{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1957 - 2024/1329<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1957 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/1329<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/10/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2022/389 E 2022/697 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 04/11/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 04/12/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili; müvekkilinin  Bursa ilinde süs bitkileri yetiştiricilik, peyzaj ve süs bitkileri satış işi yaptığını,  davalı şirketin müvekkilinden çok sayıda süs bitkisi satın aldığını ve müvekkilinin bu alışverişe ilişkin fatura kestiğini, davalı şirketin  müvekkiline çok sayıda çek verdiğini ancak 27.05.2021 tarihinde yaşanan hırsızlık olayı neticesinde çeklerin çalındığını, çalınan çeklere ilişkin olarak müvekkili tarafında davalı şirkete çeklerin çalındığında ilişkin bilgi verildiğini, ayrıca müvekkili satılan bitkilere ait ödemelerin yapılmasını davalı şirket yetkililerinden talep ettiğini müvekkilinin talebinin kabul görmediğini alacağın tahsili için girişilen takibe davalının itiraz ettiğini, takipten sonra davalı tarafından farklı zamanlarda toplam 160.000,00-TL  ödeme yaptığını belirterek  ancak asıl alacağa bağlı faiz alacağı ile takibe bağlı icra vekalet ücreti ve icra giderlerinin ödenmediğini, bakiye bedel ve fer’ileri yönünden haksız olarak yapılan itirazın iptaline takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; davacının çeklerin zayi olduğuna dair de bir belge sunamamasından dolayı davacı-alacaklının  haksız yere bu çek suretine dayanarak alacağını tahsil etmek istemesi nedeniyle borcun tamamına müvekkilince  itiraz edildiğini ve takip durdurulduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkili ticari risk alarak davacı-alacaklı'ya güvenip16.11.2021 tarihinde ... plakalı aracı davacı tarafa satışını verdiğini davalı tarafın müvekkilinin iyi niyetine rağmen alacaklı-davacı yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesini talep ettiğini  ve haksız alacağını tahsil etmeye çalıştığını,  dava konusu icra dosyası yönünden herhangi bir ödeme yapılmadığını tarafların bu borç kapsamında anlaştıklarını müvekkilinin davacı tarafa  alacağına konu borcun tamamını ödediğini, alacaklı-davacı ilgili icra dosyasına herhangi bir harç yatırmadığını,  müvekkilin davacıya  olan borcunu ödemiş ve bu hususta  haricen kendi aralarında anlaştıkların, tüm bu nedenlerle davacının haksız davasının reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; tüm dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; takip konusu asıl alacak bedelinin 160.000,00-TL'lik kısmının davalı tarafça ödendiği, uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlığın 40.000,00-TL asıl alacak ve asıl alacağın ferisi niteliğindeki faiz alacağı, vekalet ücreti ve icra giderlerine ilişkin olduğu,  takip tarihi olan 14.07.2021 itibariyle 56663 seri numaralı çeke ilişkin zayi nedeniyle iptal kararı verilmediği, kararın 19.01.2022 tarihinde verildiği, 31.01.2021 tarihinde kesinleştiği, anılan bu davanın hasımsız açıldığı, davalı tarafça satım sözleşmesi kapsamında davacıya çek ile ödeme yapıldığı ve çekin takip tarihinde zayi olduğuna dair verilen bir karar olmadığı, davalının 160.000,00-TL'lik asıl alacağı ödediği, bu kapsamda 40.000,00-TL'lik asıl alacak miktarı yönünden takibin devamına, takip tarihinde çeke dair iptal kararı verilmediğinden dolayı şartları oluşmayan icra inkâr tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>I-)Davacı vekili; davalı tarafından takipten sonra davadan önce kısmi ödeme yaptığını, talep gibi bakiye alacak ve feriler yönünden itirazın iptaline, takibin devamına ve tazminata karar verilmesi gerekirken verilen kararın eksik ve yetersiz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.<br>II-)Davalı vekili; müvekkili lehine tazminata karar verilmesi gerekirken kötüniyet tazminatına karar verilmemesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; icra takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce yapılan ödemenin, takip tarihinden sonra talep edilen icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücreti gibi asıl alacağın fer'îsi niteliğindeki alacaklardan mahsup edilip edilemeyeceği, mahkemece dava tarihinden önce asıl alacak ödenmekle asıl alacakla ilgili davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücretine yönelik itirazın iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği, mahkemece davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, mal satışından kaynaklanan alacağa karşılık verilen çekin zayi olduğundan bahisle zayi olan çek bedelinin tahsili için girişilen icra takibine yönelik  2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>İcra takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce yapılan  kısmi ödemenin, takip tarihinden sonra talep edilen icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücreti gibi asıl alacağın fer'îsi niteliğindeki alacaklardan mahsup edilip edilemeyeceği, mahkemece dava tarihinden önce asıl alacak kısmen ödenmekle asıl alacakla ilgili davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücretine yönelik itirazın iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği yönünde yapılan incelemede;<br> Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251).<br> Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, davanın reddi hâlinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.<br>İtirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.<br>Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.<br>Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.<br>Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi  takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.<br>Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından kısmen ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.<br>Nitekim aynı ilkeler  Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.<br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 14/07/2021 tarihinde Ankara 23.İcra Müdürlüğünün 2021/14986 E. sayılı icra dosyasında, zayi olan çek alacağına dayanılarak 200.000,00 TL asıl alacak, üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin davalı tarafından haricen  öğrenilmesinden sonra, davalı borçlu tarafından 19/11/ 2021  tarihinde borcun tamamına itiraz edilmiş, 16/11/2021 tarihinde alacağın bir kısmı 160.000,00 TL olarak davacıya ödenmiştir.<br>İcra takibine yapılan itirazdan sonra asıl alacağın kısmen  ödendiğinin davacı tarafından da kabul edildiği anlaşılmakta olup, icra takibinde gösterilen asıl alacak miktarının kısmen ödendiği ihtilafsız olduğu hâlde, ödenen asıl alacak miktarının bir kısmı da harca esas değer olarak gösterilerek eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.<br>Az yukarıda da açıklandığı üzere itirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından, asıl alacak miktarı yönünden itirazın iptali isteminin reddi gerekir.<br>Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce kısmen ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı kısmen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen ödenmeyen alacak ile alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. İtirazın iptali davalarında haklılık durumu icra takip tarihi esas alınarak değerlendirilmesi gerekir.<br>Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada zayi olan çekler yönünden alınmış bir zayi kararı olmadan zayi olan çeke dayanarak takibe girişildiği davalı borçlu tarafından asıl alacak dava tarihinden önce kısmen  ödenmiş olup, davacı alacaklının kısmen yapılan ödemenin asıl alacak yönünden itirazın iptali davası açmasında hukukî yararı bulunmamaktadır. Bakiye bedel ve  icra giderlerinin belirlenmesi gerekir.<br>Davalı tarafından icra takibine itirazdan sonra ancak dava tarihinden önce yapılan ödeme nedeniyle davacının ödenen bu miktara ilişkin dava açmakta hukuki yararı yoktur. Mahkemece ödeme yapılan miktarla ilgili olarak hukuki yarar bulunmadığından  davanın dava şartı yokluğundan dolayı reddi ile, davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunduğu kısım tespit edilerek, davalı yanın takipteki tüm kalemlere itiraz ettiği gözetilerek takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu miktar belirlenip davalı ödemeleri düşüldükten sonra belirlenen davacının hukuki yararının bulunduğu miktar üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamına  karar verilmesi gerekirken yapılan ödeme düşülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.<br>Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacının istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, kaldırma nedenine göre davacının ve davalının diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına  ilk drece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;<br> Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/389Esas, 2022/697Karar ve 07/10/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatıranlara İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 04/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c0bb741c2eae38ea","SID":"af203e3f21aa013a"}}