{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ: 30/07/2024<br>İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNDE BULUNAN<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 22/11/2024<br><br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Başkanın görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili, müvekkili ile ... Anonim Şirketi'nin sahibi olan ... arasında döviz bürosu açma hususunda anlaştıklarını, bu kapsamda müvekkili ile ... arasında düzenlenen 23.01.2019 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, sözleşme kapsamında tüm masrafların müvekkili tarafından karşılandığını ve müvekkiline devredilmek üzere, ... adı altında bir şirket kurulması konusunda anlaştıklarını, ...'nin kurulduktan sonra müvekkilinin, 3 hafta içinde şirketin kendisine devredilmesini beklerken, ... tarafından, 1 yıldan önce devir için yasal engel bulunduğunun ifade edildiğini, ...'in kendisine ait olan ... Anonim Şirketi'nin hisselerini müvekkiline devretmeyi teklif ettiğini, müvekkilinin niyetinin bir döviz bürosu açmak olduğundan bu teklifi yadırgamadığını, bu kez, müvekkili ile ... arasında: ... Anonim Şirketi Hisse Devri sözleşmesinin düzenlendiğini, müvekkili tarafından, döviz bürosunun devri için ödenmesi kararlaştırılan, 5.000.000 TL'nin bu sözleşmenin imzası anında, nakten, defaten ve elden olacak şekilde ...'e ödendiğini, sözleşmenin yapılmasından bir süre sonra, Türk hukuku bakımından şirket devralmanın ciddi sakıncalar doğurabileceği; şirketin eskiye dönük borçlarının yaratılabileceği, böylelikle şirketin olmadık borçlar sebebiyle borca batık hale getirilebileceğini öğrenen müvekkilinin, ... ile tekrar iletişime geçerek, ... Anonim Şirketi almak istemediğini, en başta olduğu gibi, ... devralmak istediğini bildirdiğini, bu teklifin ... tarafından da kabul edildiğini, ... Anonim Şirketi için yapılan ikinci sözleşmenin fotokopisi üzerine, sözleşmenin feshine ilişkin kayıt düşüldüğünü, ... Anonim Şirketi'nin hisselerini konu alan sözleşmenin taraflarca feshedildiğini, ilk anlaşmada olduğu gibi, ...'nin hisselerini konu olan sözleşme üzerinden hukuki ilişkinin devam ettiğini, sözleşme tarihinde yürürlükte olan, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (tebliğ No: ... ) m.18 uyarınca:\"Yetkili müesseselerde, faaliyet izni verildiği tarihten itibaren 1 yıl geçmedikçe hisse devri gerçekleştirilemez.\" hükmü uyarınca ...'i ait hisselerin 1 yıldan önce müvekkiline devrinin mümkün olmadığını, Müvekkilinin  mevzuata konu 1 yıllık sürenin dolmasını ve ...'nin hisselerini ...'den devralmayı beklerken, bu sürenin dolmasından sonra, ...'in, bahse konu şirketi müvekkiline devretmediği gibi, devir için gerekli olan, genel kurul kararı alınması, Hazine ve Maliye Bakanlığı'na devir izni için başvurulması ve sair hiçbir  işlemi yapmadığını, gelinen aşamada, ... adına kayıtlı görünen, ... hisselerinin tamamının müvekkili veya müvekkilinin göstereceği üçüncü bir kişi adına devri; Mahkemece bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde, müvekkili tarafından ödenen 5.000.000 TL devir bedeli ve ...'nin kuruluşu ve işletilmeye başlanması için yapılan tüm masrafların bilirkişi marifetiyle tespit edilerek müvekkiline ödenmesine karar karar verilmesini,\tbu davanın davalı tarafından öğrenilmesinden hemen sonra, davaya konu şirket hisselerinin üçüncü kişilere devri suretiyle kaçırılması ihtimali pek yüksek olduğundan, bu girişime engel olmak ve neticede müvekkiline hakkını teslim edebilmek için, davalının tasarruf yetkisini kısıtlanmasına ve bu hususta ilgili ticaret sicil müdürlüğüne bildirimde bulunulmasına karar verilmesini,  eldeki dava süresince, davalının dava konusu paylar üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmaması halinde, davalı tarafından dava konusu paylar, üçüncü kişilere devredilebilecek ve eldeki dava konusuz kalacağını,  bu nedenle davalı ...'e ait, ...'nin hisselerinin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi şeklinde ihtiyati tedbir konulmasına ve bu hususta ilgili ticaret sicil müdürlüğüne ve şirket'e bildirimde bulunulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece verilen 08/11/2023 tarihli ara karar ile; \"Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile dava konusu hisse devri olan 5.000.000,00 TL'nin %20'si 1.000.000,00 TL nakdi teminatın ya da  kesin ve süresiz banka teminat mektubunun 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize ibraz edilmesi halinde  davalı ...'e ait ...nin hisselerinin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için dava sonuna kadar ihtiyati tedbir kaydı konulmasına, teminat yatırıldığında dava dışı şirket ile Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne  müzekkere yazılmasına\" karar verilmiştir.<br>İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; Davaya dayanak yapılan \"... A.Ş. Hisse Devir İşlemlerine dair Protokol\" başlıklı protokolün kendiliğinden bir akit - bir sözleşme olmadığını, , protokolün 6 maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere bir ön akit, bir akit yapma taahhüdü olduğunu, hisse devrini hukuken geçerli şekilde tamamlayan hisse devri sözleşmesi olmadığını, döviz işi ile iştigal eden şirketlerin hisse devirlerinin, Hazine'nin onayı ile mümkün olduğunu,  ... ile ...'ın doğrudan hisse devri yapmayıp, hisse devir işlemlerini izah eden bir önakit yapmalarının da, önakdin imzalandığı anda ...'ın hisse devri konusunda onay alıp alamayacağının henüz belli olmaması nedeniyle olduğunu, diğer yandan, yeni kurulmuş bir döviz bürosunun hisselerinin, kuruluş anından itibaren 1 yıl geçmeden devredilemeyeceğini, bu kuralın Hazine tarafından konulmuş bir kural olduğunu,  ... ile ... arasında imza edilen \"Hisse Devir İşlemlerine Dair Protokol\" başlıklı önakdin 5, 8 ve 10. maddelerinde bahsi geçen 1 yıllık sürenin açıkça yazılı olduğunu, diğer bir ifadeyle, önakdin imzalandığı anda ...'in de, ...'ın da, gerçek hisse devrinin resmi onaya muhtaç, ileride gerçekleşecek bir şarta bağlı olduğunu en baştan beri bildiklerini, ... ile ... arasındaki önakitin, her ne kadar ... hisselerinin devir işlemlerini konu alsa da, daha sonra yaşanan olayların  tarafların bu önakdi fiilen ve sözlü olarak değiştirdiklerini ve farklı (... değil, ... yönünden) uyguladıklarını ispat ettiğini,  davacı ile ...'in, ... kurulması ve 1 yıl sonra hisselerinin ...'a devri konusunda önakit yaptıklarını, ancak daha sonra ...'ın 1 yıl beklemek istemediğini, hisse devrinin derhal yapılmasını istediğini, bu talep üzerine, tarafların ... hisseleri yerine, mevcutta faaliyette bulunan ... hisselerinin devri için sözlü olarak mutabakat sağladıklarını, bu mutabakatın sonucu olarak da, Hazine'ye yapılan başvurunun ... hisselerinin devri için değil, ... hisselerinin devri için yapıldığını, bizzat davacı tarafça sunulan dilekçenin ekinde yer alan üzerine iptal şerhi düşüldüğünü, düzenleme tarihi olmayan - 20 Mayıs 2019 tarihinde iptal edildiğinin şerh olunan hisse devri sözleşmesi başlıklı belge ile ispat edildiğini, bu nedenle, ...'ın döviz bürosu sahibi olabilmesi için Hazine'ye yapılan başvurunun, ... için değil, ... için yapıldığını, bu hususun davacının bilgisi ve onayında olduğunu, ... hisselerini almaktan vazgeçen ...'ın olmadığını, hisselerin devrinin sağlanması için gerekli olan tüm işlemlerin ... tarafından yapıldığını ve başvuru evrakı olması gerektiği gibi Hazine'ye gönderildiğini, ... hisselerinin ... tarafından ...a devredilememiş olmasının sebebinin, tarafların devir işlemini iradi olarak iptal etmeleri değil, Hazinenin hisselerin ...a devrine onay vermemesi olduğunu, ... hisselerinin ... tarafından ...a devredilememiş olması âkitlerin iradelerinin sonucu değil, devir için yasal şart olan Hazine onayının alınamamış olması yani objektif inkansızlık olduğunu, öncelikle hisse devri sözleşmesi yapılmış yapılan bu sözleşme ... resmi karar defterine yazılarak Antalya 7. Noterliğinin 28 Ekim 2019 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile tasdik edilerek Hazinenin onayına sunulduğunu, hazineye yapılan başvurunun ...ın bilgisi ve onayı ile yapıldığını, davacının doğrudan doğruya ... hisselerinin mahkeme kararıyla kendi adına tescil edilmesini istemesinin kabul edilebilir olmadığını, ne ... ne de ... için davacı tarafından ödenmiş 5.000.000 TL sermaye söz konusu olmadığını, ... hisse devrine dair karar alındığında da ödenmiş 5.000.000 TL lik bir bedel olmadığını, işbu dava öncesinde, davacının aynı vakıa - devir sözleşmesi hakkında Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı davayı açtığını ve bu davada mahkeme huzurunda kendisi açısından bir çok bağlayıcı beyanda bulunduğunu, davacının beyanlarının samimi ve doğru olmadığını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece verilen 04/01/2024 tarihli ara karar ile; \"dava dilekçesi içeriği, dava konusunun  dava dışı tek pay sahibi davalı olan Anonim Şirkete ait payların davacı adına veya göstereceği 3. kişi adına devir ve tesciline yönelik olması dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu olabilecek/olan hususların tedbire konu edildiği, kabule göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hali de mevcut olduğundan Mahkememizce verilen  ihtiyati tedbirin usul ve yasaya uygun olduğu, yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler kapsamında bulunduğu anlaşılmakla ihtiyati tedbire itirazın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Ara karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat şartını yerine getiremediğini, davacının, ... hisselerinin devrini konu alan ön akit uyarınca davacının davalıya 5.000.000,00 TL'yi elden ve nakden ödediğini iddia etmiş ise de, bu ödemeyi ispat edecek olan yazılı ve imzalı belge veya banka dekontunu sunamadığını, iş bu davanın dayanağı ... için yapılan ön akit ise buna uygun, iş bu davanın dayanağı ... hisseleri için imzalanan sözleşme ise bu ikinci sözleşmeye uygun delillerinin tartışılması gerektiğini, davacının ayakta kalan sözleşme ... Sözleşmesi dedikten sonra ... için yapıldığı iddia edilen sözleşmede usulen yer alan 5.000.000,00 TL hisse bedelinin ödendiğine dair ifadenin ... aleyhine yaklaşık ispatın delili olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, 2 tarafın da kabulünde olduğu üzere, ... hisseleri konusunda imzalanan ön akdin uygulanmayıp, işlemlerin ... için değil ... hisseleri için yürütülmüş olmasının sebebinin yeni kurulmuş bir döviz bürosunun hisselerinin kuruluş anından itibaren 1 yıl geçmeden devredilemeyecek olması nedeniyle, ... hisselerinin devri için hazineye resmi başvuru yapılmasıyla davalının davacıya karşı edimini yerine getirdiğini, ancak ... hisselerinin davacıya devrinin hazine tarafından uygun görülmemesi üzerine taraflar açısından objektif imkansızlık durumunun ortaya çıktığını, burada davalı müvekkiline izafe edilecek bir kusurun bulunmadığını, bu nedenle de davacıya karşı herhangi bir tazmin yükümlülüğü altında olmadığını, davacının davalıdan ancak ve ancak ... ile imzalandığı iddia ettiği sözleşme uyarınca nakdi tazminat talep edebileceğini, bu anlamda davanın dayanağı ... hisseleri hakkındaki sözleşme ise, ... adına tescilli olan ... hisselerinin ...'den alınıp, davacı adına mahkeme kararı ile devri ve tescilinin mümkün olmadığını, dava sonunda böyle bir karar verilemeyeceğine göre hisseler üzerine tedbir konulmasının da hukuki bir dayanağı bulunmadığını, davanın dayanağı ... ile yapıldığı iddia edilen sözleşme değil de, ... için imzalanan ön akit ise, bu ön akdin hiçbir yerinde davacının nakden 5.000.000,00 TL ödediği veya kuruluş masrafları için harç yatırdığı veya teminat mektubu için bankaya para yatırdığı veya müvekkiline tek kuruş elden ödeme yapıldığının yazılı olmadığını, ön akdin tamamında kurulan cümlelerin gelecek zaman kipinde olduğunu, kimse tarafından yerine getirilmiş bir edim olmadığını, bu yüzden ... hakkında imzalanan ön akde davacının dayanması halinde iş bu ön akitte yazılı olan edimleri yerine getirdiğini davacının yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle tedbir talebinin de esasen reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının maddi gerçeğe, hukuka ve delil durumuna aykırı olduğunu belirterek, öncelikle tedbir kararının kaldırılmasına, ayrıca davaya konu olan ve davacı adına tescili istenen hisselerin dava tarihindeki kayıtlı - tescilli ve ödenmiş değeri 10.000.000,00 TL olduğundan dava değerinin de 10.110.000,00 TL olduğunun kesin olduğuna göre davacının yatırdığı teminatın da mahkemece daha önce takdir olunduğu gibi dava değerinin %20'sine karşılık gelecek şekilde 2.022.000,00 TL'ye yükseltilmesinin gerektiğinden tedbire itirazın reddine dair kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Dairemizce yapılan inceleme neticesinde 13/02/2024 tarihli ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; \"HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine\" karar verilmiştir. <br>Davalı ... vekili tarafından 16/07/2024 tarihli dilekçe ile; mahkemece davada uyuşmazlık konusunun tespitine itiraz edilmiş, ayrıca ... A.Ş.'nin ticari defter ve belgelerinin incelenmemesi, incelenecek ise ... A.Ş.'nin ticari defter ve belgeleri ile birlikte incelenmesi talep edilmiş, ayrıca dava değerinin 10.110.000,00 TL'ye çıkarılması sebebiyle mahkemece 08/11/2023 tarihli tensip ... nolu ara kararında ihtiyati tedbirin dava değeri olan 5.000.000,00 TL'nin %20'si oranında 1.000.000,00 TL nakdi teminatın yada kesin/süresiz banka teminat mektubunun ibrazı şeklinde düzenlenmesi karşısında teminat miktarının arttırılması talep edilmiştir.<br>Mahkemece verilen 30/07/2024 tarihli ara karar ile; \"Davalı tarafın talebinin KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, buna göre; <br>1- Mahkememizin 08/11/2023 tarihli tensip ... nolu ara kararında dava değeri 5.000.000,00 TL esas alınarak %20 oranında teminat ile ihtiyati tedbir kararı verildiği, teminat miktarının 1.000.000,00 TL'ye tekabül ettiği,   Mahkememizce 25/06/2024 tarihli duruşmada dava değerinin 10.110.000,00 TL olarak tespit edilerek bu değer üzerinden eksik harcın tamamlattırıldığı, tedbire konu ... ait sicil dosyasında tek pay sahibi A.Ş.'nin sermayesinin 10.000.000,00 TL olduğu, bu hali ile dava konusu hisse devrinin değerinin 10.000.000,00 TL olduğu anlaşılmakla (teminat tutarının hesabında hisse değerinin esas alındığı, cezai şart ve masrafların bu tutara dahil edilmediği) bu değer üzerinden teminat miktarının eksik olduğu  anlaşılmakla 10.000.000,00 TL'nin %20'sine tekabül eden 2.000.000,00 TL tutarında teminat alınması gerektiğinden eksik 1.000.000,00 TL  nakdi teminatın yada kesin/süresiz banka teminat mektubunun davacı tarafa tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize ibraz edilmesi halinde davalı ...'e ait .... A.Ş.'nin hisselerinin 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin mahkememizin 08/11/2023 tarihli tensip ... nolu ara kararının DEVAMINA, eksik teminat tutarı 1.000.000,00 TL'nin belirtilen kesin süre içerisinde yatırılmaması halinde ihtiyati tedbirin kalkmış sayılacağının ihtarına, (ara kararın davacı vekiline tebliğine)<br>Dair; ihtiyati tedbir kararı yönünden  karara karşı HMK 394/2. maddesi uyarınca bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkememizin yetkisine ve teminata ilişkin olarak mahkememize itiraz edebileceğinin ihtarına...\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili 16/08/2024 tarihli dilekçesinde özetle; Mahkememizce 30.07.2024 tarihinde, tarafların yokluğunda: \"tedbire konu ... ait sicil dosyasında tek pay sahibi A.Ş.'nin sermayesinin 10.000.000,00 TL olduğu, bu hali ile dava konusu hisse devrinin değerinin 10.000.000,00 TL olduğu anlaşılmakla (teminat tutarının hesabında hisse değerinin esas alındığı, cezai şart ve masrafların bu tutara dahil edilmediği) bu değer üzerinden teminat miktarının eksik olduğu anlaşılmakla 10.000.000,00 TL'nin %20'sine tekabül eden 2.000.000,00 TL tutarında teminat alınması gerektiğinden eksik 1.000.000,00 TL  nakdi teminatın yada kesin/süresiz banka teminat mektubunun davacı tarafa tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize ibraz edilmesi halinde davalı ...'e ait ... A.Ş.'nin hisselerinin 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin mahkememizin 08/11/2023 tarihli tensip ... nolu ara kararının DEVAMINA, eksik teminat tutarı 1.000.000,00 TL'nin belirtilen kesin süre içerisinde yatırılmaması halinde ihtiyati tedbirin kalkmış sayılacağının ihtarına, (ara kararın davacı vekiline tebliğine)\" şeklinde karar verildiğini, anılan kararın taraflarına tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde, ihtiyati tedbire ilişkin bu karara itiraz ettiklerini, her ne kadar, dava değerinin 10.000.000 TL olduğundan bahisle, teminat miktarının arttırılmasına karar verilmiş ise de; mahkememizce 1.000.000 TL bedel karşılığında ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bu kararın uygulandığını, bu karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, istinaf kanun yolu başvurusu esastan reddedilerek kesinleştiğini, 10.000.000 TL üzerinden teminatın arttırılması talebi davalı tarafından istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğünü, bu talebin istinaf mahkemesi tarafından değerlendirildiğini  ve neticede reddedildiğini, bu kararın kesin olduğu gibi, mahkememizi de bağlar nitelikte olduğunu, buna rağmen, gelinen aşamada, mahkememizce teminatın miktarının arttırılmasına karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, ayrıca, yatırmış oldukları 1.000.000 TL tutarındaki teminat miktarının, anılan ihtiyati tedbir karşında fevkalade yeterli ve makul olduğunu, buna rağmen, teminat miktarının 2.000.000 TL'ye attırılması da kabul edilebilir  olmadığını beyanla teminat miktarının 2.000.000 TL arttırılması yönündeki ara karardan dönülmesine ve mevcut teminat miktarı ile ihtiyati tedbirin devamına (duruşma açılmak ve taraflar davet edilmek suretiyle yapılacak inceleme ile) karar verilmesini  talep etmiştir. <br>Mahkemece verilen 19/08/2024 tarihli ara karar ile; \" ihtiyati tedbir talep eden davacının verilen teminata itiraz hakkının bulunmadığı, itiraz müessesinin yalnızca karşı taraf ve menfaati açıkça ihlal edilen 3. kişilere tanınan bir hak niteliğinde olduğu anlaşılmakla davacı tarafın ihtiyati tedbirde teminata itirazının reddine\" karar verilmiştir. <br>Karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı tarafından, 30.07.2024 tarihinde, tarafların yokluğunda: \"tedbire konu ... ait sicil dosyasında tek pay sahibi A.Ş.'nin sermayesinin 10.000.000,00 TL olduğu, bu hali ile dava konusu hisse devrinin değerinin 10.000.000,00 TL olduğu anlaşılmakla (teminat tutarının hesabında hisse değerinin esas alındığı, cezai şart ve masrafların bu tutara dahil edilmediği) bu değer üzerinden teminat miktarının eksik olduğu  anlaşılmakla 10.000.000,00 TL'nin %20'sine tekabül eden 2.000.000,00 TL tutarında teminat alınması gerektiğinden eksik 1.000.000,00 TL  nakdi teminatın yada kesin/süresiz banka teminat mektubunun davacı tarafa tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize ibraz edilmesi halinde davalı ...'e ait ... A.Ş.'nin hisselerinin 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin mahkememizin 08/11/2023 tarihli tensip ... nolu ara kararının DEVAMINA, eksik teminat tutarı 1.000.000,00 TL'nin belirtilen kesin süre içerisinde yatırılmaması halinde ihtiyati tedbirin kalkmış sayılacağının ihtarına, (ara kararın davacı vekiline tebliğine)\" şeklinde karar verildiğini, bu karara, itiraz ettiklerini, bu itiraz üzerine, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'nın 21.08.2024 tarihinde ve tarafların yokluğunda (dosya üzerinden) \"ihtiyati tedbir talep eden davacının verilen teminata itiraz hakkının bulunmadığı, itiraz müessesinin yalnızca karşı taraf ve menfaati açıkça ihlal edilen 3. Kişilere tanınan bir hak niteliğinde olduğu anlaşılmakla davacı tarafın ihtiyati tedbirde teminata itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.\" şeklinde karar verildiğini, bu kararın, esası itibariyle kabul edilebilir olmadığı gibi, usule de riayet edilmeksizin verildiğini,  tarafların yokluğunda verilen ihtiyati tedbire ilişkin kararlara karşı itirazların, taraflar davet edilerek ve duruşma açılarak inceleneceğini, somut olayda, ihtiyati tedbire ilişkin teminatın arttırılmasına ilişkin karar tarafların yokluğundan verilmesine rağmen, buna yapılan itiraz, dosya üzerinden incelenerek karara bağlandığını, nitekim bu kuralı hüküm altına alan, HMK.m.394/f.4/c.3 vd maddelerinde; \"Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.\" şeklinde yazıldığını, şu hale göre, anılan usule riayet edilmeksizin verilen kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu kararın usulen ve esas itibariyle de hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hükmedilen teminat miktarına itiraz hakkı bulunduğunu, kanunun lafzı ifadesine dayanarak bunun olmadığını kabul etmenin, açıkça adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil edeceğini, Zira, her nasıl ihtiyati tedbirin reddi kararına karşı itiraz kanun yoluna açıksa, şeklen kabul edilmiş görünen ancak hükmedilen teminat miktarı bakımından talep eden tarafından tahammül edilemeyecek bir karara karşı da itiraz hakkının olduğunun pekala kabul edilmesi gerektiğini, aksine bir kabulün, silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğu gibi, ihtiyati tedbir talep edenin hukuki korunma hakkını da dolaylı olarak ortadan kaldıran bir görüş olacağını, anılan gerekçelerle; itirazlarının duruşma açılmak ve taraflar davet edilmek suretiyle yeniden ele alınmasının gerektiğini, öte yandan, taleplerinin esası itibariyle de kabul edilmesi gerektiğini, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'nın, 1.000.000 TL bedel karşılığında ihtiyati tedbir kararı verildiğini; bu kararın uygulandığını, bu karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddedilerek kesinleştiğini,  10.000.000 TL üzerinden teminatın arttırılması talebinin davalı tarafından istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğünü, bu talebin istinaf mahkemesi tarafından değerlendirildiği ve neticede reddedildiğini, bu kararın kesin olduğu gibi, mahkemeyi de bağlar nitelikte olduğunu, buna rağmen, gelinen aşamada, mahkemece teminatın miktarının arttırılmasına karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, ayrıca, yatırmış oldukları 1.000.000 TL tutarındaki teminat miktarının, anılan ihtiyati tedbir karşında fevkalade yeterli ve makul olduğunu, buna rağmen, teminat miktarının 2.000.000 TL'ye attırılmasının kabul edilemeyeceğini, bu arttırımın müvekkilini daha fazla külfete sokmaktan başka bir amacının olmayacağını, anılan sebeplerle, teminat miktarının 2.000.000 TL arttırılması yönündeki kararın kaldırılarak,  mevcut teminat miktarı ile ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesi gerektiğini beyan ederek mahkemece resen nazara alınacak sebeplerle; istinaf başvurusunun kabulü ile, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'nın, ihtiyati tedbir teminatının 2.000.000 TL'ye arttırılması yönündeki kararının kaldırılmasını, ilk karar verilen ve istinaf denetiminden geçen teminat olan 1.000.000 TL teminat ile ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Talep, teminatlı verilen ihtiyati tedbir kararında belirlenen teminat miktarının düşürülmesi isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılması istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle davacı tarafın ihtiyati tedbir kararında belirlenen teminat miktarına itirazının reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>28/07/2020 Resmi Gazetede yayınlanan 7251 sayılı Yasa'nın 34.maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nun 341/1.maddesinde \"(1)İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:<br>a)Nihai kararlar.<br>b)İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar\" hükmüne yer verilmiştir. <br>Aynı Yasanın 346/1. maddesi gereğince “İstinaf dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. (HMK 346/2 fıkrası)<br>Somut olayda; talep eden vekilinin istinaf isteminin ihtiyati tedbir kararında takdir edilen teminata yönelik olduğu, ancak ortada 6100 sayılı HMK' nın 341/1 maddesi anlamında istinafı kabil bir karar bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1 ve 352/1-b maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ve istinaf başvuru harcının mahkemesince davacıya İADESİNE,<br>3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-Davacı tarafın istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 346/1 ve 352/1-b maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme <br>sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  22/11/2024\t\t\t\t<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc0f408a478aaed5","SID":"0d774665a2294da0"}}