{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\t<br>ESAS NO\t: 2024/549 <br>KARAR NO\t: 2024/867<br><br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 05/08/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 13/11/2024<br><br><br>Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle;<br>Müvekkilinin 01.01.1988 ile 01.01.1992 tarihleri arasında davalı şirkette ekmek ustası olarak çalıştığını, müvekkilinin haklarına ilişkin taraflarınca -----. İş Mahkemesi ------ esas sayılı  dosyası ile hizmet tespit davası ikame edildiğini, bu davanın akabinde şirketin re'sen terkin edildiğinin yapılan yargılama esnasında öğrenildiğini,  mahkemece işbu davayı ikame edebilmek  adına taraflarına  ihya davası dava açmak üzere süre verildiğini, ihyası istenen şirketin bilinen son adresinin  ------Sicil No------ olduğunu, müvekkilinin alacaklarının tahsiline yarar bir şekilde şirketin ihyasının  zaruri olduğunu, mahkemece ihyasını talep ettikleri iş bu davada kabul kararı verilmesi halinde emsal nitelikte ki Yargıtay kararında da değinildiği üzere; \"Dava, TTK'nın Geçiçi 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyası istemine dair olup, mahkemece davanın kabulüyle şirket tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi \"Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\" hükmünü haiz olup, mahkemece, şirketin ihyasına karar verilmesinin yanı sıra 6102 Sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir. (T.C. YARGITAY ----. HUKUK DAİRESİ-----Yargıtay hükmünde de değinildiği üzere şirketin tasfiye/ek tasfiyesi için karar vererek şirketle ile ilgili işlemlerin yapılabilmesi için yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan edilmesini mahkemeden talep etmek gerektiğinden, yukarıda değinilen nedenler ve  mahkemece re’sen dikkate alınacak sebepler ile; Şirkete tasfiye memuru atanmasına, ----- Ticaret odasına kayıtlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>Davalı kurum vekili verdiği cevap  dilekçesinde özetle;<br>Huzurdaki davada, dava konusu şirketin sicil kayıtları incelendiğinde ----adlı tacir; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesi kapsamında değil, şirket tacir; gerçek kişi tacir olup, bir terkin işlemi ve tüzel kişiliğin sona ermesi dolayısıyla da bir tasfiye işlemi ve buna bağlı terkinin de söz konusu olmadığını, tüzel kişinin tacirlerden farklı olarak gerçek kişi tacirlerin, ticari faaliyetlerinin sona ermesi durumunda 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesi haricinde bir prosedür bulunmamakta olup;  bu itibarla, ticaret sicili kaydının Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 51. maddesine istinaden kapatılan gerçek kişi tacirin, ihyasına karar verilmesinin mümkün olmadığını, nitekim Ticaret Sicili Yönetmeliğinin “Kaydın silinmesi” başlıklı 51. maddesinde gerçek kişiye ait ticari işletmenin, faaliyetine son vermesi durumunda ticari işletmenin sahibince Müdürlüğe başvurulacağı veyahut da ticareti terk ettiği herhangi bir şekilde tespit edilen gerçek kişilere ait ticari işletmenin kaydı, ilgili resmi makamdan alınacak yazı üzerine resen silinebileceği, ticareti terk eden tacirin, İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesine göre terk dilekçesi ile birlikte mal beyanını da Müdürlüğe vermesinden başkaca hiçbir prosedür düzenlenmediğini,  \"İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin gerçek kişi işletmesi olduğu, TTK 7.madde gereği terkini yapılmadığı, nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7.maddesinin 15.fıkrasının gerçek kişileri kapsamadığı, gerçek kişi tacirlere ait ticari işletmelerinin kendilerinden bağımsız tüzel kişiliklerinin bulunmadığı, söz konusu işletmenin ...a ait olduğu, ...ın gerçek kişi tacir olduğu gerekçesi ile, davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince, Tüm Dosya Kapsamına Göre Yapılan İstinaf İncelemesi Sonucunda; Gerçek Kişi Tacirle İlgili Olarak Ttk'nın 547. Ve Geçici 7. Maddelerinde, Ticari İşletme Kaydının İhyası Kurumuna Yer Verilmediği, Gerçek Kişi Tacirin Ticaret Sicilinden İşletme Kaydını Ve Dolayısıyla Tacir Kaydını Terkin Ettirmiş Olması, Gerçek Kişi Tacirin Taraf Ehliyetini Ortadan Kaldırmayacağından, Gerçek Kişi Tacir İçin İhya Talebinde Bulunulamayacağı, Davacının Dava Açmakta Hukuki Yararı Bulunmadığı, ayrıca 492 sayılı Harçlar Kanunu 13/j maddesine göre; genel bütçeye dahil idareler harçtan muaf olduğundan, davacı aleyhine harç ödenmesine hükmedilmesi de doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeninde hüküm kurularak, davanın HMK 114/1/h maddesi gereğince hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı Bakanlık harçtan muaf olmakla harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.\"Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 12.10.2022 tarihli, ------ sayılı ilâmı.“Dava, ticaret sicilinden terkin edilen gerçek kişiye ait ticari işletmenin yeniden ihyası talebine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 12/1. maddesine göre bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bu tanıma göre, Bir Gerçek Kişinin Ticaret Sicilinden İşletmesini Terkin Ettirmiş Olması, Koşulları Varsa Kendisinin Tacir Sıfatına Etkili Değildir. Bu Durumda, Sağ Olmakla Hak Ehliyetine Sahip Bulunan Davalının Tekrar Ticaret Siciline Kaydı İçin İşbu İhya Davasının Açılmasında Hukuksal Yararın Bulunduğundan Söz Edilemez. Davalı gerçek kişi aleyhindeki İflas davasının açıldığı mahkemece İİK'nın 44. maddesi hükmünün nazara alınarak davalı gerçek kişi aleyhine iflas davası açılıp açılamayacağının takdir edilmesi tabiidir. Tüm bu hususlar gözetilerek, yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 09.01.2014 tarihli,----- sayılı ilâmı. “Davacı vekili; müvekkili tarafından ... ----aleyhine rücuen alacak davası açıldığını, dava sırasında anılan şirketin tür değiştirerek “... ------ olarak ticari işletmeye dönüştüğünün ve bu ticari işletmenin de ticaret sicilinden terkin edildiğinin öğrenildiğini, rücu davasında taraf teşkilinin sağlanabilimesi için mahkeme tarafından ihya davası açılması için süre verildiğini ileri sürerek “.... ... ---- ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; ..------tür değiştirerek “.. ....” olarak ticari işletmeye dönüştüğü, bu ticari işletmeyi işleten tacirin ise tek taraflı talep sonucu ticaret sicilinden terkin edildiği, İhya Kararının Yalnızca Tüzel Kişiliğe Haiz Şirket Veya Kooperatiflere İlişin Verilebileceği, Bu Nedenle Gerçek Kişi Tacirler Yönünden İhyanın Mümkün Olmadığı Gerekçesiyle Davanın Reddine Karar Verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekili tarafınca yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.” Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin 10.09.2018 tarihli, ----- sayılı ilâmı. \"6102 sayılı TTK'nin 12/1. maddesine göre bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir olup, buna göre Bir Gerçek Kişinin Ticaret Sicilinden İşletmesini Terkin Ettirmiş Olması Koşulları Varsa Kendisinin Tacir Sıfatına Etkili Olmayacağından Sağ Olan Ve Hak Ehliyetine Sahip Bulunan Gerçek Kişinin Tekrar Ticaret Siciline Kaydı İçin İhya Davasının Açılmasında Hukuksal Yarar Bulunmadığından (---- H.d'nin 06/02/2019 Tarih Ve------Mahkemece Davanın Hukuki Yarar Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle Usulden Reddine Karar Verilmesinde Bir İsabetsizlik Bulunmamıştır. Açıklanan Nedenlerle İstinaf Sebepleri Yerinde Görülmeyen Davacı Vekilinin İstinaf Başvurusunun Reddine Karar Verilmiştir.\" ----- Bölge Adliye Mahkemesi ------ Hukuk Dairesinin 26.11.2020 tarihli, -----sayılı ilâmı. Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK. m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m. 32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder.  Müvekkil davanın açılmasına sebep olmamıştır, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamaz. Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü, davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamaz.  Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği ”Yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemez. Nitekim, Yüksek Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin 07.01.2020 tarih,---- -., 04.04.2016 tarih, ----- 05.06.2015 tarih, -----09.02.2015 tarih,---- 16.01.2014 tarih, -----. gibi çok sayıda ilamı ve yerleşik uygulama da bu yöndedir.  Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlgili belge ve bilgiler celp edilerek dosya arasına alınmıştır.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; ----- ihyası şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. <br>\tSomut olayda, dava konusu şirketin sicil kayıtları incelendiğinde ------) adlı tacirin; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesi kapsamında bulunmadığı,, zira, davalı şirketin  gerçek kişi tacir olup, bir terkin işlemi ve tüzel kişiliğin sona ermesi dolayısıyla da bir tasfiye işlemi ve buna bağlı terkinin söz konusu olmadığı, tüzel kişi tacirlerden farklı olarak gerçek kişi tacirlerin, ticari faaliyetlerinin sona ermesi durumunda 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesi haricinde bir prosedür bulunmadığı, bu itibarla, ticaret sicili kaydı Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 51. maddesine istinaden kapatılan gerçek kişi tacirin, ihyasına karar verilmesi mümkün olmadığı, nitekim Ticaret Sicili Yönetmeliğinin “Kaydın silinmesi” başlıklı 51. maddesinde gerçek kişiye ait ticari işletmenin, faaliyetine son vermesi durumunda ticari işletmenin sahibince Müdürlüğe başvurulacağı veyahut da ticareti terk ettiği herhangi bir şekilde tespit edilen gerçek kişilere ait ticari işletmenin kaydı, ilgili resmi makamdan alınacak yazı üzerine resen silinebileceği, ticareti terk eden tacirin, İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesine göre terk dilekçesi ile birlikte mal beyanını da Müdürlüğe vermesinden başkaca hiçbir prosedür düzenlenmediği anlaşılmaktadır.Konuyla ilgili olarak, Yargıtay ------ Hukuk Dairesinin 12.10.2022 tarihli, ----- sayılı ilâmında;“Dava, ticaret sicilinden terkin edilen gerçek kişiye ait ticari işletmenin yeniden ihyası talebine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 12/1. maddesine göre bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bu tanıma göre, bir gerçek kişinin ticaret sicilinden işletmesini terkin ettirmiş olması, koşulları varsa kendisinin tacir sıfatına etkili değildir. bu durumda, sağ olmakla hak ehliyetine sahip bulunan davalının tekrar ticaret siciline kaydı için işbu ihya davasının açılmasında hukuksal yararın bulunduğundan söz edilemez Davalı gerçek kişi aleyhindeki İflas davasının açıldığı mahkemece İİK'nın 44. maddesi hükmünün nazara alınarak davalı gerçek kişi aleyhine iflas davası açılıp açılamayacağının takdir edilmesi tabiidir. Tüm bu hususlar gözetilerek, yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”Şeklinde karar verildiği, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasının bu yönde olduğu görülmektedir.\tSonuç olarak, tüm dosya kapsamına göre  gerçek kişi tacirle ilgili olarak TTK'nın 547. ve geçici 7. maddelerinde, ticari işletme kaydının ihyası kurumuna yer verilmediği, gerçek kişi tacirin ticaret sicilinden işletme kaydını ve dolayısıyla tacir kaydını terkin ettirmiş olması, gerçek kişi tacirin taraf ehliyetini ortadan kaldırmayacağından, gerçek kişi tacir için ihya talebinde bulunulamayacağı, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>1-Şartları oluşmayan davanın REDDİNE, <br>2-Alınması gereken harç peşin alındığından tekrar harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Dava reddolduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ... Sicili Müdürlüğüne ödenmesine,<br>5-Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,Dair;. Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda,  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"477a6011f7d956b6","SID":"12505c968e29f01b"}}