{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/66 <br>KARAR NO:2024/3127<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:12/04/2023<br>NUMARASI:2015/648 E - 2023/275 K<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:21/11/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, 31.12.2012 tarihinde mülkiyeti kendisine ait olan ..., ..., ... plakalı araçlar ile leasing sözleşmesi ile kiralanmış olan ve zilyetliği kendisine bulunan ..., ..., ... ve ... plakalı araçların tamir maksadı ile servis işi ile uğraşan Davalıya teslim edildiğini, kendisinin hafriyat işleri ile uğraştığını, söz konusu araçların tamamının bu iş için kullanılan damperli kamyonlar olduğunu, davalının kamyon ve ağır tonajlı araçların tamir ve bakımını yapan servis şirketi olduğunu, davalı firmaya ait olan cari hesap dökümünde de işbu araçların servis ve bakımına karşılık olarak 262.191,42 TL cari hesap borcu bulunduğunu, toplam tutarın 410.000,00 TL civarında olduğunu 150.000,00 TL ödeme yapıldığını ve bakiye olarak yukarıda yazılı tutarın kaldığını, kendisinin ödeme zorluğuna içerisine girdiğini ve bu durumun davalı taraf ile sözlü müzakere edildiğini, davalı tarafa vadeye yayarak sıralı çek/senetler verilmesi ve kendisinin firma yetkilisinin de şahsi cirosunun yer almasının teklif edildiğini, davalı tarafın kabul etmediğini, gayrimenkul üzerine rehin ve ipotek talep ettiğini, mahkeme kanalıyla davalının elinde bulunan araçların iadesinin talep edildiğini ve açılan davada plakaları kararda yazılı olan 5 adet aracın kendisine iadesine tedbir yolu ile karar verildiğini, davacının, araçlarının 7 adet kamyon olduğunu, davalının bu araçların değerlerini bildiğini, davalının 1 veya 2 aracı elinde tutmasına muvafakat ettiğini, ancak davalı tarafın araçların tamamını elinde tuttuğunu belirtmiş olup, özetle 31.12.2012 tarihinden itibaren tedbir kararının verilmiş olduğu 26.06.2014 tarihine kadar geçen sürede davalı tarafın 5 adet kamyonu elinde tuttuğunu, kendisinin işi gereği kullanmış olduğu kamyonları bu süreçte kullanamadığı, elde etmesi gereken semereleri elde edemediğini, dava konusu kamyonların çalışmamasından kaynaklı olarak ciddi kar kaybı ve zarar yaşadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1. 000,00 TL alacağın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı, kendisine tamir/bakım için bırakılan kamyonların tamirat masraflarının davacı tarafından ödenmediği gerekçesiyle TMK md 950'den doğan yasal hapis hakkını kullandığını, İstanbul Anadolu 3 Asliye Ticaret Mahkemesinde dava konusu diğer 5 araç bakımından ise mahkeme yargılama esnasında teknik bilirkişi raporu alındıktan sonra ihtiyati tedbir kararıyla davacıya iadesine yönelik ara karar gereği infaz edildiği için karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, tarafların tacir olması nedeniyle işleyecek ticari faiz, araçlara yapılan ek masraflar ve davacı şirketin o dönem borca batık olduğundan bahisle borcun oldukça uzun süre ödenemeyeceğinden borca sebebiyet veren tüm araçları hapsettiğini, yargılama süresince araçların her türlü teknik bakım muhafazası konusunda titiz davrandığını, bu nedenle davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte zararın varlığının kabul edilmesi halinde söz konusu alacağına karşı, davacı şirketten olan alacaklarının takas ve mahsup edilmesini belirterek, açılan davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \" hapis hakkı kullanımının koşullarının oluştuğu, davalının hapis hakkını, üzerinde hacizler ve rehin olan araçlarda alacağı aşar biçimde kullandığının ispatlanamadığı, tamir onarım bedeli ödenmedikçe araçlarda hapis hakkını kullanmış olmasının usulsüz olmayacağı, araçlar üzerindeki haciz, rehin hakları araçların değerini fazlaca aştığından, davalının hapis hakkını TMK 950. Maddesine aykırı kullandığı  ispatlanamamış olup, bilirkişi raporundaki hesaplamalara da bu sebeplerle itibar edilmeyerek, hukuki nitelendirmeye ilişkin yeni bir rapor alınmasına da gerek görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir. (Yararlanılan diğer yargı kararları da şunlardır: YHGK, T:16.07.2008, E: 2008/14-496, K:2008/502 T; Y,15 HD,2013/4026E, 2014/3825K: Y, 15 HD, 2017/848 E,2018/3808; ) \" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkilinin araçlarını tamir maksadıyla 31/12/2012 tarihinde  servis işi ile uğraşan davalıya teslim ettiğini, davalıya tamir işi nedeniyle 262.191,42 TL borcu bulunduğunu, davalının borcun vadeye yayılarak ödenmesi teklifini kabul etmediğini ve toplam 7 adet araç üzerinde hapis hakkını kullanarak araçları alıkoyduğunu, hapis hakkının haksız ve kötüniyetli kullanıldığını,  davalının araç değerlerini bildiğini,  araçlardan 1 veya 2 tanesinin tutulmasına müvekkili şirket tarafından muvafakat edildiği halde tüm araçların tutulmaya devam edildiğini, araçların iadesi için mahkemeye başvurulduğunu ve  mahkemece verilen tedbir kararı ile 26/06/2014 tarihinde müvekkilinin 2 aracını davalıda bırakarak diğer 5 aracını teslim aldığını, 5 aracın teslim alınmasının 1,5 yılı bulduğunu, (31.12.2012-26.4.2013) ve bu süreç içerisinde araçlar davalı nezdinde haksız olarak kaldığını, 09.08.2016 tarihinde düzenlenmiş olan bilirkişi raporunda; tutulan araçların haksız olarak tutulduğu ve müvekkilinin araçlarının hapis hakkına istinaden davalı yedinde tutulduğu süre için davalıdan talep edebileceği miktarın 773.720,00 TL olduğu belirtildiğini, son düzenlenen 11.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda da; uzman bilirkişi kurulu, davalının haksız yere borç miktarını aşacak şekilde araçları elinde tutması nedeni ile müvekkilinin uğradığı zararın tazminini isteme hakkı olduğunu kabul ve beyan ettiğini, mahkemece, tüm bu delil ve raporlara rağmen araçların üzerinde hapis hakkının kullanıldığı tarihte takyidat bulunması nedeniyle (araçların davalı nezdinde kaldığı süre zarfında tüm takyidatın kaldırıldığı bilirkişi raporları ve müzekkere cevapları ile sabittir.) davanın reddine karar verildiğini,  davalının 1,5 yıl içinde  7 araç ve an itibari ile yine nezdinde bulundurduğu 2 araç için öncelikli alacaklı sıfatı bulunmasına rağmen hiç bir hukuki işlem başlatmadığı gözetilmeden davalının kötü niyeti olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  davalı nezdinde tutulan tüm araçlar için takyidatlar müvekkil şirket tarafından kaldırılmasına rağmen yerel mahkeme tarafından araçlar  üzerindeki takyidatların kaldırıldığı ve tek bir aracın dahi borcu kapatmaya yetecek nitelikte bulunduğu gözetilmeden davanın reddine karar verildiğini, Medeni Kanun'un 950. Maddesi'nde hapis hakkı hükme bağlanmış olup, buna göre hapis hakkı borçlunun taşınır mallarına ve kıymetli evrakına onun onamıyla zilyed bulunan alacaklının, muaccel olan ve bu eşya ve evrakla doğal bir bağlantısı bulunan alacağının teminatı olarak alıkoyma ve İİK 148 ve devamı maddelerince paraya çevirme yetkisi veren bir ayni hak olduğunu,  davalının  alacağının başka alacaklılara karşı kanun nazarında korunmuş taşınır rehni hükmünde olduğunu, alınan her üç bilirkişi raporunda da  davalının müvekkil şirketin araçları yönünden kullandığı hapis hakkının haksız olduğu çelişkisiz tespit edildiğini, müvekkiline zarar verme kastıyla hareket eden davalının kanundaki tanıma uyan eyleminin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi ve bu doğrultuda tazminat ödemesi kanuni bir zorunluluk olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, tacirler arasında servis sözleşmesi  kapsamında davalının tamir/onarım yaptığı kamyonlar için onarım bedelini alamaması nedeniyle kamyonlar üzerinde hapis hakkını kullanması nedeniyle davacının, mahrum kaldığı kazanç kaybını talebine ilişkindir. Davacı, davalıya toplam 7 adet aracının servis-onarım için bırakıldığını, davalıya borcunun ödenemediğini, toplam  262.191,42 TL cari hesap borcunun olduğunu, davalının alacağının  tahsil için girişimde bulunmadığını, mahkeme kararı ile araçların 1,5 yıl sonra teslim alınabildiğini ileri sürerek kazanç kaybı talep etmektedir.Davalı ise, dava konusu diğer 5 araç bakımından ise mahkeme yargılama esnasında teknik bilirkişi raporu alındıktan sonra ihtiyati tedbir kararıyla davacıya iadesine yönelik ara karar gereği infaz edildiğini, tarafların tacir olması nedeniyle işleyecek ticari faiz, araçlara yapılan ek masraflar ve davacı şirketin o dönem borca batık olduğundan bahisle borcun oldukça uzun süre ödenemeyeceğinden borca sebebiyet veren tüm araçları hapsettiğini savunmuştur.Taraflar arasında davalının davacıya ait kamyonları daha önceden tamir ve servis hizmeti verdiği; bu sebeple davacıdan alacaklı olduğu, davacının kabulüne göre de dava tarihi itibariyle davacının alacak miktarının  262.191,42 TL olduğu hususlarında ihtilaf yoktur.Somut olayda, mahkemece belirlendiği üzere, araçlar üzerinde  haciz kayıtları olduğu, davalının hapis hakkının araçların satışı hakkını vereceği ancak rehinli araçlarda öncelikle rehin hakkı sahibinin alacağını alacağı; finansal kiralama şirketlerine ait 4 adet araçta, davacının finansal kiralama şirketine, iflas erteleme dosyasından celp edilen bilirkişi raporlarından da teyit edildiği üzere araç bedelinden yüksek borcu olduğu, bu haliyle davalının iki araç üzerinde hapis hakkını kullanması ve diğer araçları teslimi halinde alacağına kavuşacağı ve davacının hapis hakkının haksız kullanıldığı iddiasınını ispatlanamadığı gerekçeleriyle bilirkişi raporundaki görüşlerden ayrılarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine Yazılmasına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1b79bb42521cf28","SID":"31bc8f75647dc931"}}