğini, dava dışı ...tarafından, Davacı ...’ın... Bankası Iban No: ... numaralı hesabına 09.01.2019 tarihinde 1.200,00 TL, 15.02.2019 tarihinde :6,800,00 TL ve 24.07.2019 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplamda : 18.000,00 TL tutarında para gönderildiği, bunun taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan siparişler için yapılmış ön ödemeler olduğunu, bu yapılan ön ödemeye rağmen söz konusu malların davalı yana teslim edilmediğini, bunun dışında da dava dışı ...şahsi olarak davacı ...’a elden 11.05.2018 tarihinde 73.500,00 TL borç para verildiğini, bu borcunda yapılan ön ödeme olduğunu, davacı yanın teslim edilmeyen ürünler ile dava dışı (davalı yanla kardeş ... A.Ş. alakalı .... Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, takibe süresi içerisinde itiraz edildiğini, davacı vekilinin tarafından, bunun dışında huzurdaki davaya konu ... Şti . aleyhine de .... Sayılı dosya ile ikinci icra takibi başlatıldığını, bu icra takibine de süresi içerisinde itiraz edildiğini, davacının cari hesap alacağı olarak başlattığı her iki icra takibindeki mallarında davalıya teslim edilmediğini, öncelikle davacının teslim edimini yerine getirdiğini ispatlaması gerektiğini, teslim edilmiş olan mallara ilişkin tüm ödemelerinde yapıldığını, tüm bu durum karşısında dava dışı ...’nun da davacı yan aleyhine .... sayılı dosyası ile yaptığı ön ödemeler ile alakalı icra takibi başlattığını, davacı yanında bu icra takibine itiraz ettiğini, bu itiraz üzerine İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/41 E. Sayılı davanın ikame edildiğini, davacı vekili söz konusu davaya cevapta kısaca, davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, dava dışı ...’ nun söz konusu teslim edilmeyen mallar için yukarıda açıkladıkları ön ödemeleri yaptığını kabul ettiğini, davacı vekili ... konusu dilekçesinde Banka üzerinden gerçekleşen para transferleri ve elden teslim ettiği para müvekkilimin sattığı mallara istinaden yapılan borç ödemeleridir\". Şeklinde beyanda bulunduğunu, davalı ... firmasının da grup firmalardan olduğunu kabul ettiğini, hiç teslim edilmeyen ve davacı vekilinin de başka bir davada davalı ve davalı şirket yetkilisin ödemelerini kabul ettiği, hususu göz önüne alındığında huzurdaki davanın hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava;  faturaya dayalı cari hesap alacağına istinaden başlatılan icra takibini itiraz üzerine açılar itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın davacı tarafın cari hesap nedeni ile muaccel bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, davalı tarafından satın alınan ürünlerin bedelinin davalı şirket yetkilisi dava dışı ...tarafından ön ödeme olarak banka dekontu ve elden şeklinde ödenip ödenmediği, ticari ilişkiye konu malların davacı tarafından davalıya teslim edilip edilmediği, icra inkar ve kötüniyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Tarafların dilekçelerinde bildirdikleri delilleri toplanmıştır. Celp ve tetkik edilen ... sayılı dosyasında; davacı takip alacaklısı tarafından 21/11/2019 tarihli takip talebi ile davalı takip borçlusu hakkında ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı takip borçlusuna 25/11/2019 tebliğ üzerine davalı takip borçlusunun süresi içerisinde,  borca ve ferilerine karşı 27/11/2019 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunduğu ve bunun üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin ve/veya takibin durdurulmasına ilişkin kararın davacı takip alacaklısına tebliğ edilmediği, eldeki davanın 1(bir) yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizce mali müşavir bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişi 22/12/2020 tarihinde raporunu ibraz etmiş ve rapor taraflara tebliğ edilmiştir. Mali Müşavir bilirkişi mahkememize sunduğu 22/12/2020 tarihli raporunda özetle;  dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davacı ve davalı yanın ticari defterleri ve dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;Davacı yan tarafından incelemeye sunulan 2019 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Davalı yan tarafından incelemeye sunulan 2018-2019 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 21.11.2019 tarihi itibarıyla 27.422,28 TL alacaklı olduğu, Davacı yanın 27.422,28 TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.2) istinaden icra takip tarihi olan; 21.11.2019 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz talep edebileceği, Tarafların, inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin mahkemenin takdiri içinde kaldığını beyan ve rapor etmiştir.Dosyada mevcut tüm delillerin incelenerek değerlendirilmesinde; Hükme esas olarak aldırılan22/12/2020 tarihli mali müşavir bilirkişi raporu dayanak yapılarak; Davacı tarafından incelenen 2019 yılı ticari defterlerinin TTK hükümleri yönünden usul ve yasaya uygun tutulduğu, davacı lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı taraf ile aralarında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde; davacı tarafından davalı tarafa 6 adet toplam 66.537,28 TL tutarında fatura düzenlendiği, davalı tarafından davacı tarafa 1 parça 39.115 TL tutarında ödeme yapıldığı, davacı tarafın 2019 yılı ticari defterlerine göre takip tarihi olan 21.11.2019 tarihi itibari ile 27.422,28 TL alacaklı olduğu görülmüştür.Davalı tarafın incelenen 2018-2019 yılları ticari defterlerinin TTK hükümleri yönünden usul ve yasaya uygun tutulduğu, davalı lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı tarafın incelenen 2019 yılı ticari defterlerine göre davacı taraf ile aralarında ticari ilişki mevcut olduğu, davalı tarafın incelenen ticari defterlerinde; davacı tarafın davalı tarafa 6 adet toplam 66.537,28 TL tutarında fatura düzenlediği, davalı tarafından davacı tarafa 1 parça halinde toplam 39.115 TL tutarında ödeme yapıldığı, davalı tarafın 2018-2019 yılları ticari defterlerine göre takip tarihi olan 21.11.2019 tarihi itibari ile 27.422,28 TL borçlu olduğu görülmüştür.Tarafların incelenen ticari defterlerine göre aralarında ticari ilişki mevcut olduğu, takip tarihi olan 21.11.2019 tarihi itibari ile davacı tarafın davalı taraftan 27.422,28 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın da takip tarihi itibari ile davacı tarafa 27.422,28 TL borçlu olduğu,  taraflar arasında muhasebesel çekişme olmadığı, davacı tarafın davalı adına düzenlediği tüm faturaların davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın ödemelerinin de davacı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın kendi ticari defterlerinde davacı tarafa takipte belirtilen asıl alacak miktarı olan 27.422,28 TL kadar borçlu olduğu, takibin dayanağının cari hesap alacağı olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan kalan bakiye olduğu, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğundan faturaların ve fatura muhteviyatının davalı tarafa teslimi hususunda ihtilaf bulunmadığı,Tarafların tacir, yapılan işin ticari iş olması nedeniyle 3095 sayılı Kanun 2. Maddesine istinaden takip tarihi olan 21.11.2019 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi talebinin yerinde olduğu, Alacağın faturaya dayalı olduğu, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ödemeye dair belge sunulmadığı, asıl alacağın davalı tarafından belirli ve bilinebilir olduğu, itirazın haksız olduğu anlaşılmakla; asıl alacak miktarı 27.422,28 TL'nin % 20'si olan 5.484,46 TL'nin icra inkar tazminatıolarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair  karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"  gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacak miktarı 27.422,28 TL'nin % 20'si olan 5.484,46 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekilleri, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  deliller değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu,  davalının davacıdan bazı ürünler satın  aldığını, davalı yanın davacıdan ürün satın aldığını ve ürünlerin ön ödemesi için davalı  şirket yetkilisi ...hesabından davacı yana paraların gönderildiğini, fakat davacı tarafından ürünlerin teslim edilmediğini, dava dışı ...tarafından, davacının... Bankasındaki hesabına 09.01.2019 tarihinde 1.200,00 TL, 15.02.2019 tarihinde, 6,800,00 TL ve 24.07.2019 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 18.000,00 TL tutarında para gönderildiğini,  bunun taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan siparişler için yapılmış ön ödemeler olduğunu, bu yapılan ön ödemeye rağmen söz konusu malların davalıya teslim edilmediğini, davacının teslimi ispatlar nitelikte bir belge sunmadığını,  mahkemece, kesilen faturaların ticari defterlerde kayıtlı olmasının teslim için yeterli görüldüğünü,  öncelikle davacının söz konusu ürünleri/malları müvekkiline tam eksiksiz hatasız ve kusursuz olarak teslim ettiğini kanıtlaması gerektiğini, teslim edilmiş olan mallara ilişkin tüm ödemelerin de yapıldığını, yazılı belgenin tersinin yine eşdeğerde bir belge ile kanıtlanması gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 11.03.2002 tarihli ve 2002/636 Esas, 2002/2380 Karar sayılı kararında  da belirtildiği üzere faturanın  tek taraflı düzenlenmiş bir belge olduğununu, tek başına satım ilişkisini ispata yeterli  olmadığını, faturada  belirtilen  malların  davalıya  teslim edildiğinin, yazılı bir belge ile kanıtlanması gerektiğini,  davanın kabulü için ticari defter kayıtlarının tek başına yeterli olmayıp fatura edilmiş malların teslim edildiğinin de ispatlanması gerektiğini, cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itirazlarda  ileri sürdükleri hususların  mahkemenin kararında hiç bir şekilde tartışılmadığını,  hukuki dinlenme hakkının açıkça ihlal edildiğini,  kararın gerekçeli olmadığını, bu sebeple adil yargılanma hakkının engellendiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari satıma ilişkin fatura ve açık hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine, davalı tarafça yöneltilen itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı taraf, davalıyla arasında satım ilişkisi bulunduğunu, davalıya çeşitli ürünler sattığını, cari hesap ve faturadan kaynaklı  olarak davalıdan alacaklı olduğunu, ancak borcun ödenmediğini ileri sürmüş; davalı taraf ise, davacı ile ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, davacıya bir kısım ödemeler yaptığını, fakat bu ödemelerin ön ödeme olduğunu ve malların teslim edilmediğini, fatura düzenlenmesinin alacağın varlığını göstermeyeceğini  savunmuştur. Mahkemece,  tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu,  muhasebesel bir ihtilaf bulunmadığı, davacının düzenlediği faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların ve fatura muhteviyatının davalı tarafa teslimi hususunda ihtilaf bulunmadığı  gerekçesiyle davanın kabulüne  karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 27.422,28 TL asıl alacak yönünden 21.11.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, işlemiş faiz talebi bulunmadığı,  takip dayanağı olarak cari alacağın gösterildiği, ödeme emrinin  25.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından 27.11.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan ve  hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tarafların 2018-2019 yılı ticari defterleri  incelenmiş olup raporda;davacının  ve davalının 2018-2019 yılı ticari defterlerinin  usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacı tarafça düzenlene tüm faturaların davalının defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalının defterlerine göre  davalının  davacıya takip konusu miktar kadar borçlu olduğu, davacının defterlerine göre de davacının bu  miktar alacaklı olduğu belirtilmiştir.HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ancak adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı, malın teslim ediliği anlamına gelir. Bu durumda akdi ilişkiyi inkar etmeyen  borçlu taraf,  faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.Öte yandan, ticari defter ve kayıtların usulüne uygun şekilde düzenlenmiş olması tek başına alacağı ispata yeterli olmayacaktır. HMK'nın 222. maddesinde, ticari defterlerin ibrazı ve delil olması düzenlenmiştir. HMK 222/ 3.fıkrasında, 2. fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak  tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların  bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğine yer verilmiştir. Bu bilgilere göre somut olay değerlendirildiğinde; tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre taraflar arasında açık hesap ilişkisi şeklinde yani borç ve alacakların karşılıklı olarak kayıt ve mahsup edilmesi ve bunların ödenerek, borcun takip edilmesini esas alan bir açık hesap şeklinde işleyen ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davalı, davacı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu kabul etmiş, fakat malların teslim edilmediğini savunmuştur. Alacaklı olduğunu iddia eden davacı taraf alacağını ve malları teslim ettiğini ispatla yükümlüdür. Davacı ve davalı tarafın usulüne uygun şekilde tutulan ve birbiri ile uyumlu  ticari defter kayıtlarından davalı defterlerinde davalının davacıya  27.422,28    TL borçlu, davacı defterlerinde davacının davalıdan  27.422,28   TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Ticari ilişkinin de inkar edilmediği somut olayda davalı, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaları itirazsız olarak alıp defterine kaydetmiş olduğundan artık malların da  davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir.Bu durumun aksinin davalı tarafça ispatlanması gerekir. Ancak davalının bu yönde bir delil sunamadığı görülmektedir. Bu nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup,  davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.522,00 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01faa371bbac5288","SID":"58abe491b392c31f"}}