{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1467 <br>KARAR NO:2024/1577<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:11/11/2019<br>NUMARASI:2012/490 E. -  2019/1067 K. <br>DAVANIN KONUSU:Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile davalı  ... A.Ş. arasında düzenlenen aracı ihracatçı sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin ürettiği tekstil ürünlerinin yurt dışında bulunan .... Şti.’ne ihraç edildiğini, gümrük beyannamesinde göndericinin .... A.Ş., alıcının ise .... Şti. görüldüğünü, her iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu, her iki şirketin hakim ortağının ... olduğunu, .... A.Ş.nin ortaklarından ...'in müvekkilinin yetkilisine gönderdiği 18.10.2012 tarihli elektronik posta ile ....AŞ'nin, müvekkilinin uzun yıllardır çalıştığı Çin'de kurulu ... şirketinin çatısı altına girdiğini ve müvekkili şirketle çalışılacağını bildirdiğini, ... çatısı altındaki şirketlerden birisinin de .... Şti. nin olduğunu, yurt dışında kurulu olan ....Şti'ni Appleton .... Şti. tarafından  devir alındığını, bu şirketin ticari faaliyetlerini Türkiye’de kurduğu.... Şti. üzerinden devam ettirdiğini, TBK’nın 202. maddesi uyarınca devir alan şirketin devir edilen işletmenin borçlarından 2 yıl süresince sorumlu olduğunu, davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, ... Şirketinin ortaklarının TMK'nın 2. maddesine göre tüzel kişiliği kötüye kullandıklarını, tüzel kişiliğin bilinçli olarak alacaklıların zararına kullanıldığını, ... AŞ'nin mal varlığı ile yeterli sermayesinin bulunmadığını, şirketin kurucu ortağı ...'ın hayali ihracat yaptığını, şirketlerin batmasından önce içinin boşaltılarak ortakların mal varlığının azaltıldığını, davalıların 08.04.2011 tarihli 17.345,34 TL bedelli faturayı ödemediklerini ileri sürerek, fatura bedelinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... AŞ vekili, savunmasında özetle; davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen sözleşme uyarınca davalı şirket adına fatura düzenlendiğini,  davalı şirketin yeterli ödenmiş sermayesi bulunan dış ticaret şirketi olduğunu, faturanın taraflar arasında düzenlenen aracı ihracat sözleşmesi dışındaki yurt içi satışa ilişkin olduğunu ve aracı ihracatçı sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca davacının emtiasının müvekkili şirketçe alınmadığını, sözleme uyarınca müvekkilin aracılık ettiğini, parasının yurt içine getirilmesi yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu, satış sözleşmesinin 6. maddesine göre bu satışların mal bedeli için her siparişin tesliminde mal bedeli kadar ... senedinin en geç 2 iş gününde alınacağı, senetlerde borçlunun .... A.Ş. olduğun, satış karşılığında davacı tarafa senet düzenleyerek teslim edildiğini ve bu senedin davacı tarafından dosyaya sunulduğunu, dava konusu ticari ilişkinin .... A.Ş. ile davacı arasında olduğunu, ... Ltd. ile ... Ltd'nin sorumluluğunun bulunmadığını, ilişkinin yurt dışı satım olarak düşünülmesi halinde ise şirketler ile müvekkili şirket arasında bir özdeşlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... Ltd vekili, savunmasında özetle: davacının sadece ... Şirketi ile ticari ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davacıya karşı sorumlu olmadığını, müvekkilinin davalı ...'i şirketini aktif ve pasifi ile devir almadığını, dosyaya sunulan devir sözleşmesinin esasen niyet mektubu olduğunu, davacının asıl muhattabının ... AŞ olduğunu, organik bağın varlığı kabul edilse dahi ... borçlarından ...'in sorumlu olmayacağını, TBK'nın 202.maddesi anlamında işletme devri bulunmadığını, ortakların sorumluluğunu gerektirir bir neden bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan  bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.Bilirkişi heyeti 31.01.2017 havale tarihli raporunda; Dava konusu 17.345,34 TL bedelli faturanın Aracı İhracat Sözleşmesinden kaynaklanan akdi ilişkiye istinaden düzenlenmiş olduğu hususu, davacı delilleri arasında sunulmuş olan “Gümrük Beyannamesinden anlaşıldığını,  faturanın her iki tarafın ticari defterlerine de işlendiğini, bu durumun bu faturanın davacı tarafından haklı olarak düzenlendiği ve davalı .... A.Ş’nin bu faturadan dolayı davacıya borç altına girdiği anlamına geldiğini, bu nedenle, davalı .... A.Ş bu fatura bedelini davacıya ödediğini ispat etmekle yükümlü ancak bu fatura bedelinin ödediğini ispat edilemediğini bu nedenlerle davacının ... A.S’den bu faturadan kaynaklanan KDV dahil 17.345.34 TL alacağı olduğu kanaatine varıldığını, davalı/.... A.Ş ile 7 nolu ... Ltd. şirketi arasında organik bağlantı bulunulduğunun anlaşıdığını, diğer davalıların bu davada taraf sıfatının bulunmadığını, davacının, 1 nolu .... A.Ş’den dava tarihi itibariyle, talebi gibi, 08.04.2011 tarihli faturadan dolayı 17.345,34 TL alacağının bulunduğunu bu alacağın, talebi gibi, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi (yasal faizi) ile birlikte tahsili gerektiği bildirmiştir.Davacı ve davalı ...'in talepleri doğrultusunda bu davalı bakımından dosya tefrik edilerek ... esas sayılı dosyasına kaydı yapılmış davacı belirtilen dosyada davalı bakımından davadan feragat etmiştir. İncelemeye sunulan defter ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, davacının 03/12/2012 tarihinden itibaren aralarında organik bağ bulunan davalılar ... Ltd.den 17.345,34 TL alacağının bulunduğu anlaşıldığından belirtilen miktara bu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesine, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ... bakımından ise davada pasif husumet yokluğunun tespit edilmesi nedeniyle belirtilen davalılar bakımından davanın reddine karar vermek...\" gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 17.345,34 TL'nin davalılar ... Ltd'den dava tarihi olan 03.12.2012 den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalılar ..., ..., ..., ., ...'e yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece gerçek kişiler yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilerek bu davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirket ortağı olan gerçek kişiler yönünden tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak şahsi sorumluluklarına gidilmesi gerektiğini, davalıların dürüstlük kuralına aykırı davranışları bulunduğu, tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlığı bakımından birbirine karıştırıldığı, sermayenin yetersizliği, kurumsal kötüye kullanma ve yabancı yönetim olularının bulunması halinde perdenin çapraz aralanması gerektiğini, davalı şirket ortakları hakkında basında çıkan haberler, ortakların tüzel kişiliği bilinçli olarak TMK'nın 2. maddesine aykırı olarak alacaklıların zararına kullandıklarını gösterdiğini, şirketin kurucu ortağı, ... hakkında hayali ihracat yaparak haksız kazanç elde etmek suçlaması ile ceza soruşturması açılmasının  da, şirket ortaklarının TMK'nın 2. maddesine aykırı davrandığını gösterdiğini, dosyaya sunulan alacaklılar toplantısı yönetici raporundan da şirket ortaklarının düzenli olarak ... Ltd.ye satışından alınan paraları kendi mal varlıklarına geçirdikleri, ortağı ve yöneticisi oldukları her şirketin tüzel kişiliğini bilinçli olarak alacaklıların zararına kullanmayı adet haline getirdiklerinin anlaşılacağını, tüzel kişiliğin bilinçli olarak alacaklıların zararına kullanılması halinde kurumsal bir kötüye kullanma bulunacağını, davalı ... A.Ş'nin herhangi bir malvarlığının bulunmadığını, şirketin ticari faaliyetleri ile orantılı bir sermayesinin de bulunmadığını, ticari faaliyeti devam eden şirketin aktifinin azalmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususta talepte bulunulmasına rağmen davalı şirketlerin ve ortaklarının mali durumu ile mal varlıkları hakkında inceleme yapılmadığını, şirket defterlerinin vergi incelemesinde olduğu için dosyaya sunulamadığının bildirilmesine rağmen, mahkemece vergi inceleme raporunun sonucu beklenmeden karar verildiğini, Alınan raporların gerçek kişi davalılar yönünden tüzel kişilik perdesinin kaldırılması hususunda yeterli araştırmayı içermediğini, itirazların yeterince karşılanmadan tek cümle ile tüzel kişilik perdesinin kaldırılması koşullarının oluşmadığının belirtildiğini, tüzel kişi ortaklarının borçtan sorumlu tutulması için dürüstlük ilkesine aykırı eylemlerinin bulunması gerektiği belirtilmesine karşın, ortakların organizasyon ve malvarlığı bakımından birbirine karışıp karışmadığı, yetersiz sermaye, kurumsal kötüye kullanma, yabancı yönetim, çapraz olarak perdeyi kaldırarak sorumlu tutma vb. hususların tartışılmadığını, başka bir raporda ise davalıların şirket mal varlığını zimmetlerine geçirildiği iddiasının tek başına istisnai olarak uygulama alanı bulan tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi bakımından yeterli olmayacağı sonucuna varıldığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın, sözleşmenin tarafı olan şirket ile perdenin aralanarak şirket ortağından tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı .. AŞ arasında düzenlenen ihracat aracılık sözleşmesi uyarınca davacı tarafından üretilen emtia davalı şirket aracılığıyla yurt dışına ihraç edilmiştir. İhracat alıcısı ... Şti olup, ilk derece mahkemesince ihracat bedelinden bu iki şirketin sorumlu olduğu ve bu sorumluluğa ilişkin herhangi bir istinaf başvurusunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, .. AŞ ortaklarının tüzel kişilik perdesini kötüye kullandıklarını, şirketin içini boşalttıklarını, yetersiz sermaye ile ticaret yaptıklarını, şirketin parasını zimmete geçirdiklerini ileri sürerek, ortaklarında borçtan sorumlu olduğunu ileri sürmektedir. TTK'nın 125. maddesine göre ticaret şirketleri tüzel kişiliğe haizdir. Ticaret şirketleri Türk Medeni Kanunu'nun 48. maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Bu hususdaki kanuni istisnalar saklıdır. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre ortaklık mal varlığının sahibi tüzel kişidir. Aktif ve pasif dava ehliyetine sahip olan tüzel kişidir. Kural olarak her tüzel kişi şirket, kendi borçlarından ve sadece kendi mal varlığı ile sorumludur. Ancak, tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanıldığı durumlarda, perdenin aralanması suretiyle gerçek sorumlulara da başvuru imkanı verilebilmektedir. Perdenin aralanması ilkesi genel olarak tüm modern hukuklarda öğretide ve içtihatlarda gittikçe netleşen ve ilkeleri hukuk kuralları haline dönüşen bir kuramın yerleşmesi sonucunu doğurmuştur. Bu kural perdeyi kaldırmak diğer bir ifadeyle hakkaniyet ve hükümlerin gaye ve ruhunun gerektirdiği anda perdenin arkasına sığınmış diğer bir tüzel kişiliğine giderek onun bu perdeden haksız yere faydalanmasını, sorumluluktan dolayısıyla takipten kurtulmasını önlemektir. Perdenin kaldırılmasında genel hukuki dayanak, tüzel kişiliğin kötüye kullanılması sebebi ile TMK'nın  2. maddesidir. Davacı vekili, davalı şirket ortakları bakımından basında çıkan dolandırıcılığa ilişkin haberleri delil olarak sunmuştur.Yapılan yayınlar iddiadan ibaret olup, şirket ortaklarını ve ortakları olan davalıların şirket tüzel kişiliğini zarar uğratarak şirkete ait malların veya paraların zimmetine geçirdiklerine ilişkin açık bir kanıt bulunmamaktadır. Ayrıca alacaklar toplantısında düzenlenen raporla başlı başına şirket tüzel kişiliğinin kötüye kullanılarak, şirketin yaptığı ticaretten ortaklara mal veya para aktarıldığını yeterli kanıt değildir. Bir sermaye şirketini ticari hayatta zarar ederek yetersiz sermayeye sahip olması başlı başına ortakların sorunlu olmasını gerektirmez. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin ilkelerin etraflıca tartışılarak değerlendirildiği ve bu ilkelerin somut olayda gerçekleşmediği belirlendiğinden, ilk derece mahkemesince şirket ortaklarının borçtan sorumlu tutulmaması ve esasında ticari ilişkinin tarafı da olmayan ortaklar yönünden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmuş, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f770fdb014b4260e","SID":"a39ef5bbb14fa002"}}