{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1594 <br>KARAR NO: 2024/1601<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/04/2021<br>NUMARASI: 2019/61 E. -  2021/409 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının  27.04.2018 tarihli  ve  ... nolu irsaliyeli fatura karşılığında  faturada yazılan 150.000 TL'lik malı davalı şirkete teslim ettiğini, davalı şirketin teslim aldığı bu malların bedelini ödemek için... Bankası, Santral Ümraniye Şubesine ait 20.11.2018 tarihli ve 150.000 TL bedelli, ... nolu  çeki keşide ederek  davacıya verdiğini, ödeme yapacağını bildirdiğini, çekin ödeme zamanı geldiğinde bankada karşılığının bulunmaması üzerine  davacı ve davalı  şirket yetkilileri arasında  sözlü olarak  kısa bir süre sonra ödeme yapılacağı, çekin arkasının yazdırılmaması hususunda iyiniyete dayalı mutabakata varıldığını ve davalının mallar karşılığında borcuna mukabil 30.11.2018 tarihinde, şirket yetkilisi tarafından 75.000 TL kısmi ödeme yapıldığını,  davalının kalan borcu için ise vadesi 10.12.2018 olan,  75.000 TL bedelli senet  verildiğini, ancak vadesi geldiğinde bu senedin ödenmediğini,  borcun ödenmemesi üzerine  davacı tarafından Kartal ...Noterliğinin 18.12.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ile ödeme yapılması için ihtarname keşide edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine  müvekkili tarafından senedin  Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine  konulduğunu,  davalının itirazı üzerine  Bakırköy 3.İcra  Mahkemesinin 219/318 Esas ve 2019/492 Karar sayılı dosyası ile şirket yetkililerinin çift imzası gerektiği ve sadece bir yetkilinin kötüniyetli iki kez imza atması neticesinde takibin iptal edildiğini, davalı ile yapılan görüşmelerin neticesiz kaldığını, borçlu şirketin halen borcunu ödemediğini, ... sayılı başvuru ile arabuluculuk için müracaat edildiğini, sürecin  26.06.2019 tarihinde anlaşamama ile neticelendiğini ileri sürerek, 75.000 TL'nin vade tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı, usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında kurulan ticari ilişki kapsamında oluşan alacağın tahsili amacı ile açılan alacak davasıdır. Davacı yanın 150.000 TL'lik irsaliyeli fatura ile davalıya mal teslimi yapıldığını, davalının mal teslimine karşılık 75.000 TL kısmi ödeme yaptığını, bakiye 75.000 TL'yi ödemediği, ödenmeyen kısmın davalıdan tahsilini talep ettiği; davalının ise davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. Mahkemece  yapılan yargılama sırasında taraflarca  gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ,\" Davalı yan ticari defterlerini ibraz etmediğinden inceleme yapılamadığı, davalı şirketin 2018 yılına ait ticari defter ve belgelerinin inceleme tabi tutulduğu, defterlerin  usulüne uygun olarak tutulduğunu, davalı yan ile arasında  ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacını ticari defter ve belgelerinin lehine delil olarak kullanılabileceği,  davaya konu 27.04.2018 tarih ve ... nolu 150.000 TL .lik irsaliyeli faturanın 120 Alıcılar hesabına 30.04.2018 tarih ve ... yevmiye  fiş numarası ile usulüne uygun olarak intikal ettiği, davaya konu faturaya ait nisan 2018 Bs formu  incelemesinde davaya konu faturanın bildiriminin yapıldığı, davacı yanın davaya konu 75.000 TL alacağı için Kartal ... Noterliğinin 18.12.2018 tarih ve ... yevmiye sayalı ihtanamenin teslim alındığına dair imza olduğunun tespit edildiği, davacının takibe konu asıl alacak miktarının 75.000 TL olduğu, alacak için vade tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceği,\" şeklinde rapor sunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde \"  İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.\" hükmü düzenlenmiştir. 11/11/2019 tarihli celsesinde tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, davalı tarafa defter inceleme günü tebliğ edilmiş ise de  davalının ticari defterlerini sunmadığı, davacı defterlerine göre de davalının davacıya 75.000 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, vergi dairesi yazı cevaplarının incelenmesinde tarafların BA/BS formlarının uyumlu olduğu  görülmüştür. Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacının faturaya  konu malları davalıya teslim ettiğinin, bizzat davalı tarafından vergi dairesine sunulan Ba formları ile sabit olduğu, davalının satın aldığı mallara ilişkin olarak davacı tarafından düzenlenen faturaları kayıtlarına işleyerek ilgili vergi dairesine bildirdiği, malın fatura ile teslim edildiğinin kural olarak kabul edilmesi gerektiği, davaya konu faturalara ilişkin 75.000,00 TL ödeme yaptığı, teslim edilmeyen mallar için bu miktarda ödeme yapılmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu,  başka ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaların vergi dairesine bildirdiğini kanıtlayamadığı, fatura ve davalı tarafından vergi dairesine yapılan bildirim dikkate alındığında faturaya konu malların davalıya teslim edildiği kabul edilmiştir . İstanbul BAM 14. HD. 2020/1259 E., 2020/1457 K. Sayılı Kararı, İstanbul BAM 12. HD. 2020/688 E., 2020/764 K. Sayılı Kararları da aynı doğrultudadır. Kaldı ki irsaliye fatura da malları teslim alan ... davalı şirketin sigortalı çalışanı olduğu bila tarihli SGK yazı cevabı ile sabittir. İrsaliyeli fatura sebebiyle faturada yer alan imza ve şahıs hakkında isticvap edilmek üzere davalı şirket ve yetkilisine usulüne uygun isticvap davetiyesi tebliğ edilmiş ise de davalı taraf isticvap duruşmasında hazır bulunmamış olup irsaliyedeki imza şirket çalışanına ait kabul edilmiştir. Hal böyle olunca  usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da  hükme esas alınarak ve alacağın varlığına kanaat getirilerek davanın kabulü yolunda hüküm tesis edilmiştir.\"  gerekçesiyle davanın kabulüne, 75.000,00 TL'nin  dava  tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin yönetim kurulu kararı ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde de görüleceği üzere çift imza ile temsil edildiğini, Anonim şirketlerde, esas sözleşmede özel bir temsil yöntemi benimsenmemişse, kanuni temsilin yöntemi olarak birlikte temsil ilkesinin geçerli olduğunu, birlikte temsil ilkesinin ne şekilde kullanılacağının da TTK'nın 321/3. maddesinde belirtildiğini, buna göre, şirketin üçüncü kişiler veya pay sahipleriyle yaptığı işlemler gereğince bir hakkı kazanması veya bir borcu yüklenmesi ya da irade beyanında bulunması için temsile yetkili olanlardan ikisinin imzasının yeterli olduğunu,  buna çift imza kuralı dendiğini, esas sözleşmede şirketin temsiliyle ilgili bir düzenleme bulunmuyorsa, yönetim kurulu üyelerinden herhangi ikisinin imzasıyla şirketin temsil edilebileceğini,  temsil yetkisinin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ve sonuç doğurması için, bu yetkinin ilgili Ticaret Sicili Memurluğu’nda tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi gerektiğin,  temsil işleminin tescil ve ilanından sonra üçüncü kişiler bundan haberdar olmadıklarını iddia edemeyeceğini,  bununla birlikte, temsil yetkisinin dış ilişkiye dönük olduğunu,  tescil ve ilan işleminin yapıcı  değil, bildirici nitelikte olduğunu,  dava konusu alacağa dayanak olan çekin şirket yetkililerinden Ahmet Bayrak tarafından imzalandığını, işlemin geçerli olması için imzası gereken diğer yetkili ...'ın imzası bulunmadığını,  dolayısıyla borca konu çekin hukuken geçerli  olmadığını,  geçersiz bir evrağa dayanarak açılan alacak davasının kabulünün hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece Mahkemesine gönderilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari alım satım ilişkisi kapsamında bakiye fatura bedelinin tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davacı müvekkilinin 27.04.2018 tarihli, ... nolu ve 150.000 TL bedelli  irsaliyeli fatura kapsamındaki malların davalıya teslim edildiğini, borca karşılık alınan çekin karşılıksız çıktığını, daha sonra davalı yanca borca mukabil 30.11.2018 tarihinde şirket yetkilisi tarafından 75.000 TL kısmi ödeme yapıldığını,  bakiye kısmın ise ödenmesi için  verilen çekin ise ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, ancak  senette davalı şirketin çift imza ile temsil edilmesine rağmen tek imza bulunması sebebiyle takibin iptal edildiğini ve bakiye 75.000 TL'nin ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı taraf tebliğe rağmen davaya cevap vermemiş ve bu şekilde  HMK'nın 128.maddesi uyarınca davacının iddialarını inkar etmiştir.  HMK'nın 190.maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı davalıdan bakiye fatura alacağı olduğunu iddia etmekte olup malı teslim ettiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Davalı ticari defterlerini sunmamış ancak alınan bilirkişi raporuna ve vergi dairesi yazısına göre  davacının düzenlediği  dava  konusu faturaları BA formlarına göre kayıt altına alıp vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu durumda davalının, BA formu uyarınca davacının  dava konusu faturasını  vergi dairesine bildirmiş olduğu nazara alındığında davalının artık fatura konusu malları teslim almış olduğunun kabulü gerekir. Bir diğer deyişle,  davacının  davaya  konu alacağının dayanağı faturayı  BS formları ile bildirdiği,  davalının da bu faturaları BA formuyla vergi dairesine bildirdiği ihtilafsız olup davalının alacağa dayanak faturaları mal alış bildirimi olarak vergi dairesine bildirdiği gözetildiğinde, fatura konusu malların davalıya tesliminin kanıtlandığı sonucuyla hüküm kurulması yerinde olmuştur. Her ne ne kadar davalı vekili istinafında, şirketin çift imza ile temsil edildiğini ve ödeme için verilen çekin tek imzalı olması sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de,  somut olayda dava konusu çek değil davacının davalıya teslim ettiği mal bedeline ilişkin ödenmeyen bakiye fatura bedeli olup davalı şirketin temsil durumunun ve çekin tek imzalı oluşunun  eldeki davadaki talep konusuna bir etkisi bulunmamaktadır. Davacı taraf yukarıda izah edildiği üzere malı teslim ettiğini ispatladığı,  faturadaki bakiye bedelin ödendiğini ispat yükü üzerinde olan davalının bakiye borcu ödediğini ispatlayamadığı görülmekte  olup  bu nedenle davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve  istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 3.914,44 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6abc8f2abd8ebbbf","SID":"634ebe568a82f7e6"}}