{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1810 Esas <br>KARAR NO:2024/1906 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2024/495 Esas (Derdest)<br>TARİH:03/09/2024 tarihli ara karar<br>DAVA:İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:28/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili 02/09/2024 tarihli talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketin %40 ortağı olduğunu, 16.02.2024 tarihli genel kurulda haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müdürlük görevine son verildiğini, şirketin diğer iki ortağı karı koca ... ve ...'ın kendilerine aylık ayrı ayrı 150.000 TL ücret takdir ettiğini ve şirketin her ayki cirosunun net %1'inin prim olarak dağıtılmasına karar verildiğini, bu rakamın yıllık şirketin yıllık cirosunun %24'üne tekabül etmekte olduğunu ve fazla olduğunu, müvekkilinin ise davalı şirketten olan alacağının şirketin kendi sunmuş olduğu ... ile sabit olduğunu, davaya konu alacağın bir para alacağı olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir para alacağından kaynaklanmakta olduğunu, davaya konu alacağın rehinle teminat altına alınmadığını, somut durum nezdinde davaya konu alacağa ilişkin herhangi bir rehin söz konusu olmayıp alacak haklarının teminat altına alınmadığını, ihtiyati haciz talep edilen alacağın vadesinin geldiğini ve alacağın muaccel olduğunu, davalının 15.04.2024 tarihli detay mizanında kendisinin müvekkiline dava konusu borcu olduğunu kabul eden detay mizanı sunduğunu, işbu detay mizanı kapsamında ise borçluya ihtarname gönderildiğini, ihtarname tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir cevap verilmediğini ve borçlunun takip tarihi itibariyle borçlu konuma düştüğünü ve söz konusu alacağın muaccel hale geldiğini, davalı şirketin 16.02.2024 tarihli genel kurulunda müvekkilinin azledildiğini söz konusu toplantı öncesinde müvekkiline hiçbir bilgi ve belge paylaşımı yapılmadığını ve söz konusu genel kurulda şirketin yıllık cirosunun %24'ünün prim adı altında ortaklara dağıtılmasına karar verildiğini, genel kurulun hemen öncesinde davalı şirketin halihazırda müdür ortağı ...'ın yaklaşık 25 Milyon TL'lik rakamı çekmesi dava sonuna kadar olan süreçte tekrar para çekmesini de muhtemel hale getirmekte olduğunu, şirketin hali hazırda güncel sermayesinin 7.5 milyon TL olduğunu ve müvekkilinin salt detay mizanda 5 milyon alacaklı olduğu da değerlendirildiğinde yargılama sonunda müvekkilinin hakkında kavuşma olanağının güçleşeceğini belirterek, davalı şirketin ortağının şirketten nakit para alması, müvekkilinin şirketin müdürü olduğu dönemde diğer iki ortağının talimatı nedeniyle bankadan ve muhasebeden bilgi alamaması, müvekkilini şirkete almamaları, genel kurul tutanağıyla yıllık cironun %24'ünü kendilerine prim olarak belirlemiş olmaları ve kendilerinin sunmuş olduğu detay mizanda görülen likit alacağa kötü niyetli olarak itiraz edilmesi sebebiyle, ihtiyati haciz taleplerinin dava değeri üzerinden davalının borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi,menkullerin muhafazası için öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığında teminatlı olarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesinin 03/09/2024 tarih 2024/495 Esas sayılı kararında; \"Bu açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde; davacı vekili her ne kadar ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş ise de; davacının alacağının varlığının yargılamayı gerektirdiği, henüz delillerin toplanmadığı, davacının davalıdan alacağı olduğuna dair yaklaşık ispata yarar belge sunulmadığı, İİK'nun 257.maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. \"gerekçesi ile, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece 03.09.2024 tarihinde herhangi bir gerekçe içermeyecek şekilde ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiğini, müvekkilinin, davalı şirketin %40 ortağı olduğunu, 16.02.2024 tarihli genel kurulda haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müdürlük görevine son verildiğini, şirketin diğer iki ortağı karı koca ... ve ...'ın kendilerine aylık ayrı ayrı 150.000 TL ücret takdir ettiğini ve şirketin her ayki cirosunun net %1'inin prim olarak dağıtılmasına karar verildiğini, bu rakamın yıllık şirketin yıllık cirosunun %24'üne tekabül etmekte olduğunu ve fazla olduğunu, Huzurdaki davanın müvekkilin davalı şirketten olan alacağına yönelik olduğunu,  bu hususta zaten delil olarak davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına dayanıldığını, bu ticari defter ve kayıtlardan en önemlisi olan detay mizanda ise müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun gözüktüğünü, dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları kayyım tarafından sunulan detay mizanda ve huzurdaki dava açıldıktan sonra yine 02/09/2024 tarihinde kayyım tarafından T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/128 E. Sayılı dosyasına sunulan kayyım raporunun ekinde yer alan detay mizandan da görüleceği üzere müvekkilinin  hali hazırda davalıdan 5.110.159,67 TL alacaklı konumunda olduğunu, Somut durum nezdinde ise, davaya konu alacak bir para alacağı olduğunu,  rehinle teminat altına alınmadığını, alacağın vadesinin geldiğini,  muaccel olduğunu, alacağa ilişkin ve ihtiyati haciz talebinin haklı olduğuna ilişkin deliller mevcut olduğunu, davalı şirketin 16.02.2024 tarihli genel kurulunda müvekkilinin azledildiğini, söz konusu toplantı öncesinde müvekkiline hiçbir bilgi ve belge paylaşımı yapılmadığını ve söz konusu genel kurulda şirketin yıllık cirosunun %24'ünün prim adı altında ortaklara dağıtılmasına karar verildiğini, üstelik genel kurulun hemen öncesinde davalı şirketin halihazırda müdür ortağı ...'ın yaklaşık 25 Milyon TL'lik rakamı çekmesinin dava sonuna kadar olan süreçte tekrar para çekmesini de muhtemel hale getirdiğini, kaldı ki şirketin hali hazırda güncel sermayesinin 7.5 milyon TL olduğunu ve müvekkilinin salt detay mizanda 5 milyon alacaklı olduğu da değerlendirildiğinde yargılama sonunda müvekkilinin alacağına kavuşma olanağınun oldukça güçleşeceğini,  mahkemenin de malumlarında olacağı üzere söz konusu icra takibine itiraz dahi başlı başına tipik bir aile şirketi uyuşmazlığında müvekkilinin kardeşi ve kardeşinin eşi tarafından müvekkiline işbu kanuni alacağının dahi verilmeyeceğini gösterdiğini,Yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, şirketin kendi sunmuş olduğu mizana dayanarak icra takibi başlatıldığını, alacağın var olup olmadığının ya da miktarının değerlendirilmesinin geçici hukuki koruma kurumunun niteliği ile bağdaşmadığını, aksinin kabulü halinde, mahkemece ihtiyati haciz için yaklaşık ispat değil, tam ispat şartının arandığı anlamı çıkacağını,Yerel Mahkemenin 03.09.2024 tarihli ihtiyati haciz red kararında \"davacının alacağının yargılamayı gerektirdiği\" \"davacının davalıdan alacağı olduğuna dair yaklaşık ispata yarar belge sunmadığı\" gerekçelerine dayanıldığını,  bu gerekçelerin yukarıda açıklanan sebeplerle kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemece ihtiyati haciz verilebilmesi için kesin ispat koşulu arandığını (Y. 19. HD. 07.06.2016 T. 2016/530 E. 2016/10261 K. Sayılı İlamı, Y. 19. HD. 31.10.2016 T. 2016/12324 E. 2016/14117 K. Sayılı İlamı, Y. 11. HD. 11.05.2015 T. 2015/4995 E. 2015/6709 K. Sayılı İlamı), Davalı şirketten 25 milyona yakın para çekildiğini, bu para çekilmesinin akabinde müvekkilinin davalı şirketten haksız bir şekilde azledilmesi ve bu azil sonrasında da fahiş ücret ve prim oranlarının belirlenmesi ile (yıllık cironun %24'ü) müvekkile bilgi verilmesinin engellenmesi ve şirketin kendi sunduğu detay mizana itiraz etmesi sebebiyle İİK 257 gereği  rehinle temin edilmemiş alacağa ilişkin yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleşmiş olduğunu ve borçlunun malvarlığını gizleme ve kaçırma tehlikesi bulunduğundan ve buna ilişkin hazırlık eylemleri yapıldığından, alacağın tahsilinin imkansız hale gelme tehlikesi ile karşı karşıya olunduğundan, yerel mahkemenin 03.09.2024 tarihli kararının kaldırılması öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesinin usul, yasa ve içtihatlara uygun olacağını, İleri sürerek; yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, mahkemenin 03.09.2024 tarihli kararının kaldırılmasına, akabinde ihtiyati haciz talebinin dava değeri üzerinden davalının borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığında teminatlı olarak kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davacının ortağı olduğu şirkete nakit olarak verdiği borcun tahsili amacıyla başlattığı ilamsız takibe vaki itirazın iptali davasında, takip konusu alacağın tahsilini teminen ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca;  rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 257/2 fıkrası; \"Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;\" düzenlemesini içermektedir. Müeccel alacaklar yönünden   İİK'nun 257/2 fıkrasının 1 ve 2 nolu bentlerinde sayılan sebepler sınırlı sayıda olup, müeccel alacaklar için başka herhangi bir sebebe dayalı ihtiyati haciz kararı verilemez(Bkz. Kuru/BAKİ, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ikinci bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s. 1039). İİK'nun 258 maddesi uyarınca;  ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.Somut olayda, dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre, davacının davalı şirketten detay mizana dayalı olarak talep ettiği tutarda muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağının varlığı hususunda yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı gibi, müeccel bir alacağın varlığı ihtimalinde, İİK'nun 257/2 fıkrasında aranan koşulların mevcut olduğunu yaklaşık düzeyde ispat eder delil de mevcut olmadığı, davanın bulunduğu aşama itibariyle mahkemece istemin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1961b33cfc7e66cc","SID":"395694bb1eca30ea"}}