{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/589 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1490<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/01/2018 (Dava) - 11/11/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2018/63 Esas - 2021/977 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 23/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23/10/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/63 Esas-2021/977 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın 05/11/2016 tarihinde sürücü ...'nin sevk ve idaresinde iken meydana gelen trafik kazasında hasarlandığını, araç sürücüsünün kaza sonrası kaldırıldığı hastanede kurtarılamayarak 9 gün sonra vefat ettiğini, kazaya karışan aracın kaza tarihinde ... Sigorta şirketine sigortalı olduğunu, araçta meydana gelen hasar miktarı için delil tespiti yaptırıldığını, pert total işlemi yapılmasının daha uygun olacağının, gerçek zararın bu nedenle 14.000,00 TL olacağının belirtildiğini, yapılan ekspertiz incelemesinde de benzer şekilde 14.000,00 TL hasar oluştuğunun belirtildiğini, ancak kaza anında aracı kullanan sürücünün 0,78 promil alkollü olması nedeniyle hasarın ödenmeyeceğinin şifahi olarak bildirildiğini, kanda bir miktar alkole rastlanmış ise de bu durumun davalıyı tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtarmadığını, meydana gelen kaza ile alkol arasında illiyet bağı bulunmadığını, müteveffa sürücü aracında köpeği ile en sağ şeritte seyahat etmekte iken köpeğin havlaması ile bir anda arkaya köpeğini baktığını, tekrar yola baktığında ise gelen güneşin etkisiyle öndeki aracı fark edemeyerek arkadan çarpmak durumunda kaldığını, alkol olmasa da aynı kazanın gerçekleşebileceğini, nitekim ceza dosyasında kazaya karışan diğer sürücü ve yine diğer araçta yolcu olarak bulunan kişilerin ifadelerinde kazayı anlatırken şoförün kendilerine gözüne güneş geldiği için kendilerini fark edemediğini ve çarptığını beyan ettiğini söylediklerini, bu kişilerin yargılama sırasında tanık olarak dinlenilmelerini, sürücü ile birlikte seyahat eden bir köpeğin olup olmadığını, güneşin gözlerini alması gibi bir durumun olup olmadığının da sorulmasını talep ettiklerini, bir trafik kazasında alkolün kazanın oluşumuna etkisi konusunda karar vermekte etkili olacak en objektif ölçülerin kaza zamanında şahsın alkol düzeyi ve nörolojik muayenesi olduğunu, sürücü güvenli sürüş yeteneğini kaybetmediğinden teminat dışı bir halin olmaması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi ilkesinin benimsendiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı tutularak ... plakalı aracın hasarına ilişkin 14.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, D. İş sayılı dosyasında yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin bu dosyanın yargılama giderlerine eklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; birleşik kasko sigorta poliçesi ile müvekkili sigorta şirketine sigortalı davacı şirkete ait ... plakalı aracın ... idaresinde iken aynı istikamette ve önünde seyreden ... plakalı araca çarpması sonucu ön bölümünden hasarlandığını, davacı tarafça, davalı müvekkili sigorta şirketine hasar ihbarında bulunulduğunu, ancak talebinin, davacı şirkete ait sigortalı araç sürücüsünün 0,78 promil alkollü olması sebebiyle 13/10/2017 tarihli cevabi yazı ile haklı ve yerinde olarak reddedildiğini, kazanın meydana geldiği saat ile sigortalı araç sürücüsünün alkol içme saati arasındaki zaman farkı da dikkate alındığında ekte sunulmakta olan alkol raporunda belirtilen 78,9 promil alkolün aslında daha yüksek olabileceğinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini, Genel Şartlar A.5.5.maddesinde taşıtın KTK uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların teminat kapsamı dışında bırakıldığını, kazanın oluş biçimi göz önüne alındığında sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazayı münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştirmiş olduğunun açıkça ortada olduğunu, alkollü olmaması durumunda böyle bir kazanın meydana gelmesinin hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edeceğini, ayrıca sigortalı araç sürücüsünün kaza sonucunda vefat ettiğini, köpeği havladığı için arkaya döndüğü, tekrar yola döndüğünde bu defa güneşin gözünü aldığı ve öndeki araca çarptığı iddialarının ispatının mümkün olmadığını, davacının talep ettiği miktarın fahiş olduğunu, sigortalarda asıl amacın sigortalının uğradığı gerçek zararın giderilmesi olduğunu, kaldı ki hasarın sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, davacının faiz talebinin de haksız ve yersiz olduğunu, delil tespitinin de tek taraflı olarak yaptırıldığını ve İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/127 D. İş sayılı dosyası ile hükmolunan yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin bir sorumluluklarının bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \".....Kazanın meydana geldiği 05/11/2016 tarihinde mevsim itibari ile güneşin keşfin yapıldığı 24/06/2021 tarihinden daha önce battığının bilinen bir gerçek olduğu, keşfin yapıldığı gün ve saat itibari ile güneşin yolun sağ tarafında kaldığı dikkate alındığında kazanın meydana geldiği Kasım ayında kaza saati olan 17:15 itibari ile güneşin batmaya yakın olacağı ve bu suretle sürücünün görüşüne tesir etmeyeceği anlaşıldığından davacının güneşin araç sürücüsünün gözünü almış olması nedeniyle kazanın meydana gelmiş olacağı yönündeki iddiasına itibar edilmediği, davacının diğer bir iddiasının ise; araç içerisinde bulunan köpek nedeniyle sürücünün dikkatinin dağıldığı ve bu nedenle kazanın meydana gelmiş olabileceği olup, iddianın araştırılması için tanık dinlenilmesine karar verildiği, tanık ...'in kaza sonrasında araç içerisinde bir kurt köpeğinin bulunduğunu beyan ettiği, somut uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken hususun; davacının tazminat talebine dayanak kazanın salt alkolün etkisinde olup olmadığı olduğu, dosya kapsamında somut olan veriler dikkate alındığında araç sürücüsünün kan örneğinden alınan alkol durumuna göre 78,9 mg/dl alkollü olduğu, kaza sırasında 0,97 promil alkollü olacağının nöroloji uzmanınca bildirildiği, ATK raporundaki tespit ve değerlendirmeye göre ise kaza anında araç sürücüsünün 0,86 promil alkollü olacağının bildirildiği, her ne kadar araç sürüsünde tespit edilen alkol oranı çok yüksek değil ise de, kazanın meydana geldiği yolun virajsız düz gidiş yönünde üç şeritli ve ayrıca emniyet şeridinin bulunduğu otoyol olduğu dikkate alındığında, eldeki tek somut veri olan araç sürücüsünün alkollü olmasından başka bir hususunun kazaya etken olmayacağı görüş ve kanaatine varıldığı, mahkemece araç içerisinde bulunan köpekten kaynaklı olarak araç sürücüsünün dikkatinin dağılmış olma ihtimali değerlendirilmiş ise de bu olasılığa değer verilmediği, zira kazaya uğrayan araç wolkswagen transporter ctivyan kamyonet olup, arka tarafındaki köpeğin sürücünün  sürüşüne etkili olmayacağı kanaatine varıldığı, alkolün etkisi haricinde kazanın meydana gelme olasılığına dair değişik senaryolar üretmenin mümkün olduğu, örneğin; araç sürücüsünün telefon ile ilgileniyor olması, uyuklaması, başka bir yere bakıyor olması  ve vesair şekillerde olasılıkların çoğaltılabileceği, köpeğin de bu olasılıklardan biri olmakla beraber somut bir veri olmayıp varsayıma yönelik bir iddia olduğu, kazanın meydana geldiği yolun fiziki şartları ve kazanın meydana geldiği saat dikkate alındığında alkolün kazanın meydana gelmesinde daha somut bir etken olduğu, kazanın meydana gelmesine dair başkaca bir etken bulunmadığı, somut bir veri var iken olasılıklara üstünlük tanınması mümkün olmadığından kazanın salt alkolün etkisi ile gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılmakla, salt alkolün etkisi ile meydana gelen kazadan kaynaklı olarak sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumluluğu bulunmadığından, DAVANIN REDDİNE...\"  şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"...Nöroloji uzmanı tarafından alkolün ciddi etkisi olmakla birlikte salt etkili olduğunun söylenemeyeceğine ilişkin rapor alınmasına ve Adli Tıp 5. İhtisas Kurulu tarafından salt etkili olup olmadığının tespit edilemeyeceği bildirilmesine rağmen, olay mahallinde kazanın meydana geldiği tarihten başka bir mevsimde keşif yapılarak alkolden başka bir etken olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, bu kararın hukukun temel ilkelerine, usul ve ispat hukuku kurallarına ve sigorta hukukunun yerleşmiş içtihatlarına aykırı olduğunu, teminat dışı bir halin varlığını sigortacının iddia ve ispat etmesi gerektiğini, sürücünün alkollü olmasının tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmeyeceğini, dosyada defalarca bilirkişi incelemesi yapıldığını, Adli Tıp raporu alındığını, tüm raporların aynı yönde olmasına ve esaslı bir itiraz olmamasına rağmen en son kazanın olduğu tarihten bambaşka bir mevsimde olay yerinde keşif yapılarak güneş ışınları ile ilgili de yorum yapmak suretiyle ispat yükü kurallarını terse çevirerek hüküm tesis edildiğini, hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, yaklaşık 10,000,00 TL kadar çok gider yapıldığını, gerekçeli karara bu yargılama giderlerinin yazılamadığını, hal böyle iken zararın varlığı ve miktarı ispat edilmesine rağmen gereksiz gider ile yargılamayı uzatan mahkemenin bir de bu masrafları müvekkili şirkete yüklediğini, ara kararlardan rücu edilmesine ilişkin talepleri hakkında karar verilmediğini, bu usuli eksiklik ile yargılama sonuçlanmış ise de usuli yanlışlıkların doğal sonucu olarak verilen kararın esasının da hatalı olduğunu, güvenli sürüş yeteneğinin kaybedilip kaybedilmediğini söylemenin mümkün olmadığını, zira kazada alkolün etkisinin bulunmadığını, alkol almayan kimselerin de yapabileceği türden dikkatsizlik nedeniyle oluşan bir kazanın söz konusu olduğunu, bu noktada sigortacının artık kazanın salt alkol etkisi ile meydana geldiğini ispat etmek durumunda olduğunu, yerleşik hale gelen içtihatlarda hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerektiğini, keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, raporda kaza mahallinde saat 15:30'da yapılan incelemede, güneşin yolun sağında batı kısmında olduğu, düz olan noktada sürücülere etkisinin olmayacağının belirtildiğini, bu değerlendirmenin fahiş bir hata olduğunu, kazanın meydana geldiği ay ve saatte keşif yapılmadan bunu anlayabilme imkanının olmadığını, güneşin sabit bir ışık kaynağı olmadığını, yerkürenin kendi etrafında ve güneşin etrafında döndüğünü, mayıs ayında sağdan gelen güneşin Kasım ayında pekala karşıdan geleceğini, saat 15:30'da güneşin nispeten tepede olduğunu, geliş açılarının farklı olduğunu, bu tespitin yok hükmünde olduğunu, nöroloji raporu alındığını, tanık dinlenerek güneşin göz aldığı ve araçta bulunan köpeğin varlığının ortaya konulmuş olduğunu, sigorta kuruluşu tarafından hiçbir ispat faaliyeti yürütülmediği halde davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, bu hususun trafik bilirkişisi eşliğinde yapılacak keşif ile ispatının mümkün olmayacağının daha önceki dilekçelerinde arz edildiğini ve ara karardan rücu edilmesinin talep edildiğini, bu konuda da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasına dayalı araç hasar bedelinin kendi kasko sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı tarafa ait aracın tam kusurlu olarak karıştığı kaza sonucunda araçta meydana gelen zararın kasko sigorta şirketinden tazmininin talep edildiği, ancak davalı sigorta şirketince sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olduğundan bahisle zararın teminat dışı olduğunun ileri sürüldüğü, mahkemece alınan raporlar sonucunda yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği görülmüş ise de, mahkeme kararının eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmelere dayalı olduğu anlaşılmakla, kaldırılması gerekmiştir.<br>Şöyle ki; kaza tespit tutanağı ve mahkemece alınan kusur raporu uyarınca kazada davacı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu belirlenmiş ve bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı görülmekte ise de, sürücünün kaza anında alkollü olması yeterli olmayıp, davalı sigorta şirketinin hasarın teminatdışı olduğuna dair savunmasına itibar edilebilmesi için kazanın \"salt/münhasıran alkolün etkisi ile\" meydana gelmiş olması şartının da gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu hususun ise bilimsel olarak, konunun uzmanları tarafından somut verilerle ortaya konulması gerektiği açıktır. Bu kapsamda, mahkemece nörolog bilirkişiden alınan raporda, bu durumun net olarak belirlenebilmesi için sürücünün hekim muayenesine ve bazı testlere tabi tutulmuş olması gerektiği, buna göre alkolün sürüş yeteneklerine olan etkisinin somutlaştırılması gerektiği, kazada sürücü 0.97 promil alkolü olup alkolün ciddi etkisi olacak ise de, bu hususta bir hekim muayenesi ve testler olmadığından kesin olarak salt etkili denilemeyeceği, kazadan sonra karşı araç sürücüsüne \"güneş gözümü alınca vurdum\" dediğine dair beyanlar da olduğunun belirtildiği, bunun üzerine mahkemece bu defa ATK 5.İhtisas Dairesinden rapor alındığı ve bu raporda da; alkolün etkisinin bireysel farklılıklar göstereceği, bireyin o andaki sürüş yeteneğini belirleyecek detaylı dahili muayenesine göre bunun belirlenebileceği, kaza saatine göre 0.86 promile tekabül eden alkol oranı bakımından müteveffa sürücüye bu muayeneler yapılmış olmadığından mevcut verilerle emniyetli araç sevk ve idare edip edemeyeceğinin belirlenmesinin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmakta olup, mahkemece bu raporların ardından bu defa kaza mahallinde kusur (trafik) bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak, keşifteki gözlemlere ve alınan rapora göre kazaya etken başka bir 3.kişi, yol, güneş,  vs. bir durum olmadığı gerekçesiyle, kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiği yönündeki kabulle davanın reddine karar verilmiş olup, bu kabul doğru olmamıştır. Kazada alkolün münhasıran etkili olduğu hususunun konunun uzmanlarınca belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta alınan iki uzman raporunda da kesin olarak bunu söylemenin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Trafik bilirkişi ile yapılan keşif sonucunda ve mahkemenin soyut gözlemine dayalı olarak dosyadaki verilerin aksi yönündeki kabulle, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru değildir. Nöroloji uzmanlarının raporlarındaki tespitlerin yanısıra, dosya içeriğinde bulunan ve kazanın hemen ardından sıcağı sıcağına alınan ifadelerde, özellikle karşı araç sürücüsü ve yolcusunun, müteveffa sürücünün kendilerine \"güneşin gözüne geldiği ve karşı aracı göremediğini\" beyan ettiğine dair açık ifadelerinin bulunması, yine tanık ifadelerine göre araç içerisinde bulunan köpeğin de kazaya etkisinin olma ihtimali gözetildiğinde, bu hususların aksinin de kanıtlanmamış olmasına göre ve kaldı ki -mahkeme kabulüne göre dahi- mahkemece yapılan keşfin tarihinin (24.06.2021) kaza tarihiyle (05.11.2016) ve saati ile uyumlu olmamasına göre, tüm bu hususlar birarada değerlendirildiğinde, kazanın sal alkolün etkisi ile gerçekleştiğinin kabulü mümkün görülmemiştir. Mahkemece yapılması gereken iş; somut uyuşmazlıkta teminat dışı durumun ispatlanamadığı gözetilerek, davacı aracında meydana gelen zararın, taraf itiraz ve beyanları da gözetilerek usulünce tespit edilmesi ve sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/63 Esas - 2021/977 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  23/10/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b955b86bc5d983d0","SID":"b1b054377a871009"}}