{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1014 <br>KARAR NO: 2024/1627<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/01/2021<br>NUMARASI: 2019/102 Esas -  2021/45 Karar<br>DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>Taraflar arasındaki Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile müvekkili arasında ki alacak borç ilişkisinin sigorta acentelik sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığını, müvekkili şirketin, davalının İzmir İlinde faaliyet gösteren, davalı şirket adına düzenlediği poliçeler ile sigortacılık sözleşmelerine aracılık eden, bu suretle davalı şirkete yeni müşteriler kazandırarak davalıya kazanç temin eden acentesi konumunda olduğunu, müvekkilinin tacir sıfatına bağlı olarak; davalı adına kestiği her poliçe başına prim ve ücrete hak kazandığını, Ocak 2016 dönemi ile Temmuz 2016 döneminde müvekkil firmanın davalı adına tanzim ettiği poliçelerden kaynaklanan prim ve ücretlerinin ödenmediğini, anılan döneme ait hesap dökümü incelendiğinde, müvekkilinin davalıdan 32.003,78-TL tutarında alacağı bulunduğunun şüphesiz olduğunu, firmanın poliçelerden kaynaklanan prim ve ücretlerinin ödenmemesi üzerine dava şartı olan arabuluculuk başvurusunda da bulunulduğunu,  davalının olumsuz cevabı nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını beyanla, davanın kabulüne, 32.003,78-TL alacağın 24.05.2016 tarihinden itibaren ticari temerrüt reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 20. Maddesine istinaden Başbakan Yardımcılığı Makamının 07.08.2015 tarihli ve 24316 sayılı onayı ile ... Sigorta AŞ'nin tüm branşlardaki ruhsatlarının iptal edildiğini ve yönetim kuruluna Hazine Müsteşarlığı tarafından yeni yönetim kurulu üyeleri atandığını, yine Sigortacılık Kanunu'na göre şirketin tüm malvarlıklarına Hazine Müsteşarlığı tarafından bloke konulduğunu, müvekkili sigorta şirketinin 07.08.2015 tarihinde poliçe tanzim etme ruhsatları iptal edilmesi nedeniyle 07.08.2015 tarihinden itibaren poliçe üretimi yapılmadığını ve yürürlükte olan poliçelerinin vadelerinin 07.08.2016 tarihinde sona erdiğini, vekiledeni ile ... Ltd. Şti arasında 18.04.2012 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından Beşiktaş ... Noterliğinin 18.04.2012 tarih ve ... yevmiye nolu vekâletnamesi ile poliçe tanzim etme yetkisi verildiğini, müvekkil şirket ile cari hesap ilişkisi içinde acentelik prim komisyon tahakkuklarının acenteye ödendiğini, Müvekkil şirketin 07.08.2015 tarihli sigortacılık yapma ruhsatlarının iptal edilmesi ile yeni poliçe tanzim etme yetkileri ortadan kalktığını, 07.08.2015 tarihinden önce acenteler tarafından üretilen ve komisyon tahakkuku yapılan poliçelerden sigortalının isteği veya satıştan dolayı poliçe iptalleri yapıldığını, yapılan poliçe iptallerinden kaynaklanan komisyon iadelerinin acentelerin muavin hesaplarına yansıtıldığını, ... lider sigorta acenteliğinin üretimini yaptığı poliçelerden de iptaller gerçekleşmiş olup, iptal edilen poliçelerinden dolayı komisyon iadeleri nedeniyle Acenteliğin komisyon tutarlarında düşüş olduğunu, acenteliğin üretim / poliçe iptal iade komisyonlarından kaynaklı olarak müvekkil şirketin ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, acente ile müvekkili şirket arasında delil sözleşmesi mevcut olduğunu, Acentelik sözleşmesinin 24.maddesine göre delil olarak sadece müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları esas olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan belge ve listelerin nasıl hazırlandığının bilinmediğini, söz konusu imzasız belgelerin delil olarak kullanılamayacağını, müvekkil şirketin temerrüde düşürülmediğini, acentelik tarafından müvekkil şirkete gönderilmiş herhangi bir temerrüt dilekçesi/ ihtarnamesi vb. husus tespit edilemediğini, faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Davacı tarafından  davalı ile  arasında akdedilen sigorta acentelik sözleşmesinden kaynaklanan pirim ve ücret alacaklarının tahsili için davalı aleyhine açılan alacak davasında mahkememizde yapılan yargılama sırasında talimat mahkemesi kanalıyla alınan bilirkişi raporunda davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı yanın yasal defter kayıtlarında, dava tarihi itibariyle davalı tarafın 32.003,78 TL borç bakiyesinin bulunduğunun tespit edildiği, mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporunda  davalının ibraz edilen ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, davalının ibraz edilen ticari defterlerinde dava tarihi itibariyle davacıya 42.124,07-TL borcu olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile 32.003,78-TL olan alacak taleplerini ıslah ederek; 42.124,17-TL'ye çıkarttıklarının beyan edildiği ve harcının yatırıldığı ancak davacı tarafından dava açılırken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı, yukarıda belirtilen Yargıtay kararında da değinildiği üzere davacı tarafından dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması nedeniyle geriye kalan haktan zımnen feragat edilmiş sayılacağı ve davacının ıslah yoluyla talepte bulunamayacağının kabulü ile dava dilekçesindeki taleple bağlı karar verilmesi gerektiği, dava tarihinden önce davalının temerrüte düşürülmediği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile 32.003,78 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ıslahla talep edilen fazlaya ilişkin talebin reddine.\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın  eksik incelemeye dayalı olup, kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili ... Sigorta Aş'nin 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 20. Maddesine istinaden Hazine Müsteşarlığı tarafından Başbakan Yardımcılığı Makamının 07.08.2015 tarihli ve 24316 sayılı onayı ile  tüm branşlardaki ruhsatların iptal edildiğini  ve yönetim kuruluna Hazine Müsteşarlığı tarafından yeni yönetim kurulu üyeleri atandığını, yine Sigortacılık Kanunu’na göre şirketin tüm malvarlıklarına Hazine Müsteşarlığı tarafından bloke konulduğunu, müvekkili sigorta şirketinin 07.08.2015 tarihinde poliçe tanzim etme ruhsatları iptal edilmesi nedeniyle 07.08.2015 tarihinden itibaren poliçe üretimi yapılmadığını  ve yürürlükte olan poliçelerinin birkısmı müşterilerin talebi üzerine iptal edildiğini, bir kısmının ise vadelerinin 07.08.2016 tarihinde sona erdiğini, bilirkişi tarafından davacı tarafın 2016 yılı ve 2016 yılı sonrası ticari kayıtlarının incelendiğini, dava dilekçesinde Ocak 2016 ve Temmuz 2016 arasındaki poliçe primi komisyonları ödenmediği iddia edilmiş olup, davacının Ocak 2016 - Temmuz 2016 tarihleri arasında müvekkil şirketten  poliçe tanzim etmesinin hukuken mümkün olmadığını, çünkü müvekkili şirketin 2016 yılında poliçe ruhsatının olmadığını, davacının incelenen ticari defterlerinin 2016-2019 yılları arası olduğunu, oysa ki acentelik sözleşmesinin 18.04.2012 tarihli acentelik vekaletnamesi ile başladığını, acentenin 2012 - 2015 yılları arasında poliçe üretimi yaptığını, 2015 yılında müvekkili şirketin poliçe kesme ruhsatları iptal edilmesi nedeniyle 07.08.2015 tarihinden sonra acentenin poliçe üretimi bulunmadığını, davacının sadece 2016 yılı ve sonrası defterlerini ibraz ettiğini ve davacı tarafın bu kayıtları incelendiğini, davacı tarafın kayıtlarının usulüne uygun tutulmamış olup, eksik inceleme ile verilen hükmün kaldırılması gerektiğini, 07.08.2015 tarihinden sonra poliçelerden sigortalının isteği veya satıştan dolayı poliçe iptalleri yapıldığını, yapılan poliçe iptallerinden kaynaklanan komisyon iadelerinin acentelerin muavin hesaplarına yansıtıldığını, sigortalıya iadesi gereken ve acentenin cari hesabında geçici olarak muhafaza edilen prim iadelerin toplam 10.542,26 TL olup,  acentenin 07.05.2018 tarihinden sonra poliçe tanzim etmediği göz önüne alındığında kayıtlarda bu iadelerin 07.08.2015 tarihinden sonra yapıldığı da gözetildiğinde bu tutarın acente komisyonu olmayacağının açık olduğunu, buna rağmen hatalı ve eksik olarak yapılan bilirkişi raporu ile verilen hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirket yönünden avans faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla  kararının usul ve esas yönünden incelenerek kaldırılmasına, davacının talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, sigorta acenteliği sözleşmesi kapsamında prim ve ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, poliçe iptalleri nedeniyle davacı acentenin prim ve ücret alacağının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı noktasındadır. Taraflar arasında 18.04.2012 tarihinde sigorta acenteliği sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşme tarihi  dikkate alındığında uyuşmazlığın çözümünde 6762 sayılı Ticaret Kanunu'nun (TK) 116 vd. maddelerinin uygulanması gerekmektedir. TK'nun 116 ve devamı maddelerinde acentelik sözleşmesinden doğan hak ve borçlar düzenlenmiş olup, acentenin borçlarından birisi müvekkiline ait olan paranın gönderilmesi, müvekkilinin borcu ise acentenin istemeye hak kazandığı ücreti zamanında ödemektir.  Davalı ... şirketinin 07.08.2015 tarihinde poliçe tanzim etme ruhsatının iptal edildiği, bu tarihten sonra poliçe üretilmediği, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesi kapsamında 07.08.2015 tarihine kadar davacı tarafından davalıya hizmet verildiği ihtilafsızdır. Davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede 2016 yılı içerisinde prim iptalleri ile ödemeler yer almakta olup, 01.01.2016 tarihi itibariyle davacı, davalıdan 37.504,14 TL, dava tarihi itibariyle 32.003,78 TL alacaklı durumdadır. Davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede ise davalı, davacıya 31.12.2014 tarihinden dava tarihine kadar sürekli borçlu durumda  olup, dava tarihi itibariyle de davacıya 42.124,07 TL borçlu durumdadır. Usulüne uygun tutulan taraf ticari defterleri arasındaki uyuşmazlığın nedeni işleyiş farkından kaynaklanmakta olup, davacı defterlerine, davalıdan elde edilen komisyon tutarları ile bunlara ait sonradan ortaya çıkan iptal primler ve davalıdan sağlanan nakit ödemelerin kaydedildiği , davalı defterlerine ise acente tarafından yapılan poliçelerin tüm tahakkuk eden alacakların, poliçe müşterilerinden tahsil edilen nakit tutarın, davacı acentenin elde ettiği acentelik komisyonun ve buna bağlı iptal primlerin kaydedildiği görülmektedir.Davalı vekili  bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde acentenin cari hesabında geçici olarak muhafaza edilen ve poliçe iptalleri sebebiyle sigortalıya iade edilecek prim tutarının 10.542,26 TL olduğunu, bu tutarın davacının alacağı gibi değerlendirildiğini beyan etmiştir. Oysa davalının incelenen ticari defterlerinde 31.12.2019 tarihine kadar  sigortalıya iade edilmek için geçici olarak muhafaza edildiği belirtilen bir kısım poliçe iptallerinin yer aldığı ve bilirkişi raporunda iptal edilen bu tutarların  hesaplamada dikkate alınması halinde dahi dava tarihinden sonraki tarih olan 31.12.2019 tarihi itibariyle davacıya 34.977,10 TL borçlu durumda olduğu tespit edilmekle  davacının 2016 yılından öncesine ait defterlerinin incelenmemesi  sonuca etkili olmayıp,  Mahkemece dava dilekçesine konu talep üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur . Ayrıca 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun 2/2. Maddesine göre ticari işlerde temerrüt faizi olarak avans faizinin istenebileceği, davanın taraflarının tacir olduğu  ve  uyuşmazlığın acentelik sözleşmesinden kaynaklandığı gözetildiğinde mahkemece avans faizine hükmedilmesinde de  isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 553,00 TL harcın, alınması gerekli olan 2.186,18 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.633,18 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1179baabba11ff71","SID":"06fb6c19db064dbd"}}