{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/500 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/696<br><br>DAVA\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 29/12/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 09/10/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA/<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının miras bırakanı ...'un  21.05.2009 tarihinden itibaren davalı şirkete ait tıp merkezinde doktor olarak çalıştığını ve iş akdinin  02.01.2017 tarihinde vefat sebebi ile sona erdiğini, Müteveffa ...’un Banka kayıtları incelendiğinde ve çalışması hakkında bilgi sahibi olan kişiler dinlendiğinde ücretinin ödenmediği, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı, vefatından sonra tek mirasçısı olan davacıya kıdem tazminatı ödemesinin yapılmadığının anlaşıldığını, Bunun üzerine davalıya ... 18. Noterliği vasıtası ile ... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarname keşide edilerek ödeme yapılması talep edildiğini  ancak netice alınamadığını, Müteveffa ...'un, 02.10.1964 doğumlu olduğunu, tecrübeli bir doktor olduğunu ve davalı şirketin Tıp Merkezinde Acil serviste çalıştığını, Müteveffa ...’un en son ücretinin 15.000,00 TL olduğunu, davanın kabulü ile, Fazlaya ilişkin ve sair haklarımız saklı kalmak ve tahkikat sonucunda, davacının alacak değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak kaydıyla, şimdilik; 33.000,00 TL kıdem tazminatının, 44.000,00 TL yıllık izin alacağının,  205.000,00 TL ücret alacağının, 02.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline, Sair ve fazlaya dair haklarımızın saklı tutulmasına, Masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İşbu dava ... 6. İş Mahkemesi'nin ... Esasına tevzi olmuş, ... 6. İş Mahkemesi'nin ... Tarih , ...Esas-... Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş, taraf vekillerinin istinaf taleplerine istinaden dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ...Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek dosya görevsizlik kararına istinaden mahkememizin 2022/500 Esasına tevzi olmuştur.<br>Davalı vekilinin 04/07/2022 tarihli cevap dilekçesi ile davacının müvekkili şirketin sermayesinin kabaca %18'ine sahip hissedar olduğunu, davacının müvekkili şirketteki bu hissedarlığı şirketin hissedarı olan babasının 02/01/2017 tarihinde ani vefatı üzerine mirasçısı olarak intikal yoluyla edindiğini, müvekkili şirketin diğer ortağı ve müdürünün Dr. ...'nin davacıya intikal eden hisselerin gerçek değeri üzerinden  hisseleri satın alma teklifinde bulunduğunu, davacının teklifi az bularak kabul etmediğini, davacı hissedarın hisse devri teklifini reddederek görüşmeleri sonlandırdıktan hemen sonra müvekkili şirket aleyhine babasının şirket ortaklığına bağlı bir dizi ticari davaları ikame ettiklerini, bunların müvekkili şirkete özel denetçi tayini için ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı davası olduğunu, davacının daha önce iş mahkemesinde dava açtığını, davanın görev yönünden reddedildiğini, istinaf yolu tüketilerek bu kararın kesinleştiğini, davacının süresi içinde başvuru yapmadığı içinde bu davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davacının bu kez hakkında yargılama yapılarak görevsizlik kararı verilip ardından açılmamış sayılmasına karar verilmesine rağmen aynı davayı yeniden açtığını ve yeniden görevsizlik kararı verildiğini, davacının açtığı bir dizi davalar ile hissesinin diğer şirket ortağına  satışı karşılığından elde etmek istediği ticari  beklentilerini karşılamak gayretinde olduğunu, davacının işbu davada hukuki yararının bulunmadığını, davacının görülmeye devam eden işbu davadan hukuki himaye sağlayabileceği bir yararın bulunmadığını, müvekkili şirketin davacının ticari yargılamaya konu olabilecek işvereni ya da tarafı olmadığını,  davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, yasanın belirsiz alacak davası olarak belirlediği şartların bu davada olmadığını, davacının alacaklarının zaman aşımına uğradığını, davacı ortak ve vekil hakkında HMK madde 327 ve madde 329 amir hükümleri çerçevesinde mahkumiyet kararının verilmesi gerektiğini, davacının haksız usul ve yasaya aykırı davasının dava şartları yokluğundan usulden ve yargılamaya girilmesi halinde esastan reddine, dürüstlük kuralına aykırı davranan kötü niyetli davacı ortağın ve vekilinin HMK 327/1  ve 329 kapsamında mahkum edilmesine, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER VE GEREKÇE/<br>Dava bir kısım işçilik alacağına yönelik alacak davasıdır. <br>Davacı tarafından 28 İş Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyasında ;Davacının Miras bırakanı ... , davalı iş yerinde 21/05/2009 - 02/01/2017 tarihleri arasında en son aylık 15.000,00  TL maaşla çalıştığı, iş akdinin vefat sebebi ile sona erdiği, ücretinin ödenmediği, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı, kıdem tazminatı ödemesinin yapılmadığı, davalıya ... 18. Noterliğinin ...  tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiği, kıdem , ücret ve yıllık izin ücretinin ödenmediği beyan edilerek  bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini dava ve talep ettiği,  ve  davalı ... Şti ne dava açıldığı, mahkemece yapılan inleme neticesinde, davacının vefat eden babasının davalı şirketin hissedarı olduğu,  celp edilen SGK kayıtlarından her ne kadar müteveffanın sigortalandığı tespit edilmişse de müteveffanın oğlu tarafından  ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile %25 ortak olarak genel kurul kararının iptali talepli dava açıldığı, tüm bu bilgi ve belgeler ışığında vefat eden davacının babası ile davalı şirket arasında işçi işveren ilişkisinden ziyade ziyade bağımlılık unsurunun gerçekleşmediği, davacının babası olan müteveffanın davalı şirketin ortağı olduğu hususunda kanaat oluştuğu bu haliyle  aralarında ticari ilişki olan müteveffa ve davalının hukuki ihtilaflarının çözülmesi gereken yerin İstanbul Ticaret Mahkemesi olduğu belirtilerek mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. İş bu mahkeme kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 28. Hukuk Dairesinin ... E. ... K sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, taraflarca süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediğinden 28. İş Mahkemesi tarafından 12/10/2020 tarihinde verilen ek kararla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. <br>Davacı tarafından 29/12/2020 tarihinde  konusu tarafları sebebi aynı olan dava ... 6. İş Mahkemesi'nin ... Esas dosyası ile yeniden açılması üzerine,  ... 6. İş Mahkemesi'nin ... Esas, .... Karar sayılı dosyasında mahkemece  davacının murisinin  davalı şirketin ortağı olduğu ve aynı zamanda davalı iş yerinde hekim olarak  faaliyet gösterdiği, ,davalı ile aralarında ortaklık ilişkisi olduğu, davalının şirket kayıtlarında sigortalı olarak gözükmesinin tek başına  iş ilişkisinin varlığını göstermeyeceği, taraflar arasında iş ilişkisinin unsurlarının bulunmadığı, bu haliyle  aralarında ticari ilişki olan müteveffa ve davalının hukuki ihtilaflarının çözülmesi gereken yer İstanbul Ticaret Mahkemesi olduğu belirtilerek mahkemenin görevsizliğine  karar verilmiş, iş bu mahkeme kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 27. Hukuk Dairesinin ... E. ... K sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez taraflarca süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilerek dosya mahkememizin 2022/500 Esas sayılı sırasına kaydedilmiştir. <br>Medeni yargılama hukukuna hakim olan ilkelerin bir bölümü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) açık olarak düzenlenmiş ve 24. maddesinde \"tasarruf ilkesi\"ne, 25. maddesinde \"taraflarca getirilme ilkesi\"ne, 26. maddesinde ise \"taleple bağlılık ilkesi\"ne yer verilmiştir.<br>Özel hukuk, taraflara kendi hakları üzerinde tasarruf yetkisi ve imkânı vermiştir. Özel hukuktan kaynaklanan tasarruf yetkisi, uyuşmazlıktan önce başlayıp uyuşmazlığın yargı organına intikal ettiği ve onun önünde görüldüğü anda da  devam eder. Hak sahibi, uyuşmazlık konusu hakkını dava edip etmemekte, dava ettikten sonra davalı ile yargılama içinde ya da dışında uzlaşmakta, arabulucuya gitmekte, sulh olmakta veya açtığı davadan feragat etmekte serbesttir. Taraflar uyuşmazlığı başlatmak, uyuşmazlık konusunu belirlemek ve uyuşmazlığı sürdürmek veya sona erdirmek hakkına sahiptirler (Pekcanıtez/Atalay/Özekes.: Medeni Usul Hukuku, İstanbul, Mart 2017, C.I, s. 783). HMK'nın 24. maddesinde düzenlenen \"tasarruf ilkesi\" kapsamında; dava açma konusundaki inisiyatif davacıya ait olduğu gibi  taraflar dava üzerinde tümüyle tasarruf edebilme,  dava konusunu (müddeabihi) belirleme, dilekçeler vermek suretiyle davaya etki etme ve mahkemenin karar vermesine gerek kalmadan davayı sona erdiren işlemleri yapabilme yetkisine sahiplerdir. Tasarruf ilkesi nedeniyle hiç kimse, kanunda açıkça belirtilmedikçe, kendi lehine olan bir davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz (HMK m. 24/2).<br>Tasarruf ilkesi gereğince davacının davasını açarken talep ettiği hukuki korumanın ne olduğunu açıkça ifade etmesi gerektiği gibi HMK'nın \"dava dilekçesinin içeriği\" ile ilgili düzenleme içeren 119/1-d maddesi uyarınca da \"dava konusu\"nun dava dilekçesinde gösterilmesi gerekmektedir. Aynı maddenin (e) bendinde \"davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri\", (g) bendinde  \"dayanılan hukuki sebepler\" ve (ğ) bendinde ise \"açık bir şekilde talep sonucu\" dava dilekçesinde yer alması gereken diğer unsurlar arasında sayılmıştır. <br>Taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olarak davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmesi gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü (HMK. m.194) yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır.  Dayanılan vakıalara uygulanacak hukuki sebeplerde dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasında sayılmıştır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119’uncu maddesinde dava dilekçesinin içeriği belirtilmiştir. Buna göre “açık bir şekilde talep sonucu”nun dava dilekçesinde gösterilmesi gereklidir. <br>Talep sonucu çok açık bir şekilde yazılmalıdır (m. 179/3). Talep sonucu çok açık olmalı ki, mahkeme, davayı kabul edince, talep sonucunu aynen hüküm fıkrası olarak (m. 388/6) kararına alabilsin. Esasen, mahkeme davacının talep ettiğinden fazlasına hüküm veremez (m.74). Bu nedenle davacı, nelerin hüküm altına alınmasını (davalının neye mahkûm edilmesini) istediğini, açık ve noksansız bir şekilde dava dilekçesinin talep sonucu (neticeî talep) bölümünde bildirmelidir (Kuru, B.:Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C:2, 2001, s.1607 vd). <br>Açıklandığı üzere, HMK’nın 119/1-ğ maddesine göre, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı, neye karar verilmesini istiyorsa onu açık bir şekilde yazar. Mahkemece davanın kabulü halinde talep sonucunu aynen hüküm fıkrası olarak kararına alabilmesi bakımından, talep sonucunun çok açık bir şekilde yazılması gereklidir. <br>Somut olayda, dava dilekçesinin incelenmesinde, davacının \"Müteveffa ...’un Banka kayıtları incelendiğinde ve çalışması hakkında bilgi sahibi olan kişiler dinlendiğinde ücretinin ödenmediği, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı, vefatından sonra tek mirasçısı olan davacıya kıdem tazminatı ödemesinin yapılmadığı anlaşılmıştır.  Bunun üzerine davalıya ... 18. Noterliği vasıtası ile ...tarihli ... yevmiye sayılı ihtarname keşide edilerek ödeme yapılması talep edilmiş, ancak netice alınamamıştır. Fazlaya ilişkin ve sair haklarımız saklı kalmak ve tahkikat sonucunda, davacının alacak değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak kaydıyla, şimdilik; a)33.000,00 TL kıdem tazminatının, b)44.000,00 TL yıllık izin alacağının, c)205.000,00 TL ücret alacağının, 02.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline\" şeklinde talepte bulunduğu dava konusu uyuşmazlık bakımından İş Mevzuatından kaynaklanan hükümlerin uygulanması gerekeceği, davacı tarafından daha önce açılan davaların da İş Mahkemesinde açıldığı, her ne kadar görevsizlik kararı üzerine  İstanbul BAM 27. Hukuk Dairesinin ... E. ...K sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek eldeki dava yönünden görev konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da  tasarruf ilkesi gereğince davacının davasını açarken talep ettiği hukuki korumanın ne olduğunu açıkça ifade etmesi gerektiği gibi HMK'nın \"dava dilekçesinin içeriği\" ile ilgili düzenleme içeren 119/1-d maddesi uyarınca da \"dava konusu\"nun dava dilekçesinde gösterilmesi gerekmektedir. Aynı maddenin (e) bendinde \"davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri\", (g) bendinde  \"dayanılan hukuki sebepler\" ve (ğ) bendinde ise \"açık bir şekilde talep sonucu\" dava dilekçesinde yer alması gerektiği, davacının, dava dilekçesinde babasının müvekkil işyerindeki çalışmasını İş Kanunu hükümlerine uyan şekilde acil servis hekimi olarak belirlediği, talep sonucu kısmında kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı taleplerinde bulunduğu, dava dilekçesinde ticari yargılamaya konu edilebilecek bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafından görevsizliğe ilişkin BAM kararından sonra dava dilekçesinin ıslahının da yapılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) açık olarak düzenlenmiş ve 24. maddesinde \"tasarruf ilkesi\"ne, 25. maddesinde \"taraflarca getirilme ilkesi\"ne, 26. maddesinde ise \"taleple bağlılık ilkesi\"ne yer verildiği tüm bu sayılan nedenlerle mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın HMK md. 24,25,26 ve 119/1-e,f,g,ğ ve HMK md. 114/1-h maddeleri uyarınca usulden reddine, şartları oluşmayan davalı vekilinin HMK md.327/1 ve 329 kapsamındaki taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-) Davanın USULDEN REDDİNE, <br>2-) Davalı vekilinin HMK md.327/1 ve 329 kapsamındaki taleplerinin reddine, <br>3-) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 4.815,86-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.388,26-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>4-)Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince  reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 45.120,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>5-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>6-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,<br>7-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 680,00 TL arabuluculuk ücretinin  davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, <br>Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/10/2024<br><br>Katip ...<br>   ¸e-imzalıdır<br> <br> <br>Hakim ...<br>  ¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0182ac6c3e47e047","SID":"5e9e91f5956b9f8b"}}