{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 26/11/2024<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 28/06/2024<br>NUMARASI\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>\t  Av. <br>\t\tAv. <br>\t  Av.<br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 26/11/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili 18.05.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; ....'ın 26.05.2018 tarihinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde maluliyeti sebebiyle uğradığı zararlar nedeniyle .... Sigorta A.Ş.'den maddi tazminat taleplerinde bulunmuştur. Kaza sırasında davacının eşi ...'ın kullandığı aracın, yol aydınlatmasının yetersizliği nedeniyle karşı şeride geçerek başka bir araçla çarpıştığı ve bu kazanın sonucunda davacının çeşitli yaralanmalar yaşadığı belirtilmiştir. Tedavi ve bakıcı giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatları talep edilmiştir. Ayrıca, SGK tarafından karşılanmayan giderlerin ve arabuluculuk sürecinin başarısız olması nedeniyle dava açıldığı ifade edilmiştir.<br>Davalı vekili 21.09.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı ....’ın 26.05.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında bedensel zarar uğradığını iddia ederek tazminat talebinde bulunduğunu, ancak davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir. Davacının delillerin eksik olduğunu belirterek, tüm delillerin kendilerine ibraz edilmesini, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının henüz iyileşme sürecini tamamlamadığı ve bu nedenle tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, maluliyet tazminatının ZMSS Genel Şartlarına göre hesaplanması gerektiğini, davacının güncel SGK hizmet dökümünün dosyaya sunulması gerektiğini ve geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddini talep etmiştir. Ayrıca, tedavi giderlerine ilişkin taleplerin belgeli olmadığı ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirtmiş, davacının faiz taleplerinin kabul edilemeyeceğini ifade etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; 26/05/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle; trafik kazasında yaralanan davacının cismani / bedensel zarara ( sürekli/kalıcı iş göremezlik (efor kaybı), geçici iş göremezlik, tedavi süresince ihtiyaç duyulan bakıcı gideri masrafları, belgelendirilen ve/veya belgelendirilemeyen  tedavi gideri masrafları) uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zararlarının ne miktar olduğu ve davalılardan tazmininin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa davalıların zararların hangilerinden ne miktarda sorumlu oldukları hususlarında olduğu anlaşılmıştır.<br>Esas yönünden incelenen dosyada; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, \"Sigortanın Kapsamı\" başlıklı A.1 maddesinde \"sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... \" öngörülmüştür.<br>Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafık Kanununa ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder.<br>Somut olayda meydana gelen trafik kazasında; davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu ve davalı sigorta şirketinin ZMMS sorumlusu olduğu  araç tek taraflı kaza yapmış, kaza sırasında davacının bedeninde zarar meydana gelmiştir. Meydana gelen zarar nedeni ile davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu ve bu kapsamda hüküm kısmında yazılı olduğu şekliyle sorumlulardan tahsil edilecek tazminatların davacı tarafa ödemesi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, davacının fazlaya ilişkin talep reddedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Talep arttırım dilekçesi ile toplam talep miktarı 371.079,00 TL olarak belirtilmiş ise de bu hususun davacının maddi hatasından kaynaklandığı netice itibariyle davacının aktüer bilirkişinin belirlediği tazminatı ve ilave olarak 10,00 TL geçici iş göremezlik tazminatını talep ettiği değerlendirilmiştir.<br>Mahkememizce 10,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebi sair talep sayılarak reddedilmiş öte yandan müterafik kusur nedeniyle yapılan indirim yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından nazara alınmamıştır.<br>Davacının cismani zarar talepleri yönünden  dava dilekçesi ve harç tamamlama dilekçesine bağlı kalınarak davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>Sürekli iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı için 360.000,00 TL,  bakıcı giderlerinden kaynaklanan maddi zarar için 4.059,00 TL ve tedavi giderinden doğan maddi zararı için 7.040,00 TL olmak üzere toplam: 371.099,00 TL tutar üzerinden davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeni ile müterafik kusurlu olması nazara alınarak %20 indirim yapıldıktan sonra hesaplanan 296.879,20 TL maddi tazminatın davalı .... Sigorta A.Ş.'den temerrüt tarihi olan 04/03/2022 tarihinden itibaren (poliçe kişi başı daimi sakatlık klozu ve kişi başı tedavi klozu limit dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, sair taleplerin reddine\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenen maluliyet oranının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının iyileşme sürecini tamamlamamış olup işbu davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının henüz iyileşme sürecini tamamlamadan işbu davayı ikame etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu, her halükarda tazminat tutarının TRH-2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanması gerektiğini, davacının güncel SGK hizmet dökümünün dosyaya sunulmasına ve geçici iş göremezlik süresi boyunca maaş almaya devam ettiğinin tespit edilmesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, her halükarda geçici iş göremezlik tazminatı trafik poliçesi teminatı kapsamında olmadığından davacının taleplerinin reddinin gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, somut olayda davacının müterafik kusuru dikkate alınarak hesaplanacak tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile her durumda müvekkili şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu bu sebeple hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, müvekkilinin maluliyet oranının yanlış belirlendiğini, oranın çok düşük olduğunu, müvekkilinin yaşam kalitesinin düştüğünü, bu hususun göz ardı edildiğini, müvekkilinin bu süreçte zorlu tedavi süreçlerinden geçtiğini, yerel mahkeme tarafından müterafik kusura ilişkin değerlendirmenin yerinde olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ve  bakıcı  giderlerine ilişkin maddi tazminat  istemine ilişkindir.<br>1-Kamu düzeni yönünden,  maluliyete, davalının aktüer hesaplamasına itirazına yönelik yapılan incelemede;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği, iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.<br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br>Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek;<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması, davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde, mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre, yaralanmanın yerine göre gerekli uzman doktorların da bulunduğu, maluliyet konusunda uzman Üniversite Adli Tıp Heyetinden \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre  ve ayrıca  S.Ü Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı'nın 05.05.2023 tarihli raporunda ilgili yönetmeliğe  göre %7,1 oranında maluliyet oranı dikkate alınarak,  PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine göre  tazminat bilirkişisinden usul ve yasaya uygun biçimde düzenlenen raporlara göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından buna ilişkin itirazların reddi gerekmiştir.<br>2-Davalının iyileşme süresinin tamamlanmadığına  ilişkin itirazın incelenmesinde:<br>S.Ü Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD raporunda engellilik oranının %7,1, iyileşme süresinin 6 ay olduğu belirtilmiş olup,  itirazın reddi gerekmiştir.<br>3-Davalı vekilinin, davacının geçici iş göremezlik döneminde maaş almaya devam etmiş olması halinde, geçici iş görememezlik tazminatının reddi gerektiği ve geçici iş görememezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığı itirazının incelenmesinde;<br>İlk derece mahkemesi kararında, davacının geçici iş görememezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, itiraz yersizdir.<br>4-Davalı vekilinin tedavi giderlerine itirazının incelenmesinde;<br>TBK 50 maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Sağlık kuruluşunda yapılan sağlık hizmeti harcamaları rahatlıkla fatura ve benzeri belgeler ile ispatlanabilir. Ancak bazı giderler var ki her zaman belge temin edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlardaTBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 11, Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br>Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlanması yeterli olup ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulunup getirilmesi şart değildir. Hiç bir belge sunulmasa bile, hakim görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK .26/04/1995 ,1995/11-122 E 1995/430 K)<br>Davaya konu olayda davacının yaralanması nedeniyle, bu tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerin belgeye bağlanması mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışına göre de davacı taraftan bu yönde bir belgelemenin beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Tedavi sürecinde yapılması muhtemel yol ve ulaşım giderleri, belgeye bağlanamamış tıbbi malzeme, ilaç vs. giderleri olması kaçınılmazdır. Belgeye bağlanması mümkün olmayan giderin ilavesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.<br>5-Davalı vekilinin kusura itirazının incelenmesinde;<br>Dosyanın ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesine tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş olup, 02.03.2023 tarihli raporda, kazanın oluşumunda davacının yolcu olarak bulunduğu ....... plakalı araç sürücüsü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, ...... plakalı araç sürücüsü ......'ın, karşı yönden direksiyon hakimiyetini kaybederek seyir şeridine giren otomobil nedeniyle atfı kabil kusuru bulunmadığı kanaati bildirildiği, rapor,  kaza tespit tutanağı ve olayla da uyumlu olmakla, itiraz yersizdir.<br>6-Tarafların müterafik kusura yönelik itirazının incelenmesinde;<br>6098 sayılı Borçlar Kanun’un, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.<br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br>Kazaya karışan aracın neden olduğu zararlardan sorumlu olan davalı, poliçe gereği bedeni zararlarda 360.000,00 TL, geçici iş göremezlik, bakıcı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri kapsamında sağlık giderleri teminatı altında  360.000,00 TL teminat limiti ile davacıya karşı sorumludur.<br>Bu iki limit(teminat) birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir.<br>Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan(teminatından), geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri zararlarını ise tedavi giderleri klozundan(teminatından) karşılanmak üzere talep edebilir.<br>Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya kapsamına göre davacının emniyet kemerinin takılı olmadığı sabit olup, ilk derece mahkemesince de müterafik kusur indirimi yapılmış ise de; müterafik kusur  indiriminin, davalı sigortanın teminat limiti olan 360.00,00 TL ile bakıcı gideri ve tedavi gideri toplamı üzerinden yapılması hatalı olmuştur.yukarıda da belirtildği üzere davalı, poliçe gereği bedeni zararlarda 360.000,00 TL, geçici iş göremezlik, bakıcı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri kapsamında sağlık giderleri teminatı altında  360.000,00 TL teminat limiti ile davacıya karşı sorumludur.<br>-Kaza tarihi 26.05.2018 olup kaza tarihinde poliçe teminat limiti kişi başı ölüm/sakatlık teminatı 360.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Hükme esas alınan 07.02.2024 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının sürekli iş görememezlik tazminatı 773.628,01 TL, geçici bakıcı gideri 4.059,00 TL ve tedavi gideri 7.040,00 TL olarak hesaplanmıştır.  %20 müterafik kusur indiriminin bu miktarlar üzerinden ayrı ayrı yapılması gerekeceği, buna göre davacının kazadan dolayı uğradığı zarar nedeniyle 618.902,40 TL sürekli iş görememezlik tazminatı,  3.247,2‬0 TL bakıcı giderleri ve 5.632‬,00 TL  tedavi giderinden doğan maddi  tazminata hak kazanacağı, ancak davalı sigortanın sorumluluğunun bedeni zararlardan 360.00,00 TL teminat limiti ile sınırlı olması nedeniyle, sürekli iş görememezlik tazminatının bu miktar yönünden  kabulüne karar verilmesi gerektiğinden, davacının itirazı yerindedir.<br>Davacı lehine hesaplanan tazminatlardan, müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle mahkeme tarafından yapılan indirim sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, davanın kısmen reddine karar verildiğinden, yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve yargılama giderleri yönünden taraflar arasında paylaştırmaya gidilemeyeceğinin göz önüne alınması da gerekmektedir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/1094 ESAS, 2018/6778 KARARI ile bu konuda süreklilik kazanan diğer kararları)<br>Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak mahkemece yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1/b.2 maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurularak,  karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİ,<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA,<br>HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,<br>1-Davacının cismani zarar talepleri yönünden  dava dilekçesi ve harç tamamlama dilekçesine bağlı kalınarak davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>Sürekli iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı için 360.000,00 TL,   bakıcı giderlerinden kaynaklanan maddi zarar için 3.247,2‬0 TL ve tedavi giderinden doğan maddi zararı için 5.632‬,00 TL olmak üzere toplam 368.879,2‬0 TL maddi tazminatın davalı .... Sigorta A.Ş.'den temerrüt tarihi olan 04/03/2022 tarihinden itibaren (poliçe kişi başı daimi sakatlık klozu ve kişi başı tedavi klozu limit dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, sair taleplerin reddine,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>2-Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam 25.198,13 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin harç ve tamamlama harcı toplamı olan 6.417,70 TL'nin masubu ile bakiye 18.780,43‬ TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafça yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç ve 6.337,00  TL tamamlama harcı toplamı olan 6.498,4‬0 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafça yapılan 9.147,21 TL masrafın kabul/ret oranına göre 9.146,96 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>6-Davacı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 59.020,67 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davalı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>8-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).<br>9-Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>10-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>11-İstinaf eden davalı .... Sigorta Anonim Şirketi'nden alınması gereken 25.349,77 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 6.337,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 19.012,17 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>12-Davacı tarafından 1.169,40 TL istinaf başvuru gideri, 50,00 TL tebligat gideri olmak üzere yapılan 1.219,4‬0 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>13-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,<br>14-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>15-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 26/11/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> e-imzalı<br><br>Üye<br><br> e-imzalı <br><br>Üye<br><br> e-imzalı <br><br>Katip<br><br>  e-imzalı<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e6500ce68666171","SID":"289bc2441e1f561f"}}