{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  37. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1507 <br>KARAR NO\t: 2024/2241<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>KATİP\t\t: ...  \t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/634 Esas - 2021/933 Karar<br>DAVACI\t\t  <br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br>TASFİYE MEMURU<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br><br>Sulh Hukuk Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı Alacak davasında verilen karara yönelik,  tasfiye memuru  tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla; dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 12. Asliye ticaret mahkemesinin 11/05/2015 tarih, 2014/371 esas 2015/389 karar sayılı dosyasında; ... şirketi tarafından ... şirketi aleyhine açılan alacak davasında, davalı ... şirketi tasfiye olmuş ve tüzel kişiliğini kaybetmiş olmasına rağmen şirket hakkında yargılamaya devam edilerek olmayan şirket hakkında karar verildiğini, mahkeme kararını icraya koymak amacıyla Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/260 esas sayılı dosyası ile ihya davası açılması üzerine önceki kararı öğrendiğini, önceki dosyada duruşmalar devam ederken şirketin tasfiye olduğunun Ticaret Sicili Kayıtlarında mevcut olduğunu ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi suretiyle haksız davanın reddine, icranın durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.<br>Yargılamanın iadesi istenilen ... şirketi tarafından ... şirketi aleyhine Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1105.2015 tarih, 2014/371 Esas, 2015/389 Karar sayılı dosyasında; davacının, davacıya ait ekmek fabrikası ve techizatlarının ... Gıda A.Ş'ye 5 yıllığına 04/12/2001 tarihide kiraya verildiğini, daha sonra 02/04/2002 tarihli ek sözleşme ile sözleşmenin 6.maddesinde değişiklik yapıldığını, bu değişikliğe göre kiracının en geç 30/04/2002 tarihine kadar faal olmayan makine ve ekipmanları söktürerek yerine modernizasyonu yapılmış günlük 200.000 kapasiteye ulaşacak şekilde üretim yapacak hale getirmesinin kararlaştırıldığını,  daha sonra ... A.Ş'nin yönetim kurulu kararı ile sözleşmedeki şartların aynı kalması kaydı ile kira sözleşmesini ... Ltd.Şti.ne devredilmesine muvafakat edildiğine dair karar aldıkları, ... Ltd.şti.nin de davacı şirkete verdiği dilekçe ile ... A.Ş ile yapılan sözleşme şartları ile fabrikayı kiralamak istediklerine dair 01/01/2002 tarihli dilekçeleri ile talepte bulundukları, bunun üzerine davalı şirket ile de 01/09/2002 tarihinde yeniden sözleşme yapıldığını, davalı şirketin daha sonra 02/09/2004 tarihinde pazar payının düşmesi, üretim kapasitesinin azalması nedeni ile sözleşmeyi fesih etmek istediklerini, davalı tarafın 24/03/2005 tarihli ihtarname ile  kira sözleşmesinin Belediye tarafından Ekmek büfelerinin ellerinden alınarak tek taraflı fesih edildiğini, davalı tarafça terk edilen fabrikada 168.140,40 TL zarar tespit edildiğini, ayrıca davalı tarafça ödenmeyen 7 aylık kira için 49.000,00 TL alacaklarının bulunduğunu, sözleşme gereğince ekmek üretilmeyen  her gün için 500 er TL den 13.000,00 TL cezai şart olmak üzere toplam  230.230,00 TL nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>Yargılamanın iadesine konu davada davalı ;  taraflar arasındaki sözleşmesinin her iki tarafın rızası ile fesih ve tespit ve ibra tutanağı düzenlenerek fesih edildiğini, davacı tarafın sözleşmenin feshinde tamamen kusurlu olduğunu, belediye seçimlerinden sonra ekmek büfelerinin Ankara Büyükşehir Belediyesine devredilmesi üzerine davalının ürettiği ekmekleri  satamaz hale geldiğini bu nedenle sözleşmenin işlemez hale dönüşmesi nedeni ile karşılıklı olarak fesih edildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verilmiş, karar davalı şirket vekili AV. ...'e bizzat tebliğ edilerek 02/11/2015 tarihinde kesinleşmiştir. <br>Yargılamanın iadesi istenilen önceki dosyaya gönderilen ATO kayıtlarına göre davalı şirketin 24/05/2005 tarihinde tasfiyeye girdiği, tasfiye memurluğuna ...'nın atandığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 07/04/2005 tarihinde feshedildiği, tasfiye memuruna dava dilekçesi ve duruşma gününün 29/11/2007 tarihinde tebliğ edildiği, tasfiye halindeki şirkete Tebligat Kanunun 35.maddesine göre tebligatın 08/12/2007 tarihinde yapıldığı, tasfiye memuru ...'nın 06/12/2007 tarihinde Av....'e vekaletname verdiği, avukatın bu vekaletnameyi önceki dosyaya sunarak14/12/2007 tarihinde davaya cevap dilekçesi verdiği ve bir süre duruşmalara aralıklı olarak katıldıktan sonra 18/09/2012 tarihinden itibaren duruşmalara katılmadığı, ancak hükmün bu vekile bizzat tebliğ edildiği, bu arada yargılama devam ederken davalı şirketin 28/10/2008 tarihinde Ticaret Sicilinden tasfiye kapanış tescili sonucu terkin edildiği, terkin bilgisinin ve davalının taraf sıfatını kaybettiğinin davalı vekili veya tasfiye memuru veya Ticaret Sicili tarafından mahkemesine bildirilmediği ve önceki kararın  tebliği ve kesinleştirme işlemlerinin usulüne uygun olmadığından henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece kararın kesinleşmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş. Kararın istinafı üzerine BAM 15. Hukuk dairesince davanın kesinleşmemiş olması ve kararın BAM kurulmadan önceki tarihli olması nedeniyle Yargıtayın görev ve yetkisinde olması nedeniyle talebin temyiz talebi niteliğinde olduğu gerekçesiyle dosya Yargıtay 3. Hukuk Dairesine gönderilmiş, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yargılamanın yenilenmesi talebinin başlı başına bir dava olduğu gerekçesiyle BAM ilgili dairesi görevli olduğu gerekçesiyle dosya dairemize gönderme kararıyla gönderilmiştir.<br>Mahkemece; yargılamanın yenilemesi sebepleri sınırlı sayıda sayılmış olup, davada bu sebeplerden hiç biri bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. <br> Tasfiye memuru; Kanunen ticaret şirketlerinin medeni haklardan yararlanma ve davada (icra takibinde) taraf olma ehliyetleri, tüzel kişiliklerinin varlığına bağlı olup, ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle tüzel kişiliği sona eren ticaret şirketlerinin medeni haklarından yararlanma ve davada (icra takibinde) taraf olma ehliyetleri de bulunmadığını, dava sırasında tüzel kişiliği sona eren şirketlerde mahkemece, öncelikle borçluya, alacaklı Şirketi'nin yeniden “ihyası” için görevli ve yetkili mahkemede dava açabilmesi için yeterli ve kesin süre verilmesi; borçlunun “ihya davasını” açmaması ya da açmak istememesinin saptanması durumunda ise; 6100 Sayılı Yasa'nın 54 ve 55. maddeleri hükümleri uyarınca mahkemece, işlem yapılmalı, ihya davası açılmasını sağlamak amacıyla kayyım atanmasına karar verilmesi gerektiğini, alacaklı şirketin ihyasıyla yeniden tüzel kişilik kazanması durumunda da gerekli tebliğ işlemlerinin yapılması, ve taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın hükme bağlanması gerektiğini, ... şirketi; 28.10.2008 tarihinde ticaret sicilinden ve tasfiye kapanış tescili yapılmış ve terkin edilerek Ticaret sicilinden silindiğini, buna rağmen 11.05.2015 tarih ve 2015/389 sayılı nihai karar verilmiş ve 08.10.2015 tarihinde artık mevcut olmayan davalı ... şirketinin vekili olduğu kabul edilen Av. ...'e tebliğ edildiğini, olmayan şirketin vekili sıfatıyla hareket eden avukat karar aleyhine süresinde temyiz yoluna başvurmadığını ve bu nihai karar hakkında mahkemece 19.08.2015 tarihinde kesinleştirme şerhi yazıldığını  bildirerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>  Ankara BAM 15. Hukuk dairesice talebin değerlendirilmesi sonucunda  6100 sayılı HMK.'nun geçici 3/1 maddesinin 1.Fıkrasında \"Bölge Adliye Mahkemeleri 26.09.2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2.maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 Sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.\" 2.fıkrasında ise \"Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, karar kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki 427. ile 454. madde hükümleri uygulanmasına devam olunur\" hükmü gözetilerek Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı, istinaf başvurusu yapılan dava dosyasına konu yapılan yargılamanın yenilenmesi istemindeki dava Bölge Adliye Mahkemeleri kurulmadan önce verilen bir karara ilişkin ve taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiş olması nedeni ile maddi anlamda kesinleşen bir karar olmadığından, bu durumun temyiz istemi olduğu kabul edilerek dolayısıyla kanun yolu başvuru incelemesi yapması gereken üst mahkemenin temyiz mahkemesi durumundaki Yargıtay olduğu gerekçesiyle kararın istinaf başvurusuna tabi olmayıp Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi'ne gönderilmesi için dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiş olup, Yargıtay 3. Hukuk dairesinin 18.01.2023 tarih,  2022/7542 Esas, 2023/51 Karar sayılı kararıyla sehven kararın kesinleşmediği farkedilmeksizin yargılamanın yenilenmesi davasının yenilenmesi istenilen önceki karara ilişkin davadan farklı başlı başına yeni bir dava olması bahsiyle dosya dairemize gönderilmiş olmakla, dairemizin usul hükümleri uyarınca karara direnme hakkı bulunmadığından dosyanın incelenmesine geçilmiştir.<br>Dava, 6100 Sayılı HMK.nun 375.maddesi gereğince daha önce tasfiye edilen kiracı şirketin tasfiye memuru tarafından açılan, kiraya veren ... şirketi tarafından kiracı ... şirketine karşı önceki dava olan Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesinde 11.05.2015 tarihli 2014/371 esas 2015/389 karar sayılı kararı ile cezai şart bedeli tahsili davasında davanın kısmen kabulüne, makine teçhizat ve onarım bedeli 168.101,40 TL bedelin reeskont faizi ile birlikte, kira bedeli talebinin kabulüne 49.000,00 TL kira bedelinin reeskont faizi ile birlikte tahsiline ilişkin görülen davada verilen kararının temyiz edilmeden 02.11.2015 tarihinde kesinleşmiş olması nedeni ile, kiracı şirketin ilk yargılama sırasında tasfiye edilen bir şirket olmasına rağmen, yargılama yapılarak şirket hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından bu kararın yargılamanın yenilenmesi sonucu iptal edilmesi istemine ilişkindir.<br>  Mahkemece, davalı sıfatı sona eren davalı şirket ile davaya devam edilmesi ve kararın tebliğ edilip kesinleştirilmiş olması usulüne uygun olmamasına rağmen, bu durumun yargılamanın iadesi sebepleri arasında sayılmadığından, yargılamanın iadesi koşulları oluşmadığından esasa girilmeden istemin reddine karar verilmiş karar talepte bulunan vekili tarafından süresinde istinaf edilmiştir.<br>Yargılamanın iadesi sebepleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu sebeplerin kıyas yolu ile genişletilmesi söz konusu değildir. (Baki Kuru - Hukuk Muhakemeleri Usulü-6.Baskı- Cilt 5-sayfa 5156-5164,5171) <br>Yargılamanın iadesi davası üç safhada (aşamada) incelenir; <br>a) Mahkeme, ilk önce yargılamanın iadesi davasının mesmu olup olmadığını resen (kendiliğinden) araştırır. Mahkeme, burada genel dava şartlarından başka, yargılamanın iadesi davacısının davayı süresi içinde açıp açmadığını, teminat gösterip göstermediğini ve kanunda (HMK 375 ) yazılı bir yargılamanın iadesi sebebine dayanıp dayanmadığını resen inceler. Mahkeme bu şartlardan birinin mevcut olmadığı kanısına varırsa, yargılamanın iadesi davasını (esasa girmeden) mesmu olmadığından dolayı reddeder. Mahkeme, bu halde, yargılamanın iadesini isteyen tarafı para cezasına mahkum eder.<br> b) Mahkeme, (birinci aşamada) yargılamanın iadesi davasının mesmu olduğu kanısına varırsa, esasa girerek, ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin doğru (varit) olup olmadığını araştırır.<br>Mahkeme, tarafların ikrar veya kabulü ile bağlı olmaksızın, ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin varit olup olmadığını re'sen araştırır. Yargılamanın iadesi sebebinin varlığını ispat yükü, davacıya aittir. Bu araştırma sonucunda, mahkeme, ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin doğru olmadığı kanısına varırsa, yargılamanın iadesi davasını reddeder.<br>c) Mahkeme, ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin doğru olduğu kanısına varırsa, yargılamanın iadesi talebini kabul ederek, asıl dava hakkında yeni bir karar verir. <br>Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, ön inceleme yapmak amacıyla tarafları davet edip dinledikten sonra, talebin kanuni süre içerisinde yapılmış olup olmadığını, yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilip verilmediğini ya da kesinleşip kesinleşmediğini, ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını kendiliğinden inceler. (6100 sayılı HMK 379,1) Bu koşullardan biri eksikse, hakim davayı esasa girmeden reddeder. (HMK 379/2) Bu sebeplerin varlığını davacı ispat edemezse dava reddedilir. İnceleme sonunda, dayanılan yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre verilmiş olan karar onanır veya kısmen yahut tamamen değiştirilir. (Baki Kuru- Ramazan Arslan- Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 24.baskı, sayfa 608,609) <br>Bu itibarla davaya bakan hâkimin yargılamanın yenilenmesi davasında her şeyden önce davanın dinlenilebilirlik (=mesmu) şartlarının var olup olmadığını kendiliğinden araştırması gerekir. Bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan, davanın her aşamasında hakim tarafından resen gözetilmelidir. Hakimin daha önce bu koşulları denetlemeyi ihmal etmesi davacı lehine kazanılmış hak oluşturmaz.<br>Yargılamanın iadesi yoluna, ancak kesin hükmün tarafları veya tarafın halefleri yada alacaklıları başvurabilir. Taraflar dışındaki kişiler, ilke olarak kesin hükme karşı yargılamanın iadesine başvuramaz.<br>Kural bu olmakla birlikte, bazı özel durumların gerektirdiği istisnai hallerde bu kuralın dışına da çıkılabilmekte, örneğin, tarafı olmadığı bir ortaklığın giderilmesi davası sonucunda, gerçek hak sahibi olduğu paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınmaz malların satışına karar verilmekle hakkı haleldar edilen kimse de, buna neden olan hükme karşı yargılamanın iadesi yoluna başvurabilmektedir.<br>Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. HMK'nun 374.maddesi gereğince yargılamanın iadesi kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir. Yargılamanın iadesi talebinde bulunan ... ... Sanayi şirketi tasfiye memuru ... vekili, Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.05.2015 tarih ve 2017/371 Esas 2015/389 Karar sayılı dava dosyasında, kiracı şirket tasfiye edilmiş ve tüzel kişiliği kalmamış olmasına rağmen davalı şirket hasım gösterilerek ve bu şirkete husumet yöneltilerek dava sonuçlandırıldığından ve karar taraflara usulsüz tebliğ edilerek temyiz edilmeden kesinleştirildiğinden karar hakkında yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.<br>Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup hakim yargılamanın her aşamasında kendiliğinden (resen) dikkate alması gerekir. Davaya dahil edilen tüm taraflara duruşma gün ve saatini bildirir dava dilekçesi davetiyesi tebliğinin usulüne uygun olarak sağlanması ve dosyada usulüne uygun taraf teşkili yapıldıktan sonra, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekir. Bu durumda karar kesinleşmemiş olup, henüz kesinleşmemiş kararlar yönünden istinaf/temyiz yasa yolları devam edeceğinden, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulamayacaktır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya herhangi bir aykırılık bulunmadığından davacının istinaf talebinin esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>Dosya kapsamına, toplanan delillere, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2021 tarihli ve   2020/634 Esas - 2021/933 Karar sayılı hükmünde mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre,  tasfiye memurunun istinaf kanun yolu başvuru isteminin 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle  alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 80,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın istinaf kanun yoluna başvuran taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,  <br> HMK 27. maddesi gereği, tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK 302. maddesine eklenen 5.fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan incelemede 07/11/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ :  07/11/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br> <br>H.Y/T.U./Y.İ.M.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"964fad727c19667c","SID":"c9ae7edd81e090d0"}}