{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1738 Esas<br>KARAR NO:2024/1845 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2024/561 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH:30/09/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA:Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>KARAR TARİHİ:21/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın, muhatap şirketin pay sahibi olarak şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, diğer ortaklarının ... ve ...'ın yönetim kurulu üyeleri ve imzaya yetkili yöneticileri olduğunu, ... Şirketi'nin temsil ve ilzama  yetkili kişilerinin 30.04.2024 tarih 11072 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde görüleceği üzere davalılar olduğunu, genel kurulda yapılan secim sonrası şirket idare heyeti üyesi seçilip temsil ve ilzam yetkisi aldıktan sonra Bakırköy ... Noterliğinin 6/5/2024 tarih ... yevmiye sayılı imza sirkülerini çıkarttıklarını, diğer şirket hissedarlarının ve pay sahibi müvekkilinin onayını ve rızasını almadan, ... A.Ş. ... Esenyurt/İstanbul adresinde bulunan  makineleri, kendi hakimiyetlerinde olan  ... Şti.'ye ... - ... - ... - Sakarya adresine kaçırdıklarını, ...'in Esenyurt adresinden yaklaşık olarak 600 tır mamül mal kaçırıldığını, söz konusu mamül malların toplam değerinin 12.000.000 USD değerinde olduğunu, mamüller hakkında ...'in Kahramanmaraş şubesine irsaliyeler kesildiğini, fakat bu mamüllerin onun yerine ...'in Ferizli/Sakarya adresine sevk edildiğini, şirketin temsile ve ilzama yetkili yöneticilerinin davalı taraflar olduğunu, dava süresince şirketin temsil ve ilzam edilmesine yönelik davalı taraftan başkaca bir yönetim kurulu üyesi bulunmadığını, bu nedenle  4721 sayılı TMK 427 maddesince davanın devamı süresince şirkete kayyım atanması gerektiğini, zira davalı hakkında yazılı belge ve kayıtlarla sabit olan iddiaların şirketin içinin boşaltılıp yok edilmesi amacıyla yönetim ve temsil ilzam yetkisinin kullanıldığının sabit olduğunu, bu nedenle şirketin devamı ve mal varlığının korunması için tedbiren acil olarak bir yönetim kayyımının atanması gerektiğini beyanla davalıların dava konusu şirketteki yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, şirketin devamının sağlanması ve mal varlığının korunması amacıyla 4721 sayılı yasanın 427. maddesine göre şirkete davanın devamı süresince tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/561 Esas ve 30/09/2024 tarihli ara kararında;\"Talep, tedbiren şirkete kayyım atanmasına ilişkindir. Kayyım TMK 426 vd maddelerde, yönetim kayyımlığı ise 427. maddede düzenlenmiştir.Yasada, hangi hallerde yönetim kayyımı atanacağına yer verilmiş, TMK 427/4. fıkrada ise, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimin başka yollardan sağlanamaması durumu yönetim kayyımı atanacak haller arasında sayılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun dördüncü kısım birinci bölümde 329 vd maddelerde Anonim Şirket düzenlenmiştir. Kayyım ise, TMK 426 vd maddelerde, yönetim kayyımlığı ise 427. maddede düzenlenmiştir. Yasada, hangi hallerde yönetim kayyımı atanacağına yer verilmiş, TMK 427/4. fıkrada ise, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimin başka yollardan  sağlanamaması durumu yönetim kayyımı atanacak haller arasında sayılmıştır.TMK'nun 427/4) Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, şeklinde düzenlenmiştir. Madde içeriklerinden anlaşılacağı üzere anonim ve limited şirketlerde yönetim kayyımı atanmasının temel dayanak maddesi TMK 427/4. maddesidir. Zira şirketin bir tüzel kişi olarak ticari hayatının devamı ve gerekli idari ve yönetimsel işlemlerin icra edilmesi şirketin organları vasıtasıyla mümkün olmakta, bu organların görev yapamaz hale gelmesi halinde ise TK 427/4 maddesi uyarınca yönetim ve temsil kayyımı atanması yoluna gidilmelidir.Davacı tarafın şirkete tedbiren kayyım atanması talep edilmiş ise de;  şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin ileri sürülüş şekli, mevcut bu talebin dayandığı vakıalarla delillerin somutlaştırılma şekli, yukarıda açıklanan TMK 426. maddesinde de anlaşıldığı üzere, organ boşluğu bulunmadığı dikkate alınarak yönetim kayyımlığı gerektiren haller oluşmadığı gibi yaklaşık ispat kuralının da gerçekleşmediği, talebin yargılamayı gerektiğrdiği gözetilerek kayyım ataması talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davacı vekilinin dava konusu şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin bu aşamada REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili davalıların şirket varlıklarını başka bir tüzel kişiliğe taşımak suretiyle şirketin içini boşalttıkları gerekçesi ile  yönetim temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılmasına ve tedbiren şirket yönetimine kayyım atanmasını talep ettiklerini, Yerel mahkemenin 30.09.2024 tarihli ara kararında; \"şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin ileri sürülüş şekli, mevcut bu talebin dayandığı vakıalarla delillerin somutlaştırılma şekli, yukarıda açıklanan TMK 426. maddesinde de anlaşıldığı üzere, organ boşluğu bulunmadığı dikkate alınarak yönetim kayyımlığı gerektiren haller oluşmadığı gibi yaklaşık ispat kuralının da gerçekleşmediği, talebin yargılamayı gerektirdiği gözetilerek tedbir en kayyım ataması talebinin reddine\". gerekçelerine dayalı olarak talebi reddettiğini; verilen ara kararın ortadan kaldırılması gerektiğini; Davanın, TTK'nın 330. maddesi uyarınca davalıların yönetim kurulu kararıyla aldıkları temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılması talebinden ibaret olduğunu, dava dışı ... A.Ş.'nin 27.10.2023 tarihli genel kurul kararına göre müvekkilinin 17.10.2026 tarihine kadar davalılarla birlikte yönetim kurulu üyesi olarak genel kurul tarafından seçildiğini, dava dilekçesi ekinde bulunan imza sirküleri ekindeki Ticaret Sicil Gazetesi'nden anlaşılacağı üzere 3 kişiden oluşan yönetim kurulunun müvekkilinin yokluğunda toplanarak davalılardan oluşan 2 yönetim kurulu üyesi kendi aralarında temsil ve ilzam yetkisini kendilerine verdiğini, buna dayalı olarak Bakırköy ....Noterliğinin 06.05.2024 tarih ... yevmiye sayılı imza sirkülerinin çıkarıldığını;Davalıların TTK 330 madde ve ana sözleşmeye aykırı olarak yönetim kurulunda olan temsil ve ilzam yetkisini yönetim kurulunun toplantı ve karar nisabına uymadan usul ve yasaya aykırı olarak kendilerine tanıdıklarını, talebin davalıların temsil ve ilzam yetkisinin kötüye kullanılması nedeniyle kaldırılması olduğunu, her ne kadar yönetim kurulu üyesi olan müvekkilinin yönetim kurulu ile arada temsil ilişkisi olan davalıları her zaman azletme hakkı olsa da bu hakkın kullanılmasının yönetim kurulunun toplanma ve karar nisabı ile mümkün olabileceğini, şirket varlıklarını koruma görevini özenle yapma görevi olan yönetim kurulu üyesi olan müvekkilinin bunun layıkı ile yapılmaması nedeniyle şirkete karşı ortakların da her birinin talep edebileceği zararlardan sorumluluğunun bulunduğunu;<br>Bu nedenle müvekkilinin TTK hükümlerine uygun karar ve toplantı nisaplarına uygun olmayan yöntemle alınan yönetim kurulu kararına göre alınan ve kötüye kullanılan temsil ve ilzam yetkinin kaldırılması için Mahkemeye müracaat ettiğini, Mahkemenin, dava ile talebin içeriğini değerlendirirken HMK 389 vd. maddeleri dikkate alması gerektiğini, kayyım atanmasına ilişkin TMK 427. maddesinden söz edilmiş ise de HMK 33. maddesi uyarınca mahkemenin, Türk Hukukunu re'sen uygulayacağını, olayları açıklamanın, taraflara hukuku uygulamanın Mahkemeye ait bir görev olduğunu, müvekkilinin idare heyeti üyesi olduğu şirketin üretim araçlarının kaçırılması, imalat sonucu elde edilen varlıkların temsil ve ilzam yetkisi elinde olan şahısların tasarruf edebileceği denetimsiz alana kaydırılmasına karşı geçici bir  hukuki koruma talep etmiş olduklarını, bu talebin, HMK 389 vd. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, HMK 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebileceğini, davadaki uyuşmazlığın konusunun, davalıların temsil ve ilzam yetkisinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı olduğunu, HMK 390/3. maddesinde, yaklaşık ispat koşulunun arandığını, ancak bu ispat koşulunun mutlak bir ispat olarak anlaşılmaması gerektiğini, iddia ve savunma içeriğine göre, davalıların şirketin üretimde kullandığı makineleri ve imalat varlıklarını ve demirbaşları kendi tasarruf edebileceği alana kaydırması sonucu uyuşmazlık çıktığını, şirketin tek temsil ve ilzam yetkililerinin, davalılarda olduğunu;Yargılamanın konusunun dava dışı şirketin TTK 426 madde kapsamında organ boşluğu olup olmadığı değil, yargılamanın konusunun şirket varlıklarının yok olmasına sebebiyet veren usul ve yasaya aykırı oluşan temsil yetkisinin kaldırılması olduğunu, davalı tarafların üretimde kullanılan makineleri başka bir şirkete kaçırdığının Ferizli Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/7 D.İş sayılı dosyasıyla yapılan keşif esnasında tespit edildiğini ve değişik iş dosyasının mahkeme huzuruna celp edildiğini; Yargıtay içtihadınca ihtiyati tedbir taleplerinde kriter belirlendiğini, Yerel mahkeme kararında dosyaya celp edilen Ferizli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/7 D.İş sayılı dosyasında ... Şirketine ait makinelerin diğer şirket üretim bandında kullanıldığının tespit edildiğini, bu durumda yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiğini;Mahkeme nezdinde açılan işbu davadaki asıl taleplerinin, davalıların şirket üzerinde temsil ve ilzam yetkisini kötüye kullandığı, şirketin içini boşaltmaya çalıştığı gibi haklı sebeplere dayanarak davalıların temsil yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılması olduğunu, bunun yanı sıra dava süresince talep edilen tedbir talebinin ise vekalet akdi hükümleri gereği görevini kötü yapmakta olan yetkililer nedeniyle şirket varlıklarının korunması için HMK 389. maddesine göre geçici kayyım atanması olduğunu;Kayyım talebi ile davalıların yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılmasının aynı şey olmadığını, yöneticinin yetkilerinin alınmasının vekalet akdinin sona ermesi olup tedbiren kayyım atanmasının askıya alınması olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin dava süresince müvekkilinin idare heyeti üyesi olduğu dava dışı şirket varlıklarının korunmasına yönelik olduğunu beyanla Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/561 E sayılı dosyasıyla verilen 30.09.2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak tedbiren ve dava sürecince geçici olarak \"çoğun içinde azda vardır\" kuralı dikkate alınarak yönetim ve/veya denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması talebi ile açılan davada tedbiren dava dışı şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Türk Ticaret Kanunu'nda anonim şirketlere kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmayıp TMK'nın 403/2 maddesinde, kayyımın belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için atanacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamış ise yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Buna göre bir şirkete yönetim kayyımı atanabilmesi için, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamamış olması gereklidir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir.6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut olayda; tarafların dava dışı ... A.Ş.'nin ortakları, davalıların aynı zamanda yönetim kurulu üyesi oldukları, davacı tarafından davalıların, şirketin mallarını kaçırdıkları ve yönetim yetkisini kötüye kullandıkları iddia edilerek şirketin zarara uğratılmasının engellenmesi için tedbiren şirkete yönetim kayyımı atanmasının talep edildiği, dava, dava dışı şirkete karşı fesih talebi ile açılmış bir dava olmadığı gibi şirketin organsız da kalmadığı, davacı tarafından sunulan delillerden mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı yönünde ve davanın esası yönünden bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, ayrıca yapılacak yargılama neticesinde esasa ilişkin olarak verilecek karar ile sağlanabilecek neticenin ihtiyati tedbir kararı ile sağlanması mümkün olmadığından Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, talep eden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"31146767f00d71a8","SID":"c7b047489c6d54ca"}}