{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1770 Esas <br>KARAR NO:2024/1905 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2024/461 Esas (Derdest)<br>TARİH:09/08/2024 tarihli ara karar<br>DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:28/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirket ... A.Ş.'nin Türkiye'nin en köklü markalarından biri olmanın yanı sıra aynı zamanda 700'ü aşkın bayilik ağı ile yine Türkiye'nin en önde gelen akaryakıt dağıtım firmalarından birisi olduğunu, Müvekkili Şirket... A.Ş ile davalı Şirket arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi, Otogaz/LPG Bayilik Sözleşmesi  ve Protokoller imzalandığını,  Müvekkil Şirket tarafından,  davalı şirket’e istasyonlarda faaliyet göstermesi için, teslim tesellüm tutanağında belirtilen malzeme ve teçhizatların teslim edildiğini, ardından davalının başka bir dağıtım firması ile anlaşması neticesinde davalının bayilik lisanslarının düştüğünü ve EPDK nezdinde başka bir dağıtım firmasından yayınlandığını, Müvekkili Şirketin, davalının başka bir dağıtım firması ile anlaştığını EPDK kayıtlarından öğrendiğini,  Davalı Şirketin, tüm akaryakıt bayilik sözleşmeleri ve protokollerini, Ankara ... Noterliği'nin 16.05.2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi (Ek-11 Ankara ... Noterliği'nin 16.05.2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi) ile haksız şekilde süresinden evvel feshederek başka bir dağıtım firması ile anlaştığını, müvekkili şirket tarafından Üsküdar....Noterliği'nin 28.05.2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile Davalı Şirket'e ihtarname gönderilerek istasyonların tamamına ilişkin olarak masrafları Davalı Şirket uhdesinde kalmak kaydıyla Müvekkili Şirket'e ait kurumsal kimlik, otomasyon ariyet ve diğer tüm ekipmanların yasal mevzuata sözleşmeye uygun şekilde sağlıklı ve kullanılabilir vaziyette Müvekkil Şirket'e derhal teslim edilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini ancak davalı şirketin Müvekkili Şirket'e ait ariyet ve ekipmanların hiçbirini teslim etmediğini, hatta Müvekkil Şirket'in kurumsal kimlik giydirmeleri altında başka bir dağıtım firmasının ürünlerinin satışını yaparak haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, davalının mevzuata ve sözleşmeye aykırı eylemler gerçekleştirmesi ve Mahkemece resen tespit ve tayin olunacak nedenlerle; Müvekkili Şirket’in uğrayacağı maddi ve manevi zararların önlenmesi, mülkiyeti Müvekkil Şirket’e ait ariyete konu malzeme ve ekipmanların Davalı Şirket istasyonunda yıpranmak suretiyle hızla meydana gelen değer kaybının önüne geçilmesi, tüketicilerin, piyasada Müvekkili Şirket markası adı altında satılan ürünlere duyduğu güvenin sarsılmaması, dava konusu ariyet malzeme ve ekipmanların tedbiren kullanılmasının önlenmesini teminen, ariyete konu menkullerin davalıdan alınarak Müvekkil Şirket’e ya da Müvekkil Şirket’in muhafazası için göstereceği 3. kişiye teslim edilmesi konusunda öncelikle teminatsız, bunun kabul görmemesi halinde ise makul bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesinin 09/08/2024 tarih 2024/461 Esas sayılı kararında; \"6100 sayılı HMK 389/1 fıkrası gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Bu şartların varlığı başlı başına ihtiyati tedbir kararı verilmesi sonucunu doğurmaz. Zira bu husus hakimin takdirine bırakılmıştır. Hakim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilir. Tedbir talep eden, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır, tam ispat aranmaz ancak basit bir iddia da yeterli olmaz.  Asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemez. Aksi halde ihtiyati tedbir davanın yerine geçmiş olur.Somut dosyada; ara karar tarihi itibariyle mevcut delil ve beyanlara göre taraflar arasında akdedilmiş ve sona ermiş olan bayilik sözleşmesi uyarınca davalı tarafa teslim edilen ve mülkiyeti davacıya ait olduğu iddia edilen ariyetler konusunda uyuşmazlık bulunduğu, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği, yahut bir zarar doğacağı konusunda kanaat uyandıracak delil bulunmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, ihtiyati  tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Taraflar arasında akdedilen Sözleşmeler ve Protokoller kapsamında bayilik ilişkisi kurulmuş olup bu Sözleşmeler ve Protokoller neticesinde kurulan bayilik ilişkisi gereğince müvekkil şirketin malzeme ve ekipmanları bayilik sözleşmesi süresince kullanmak üzere davalıya ariyet olarak teslim edildiğini davalının sözleşmeyi haksız ve erken feshedip başka bir dağıtıcı firmaya transfer olduğunu,  müvekkil şirket tarafından davalı şirkete ariyet olarak verilen malzeme ve ekipmanların, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle  müvekkil şirkete teslim edilmesinin talep edildiğini, ancak halen teslim edilmediğini,  müvekkil şirketin ariyet olarak verilen ve kendisine iade edilmesi gereken tüm menkullerin demontajı için davalı şirketin istasyonuna gittiğini ancak davalı şirket yetkilisinin söküme izin vermemesi sebebiyle yalnızca tutanak tutularak istasyondan ayrılmak durumunda kalındığını, bayi ile imzalanmış olan tarihli Akaryakıt ve LPG/Otogaz Bayilik Protokolleri' nin ilgili Maddesinde ; \" Protokol ve/veya Sözleşme ile eklerinin .. tarafından haklı veya Bayi tarafından haksız suretle feshi halinde Bayi; Otomasyon ekipmanları dışında kendisine ariyet olarak verilmiş ekipmanları normal kullanımdan kaynaklanan eskimeler hariç sağlam, çalışır ve eksiksiz durumda ...'nin bildireceği adrese, fesih ihtarının tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde iade edecektir. Sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun feshi halinde, taraflarca belirlenmiş bir vade olması nedeniyle, otomasyon ekipmanları da dahil olmak üzere, ariyet malzemelerinin iadesi için temerrüt ihtarına gerek bulunmamaktadır.\" düzenlemesi yer aldığını, davalının bayilik ilişkisinin sona ermesi neticesinde uhdesinde bulundurduğu fakat müvekkil şirketin mülkiyet hakkı sahibi olduğu ariyetleri iade etmekle yükümlü olduğunu, bu menkullerin maliyetinin oldukça yüksek olduğunu ve davalı bayi zilyetliğinde bulunmasının müvekkil şirketin her geçen gün telafi edilemez zarara uğramasına sebep olduğunu, 5015 Petrol Piyasası Kanunu ve Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 4. maddesinde yer alan; \"Akaryakıt istasyonu: Dağıtıcı  veya bunlarla tek elden satış sözleşmesi yapmış bayilerce teknik, kalite ve güvenlik açısından mevzuata uygun olarak kurulup, bir veya farklı alt başlıktan birer akaryakıt dağıtıcısının  tescilli markası altında faaliyette bulunan ve esas itibarıyla araçların akaryakıt, madeni yağ, otogaz LPG, temizlik ve ihtiyarî olarak bakım ile kullanıcıların tüplü LPG hariç diğer asgarî ihtiyaçlarını karşılayacak imkânları sunan yerleri,\"  şeklindeki düzenleme uyarınca bayinin dağıtıcı bayisinin kurumsal kimliği ve markası logosu altında satış yapması gerektiğini, aksi halde bu durumun nihai tüketiciyi yanılttığını,  davalı'nın Müvekkil Şirket ile bayilik ilişkisinin sona ermiş olması sebebiyle ariyetleri teslim etmeyerek müvekkil şirketin ticari itibarını zedeleme ihtimalinin bulunmasının yanında müvekkil şirketin logo ve amblemi altında satış yapması da ayrıca mevzuata aykırı olup tüketiciyi de yanıltmaya sebep olacağını, İhtiyati tedbir için yasada aranan tüm şartlar mevcut iken,  yerel mahkemece bu şartlar gözetilmeden  tedbir talebimizin reddedilmesi yasaya açıkça aykırı olduğunu, 6100 sayılı HMK’nın 390. maddesinin 3. fıkrasında, ihtiyati tedbir talep eden tarafın, “davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda” olduğu hükmü bulunduğunu, mübrez bayilik sözleşmesi ile ariyet sözleşmesinden ayrıca bayilik sözleşmesinin sona erdiğine dair  belgelerden ihtiyati tedbirin haklılığının açıkça ortada olduğunu (Yargıtay 15. HD, 06.07.2012, 4060/5172, Yargıtay 1. HD 24.09.2012, 11124/9822), Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre başlangıçta hiçbir kanaatin oluşmadığı durumlarda bile muhtemel zarar görme tehlikesine dayalı olarak ihtiyati tedbire karar verilmesi gerektiği ifade edilmiş olup somut olayda müvekkil şirketin zarara uğradığı ve ileride muhtemel zararların ortaya çıkacağının açık olduğunu,  Keza, uyuşmazlık konusu istasyonda başka bir dağıtıcı firmanın faaliyet göstermesi halinde, mülkiyeti müvekkil şirket'e ait olan ariyet malzemelerinin, yalnızca haksız zilyet sıfatıyla fiili hakimiyeti elinde bulunduran davalının değil, davalı ile anlaşan başka bir dağıtıcı firmanın da fiili tasarrufu altına gireceğini, söz konusu mülkiyeti tarafımıza ait olan ariyet malzemelerinin, halihazırda, davalının borçlarına istinaden fiili hacze tabii tutulması ya da bir başkasına teminat olarak gösterilmesinin dahi mümkün olduğunu, yine davalı ile anlaşan başka bir dağıtım şirketinin de davalı gibi hakkaniyet gözetmeyen eylemler içerisinde bulunmasının da ihtimal dahilinde olduğunu, öte yandan gerek davalının gerekse de ariyet malzemelerine zarar verebilecek başkaca kimselerin de ariyet malzemelerine müvekkil şirket gibi gereken özen ve itinayı göstermeyeceğini, dolayısı ile, ihtiyati tedbir kararı verilmemesinin ariyetlerin akıbetinin davalı ya da üçüncü kişilerin inisiyatifine bırakılması olacağını, (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2012/11124 E. 2012//9822 K.Sayılı Kararı) Halihazırda davalı yana teslim edilmiş olan ariyetlere ilişkin teslim tesellüm belgesi ve ilgili ariyetlerin müvekkil şirket’e ait olduğunu gösterir yatırım faturalarının dosyaya kazandırıldığını, işbu dilekçe ekinde bu belgeleri  mahkemenin dikkatine bir kez daha sunduklarını, dosyadaki mevcut delillerden de görüleceği üzere bayiye ariyet olarak teslim edilmiş olan menkullerin Müvekkili Şirket’in mülkiyetinde olduğunu ve taraflar arasındaki tüm sözleşmeler sona ermesine rağmen müvekkil şirkete iade edilmediğini, buna ek olarak, davalı yan tarafından ilgili menkullerin müvekkil şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmdığını, hatta ilgili ariyetlerin müvekkil şirket’e ait olmadığı ve/veya müvekkil şirket’e ait olsa bile müvekkil şirket’e teslim edildiğine ilişkin  herhangi bir iddia da öne sürülmediğini, bu noktada davalı yan tarafından da itiraz edilmeyen ve davalı yanın uhdesine bırakılmış ve iadesi gereken malzeme ve ekipmanların müvekkil şirket’e ait olduğunun yazılı deliller ile sübuta erdiğini, mevcut durumda müvekkil şirket’in huzurdaki davayı açmaktaki haklılığı da gözler önüne serildiğini, yerel mahkemenin ihtiyati tedbir talebini ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Emsal kararlar doğrultusunda ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiğini, daha önce ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edildiği İzmir 4 Asliye Ticaret  Mahkemesi 2014/220 Esas sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 9. Ticaret Mahkemesi 2018/968 E. Sayılı dosyaları ile verilen ihtiyati tedbir kararı örneklerinin  dava dilekçesi ekinde sunulduğunu,  Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/669 E. 2017/431 K. sayılı kararında “Toplanan deliller ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında imzalanan Protokol başlıklı belgenin 3.2.1. maddesinde, ... tarafından Bayi’ye verilecek ariyet malzemelerinin bedellerinin ... tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 11.a/iii maddesinde ise, sözleşmenin feshi halinde; Bayi’nin ... tarafından ariyet olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise ... tarafından tespit edilen rayiç bedellerini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin bu maddelerinin delil sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş…” diyerek ariyetlerin iade edilmemesi halinde bayinin ariyet bedellerini Müvekkil Şirket’e ödemekle yükümlü olduğunu ortaya koyduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan gerekçeler ve  resen tespit ve tayin olunacak nedenlerle, HMK'nın 391/3. maddesi uyarınca Sayın Daire'nizce istinaf incelemesi sonucundailk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, dilekçede belirttikleri ariyete konu menkullerin davalıdan alınarak müvekkil şirkete ya da müvekkil şirketin muhafazası için göstereceği 3. kişiye teslim edilmesi konusunda öncelikle teminatsız, bunun kabul görmemesi halinde ise makul bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmeleri ve protokollerinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile sözleşmeler ve protokoller kapsamında davalıya teslim edilen ariyetlerin hasarsız ve eksiksiz olarak davacıya aynen iadesine, aynen iadesinin mümkün olmaması halinde güncel piyasa değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talepli davada, dava konusu ariyetlerin davacı şirkete veya davacı şirketin göstereceği 3. kişiye teslimi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece 06/08/2024 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.HMK'nın 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Bu düzenlemeye göre, Mahkemece; davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemez. Somut talepte, davacı tarafından davanın konusu olan sözleşme konusu ariyetlerin tedbiren tesliminin talep edildiği ve söz konusu tedbirin davanın esasını çözecek nitelikte olduğu, ariyetin aynen tesliminin mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili de talep edildiğine göre, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişesinin de söz konusu olmadığı anlaşılmakla Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi 06/08/2024 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f5dbd45b0072774","SID":"b1a32f799692b905"}}