{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1157 <br>KARAR NO: 2024/1549<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 23.02.2021<br>NUMARASI: 2019/1164 Esas - 2021/135 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit <br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...bank Kocamustafapaşa şubesine ait 15/06/2019 keşide tarihli 6.666,10 USD bedelli,  22/06/2019 keşide tarihli, 11.869,80 USD bedelli, 07/07/2019 keşide tarihli , 6.450,00USD bedelli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini ve çeklerin iptalini çeklerden kaynaklanan icra takibinden dolayı müvekkilinin arabuluculuğa başvurduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin tavuk, yumurta ve tavuk yemi üretimi yaptığını, müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin tavuk yemi yapımı için davalı tarafla tavuk yeminin yapımına katılan yem maddesinin tedariki konusunda anlaşma yaptığını, bu amaçla davalının müvekkiline vereceği malların avansı olarak müvekkillinin davalı tarafa üç adet avans çeki verdiğini, davalının çeki aldıktan sonra vermesi gereken malları müvekkiline teslim etmediğini, anlaşmaya açıkça aykırı davrandığını bu nedenlerle davanın kabulünü ve müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin yerli/ithal yem ham maddelerinin tedarik ve satışı işiyle uğraştığını, davacı ile aralarında çerçeve alım satım ve kefalet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca bir cari hesap oluşturulduğunu, davaya konu çeklerin ise bu cari hesap kapsamında davacının müvekkiline olan borçları nedeniyle verildiğini, bu çeklerin sipariş edilen malların tesliminden sonra tevdii edildiğini, avans değil borcu ifa amacıyla keşide edildiğini, davacının çeklerin borcun ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerektiğini, ancak davacının böyle bir dosyaya sunduğu delilinin bulunmadığını, siparişlerin taşınma tarihlerinin davaya konu çeklerdin tarihlerinden daha önce olduğunu, dolayısıyla çeklerin avans çeki olmadığını bu nedenlerle davanın reddini ve davacının çek bedellerinin toplamının %20 sinden az olmamak üzere müvekkiline tazminata ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... TTK'nın 21. Maddesine göre \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. \" Öte yandan her iki taraf BA BS formlarından dava konusu faturaların her iki tarafça da beyan edildiği anlaşılmaktadır. Vergi dairesine bildirim yapıldığından, hizmetin teslim edilmediğine dair ispat davacı taraftadır. Zira davalı tarafça vergi dairesine ilgili bildirimimin yapılması davalı tarafça teslimin gerçekleştiğine dair karine teşkil eder. \"...Davacı tarafın ticari defter ve kayıtların alacağın varlığı hususunda tek başına ispata yeterli değil ise de; davalının bağlı bulunduğu Halkalı Vergi Dairesinin cevabi yazısına göre, takibe konu faturanın davalı tarafça beyan edildiği dikkate alındığında bu husus teslime karine teşkil ettiğinden aksi yöndeki iddiayı ispat yükü davalı taraftadır. Davalı taraf, ticari defterlerini ibraz etmemiş, keza istinafa konu iddiası yönünden yargılama aşamasında taraflar arasında süre gelen ticari ilişkideki fatura örneklerini yahut ödeme belgelerini de ibraz etmemiştir. Dosyada mevcut SMM bilirkişi raporunda, salt davacı tarafın ticari defterleri incelenmiş olup takip tarihi itibariyle davacının alacak iddiası yerinde görülmekle davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353-1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir...\" (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi' nin 30.01.2020 tarih 2017/3832 E., 2020/227 Karar sayılı kararı) Hal böyle iken, kendisine tanzim edilen faturaya süresi içerisinde itiraz etmeyen, faturalara ilişkin BA bildirimini yapan davacının malın teslim edilmediğine dair iddiasını ispat etmesi gerekirken kendisine iki defa süre verilmesine rağmen  ticari defterlerini incelemeye esas olarak sunmaması karşısında, davalının usulüne uygun ticari defterlerine ve tarafların BA BS formlarına üstünlük tanınmış, davalının ispat külfetini yerine getirdiği, davacının ise ispat külfetini yerine getiremediği değerlendirilerek 7251 sayılı kanun ile davanın basit yargılama sınırında kalması nedeniyle sözlü yargılamaya geçilmeksizin  davanın reddine karar verilmiştir. Davalı/alacaklı tarafça %20 oranında tazminat talep edilmiş ise de huzurdaki dava kapsamında tedbir talep edilmemiş ve uygulanmamış olması, davacının açıkça kötüniyetle hareket ettiğinin dosya kapsamından anlaşılamaması...\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı taraftan tavuk yeminin yapımına katılan yem maddesinin tedariki konusunda anlaşma yapmış olup, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu amaçla davalının müvekkiline vereceği malların avansı olarak müvekkilinin, davalı tarafa; ... bank Kocamustafapaşa/İstanbul Şubesi'ne ait ... seri numaralı 15.06.2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan 6.666,10-USD bedelli, ... seri numaralı  22.06.2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan 11.869,80-USD bedelli, ... seri numaralı, 02.07.2019 keşide tarihli, 6.450,00-USD keşide yeri İstanbul olan avans çekleri verildiğini, davalının çekleri aldıktan sonra vermesi gereken malları müvekkiline teslim etmediğini, anlaşmaya aykırı davrandığını, davalının yükümlülükleri yerine getirmediği gibi bir de bedelsiz kalan çekleri bankaya ibraz ettiğini ve çeklerden kaynaklı İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin iş bu çekler nedeniyle borçlu olmadığından menfi tespit davasını açmışsa da ilk derece mahkemesinin açıkça usule ve yasaya aykırı kararı ile haklı davanın reddedildiğini, Davalı ile müvekkili arasında yapılan ticari mal alım satımı gereğince müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini,  müvekkili ile davalı arasında mal alım satımına ilişkin sözlü bir sözleşme bulunduğunu, sözlü sözleşme gereğince avans çekinin davalı tarafa verildiğini ancak davalı tarafın edimini yerine getirmediğini ve haksız bir şekilde mal teslimi yapmadığını, ilk derece mahkemesi yargılamasında iş bu iddiaların ve delillerin yeterince incelenmeksizin hüküm kurulduğunu, oysaki müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde davalıya borçlu olmadığının açıkça görüleceğini,  İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde her ne kadar davalının malları teslim ettiği yönünde karar vermişse de esasında davalı taraf malları teslim etmediğini, bilirkişi raporuna itirazlarında da belirtildiği üzere davalı tarafça davaya konu mallara ilişkin dosyaya sunulan irsaliye mal teslim bilgilerinde teslim alan bölümünde isim yazmadığı gibi herhangi bir imza da mevcut olmadığını, çünkü davalı şirket tarafından müvekkiline teslim edilen herhangi bir mal bulunmadığını, bilirkişi raporunda sevk irsaliyeleri ile ilgili olarak irsaliyeyi düzenleyen ve teslim eden imzasının mevcut denildiğini, ancak sevk irsaliyesindeki imzaların kimin tarafından atıldığının belli olmadığını, davalı tarafça dosyaya sunulan sevk irsaliyeleri incelendiğinde teslim alan bölümündeki imza bulunmadığı gibi teslim eden bölümündeki imzalarında kimleri ait olduğu dahi belli olmadığının görüleceğini,  Sevk irsaliyesi fatura ile birlikte, fatura konusu malın ticari olarak bir yerden başka bir yere taşındığının ve muhataba teslim edildiğinin ispatı olarak düzenlenmesi zorunlu bir belge olduğunu, dosyaya sunulmuş olan, altında müvekkilinin imzası bulunmayan, bu anlamda gerçeği yansıtmaktan uzak olan işbu sevk irsaliyelerinin davalı tarafça tek taraflı olarak sırf haksız iddialarını desteklemek amacı ile sonradan düzenlenmiş olduğunu, iş bu sevk irsaliyeleri alacağın varlığını ispattan uzak belgeler olduğunu, iddia edilen alacağın varlığına delil olması söz konusu olmadığını, bilirkişi raporu incelendiğinde davaya konu malların tesliminin yapıldığı fiili sevk tarihi hususunda bir değerlendirme yapılmadığını, raporda sevk irsaliyelerinin  tanzim tarihi yer almış ancak fiili sevk tarihi belirtilmediğini, maliye bakanlığınca sevk irsaliyesinin düzenlenmesi ile ilgili hususlar hakkında tebliği yayımlandığını, iş bu tebliğde de açıkça düzenlendiği üzere fiili sevk tarihi bulunmayan sevk irsaliyeleri hiç düzenlenmemiş sayılacağını, özetle dosyaya malların teslimine ilişkin sunulan sevk irsaliyeleri hem teslim alan imzalarının bulunmaması hem de fiili sevk tarihinin olmaması malların teslim edilmediğinin açık bir göstergesi olduğunu, ancak asıl davanın  konusu olan malların teslimine ilişkin bilirkişi tarafından bu hususta hiç inceleme yapılmamış olup bu şekilde eksik inceleme ve değerlendirme ile oluşturulan kararın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle mahkemece davanın esastan kabulüne karar verilmesini gerektiğini, HMK'nın 222.maddesi  gereği ticari defterler tacirler için kesin delil niteliğinde olduğunu, müvekkilinin bir tacir olup, ticari defterleri kesin delil teşkil edecek ve ispat işlevi göreceğini, kanunun açık hükmü gereği tarafların ticari defterleri incelenmesi gerekirken ilk derece mahkemesinin davacının yapılan ihtarata rağmen mahkemece belirlenen inceleme gününde ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflarına defterleri sunmaları için usulüne uygun ihtar yapılmadığını, Emsal nitelikteki Yargıtay 23.Hukuk Dairesi 2015/5491 Esas,2016/506 Karar, 28/01/2016 tarihli ve Yargıtay 23.Hukuk Dairesi 2014/3505 Esas, 2014/7574 Karar, 26/11/2014 tarihli emsal nitelikteki yargıtay içtihatlarından da görüleceği üzere ticari defterler tacirler için kesin nitelikteki ispat aracı olup, ticari defterlerde avans çeki olarak kayıtlı olan çekler ile ilgili ticari defterlerde malın teslim edildiğine dair herhangi bir kaydın bulunmaması halinde menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, herhangi bir yazılı delil aranmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK 72 maddesi uyarınca,  davalının davacı aleyhine başlattığı takip dayanağı çeklerden ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalıdan alınması kararlaştırılan tavuk yemi yapımında kullanılan maddelerin alımı için takibe dayanak yapılan  çeklerin avans çeki olarak verildiğini, ancak davalı yanca ürünlerin teslim edilmediği, bu nedenle avans olarak verilen çeklerin bedelsiz kaldığı ileri sürülmüş, davalı yanca çeklerin avans çeki olmayıp borcun ifası için verildikleri, avans çeki iddiasının yazılı olarak kanıtlanması gerektiği ileri sürülerek  davanın reddi talep edilmiştir. Davalı tarafından davacı aleyhine dava konusu çeklere dayalı olarak İstanbul ...icra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında takip başlatıldığı, takip borçlusu olarak görülen davacı tarafından takip alacaklısı olan davalı aleyhine iş bu menfi tespit davasının ikame edildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince taraf ticari defter ve kayıtları da inceletilmek üzere kök ve taraf itirazlarını gidermek üzere ek rapor alınarak  sonuca gidilmiştir. Bilirkişi kök ve ek rapor içeriklerine göre davacı yanın ticari defter ve kayıtlarını inceleme günü ibraz etmediği, davalının usule uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarında davacıya verilen mallara ilişkin  faturaların ve ödeme için verilen dava konusu çeklerin  kayıtlı olup, davalının kendi ticari kayıtlarında davacıdan 31.10. 2019 tarihi itibariyle 62.45,60 USD alacaklı görüldüğü, davalı faturalarının celp olunan  BA formaları ile davacı yanca vergi dairesine  bildirildiği anlaşılmıştır. Buna göre her ne kadar davacı tarafından, sunulan   sevk irsaliyelerinin imzasız ve tarihsiz oluşu da dikkate alındığında, davalı yanca ürün tesliminin kanıtlanmadığı ileri sürülmüş ise de, faturaların davacı yanca BA bildiriminin yapıldığı gözetildiğinde, davalı yanca mal tesliminin kanıtlandığının karine olarak kabulü gerektiğinden, davacı vekilinin sevk irsaliyelerinin imzasız ve tarihsiz olması nedeniyle mal tesliminin kanıtlanmadığının kabulü gerektiği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince müvekkili defterlerinin incelenmemesinin usuli eksiklik olduğu, taraflarına defter incelemesi için usule uygun ihtar yapılmadığı, bu surette müvekkili defterleri incelenmeksizin,  eksik inceleme ve aydınlatma yükümlülüğüne aykırı hüküm kurulduğu ileri  sürülerek istinaf nedeni yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde mahkemece 28.02.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında,  09.04.2020 tarihi saat 14.00 da mahkeme duruşma salonunda taraf ticari defter ve kayıtlarının incelenerek rapor alınması yönünde ara karar kurulmuş, iş bu ara kararda  hazır olan taraf vekillerine ihtarat yapılmıştır. Ancak 19.06.2020 tarihli oturum ara kararı ile pandemi nedeniyle inceleme yerine getirilemediğinden, yapılamayan incelemenin 16.07.2020 günü saat 14.00 te yapılmasına karar verilmiş, hazır olan taraf vekillerine ihtarat da usule uygun şekilde yapılmıştır. Davacı vekilinin 16.07.2020 tarihli dilekçesiyle mazeret bildirerek inceleme gününün bir başka tarihte yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.01.10.2020 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, raporun 28.02.2020 tarihli ara  karar doğrultusunda düzenlendiği, davacının ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı vekilince 28.09.2020 tarihli  yapılan harici görüşmede defter sunulmayacağının belirtildiğinin rapora derc edildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan bu rapora davacı vekilince  14.10.2020 tarihli sunulan  beyan ve itiraz dilekçesi içeriğinde,  müvekkili ticari defterlerinin incelenmemesinin eksiklik olduğu yönünde bir itirazda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Bundan sonra ilk derece mahkemesince yürütülen yargılamada 17.11.2020 tarihli oturumda, davacı tarafça daha önce defter incelemesine dair verilen mazeret dilekçesinin de dikkate alındığı belirtilerek, davacı defterlerinde de inceleme yapılarak tarafların rapora itirazlarının giderilmesi için ek rapor alınmasına karar verilmiş, davacı vekilinin de hazır olduğu anlaşılan duruşmada usule uygun ihtarat yapıldığı zabıttan anlaşılmıştır.  Sunulan ek rapor içeriğinden davacı yanının ticari defterlerinin sunulmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Tüm bu aşamalar gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince 17.11.2020 tarihli oturum ara kararları ışığında davacı vekilinin hazır bulunduğu oturumda davacı yanın ticari defterleri de incelenmek üzere ek rapor alınmasına ilişkin ara kararlarında usule uygun ihtarat da yapıldığı dikkate alındığında, davacı vekilinin usule uygun ihtarat bulunmaksızın müvekkili ticari  defterler ve kayıtları  incelenmeksizin hüküm kurulmasının eksik inceleme sonucu  ve aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiği yönündeki istinaf nedenleri yerinde görlmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 35/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 31.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e756385b95e84e1","SID":"91929120b16ef7cf"}}