{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/788 Esas<br>KARAR NO:2024/1828 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2014/733 Esas- 2021/340<br>TARİH:20/04/2021<br>DAVA:Tespit<br>KARAR TARİHİ:21/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Temlik eden davacı ... A.Ş vekili dava dilekçesinde özetle;  ... A.Ş nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 29/09/2005 tarihinde TMSF tarafından devralındığını ve böylece fonun şirketin % 80 oranında hissedarı olduğunu, davalıdan alınmış hiç bir hizmet olmamasına rağmen hizmet vermiş gibi faturalar kestiğini ve faturalara bedellerinin tahsil edildiğini, bu suretle alınmayan hizmet nedeniyle davalı tarafından dolandırıldıklarını, bu hususta suç duyurusunda bulunduklarını beyan ile davalı tarafça kesilen faturaların gerçeği yansıtmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.Temlik alan davacı TMSF vekili dilekçesinde özetle; davalı taraftan kesilen faturalar karşılığında her hangi bir mal ve hizmet olmaması nedeni ile faturalara dayanılarak ... sayılı dosyası ile başlatılan takipten ötürü, davalıya 199.970 TL borçlu olunmadığının  tespitini talep ettiklerini beyan etmiştir.Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarih 2014/733 Esas- 2021/340 sayılı kararında; \"Davacı temlik eden ... A.Ş nin ...'nin şirketteki % 80 oranındaki hissesinin  29/05/2005 tarihli Fon Kurulu kararı gereği TMSF na devredildiğini anlaşılmıştır. Davacının, davalının kendilerine mal ve hizmet sunulmadığı halde fatura keserek bedellerini tahsil ettiğini iddia ettiği ve faturaların iptalini, şirket kayıtlarının düzeltilmesini ve faturalardan ve icra takibinden dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitini talep ettiği, davalının usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen savunmada bulunmadığı görülmüştür. Mahkememizce taraf defterleri üzerinde muhasip bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı tarafça yasal ihtara rağmen ticari kayıtlar ibraz edilmeyerek ibrazdan kaçınılmış, incelenen temlik eden davacı şirket kayıtlarına göre davalı lehine 155.170,00 TL alacak kaydı olduğu, 2011 yılı açılışında ve 2012 yılı sonu kapanış kayıtlarına göre de davalının davacıdan alacağının bu meblağda görüldüğü tespit edilmiştir.Dava konusu olay ile ilgili davacı tarafça yapılan şikayet nedeniyle soruşturma başlatıldığı ve ceza yargılaması yapıldığı, yargılama sonucunda sanıklar davacı şirket % 5 hissedarı ... ve bu şirket ile ticari ilişki içinde olan Atılım bilgisayar şirketi sahibi ...'ın üzerilerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işletiklerinden cezalandırılmalarına karar verildiği, sanık ... vefat ettiğinden hakkındaki davanın düşürülmesine, sanıklar ..., ..., ... ve ...n'ün ise beraatine karar verilmiş olduğu, verilen kararın temyiz edildiği ve beraatine karar verilen sanıklar hakkında toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanıkların eylemlerinin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmayarak eksik inceleme ile karar verildiğinden mahkeme bozulduğu görülmüştür. Davacı tarafça dava değerinin gösterilmemiş ve harcı da ikmal edilmemiştir. Davalı tarafça davacıya kesilen faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi kayıtlarına göre davalıya 155.170,00 TL borçlu olduğu, davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmediği, davacı tarafça  karşılığında mal ve hizmet alınmamış olmasına rağmen davalının kestiği faturaların, dolandırıcılık niteliğinde suç teşkil edecek ve usulsüz olarak şirketi borçlandıracak şekilde, kaydedildiği iddia edilmiş ise de, davacının iddiasını destekler delil niteliğinde belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, davacı şirketçe ticari kayıtlarına işlenen faturalara karşılık yasal süresinde yapılmış bir itiraza ilişkin beyan yada kaydında mevcut olmadığı, davamıza konu olaya ilişkin yapılan ceza yargılamasında davalı şirket yetkilisi ... hakkında dolandırıcılık veya hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan verilmiş bir mahkumiyet bulunmadığı, sanık hakkında düzme kararı verilmiş olduğu anlaşıldığından, davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davacının davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı TMSF vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Temlik alan davacı TMSF vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.04.2021 tarih ve 2014/733 Esas, 2021/340 K. sayılı kararında, davacının iddiasını destekler delil niteliğinde belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, davacı şirketçe ticari kayıtlarına işlenen faturalara karşılık yasal süresinde yapılmış bir itiraza ilişkin beyan ya da kaydın mevcut olmadığı, davaya konu olaya ilişkin yapılan ceza yargılamasında davalı şirket yetkilisi ... hakkında dolandırıcılık veya hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan verilmiş bir mahkûmiyet kararının bulunmadığı, sanık hakkında düşme kararı verilmiş olduğu anlaşıldığından, davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar verildiğini; Yerel Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki davanın, davacı şirket tarafından alınmış herhangi bir mal ve hizmet olmaması nedeni ile davalı tarafından gerçeğe aykırı olarak düzenlenen faturalar ve bu faturalar nedeni ile ... Sayılı dosyasına konu 07.06.2006 tarihi itibarı ile 199.970,00 TL tutarında borcun olmadığının tespiti ve şirket kayıtlarının bu doğrultuda düzeltilmesi talebi ile açıldığını; Mahkeme kararı ile dayanak yapılan bilirkişi raporu tespitleri arasında çelişki bulunduğunu, bilirkişi raporunda salt fatura düzenlemesinin tek başına borcu doğurmayacağının, kayıtlanan borcun gerçek bir mal alışverişinden, hizmetten kaynaklı olduğuna dair davalı tarafından fatura dışında kayıt veya belge sunulmadığının, bu kapsamda salt fatura ile oluşmuş kaydi bir borç olamayacağının tespit edildiğini, kararın gerekçesinde ise, bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin tam aksine; davacının iddiasını destekler delil niteliğinde belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, davaya konu olaya ilişkin davalı şirket yetkilisi ... hakkında dolandırıcılık veya hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı, sanık hakkında düşme kararı verilmiş olduğu anlaşıldığından davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varıldığı, bu nedenle davanın reddedildiğinin belirtildiğini; Ceza davasında davalı şirket yetkilisi ... hakkında düşme kararı tesis edildiğini, aynı davada yargılanan diğer sanıklar hakkındaki cezai yaptırımların kesinleştiğini,  davacının davasını destekler nitelikte dosya kapsamında delil bulunmadığı gerekçesinin de gerçeği yansıtmadığını,  dosyada mevcut olan ve incelemeye sunulan tüm delillerin davacı müvekkili TMSF tarafından sunulduğunu, delil sunmayan tarafın davalı taraf olduğunu; Dosyada mübrez belgeler ve müvekkili TMSF tarafından sunulan ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 22.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda, incelemeye konu borcun gerçekte olmayan bir işlemden veya alınmayan bir hizmetten kaynaklı salt fatura tanzim edilmek suretiyle kaydi bir borç olduğunun, incelemeye davalı şirket tarafından fatura konusu hizmetin verildiğine ilişkin dayanak irsaliye ve benzer belge sunulmadığının tespit edildiğini, yine raporda, salt fatura düzenlenmesinin tek başına borcu doğurmadığının, borcu oluşturan fatura konusu işin yapılması yani hizmetin verilmesi ile gerçek bir borcun varlığından söz edilebileceğinin, somut olayda ise bu hizmetin verildiğine dair hiçbir kanıt sunulmadığının belirtildiğini, raporun \"Sonuç\" kısmında da, davacı kayıtlarında davaya konu edilen 155.170,00 TL tutarındaki borcun dayanağı hizmetin yerine getirildiğine ilişkin irsaliye veya dayalı tarafından ticari kayıt ya da belge sunulmamış olmakla salt faturaya dayalı olarak hizmetin yerine getirildiğinin tespit edilemediğinin beyan edildiğini, kaydi olarak görünen borçtan davacının sorumlu olmadığı yönündeki bilirkişi tespitlerine katıldıklarını, netice itibariyle usul ve yasaya uygun olan bilirkişi raporundaki tespitlerin davanın haklılığını teyit ettiğini beyanla davanın reddine ilişkin hükmün kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, icra takibi ve bu takibe konu faturalar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile davacı şirket defterlerindeki kayıtların düzeltilmesi talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalı şirket tarafından kendisi adına gerçek bir ticari ilişkiye dayanmaksızın faturalar düzenlendiğini ve fatura bedellerinin tahsil edildiğini, bu durumun TMSF Denetim Daire Başkanlığı'nın 01/04/2009 tarihli raporu ile tespit edildiğini, davacı şirketin çalışan ve yetkililerinin de bu dolandırıcılık eyleminin içerisinde olduklarını, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunduğunu beyan ederek şirket defterlerinde kayıtlı olan ve TMSF Denetim Daire Başkanlığı'nın 01/04/2009 tarihli raporunda tespit edilen faturalar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve şirket kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece verilen ara karar gereği sunduğu 12/08/2009 tarihli dilekçe ile davanın, davalı tarafından düzenlenen faturalara istinaden başlatılan ... sayılı dosyasına konu 199.970 TL yönünden borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olduğunu açıklanmış, davalı taraf davaya cevap vermemiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı temlik alan TMSF vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosya kapsamından; temlik eden davacı şirket yönünden yapılan incelemeler neticesinde düzenlenen TMSF Denetim Daire Başkanlığı'nın 01/04/2009 tarihli raporunda, davalı şirket tarafından 24/01/2005 ila 14/03/2005 tarihleri arasında davacı şirket adına düzenlenen toplam 155.510 TL bedelli faturalar ile ilgili olarak \"sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme/kullanma fiili\" kapsamında Maliye Bakanlığı'na gerekli bildirimlerin yapılmasına karar verildiği, davacı ve davalı şirket yetkilileri ile TMSF raporunda aynı türden işlem yaptıkları tespit edilen başkaca şirketlerin yetkilileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010/17431 soruşturma sayılı dosyası üzerinden nitelikli dolandırıcılık suçlaması ile 16/04/2010 tarihli iddianamenin düzenlendiği ve İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/162 Esas sayılı dosyasında yargılamanın yapıldığı, Mahkemece 20/12/2013 tarihli, 2010/162 Esas ve 2012/389 Karar sayılı karar ile davalı şirket yetkilisi ... hakkında açılan kamu davasının sanığın vefat etmesi nedeniyle düşürülmesine, davacı şirket ortak ve yetkilisi ...'ın ise atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın gerekçesinde davacı şirket ile davalı ... Şirketi arasında hileli işlemler bulunmasına rağmen sanık ...'ın vefatı nedeniyle bu eylemlerle ilgili gerekçe yazılmadığının açıklandığı, kararın Yargıtay 23. CD'nin 13/06/2016 tarihli ilamı ile bozulduğu, Mahkemece 08/03/2017 tarih, 2016/281 Esas ve 2017/64 Karar sayılı karar ile önceki kararda direnildiği, direnme kararının temyiz edildiği ve dosyadan akıbetinin anlaşılamadığı ancak davalı şirket yetkilisi hakkında verilen düşme kararının kesinleştiği, dosya içerisinde ve uyapta İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının tamamının bulunmadığı, bu nedenle dosya kapsamında alınmış bir bilirkişi raporunun bulunup bulunmadığının anlaşılamadığı, İlk derece mahkemesince davalı şirkete tüm tebligatların TK madde 35 uyarınca yapıldığı, davacı şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, davacı şirketin bir kısım defterlerini incelemeye sunmadığı ve lehine delil niteliğinin bulunmadığı beyan edilerek davacı şirketin kendi defterlerine göre 2005 yılında kaydedilen işlemler nedeniyle davalıya 155.170 TL borçlu gözüktüğü ve bu kaydın 2012 yılına kadar devam ettiğinin tespit edildiği, davacı temlik eden vekili tarafından sunulan açıklama ve delil dilekçesi kapsamında ... takip sayılı dosyasının, İstanbul 11. ATM'nin 2009/338 Esas sayılı dosyasının ( davacı şirket yetkilileri hakkında açılmış sorumluluk davası) dosyaya celp edilmediği anlaşılmıştır. Yapılan bu tespitler ışığında; her ne kadar dava dilekçesinde neticei talep davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı faturalar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve kayıtların düzeltilmesi olarak ileri sürülmüş ise de, açıklama dilekçesine göre davanın İİK'nın 72. maddesi uyarınca takipten sonra açılmış bir menfi tespit davası olduğu, menfi tespit davasında da diğer tespit davalarında olduğu gibi hukuki yararın dava şartı olduğu, bunun için alacaklı hakkında devam eden bir icra takip dosyası ile talep edilen bir alacağın bulunması gerektiği, bu itibarla Mahkemece öncelikle davanın konusunu oluşturan Sarıyer İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasının akıbeti araştırılarak dosyaya celp edilmesi,  devam eden bir icra takip dosyası ve takibe konu bir borç olup olmadığının, bu borcun TMSF raporunda tespit edilen faturalardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının, daha açık bir ifade ile davacının bu davada hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, davalı şirketin tek yetkilisinin vefat etmiş olması karşısında bağlı olduğu Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden en son sicil kayıtlarının getirtilmesi ile terkin edilip edilmediğinin araştırılması, adresinin bağlı olduğu vergi dairesinden 2005 yılından itibaren dava tarihine kadar sunduğu BA-BS kayıtlarının istenilmesi, az yukarıda açıklanan TMSF raporundaki tespitler ışığında takibe konu edildiği iddia edilen faturalar nedeniyle Maliye Bakanlığı'na yapılan bir ihbar olup olmadığı ve varsa neticesinin araştırılması, diğer eksiklik deliller de toplandıktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve gerekçe ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Son olarak dosyaya temlik alan TMSF tarafından sunulan 25/12/2009 tarihli Temlik Sözleşmesi'nin Konu başlıklı 2. maddesinin; \"İş bu sözleşmesinin konusu, temellük edenin, temlik eden lehine vermiş olduğu tüm garantörlükler dahil her türlü hukuki nedenden dolayı temlik eden nezdinde doğmuş/doğacak her türlü alacaklarının ödenmesini teminen, temlik edenin temlik borçlusu.... Şti.'den doğmuş ve/veya doğacak alacaklarına ilişkin olarak, dava olarak ikame edilmiş olan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/373 Esas sayılı dosyasına konu olan ve davaya dahil edilmeyen tüm alacaklarını ve bu alacaklarla ilgili açılmış ve açılacak bütün takip ve dava dosyalarındaki tüm hak ve alacaklarını, fer'ileri ve teminatları ile birlikte Borçlar Kanunu'nun 162 ve devamı maddeleri hükümlerine göre, gayrikabili rücu olarak temellük edene devredilmesine ilişkin konuların düzenlenmesini kapsar.\" şeklinde olduğu, davanın borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olması nazara alındığında temlik eden ... A.Ş.'nin bu davada davalıya karşı alacaklı değil borçlu sıfatının bulunduğu, buna göre TMSF'ye yapılan temlikin hukuki niteliğinin, gerekirse açıklama yaptırılmak suretiyle, ne olduğu, bu şekilde bir devrin mümkün olup olmadığı ve dolayısıyla davacı sıfatının yani aktif husumetin kime ait olduğunun değerlendirilmesi ve buna göre işlem yapılarak bir karar verilmesi gerekmektedir.  Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarih ve 2014/733 Esas- 2021/340 Karar sayılı kararının HMK'nın  353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,6-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/11/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7f4294912441c44","SID":"f7c164f70a553b5c"}}