{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/804 Esas<br>KARAR NO: 2024/1830 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/180 Esas- 2021/310 Karar <br>TARİH: 13/04/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili firmanın davalı/borçlu bankanın Gebze Şubesi'nin ...01 nolu müşterisi olduğunu, müvekkili firmanın dayalı banka şubesine ticari kredi talebi ile başvurduğunu, başvurusu neticesinde, müvekkili firma yetkilisine teminat gösterilmesi karşılığında 4,000,000.00 USD kredi kullanabileceğinin bildirildiğini, sonrasında davalı banka tarafından 28.05.2014 tarihinde müvekkiline kredi başvurusunun onaylandığının bildirildiğini ve 13.06.2014 tarihinde müvekkili firma hesabına (Herhangi bir virman ya da hesaba geçme talimatı olmamasına rağmen) 4,000,000.00 USD'nin yatırıldığını, ancak muhatap banka tarafından, kredinin teminatlandırılmadığı gerekçesi ile bu para üzerine aynı zamanlı bloke konularak müvekkili firmanın bu para üzerinde tasarruf yetkisine haiz olamadığını, müvekkili firma hesabına yatırılan para üzerinde bloke bulunduğundan ve müvekkili firmaca dayalı bankaya teminat gösterilemediğinden hesapta yatan paranın hiçbir surette kullanılamadığını, buna rağmen söz konusu kredinin ilk taksiti imzalamış olduğu kredi sözleşmesi gereği, müvekkili firmaca temerrüde düşmemek ve hesabında 4,000,000 USD para olmasına rağmen; hesaba nakit para yatırılmak sureti ile 14.07.2014 tarihinde 68.048,33USD'ı anapara, 30.825,00 USD'ı faiz olmak üzere ve 51,54 USD kur farkı eklenmek suretiyle 98.924,87 USD olarak muhatap bankaya ödendiğini, daha sonra 05.08.2014 tarihinde muhatap bankaca müvekkiline ait hesapta bulunan 3,931.952.39 USD banka tarafından çekilerek bu kez de kredinin erken kapama olarak kapatıldığını, müvekkili firma, ticari ihtiyaç nedeni ile kredi kullanıp ödemeler ve yatırımlar bakımından rahatlamak isterken tam tersine kullanmadığı bir para için de haksız yere faiz ödemek zorunda kaldığını, davalı banka tarafından kredi sözleşmesi ile yüklenen kredi kullandırma yükümü yerine getirilmemiş olmasına rağmen, müvekkilinden haksız biçimde faiz ve sair masraflar tahsil edildiğini, davalı bankanın müvekkili aleyhine haksız zenginleştiğini, bu nedenle de müvekkilinden haksız biçimde tahsil edilen paranın iadesi için davalı bankaya Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 10.10.2014 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamenin davalı bankanın Gebze Şubesine 16.10.2014 tarihinde tebliğ edildiğini ancak davalı tarafından işbu ihtara herhangi bir cevap verilmediğini ve davalı/borçlu bankanın 20.10.2014 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, davalı banka Gebze Şubesi tarafından müvekkili firmaya kullandırılmayan kredi için müvekkili firmadan haksız bir biçimde 30,825.00 USD faiz, 25.00 TL komisyon ücreti, 750.00 TL kredi teklif ücreti, 51.55 USD kur farkı tahsil edildiğini, söz konusu ödemelerin müvekkilince hiçbir şekilde kullanılamayan bir krediden dolayı tahsil edilmiş olduğunu, işbu ödemelerin tamamının hukuka aykırı biçimde tahsil edildiğini ve bu sebeple müvekkiline iadesi gerektiğini, bir an için taraflar arasında ticari sözleşme kurulmuş olsa dahi, bu durumda da müvekkilinden alınan 25.000 TL komisyon ücreti ile 750.00 TL kredi teklif ücretinin haksız alınması nedeniyle bu paraların da faiziyle birlikte müvekkiline iadesi gerektiğini, tahsil edilen komisyon ücreti, kredi telif ücreti gibi kalemlerin genel işlem şartına aykırılık teşkil etmesi nedeniyle iadesi gerektiğini beyanla davalı/borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalı bankanın toplam alacak miktarının %20 oranında icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı firmaca 4 Milyon USD tutarındaki yatırım kredisi teklifinde bulunulduğunu, kredi kullandırım şartlarında; Firmanın faaliyetlerini yürüttüğü ve ... Tic. A.Ş. adına kayıtlı yer üzerine müvekkili Banka lehine 1.dereceden 1,50 marjla ipotek alınması, söz konusu ipotek işlemi için ... Tic. A.Ş.'nin muvafakatnamesi ve ipotek belgesine imzasının alınması, ipotek alınacak yer ile ilgili Kömürcüler Org. San. Bölgesi yönetiminden müvekkili banka lehine ipotek alınabileceğine dair yazılı onay/muvafakat alınması, boşalan limitten kullandırım yapılmayacağı, daha kısa vadeye münakale alınmayacağı ve ödemesiz dönem söz konusu olmayacağı, 4 mil USD'lik kredinin hesapta blokeye alınacağı, rehin blokaj; taahhütnamesi alınarak hesap üzerine rehin koyulacağı, ilgili kredi, firmanın mal ahırımdan kaynaklı 30.06.2014-31.01.2005 tarih aralığındaki ... Tic. A.Ş. çeklerinin finansmanı amacıyla tahsis edileceği ve Sadece bu firmanın çeklerinin ödenmesi amacıyla serbest bırakılacağını, Kredinin peyderpey serbest bırakılmasının onaya tabii olduğu ve çek vadelerinde bölge kredilerden onay alınacağı, firmanın mali verilerinin 3'er aylık dönemlerle bölge krediler ile paylaşılacağı, bu yüzden revizyon vadesinin kısa tutulduğu koşulları ile onaylanmış olduğunu, 13.06.2014 günü saat 19:37de firmaya 8.496 Milyon TL (4 Milyon USD) tutarında taksitli ticari kredi kullandırılarak anılan meblağın firmanın ... nolu vadesiz USD hesabına yatırıldığını, müvekkili banka Gebze Şubesi tarafından 17.06.2014 günü saat 17:47’de taksitli ticari krediye ait ödeme planının, firmanın kullandığı ve kurumsal e-posta adresi olan ...@...com ve ...@...com isimli e-posta adreslerine gönderildiğini, davacı firma kredi kullandırmana ilişkin talimatı olmadığını iddia etmesine karşın, firma yetkilisi tarafından kredi kullandırım günü 10 Milyon TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi ve kredi tutarı olan 4 Milyon USD tutarında nakit blokaj sözleşmesi imzalanması maddi olgusu karşısında, davacının iddiasının haklı olmadığının anlaşılacağını, müşteri ile ipotek alınacağı hususunda mutabık kalınan gayrimenkulün, hâlihazırda davacı firmanın faaliyetini de sürdürdüğü Gebze Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesi içerisinde yer alan bir taşınmaz olduğunu, taşınmazın malikinin ... Sanayi ve Dış Tic. A.Ş. olduğunu, davacıya kredi kullandırımı ardından tebliğ mektubunda belirtildiği şekilde ... Şirketi'nin taşınmazın ipotek verilmesi için muvafakat vermeyi istemediğini, bunun üzerine söz konusu taşınmaz üzerinde ipotek alınamadığı ve bu nedenle 05.08.2014 tarihinde davacıya kullandırılan kredinin kapatıldığını, tacir olan müvekkili bankanın sözleşme gereği, verdiği hizmet karşılığında gerek Genel Kredi Sözleşmesi gerek TTK hükümleri ve sair yasal düzenlemeler çerçevesinde ücret isteme hakkı bulunduğunu, 27.07.2012 tarihinde imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesi'nin Komisyon, Vergi ve Masraflar başlıklı 2.10. maddesinde kredi sözleşmesine istinaden kullandırılacak kredi masraflarının davacı tarafından ödeneceğinin davacı tarafından kabul ve taahhüt edildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun Ücret İsteme Hakkı başlıklı 20.maddesinde yer alan; \"Tacir olan veya olmayan bir kimseye ticari işletmesi ile ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir münasip bir ücret isteyebilir. Ayrıca tacir verdiği avanslar ve yaptığı giderler için ödeme tarihinden itibaren faize de hak kazanır. \" düzenlemesi gereğince ve işbu konuda Yargıtay kararlarında da yer verildiği üzere ticari bir işletme olan müvekkili bankanın ticari işletmesi ile ilgili olarak bir iş veya hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkının bulunduğunu, sonuç olarak, kredi kullandırımı için faaliyette bulunduğu taşınmaza ekspertiz yaptıran, GKS ve kredi tutarında nakit blokaj sözleşmesi imzalayan, kredinin izlendiği TL ve USD hesaplarda çok sayıda bankacılık işlemi ve cüzdan yazdırma işlemi gerçekleştiren, hesaplarında bulunan kredi bakiyesine ait varlık bilgisini kredi kapanana kadar internet şubesi üzerinden bir çok defa görüntüleyen, taraflarınca tutulan 2014 yılı 6. ayına ait detay mizanda bile banka kredisine yer veren, ihtarnamede krediden ilk defa haberdar olduklarını gösterdikleri ilk taksit ödemesinin üzerinden 3 ay, kredi kapamasının gerçekleştirildiği zamandan sonrali 2 ay boyunca herhangi bir itirazda bulunmayan davacının banka kredisinin bilgileri dahilinde kullanılmadığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığı beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 13/04/2021 tarih 2020/180 Esas- 2021/310 Karar sayılı kararında; \" Dava; davacı tarafın davalı banka tarafından kendisine tahsis edilen kredinin, bloke konularak kullandırılmadığı halde faiz komisyon ve kur farkı ödediğinden bahisle bu alacakların tahsili amacıyla yapmış oldukları icra takibinin davalı tarafın süresi içinde açılmış olan itirazın ipali davasıdır. Davalı taraf icra müdürlüğünün yetkisine itiraz etmiş ise de taraflar arasında imzalanan \"ticari kredi uygulamasına ilişkin nakit blokaj, mevduat hesap rehin sözleşmesinin 17. Maddesi gereğince İstanbul İcra Müdürlüklerinin ve Mahkemelerinin uyuşmazlıkta yetkili olacağı kararlaştırıldığından tarafların tacir olmaları nedeniyle geçerli bir yetki sözleşmesi bulunması nedeniyle davalının icra müdürlüğünün yetkisine itirazında haksız olduğu anlaşılmıştır.İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda bankalardan emsal bedel araştırması yapılmış olup dosyaya sunulan hükme elverişli bankacı bilirkişi raporunda davalı banka tarafından davalı kredi borçlusundan tahsil edilen 25.000 TL komisyon ücreti ile 750,00 TL kredi teklif ücretinin dosyaya sunulan emsal banka uygulamaları kapsamında makul seviyelerde olduğu tespit edilmekle davanın reddine karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, davalı banka tarafından müvekkilinden tahsil edilen komisyon ücretinin makul seviyelerde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini ancak dosyaya sunulan emsal ücretler yeterli olmadığı gibi, hüküm tesisine de elverişli olmadığını, dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunda bankalarca gönderilen ve emsal alınan verilerde, kredi komisyon ücreti bakımından bankaların  azami komisyon oranlarına da yer verilmediğini,  ancak  bilirkişinin her nasılsa bu yetersiz verilerle bir kanaate vardığını ve bu komisyon ücretinin makul olduğu görüşünü bildirdiğini, mahkemenin de bu görüş doğrultusunda karar verdiğini ancak dosyaya da sunulan Yargıtay kararında da bu hususun hukuka aykırı olduğunun açıkça ifade edildiğini, Yerel mahkemece bu hususta eksik inceleme ile karar verildiğini ve hükmün gerekçesinin de yeterli derecede açık olmadığını;Yerel Mahkemece, kredinin kullanılmadığı, kredi sözleşmesinin kurulmadığı hususları değerlendirilmeden karar verildiğini, davacı müvekkilinden, aslında hiç kurulmayan kredi ilişkisi ve gerçekte hiç kullandırılmayan kredi için komisyon ve kredi teklif ücreti alınmasının hem hukuka hem de hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili firmanın, mali krize girip davalı bankaya kredi başvurusunda bulunduğunu, banka tarafından kredinin, haberi dahi olmadan  hesabına aktarıldığını, müvekkilinin krediyi teminatlandıramadığı için kredinin yine davalı banka tarafından iptal edildiğini ve müvekkilinin bu kez de fazladan faiz, kredi teklif ücreti ve kredi komisyon ücreti ödemek zorunda kaldığını, kısacası müvekkilinin, işletmesine  mali finans desteği sağlamak amacı ile kredi kullanmak istediğini ancak tam tersine davalı bankaya karşı kullandırılmayan krediler nedeni ile fazladan paralar ödemek zorunda kaldığını, bu durumun, zaten krizde olan müvekkilini mali açıdan daha da zor bir duruma soktuğunu; Bankacılık Kanunu’na göre yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı bankanın açık ve net biçimde kusurlu olduğunu ve bu kusuru neticesinde de davacı müvekkili aleyhine haksız olarak tahsil etmiş olduğu tutar kadar sebepsiz zenginleştiğinin ortada olduğunu, Mahkemenin, ipoteğin alınmasının kredi kullanım şartı olarak kabulü ile hukuki değerlendirmede yanılgıya düştüğünü; kredi sözleşmesinin hüküm ifade etmesinin ipoteğin alınmasına bağlı olduğunu; kredi sürecinin tamamlanmasının, kredinin teminatlandırılmasının tamamlanmasına bağlı olduğunu, davalı bankanın ise henüz kredilendirme süreci tamamlanmadan yani kredi teminatlandırılamadığı halde ve davacı müvekkilinin virman talimatı olmamasına rağmen kredi tutarını hesabına aktardığını, ancak bu tutar hiç bir şekilde müvekkili tarafından kullanılmadığı gibi, kullanılamayan kredi için ayrıca kredi masrafı, faiz ve komisyon ödetildiğini, tüm bu hususların kapsamlı olarak dosya içeriğinde izah edildiğini; Davalı bankanın, kredinin teminatlandırılmaması süreci devam ettiği halde krediyi kapatmak yerine kredinin geri ödeme planına göre 13.07.2014 tarihinde davacı müvekkili tarafından temerrüde düşmemek için ödenen ilk taksidi de tahsil edip yine krediyi kapatma yoluna gitmediğini, 05.08.2014 tarihine kadar beklediğini ve bu tarihte krediyi kapattığını, kredinin davacı müvekkili hesabına aktarıldığı tarih ile kapatıldığı tarih arasında (13.06.2014-05.08.2014 tarihleri arasında) 2 aya yakın bir süre beklenilerek söz konusu taşınmaz ipoteğinin alınamadığından bahisle kredinin kapatılmasının tamamıyla davalı bankanın kusuru olduğunu, davalı bankanın bu kusurunun müvekkiline yüklenmesi haksız olup verilen kararın bu bakımdan da kaldırılması gerektiğini beyanla İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/180E. 2021/310 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar  verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı banka tarafından nakit blokaj şartı ile kullandırılan ve ipotek teminatı sağlanmadığı için kapatılan ticari kredi nedeniyle ödenen faiz, komisyon ve kredi teklif ücreti ile kur farkının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı bankadan 4.000.000 USD tutarında ticari kredi talep ettiğini, davalı banka tarafından teminat gösterilmesi koşulu ile teklifin kabul edildiğini ve herhangi bir talimatı olmaksızın anılan tutarın hesabına yatırıldığını, öte yandan hesapta bulunan paraya bloke konulduğunu ve paranın hiçbir şekilde kullanılamadığını, kredinin ilk taksitinin faizi ile birlikte ödenmesinden sonra davalı banka tarafından ipoteğin alınamadığı gerekçesi ile kredinin kapatıldığını, bu şekilde hiç kullanılamayan kredi nedeniyle komisyon, faiz, kur farkı ve kredi teklif ücreti ödemek zorunda kaldığını, davalı bankanın haksız ve sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek davalı banka aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacıya ticari kredinin ipotek sağlanması koşulu ve nakit blokaj şartı ile kullandırıldığını, davacının buna ilişkin sözleşmeyi imzaladığını, ipoteğin sağlanamaması nedeniyle kredinin kapatıldığını, davacının hesabına yatan paradan yapmış olduğu bankacılık işlemleri ile haberdar olduğunu ancak herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi ilk taksit ödemesini de yaptığını, bankaların tacir olduklarını ve yaptıkları işlemler nedeniyle ücret talep edebileceklerini, davacıdan tahsil edilen ücretlerin genel kredi sözleşmesi ve bankacılık uygulaması gereği olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda diğer bankalar tarafından alınan emsal komisyon ve kredi teklif ücretlerinin azami oranlarının gösterilmediği, değerlendirmeye alınan emsal ücretlerin yetersiz olduğu, Mahkemece, kredi sözleşmesinin hüküm ifade etmesi için ipoteğin sağlanması, kredi sürecinin tamamlanması için kredinin teminatlandırılması gerektiği, bu nedenle de kredi süreci tamamlanmaksızın ve herhangi bir virman talimatı olmadan kredi tutarının davacının hesabına yatırıldığı ve kullanılmayan kredi için ücret ve faiz tahsil edildiğinin göz ardı edildiği, davalı bankanın sebepsiz zenginleştiği, davalı bankanın 2 ay süre ile bekleyip krediyi daha önce kapatmamakta kusurlu olduğuna ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir, hükmü düzenlenmiş olup tacir olan bankalar temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartların mevcut olması halinde ücret isteyebilirler.09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 4. maddesinde reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, TCMB'ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları  faiz  oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Bu durumda, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan kredi tahsis ve erken kapama komisyonlarının hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden komisyon tahsil edilebileceği kabul edilmeli, sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise, bankanın komisyona ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden komisyon tahsil edilebileceği kabul edilmeli, ilan edilen bir oran bulunmaması halinde ise tahsil edilen komisyonların emsal banka uygulamalarına uygun olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Banka, kredi kullanımı sırasında sarf ettiği makul ve belgeli masrafları kredi kullanandan tahsil edebilir. (Bkz. Yargıtay 11. HD; 11/10/2018 Tarih, 2016/12666 E-2018/6233K.,Yargıtay 11. HD; 25/09/2018 Tarih, 2017/276 E-2018/5662 Karar sayılı ilamları)Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 3  ayrı  rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, cevaba cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davalı banka ile davacı arasında 13/06/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı ve davacıya 4.000.000 USD tutarında ticari kredi kullandırıldığı, kredi teklif onay formunda açıkça; kredinin teminatına ... Tic. A.Ş. adına kayıtlı taşınmazın ipotek alınacağı, adı geçen şirket tarafından ipotek için muvafakatname ve ipotek belgesinin imzalanacağı, kredinin hesapta blokeye alınacağı, rehin blokaj taahhütnamesi alınarak hesaba rehin konulacağı ve kredinin, davacının mal alımından kaynaklı 30/06/2014 ila 31/01/2015 tarihleri arasındaki çeklerinin finansmanı amacıyla tahsis edildiği, sadece ... Madencilik Tic. A.Ş. adına düzenlenen çeklerin ödenmesi için serbest bırakılacağına ilişkin şartlara yer verildiği, yani kredinin  davalı banka tarafından açıklanan şartlar ile onaylandığı, davacı taraf her ne kadar kredi tutarının hesabına yatırılması hususunda talimatı olmadığını iddia etmiş ise de, onay formunda kredi tutarının ipoteğin tesisinden sonra hesaba yatırılacağına dair bir kabul olmadığı gibi, taraflar arasında Ticari Kredi Uygulanmasına İlişkin Nakit Blokaj Mevduat Hesap Rehin Sözleşmesi'nin imzalanması ile kredinin kullandırım işlemlerinin tamamlandığı ve davalı banka tarafından kredi ödeme tablosunun davacıya gönderildiği, davacının yapılan işlemlere herhangi bir itiraz ileri sürmediği, kredinin vadesi gelen ilk taksitinin ihtirazi kayıt olmaksızın ödendiği, kredinin davacının hesabında blokeli olarak bulunacağı ve yalnızca ... Madencilik Tic. A.Ş. adına keşide edilen çeklerin ödenmesi için ödeme miktarı kadar serbest bırakılacağı, dolayısıyla davacının söz konusu tutarı başka bir ticari işlem için zaten kullanamayacağı, kredinin kapatıldığı tarihe kadar yapılan işlemlerin geçerli olduğu, kredinin davalı banka tarafından kapatılmasına  ... Madencilik Tic. A.Ş. adına kayıtlı taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmemesinin sebep olduğu, dolayısıyla yapılan işlemde davalı bankanın kusurundan bahsedilemeyeceği ve davalı bankanın taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 2.10.1, 2.10.2 ve 2.10.3 maddeleri uyarınca kullandırdığı kredi için komisyon ve kredi teklif ücreti tahsil edebileceği, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça komisyon oranları belirlenmediğinden Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalı bankanın internet sitesi üzerinden yayımladığı %2 oranına göre komisyon alındığının tespit edildiği (taraflar arasındaki sözleşmenin 2.10.3 maddesi) ve alınan komisyon oranın diğer bankalarca alınan oranlar ile karşılaştırıldığı, dosyada  emsal araştırmasının yapıldığı ve yeterli olduğu, bu itibarla davalı banka tarafından tahsil edilen faiz, komisyon, kur farkı ve kredi teklif ücretlerinin işlem karşılığı ve kullandırılan kredi gereği olduğu, haksız ve sebepsiz olmadığı, bankanın sebepsiz zenginleşmediği ve davacıya iadesi gereken bir bedel olmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"557889631ce346c8","SID":"52894f9a7a0caf44"}}