{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 28/11/2024<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...     (...)<br>ÜYE\t\t: ...        (...)<br>ÜYE\t\t: ...     (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 04/07/2024<br>NUMARASI\t:  Esas Karar<br><br>DAVACI \t: ... - ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVALI \t: ... - ....<br>VEKİLİ\t: Av. ... - [<br>DAVA\t: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 28/11/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03/12/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin 01:03.2019 tarihinde saat 00.30 sıralarında Konya ili, Selçuklu ilçesi, Kosova Mahallesi, Yeni İstanbul Cad. üzerinde No:132 numaralı ikametgahın önünde meydana gelen trafik kazasında ağır biçimde yaralandığını, trafik kazasına ilişkin olarak halen Konya ..Asliye Ceza Mahkemesi 2.... e ile yargılama devam ettiğini, kazanın oluşunda ..... plakalı aracın sürücüsü ...'ın aşın hızdan dolayı tali kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, poliçe sorumlusu olması nedeniyle .... Sigorta' ya tazminat ödemesi için başvurulduğunu,  müvekkilinin kalıcı olarak da bedensel ve ruhsal zarara uğradığını, her ne kadar sigorta şirketine başvuru yapılmış olsa da tazminat ödeme noktasında sürekli bir öteleme hali içerisinde olmaları ve tekrar tekrar yeni rapor istemleriyle gelmeleri sebebiyle öncelikle arabuluculuk ile anlaşılmak istemiş ancak sonuç alınamaması nedeniyle dava açma  açtıklarını, bu sebeplerle trafik kazasında meydana gelen bedensel zarar nedeniyle, 6100 sayılı Hukuk. Muhakemeleri Kanunu m.107 uyarınca, toplanacak delillere göre; limite kadar yapmış olduğu tedavi giderleri, yaşadığı kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğinin sarsılması kaynaklı ve diğer tüm maddi zararlarından ötürü uğradığı kayıpların tazmini için maddi tazminat ve (davadan önce başvuruda bulunulmasına karşın olumlu sonuç alınamadığından): 27.01.2020 temerrüt tarihinden işletilmek üzere avans faizi yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekilinin süresinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının sürekli-  geçici iş göremezlik tazminatı veya tedavi gideri vb. taleplerden hangilerini talep ettiğini açık bir şekilde belirtmesi gerektiğini, dosyaya sunulan raporu kabul etmediklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, sigortalı araç sürücüsü kazanın meydana gelmemesi için gereken her türlü önlemi aldığını, kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, müvekkili .... Sigorta A.Ş'nin hiçbir şekilde geçici iş göremezlik tazminatından, geçici bakıcı ve sair tedavi masraf ve giderlerinden sorumluluğu bulunmadığını,  bu sebeplerle müvekkili şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan (eksik belge) reddini, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddini, aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasını, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesini, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğini, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Talep, cevap, cevabi yazılar, kusur raporu, maluliyet raporu, aktüerya bilirkişisi tarafından sunulan  rapor , bedel arttım dilekçesi ,yukarıda belirtilen yasal  düzenlemeler ve tüm dosya kapsamı gereğince Mahkememizce yapılan değerlendirmede;   01/03/2019 tarihinde 01.03.2019 günü saat 00:42 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Yeni İstanbul Caddesi üzerinden Şehit Mehmet Remzi Yersel  Caddesi yönünden Coşandere Caddesi istikametine seyir halinde iken olay mahalli olan yol bölümüne geldiği esnada, aracının sağ ön yan ve ayna kısımlarıyla, seyrine göre sağ tarafından kaplamaya girerek karşıya geçiş yapmak isteyen yaya ...'a çarpması sonucu  meydana gelen trafik kazasında   davacının yaralanmasından sebep sürekli iş göremezlik , geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı gideri maddi zararları  nedeni ile davalıdan  maddi tazminat talep ettiği,  dava dışı .........'a  ait olan ......  plaka sayılı otomobilin ZMMS ile sigortalısı olduğu şirketin  davalı ... olduğu,  aktüerya bilirkişisi tarafından güncel asgari ücret tarifesi uyarınca düzenlenen  raporda ; 01.03.2019 – 01.12.2022 Tarihleri Arası 9 Aylık Süre ile Sınırlı Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının  kalmadığı , Sürekli İş Göremezliği Nedeni ile Uğradığı Maddi Zararının, a-)01.12.2019 – 07.10.2050 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %47 engel oranı ve TRH-2010 Kadın Mortalite Tablosuna göre ; 402.089,44 b-)01.12.2019 – 12.07.2042 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %73 maluliyet oranı ve PMF - 1931 Yaşama Tablosuna göre ;440.526,91 01.03.2019 – 01.06.2019 Tarihleri Arası 3 Aylık Süre ile Sınırlı İyileşme Süresinde Bakıcı Giderinden Doğan Maddi Zararının ; 1.151,28  4-)Fatura Edilemeyen ve Belgeye Bağlanamayan  <br>Kaçınılmaz Tedavi Giderlerinden Doğan Maddi Zararının   ; 2.250,00  <br>Olduğu şeklinde tespitlere yer verildiği,  Mahkememizce Konya BAM 3. HD'nin uygulamaları nazara alınarak PMF 1931 Yaşam Tablosuna Göre Yapılan Hesaplamaya itibar edildiği,  buna göre her ne kadar geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunulmuş ise de ; SGK Başkanlığı Konya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 30.11.2022 tarihli yazı cevabı ekinde gönderilmiş geçici iş göremezlik ödeneğine ilişkin belgeler kapsamında davacıya toplam 76.002,22t tutarında geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği anlaşıldığından, 6098 sayılı TBK'nın 55/f.1 maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 21/f.4 maddesi kapsamında ve Yargıtay'ın yerleşmiş Uygulaması doğrultusunda, ödenen geçici iş göremezlik ödeneği toplam tutarının, dava dışı sigortalı araç sürücüsünün %15 oranındaki kusuruna isabet eden tutarı, hesaplanan geçici iş göremezlik zararından tenzil edilerek davacının, karşılanmamış bakiye maddi zararı kalıp kalmadığının belirlenmesine yönelik aktüer raporunda davacının karşılanmayan bakiye zararın kaldırılmadığının tespit edildiği görülmekle geçici iş göremezlik  talebinin reddine karar verilmiş, her ne kadar  aktüer bilirkişi raporunda PMF 1931 yaşam tablosuna göre davacının uğradığı sürekli iş göremezlik maddi zararı 440.526, 91  TL olarak hesap edilmiş , davacı vekili tarafından sunulan değer arttırım dilekçesinde de bu meblağ üzerinden talepte bulunulmuş ise de davalı ... azami olarak poliçede belirtilen teminat limitleri dahilinde zarardan sorumlu olduğundan dosya arasında yer alan poliçeden de görüldüğü üzere sakatlık durumunda şahıs başına teminat limiti 360.000,00 TL olduğundan yalnızca bu meblağ kadar sürekli iş göremezlik zararından davalı ... şirketinin sorumlu olduğuna dair hüküm kurulmuştur.<br>Mahkememizce hükme esas alınan aktüer raporunda  bakıcı gideri tazminatı 1.151,28 TL olduğundan ve bu meblağ nazara alınarak dava değer arttırım dilekçesi sunulduğundan belirtilen miktardaki bakıcı gideri zararının davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiştir. Aynı şekilde aktüer raporunda  tedavi gideri tazminatı 2.250,00  TL olduğundan ve bu meblağ nazara alınarak dava değer arttırım dilekçesi sunulduğundan belirtilen miktardaki tedavi gideri zararının davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiştir.  Dava açılmadan önce sigorta şirketine yapılan başvuru dilekçesinin davalı sigortaya ne zaman tebliğ edildiği belirli olmadığından davalı ... şirketinin verdiği cevabi  yazı tarihi olan 03.02.2020 tarihinden itibaren davalı ... şirketinin 8 iş günü sonunda yani 14.02.2020 tarihinde temerrüde düşmüş olması nedeni ile bu tarihten itibaren tazminat miktarından sorumlu olmasına karar verilmiştir. Her ne kadar dava ve dava değer arttırım dilekçesinde avans faiz işletilmesi talebinde bulunulmuş ise de davalı ... tarafından sigortalanan  ...... plakalı otomobilin tescil belgesi incelendiğinde kullanım amacının hususi olduğu görülmekle yasal faiz işletilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklinde davacının maddi tazminat davasının davacı vekilinin 06.05.2024 tarihli talep arttırım dilekçesi nazara alınmak suretiyle kısmen kabulü ile; 440.526,91  TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.151,28 TL bakıcı gideri ve 2.250,00  TL tedavi gideri  olmak üzere toplam 443.928,19‬ TL tazminattan davalı ... şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: .....) teminat limitleri ile sınırlı olacağından (Ölüm /sürekli iş göremezlik limiti: 360.000,00 TL ,Sağlık/Tedavi Limiti: 360.000,00 TL) 363.401,28‬ TL tazminatın temerrüt tarihi olan  14.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının geçici iş göremezlik tazminatı isteminin şartlarının oluşmamış olması nedeni ile bu talebi yönünden açılan davanın  reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporunun tanzim edilmesi gerektiğini, adli tıp uzmanlarının maluliyet raporu düzenlemeye yetkisinin bulunmadığını, başvuranın kaza sonrası herhangi bir fizik tedavisinin mevcut olmadığını, gerekli fizyoterapi tedavisi sonrasında maluliyetinin tamamen iyileşme imkanının bulunduğunu, maluliyete ilişkin rapor düzenleme yetkisinin ATK 3. İhtisas Kuruluna ait olduğunu, SGK tarafından yapılan ödemenin poliçe limiti hesabı yapılırken dikkate alınması gerektiğini, aktüer hesaplamasında TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Davalı vekilinin TRH 2010'un uygulanması ve engelliler yönetmeliğinin uygulanması gerektiği Aktüerya raporunun ve maluliyet raporu içeriğine istinafı yönünden <br> AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>\tT.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>\tGörüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>\tYukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>\tAYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmüktedir.<br>\tBu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>\tBu halde Aym ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından<br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir<br>Bu halde mahkemece Adli tıp kurumunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlendiği raporun AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre geçerli olduğu, Her ne kadar somut olayda  kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli tıp kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.\t<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği AYM iptal kararı sonrası dosyaya sunulan ATK raporunun 1 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne göre düzenlediği anlaşılmakla itiraz yersizdir ve aktüerya bilirkişisinden PMF 1931'e göre rapor alınarak karar verilmesi doğrudur.<br>Faize itiraz Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara  gerek  olmaksızın, zararın  doğduğu  anda, başka  bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. <br>  Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.<br> Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı ... şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. <br>Davacının dava açmadan önce davalı sigortacıya başvuruda bulunduğu anlaşılmakla davalı sigortacı için temerrüt faizinin temerrüt tarihinden işletilmesini talep edebilir.<br> Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve  hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, <br> Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği  esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>1-Davalı tarafından alınması gereken 24.823,94 TL harçtan peşin alınan 6.205,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.618,94 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>2-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>4-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,<br> Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 03/12/2024<br><br>\t\t\t\t<br>        ...          ...   \t ...          ...<br>            Başkan\t       Üye\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t    Üye\t\t\t\t\t\t\t\t\t \t\t\t\t\t\t\t  Katip<br>             ...\t\t ...\t             ...\t  ...<br>            E imza                        E imza                         E imza                         E imza<br><br><br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7bd5d6f8c8185d2","SID":"3346a3b7ae3ed0de"}}