{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/542 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1452<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>TARİHİ\t\t: 23/12/2019 (Dava) - 10/11/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/1262 Esas -  2021/998 Karar <br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/10/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2021 tarihli 2019/1262 Esas ve 2021/998 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin 18.11.2018 tarihinde saat 01.15 sıralarında sürücülüğünü davacı ...'in yaptığı davacı ...'ün araçta yolcu olarak bulunduğu ... plakalı otomobiliyle Kınık istikametinden Bergama istikametine seyir halindeyken davalı ... şirketinin sigortalısı davacı şirketin ise işleteni olduğu ... plakalı aracın duble yönde sürücüsünün alkollü olması sebebiyle kendi şeridinden çıkarak müvekkillerin bulunduğu şeride ters yönden girmesi sonucu oluşan trafik kazasında, her iki müvekkilinin yaralandığını, tedavi süresince  %100 oranında geçici, sakat kalmaları sebebiyle sürekli iş göremez duruma geldiklerini, kaza tarihi itibariyle davacı ...'ün ev hanımı, davacı ...'in ise özel bir şirkette tır şoförlüğü işi ile iştigal ettiklerini, davacı ...'in  kaza tarihinde aylık net gelirinin  2.802,64 TL olduğunu, kazanın meydana gelmesinde kusurun davalıların sorumluluğundaki araç sürücüsünde olup, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kaza nedeniyle Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/5073 soruşturma sayılı dosyasında yapılan soruşturmanın sürdüğünü, davalı ... Sigorta Şirketi'nin  davalı şirketin maliki olduğu aracın ZMMS sigortacısı olup geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarından sorumluluğunun bulunduğunu, davalı ... şirketine hasar bedelinin ödenmesi için başvuru yapıldığını, davacı ... yönünden tazminat ödemesi yapılmadığını, davacı ... için 07.10.2019 tarihinde 25.635,90 TL tazminat ödemesi yapılmışsa da ödemenin davacının zararını karşılamadığını, davalı araç maliki şirketin işleten olarak kusursuz sorumlu olup maddi ve manevi zararların tamamından müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkillerinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmaları ve sonrasındaki tedavi sürecinde fiziksel olarak duydukları acı ve ıstırap, sakat kalmaları ve ilerleyen yaşları sebebiyle yaşamsal ihtiyaçları için dönem dönem başkasının yardımına muhtaç kalmaları, malul kalma olgularının davacıların aile ve sosyal yaşantısında oluşturacağı özgüven kaybı nedeniyle ağır manevi zarara uğradıklarını bildirmiş, belirsiz alacak niteliğinde olan maddi tazminat alacak miktarının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 1.000 TL, davacı ... için 1.000 TL maddi tazminat alacağının 18.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, davacı ... için 150.000 TL, davacı ... için 150.000 TL manevi tazminatın alacağının 18.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... ...Şirketinden sair sorumlularla müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun taraflarına yöneltilmemesi nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle  reddine karar verilmesinin gerektiğini, kazaya karışan araç trafik sicil kaydında müvekkili şirkete ait görünmekle birlikte uzun süreli kiralama yapılması nedeniyle müvekkilinin otomobilin işleteni olmadığını, kiracının işleten sıfatı kazandığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, kaza raporu ve buna bağlı kusur oranlarını kabul etmediklerini, davacıların tazminat taleplerinin de gerçeği yansıtmadığını ve taleplerinin hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığını, manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi, mal varlığına ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini, karar verilirken, zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesinin gözetilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu bildirmiş, araç sürücüsünün ve kiracısının davanın sonuçlarından etkilenecek olmaları nedeniyle davanın  aracı kiralayana ve araç sürücüsüne ihbar edilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;  6704 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değiştirilen 2918 sayılı KTK'nun 97. maddesi uyarınca; dava açılmasından önce sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilmesi için, gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve kanunda öngörülen süre dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olmasının gerektiğini, gerekli tüm belgeler sunulmadan ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, davacıya ilgili yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunu sunması gerektiğinin  iletilmesine rağmen davacının raporu sunmayarak dava açtığını, davacının gerekli belgeleri müvekkili şirkete ibraz etmemekle kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmediğini, davanın başvuru eksikliği nedeniyle dava şartı yokluğu yönünden reddinin gerektiğini, kazaya karışan davalı şirkete ait aracın müvekkili sigorta şirketine ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının 360.000,00-TL ile sınırlı bulunduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, dava öncesinde,  dava konusu kaza sebebi ile müvekkil şirkete başvurulduğunu, müvekkili şirket tarafından iki ayrı hasar dosyasının açıldığını, gerekli evrakların müvekkili şirkete ibraz edilmesini takiben; 03.10.2019 tarihinde davacı ... adına vekiline 25.635,90 TL ödeme yapıldığını, davacı ... yönünden ise sağlık kurulu raporunda özür oranı bildirilen araz ile geçirilen trafik kazası arasında illiyet nedensellik bağının  bulunmadığı kanaatine varıldığını, müvekkili sigorta şirketinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş olup herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, açık şekilde talep edilmeyen maddi tazminat talepleri içinde davacıların sürekli maluliyet talebinin olması halinde davacıların trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığı ile oranının belirlenmesi gerektiğini, maluliyet oranının 20/02/2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini, maluliyetin tazminat gerektirip gerektirmediği konusunun açıklığa kavuşturulması, davacının çalışabilecek durumda olup olmadığının, maluliyet sebebi ile mesleğini yerini getirip getiremediğinin tespit edilmesi gerektiğini, davacının maluliyet halinden etkilenmeden ve kazanç kaybına uğramadan hayatını sürdürmesi halinde, maluliyet tazminatına hükmedilmemesi veya tazminat hesabında dikkate alınmamasının gerektiğini, hesaplamada genel şartların dikkate alınması ile TRH 2010 tablosuna göre teknik faiz oranı %1,8 olmak üzere hesaplanmasını talep ettiklerini, maluliyet raporunda esas alınacak gelir; vergilendirilmiş gelir olması gerektiğini, vergilendirilmiş gelirin söz konusu olmaması halinde asgari ücretin esas alınması gerektiğini, sürekli iş görmezlik tazminatı yönünden de aynı esasın geçerli olduğunu, davacı tarafların geçici iş göremezlik tazminatı talebi olmadığı gibi talep edildiği varsayılsa dahi sigorta poliçesinin 25/09/2018 tarihli olup, yeni genel şartların 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmesi ve genel şartlarda yalnız sürekli sakatlık teminatından sorumluluğu düzenlenmiş olması nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderlerinden poliçe kapsamında sorumluluğunun bulunmadığını, davacıların kaza sırasında emniyet kemeri takmadan yolculuk etmeleri nedeniyle müterafik kusurlu olup, hiçbir koruyucu güvenlik önlemini almayarak trafikte seyrettiği için asli ve tam kusurlu olduklarını, kendi kusurları nedeniyle yaralanmanın derecesinin artmasında ağır kusurlu olduklarını, bu nedenle TBK'nun 52. maddesi hükmü uyarınca tazminat miktarından indirim yapılması gerektiğini, müvekkilinin faiz talebinden KTK'nun 98(1) ve 99(1) maddesi hükümleri gereği durumun ihbarından itibaren sekiz iş günü sonrası tarihten itibaren sorumluluğunun bulunup davacıların kaza tarihinden itibaren işleyecek faiz talebinin haksız olduğunu, müvekkil şirketin dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmaması nedeniyle yargılama masrafları ve vekalet ücretinden sorumluluğunun bulunmadığını bildirmiş, davanın usulden ve esastan reddine, tazminata hükmedildiği takdirde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''....Davacı ...'in maddi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile; 249,78-TL geçici iş görmezlikten kaynaklanan maddi tazminatın 18/11/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, Davacı ...'in kalıcı iş görmezlik tazminatına ilişkin 500,00-TL'lik tazminat talebinin reddine, Davacı ...'in maddi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile; 85.972,72-TL geçici ve kalıcı iş görmezlikten kaynaklanan maddi tazminatın 18/11/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, Davacı ...'in fazlaya ilişkin 6.788,88-TL'lik maddi tazminat isteminin reddine, Davacı ...'in manevi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile; 8.000,00-TL manevi tazminatın 18/11/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...Şirketinden alınarak davacı ...'e verilmesine,<br>Davacı ...'in manevi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile;30.000,00-TL manevi tazminatın 18/11/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalı ... ...Şirketinden alınarak davacı ...'e verilmesine,<br>Manevi tazminat talebi konusunda davacı ...'in 142.000,00-TL, davacı ...'in 120.000,00-TL'lik fazlaya ilişkin istemlerinin reddine....'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davacı ...'ün maluliyet oranı konusundaki araştırması yetersiz olup maluliyet oranının %0 olduğuna kanaat getirerek hüküm kurmasının eksik incelemeye dayandığını, Bergama Necla Mithat Öztüre  Devlet Hastanesinin 19.11.2018 tarihli ... protokol nolu göğüs cerrahi polikliniği epikriz raporunda \"sağ aterolateralde 3 adet, sol anterolateralde 2 adet deplase kırık mevcut olduğunun\" belirtildiğini, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu Raporunda ise müvekkilinin vücudunda meydana gelen bu kırıklara değinilmeden \"çene altında 4x0,1 cm'lik ciltle aynı renkteciltten hafif çökük skar dokusu olduğu, sol diz altında orta hatta 3,5x0,1 cm'lik hiperpigmente ciltle aynı seviyede skar dokusu olduğu, sol diz üzerinde 3x1 cm'lik hiperpigmente ciltle aynı seviyede skar dokusu olduğu görüldü\" denmekle yetinilerek müvekkiline ait epikriz raporunda belirtilen kırıkların müvekkilinin yaşantısını ne derece etkilediği yönünde herhangi bir tespit ya da değerlendirmeye yer verilmeden maluliyet oranının %0 olduğu sonucuna varıldığını, ancak; müvekkilinin vücudunda meydana gelen bu kırıkların müvekkilinin yaşı da düşünüldüğünde müvekkilinde kalıcı hasar bırakmamasının mümkün olmadığını, müvekkili ile bu kırıklara sahip olmayan sağlam bir kişinin aynı güçte olmasının beklenemeyeceğini, nitekim; davaya konu kazadan sonra müvekkilinin ayakta durmayı gerektirecek nitelikte herhangi bir iş yapamadığını, ev işlerini yapmakta dahi zorlandığını, ağır kaldıramadığını, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu Raporunun, epikriz raporu ve müvekkilinin fiili durumuyla örtüşmemesi sebebiyle 18.11.2018 tarihli rapora itiraz ettiklerini ve müvekkilinin maluliyet oranının tespiti için başka bir üniversite hastanesinden ya da Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınmasını talep ettiklerini ancak işbu taleplerinin 02.12.2020 tarihli celsenin 3 nolu ara kararıyla reddedildiğini, yerel mahkemenin itirazlarını değerlendirmeden ve mevcut durum ile rapor arasındaki çelişkiyi gidermeden Adli Tıp kurumundan rapor alınması talebini reddetmesinin açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının somut olay dahilinde düşük olduğunu, davaya konu trafik kazası sonrası müvekkilinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması ve sonrasındaki tedavi sürecinde fiziksel olarak duyduğu acı ve ıstırap, sakatlık ve malul kalmanın ve ilerleyen yaşı sebebiyle yaşamsal ihtiyaçları için dönem dönem başkasının yardımına muhtaç kalmanın müvekkilinin sosyal yaşantısında oluşturduğu özgüven kaybı nedeniyle müvekkilinin ciddi manada manevi zarara uğradığını, günümüz mevcut ekonomik şartları düşünüldüğünde de davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının çok düşük kaldığını, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda davacı müvekkilinin aktif ve pasif dönemlere ait zararının hatalı hesaplandığını, kişilerin günümüz şartlarında 65 yaşına kadar aktif bir şekilde çalışıp 65 yaşından sonra emekli olduğunu, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda yapılan değişiklik ile kadın ve erkek emeklilik yaşı eşitlenerek emeklilik yaşının 65 olduğunun belirtildiğini, davacı müvekkilinin işlemiş aktif dönem içinde 60 yaşına yani pasif döneme girdiği gerekçesiyle işleyecek aktif dönem hesabı yapılmadığını, ancak kanun gereği müvekkilinin aktif dönem bitişi 31.12.2026 olduğundan müvekkili için işleyecek aktif dönem hesabı yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 01.01.2021 tarihinde başlayacak pasif döneminde AGİ hariç son bilinen asgari ücretin 2.557,59-TL olduğu kabul edilerek diğer gelecek dönemlerin oranlamasının da bu rakam üzerinden yapıldığını, ancak; 2022 aylık net asgari ücret tutarı 4.253,83-TL olarak belirlenmiş olup bu durumda gelecek dönem asgari ücret tutarlarının da bilirkişi raporunda belirlenen rakamlardan çok daha fazla olacağını, işbu sebeple davacı müvekkilinin hak kazandığı pasif dönem zararının eksik hesaplandığını, davaya konu trafik kazası sonrası müvekkilin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması ve sonrasındaki tedavi sürecinde fiziksel olarak duyduğu acı ve ıstırap, sakatlık ve malul kalmanın ve ilerleyen yaşı sebebiyle yaşamsal ihtiyaçları için dönem dönem başkasının yardımına muhtaç kalmanın müvekkilinin sosyal yaşantısında oluşturduğu özgüven kaybı nedeniyle müvekkilinin ciddi manada manevi zarara uğradığını, günümüz mevcut ekonomik şartları düşünüldüğünde de davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının çok düşük kaldığını belirterek yerel maahkeme kararının kaldırılmasına ve istinaf gerekçeleri ve talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ...Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle yerel mahkemece kusur incelemesi yapılmadan, yalnızca kaza tespit tutanağındaki tespitler ile yetinildiğini, ceza dosyasında alınmış bir kusur raporu bulunmadığını, huzurdaki davada da konu kazaya ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, yalnızca kaza tespit tutanağı üzerinden sigortalının kusurunun %100 olduğunun kabul edilmesi usuli bir eksiklik olup bu hususta bilirkişi raporu alınması yönündeki taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, şirketçe yapılan ödemenin tarih ve tutarında hata yapıldığını, şirketçe yapılan ödemenin tarihi 03.10.2019 olup tutarının 26.635,90-TL olduğunu, hesap raporlarında şirketçe yapılan ödemenin 07.10.2019 tarihinde 25.635,90-TL olarak yapıldığı kabul edilerek hesaplama yapıldığını, ancak burada maddi hata olduğu fark edilip, dosyaya sunulan 21.05.2021 tarihli dilekçe ekinde hesap raporunda, şirket ödemesinin tarih ve tutarında maddi hata yapıldığının ispatına yönelik dekont sunulduğunu,  işbu dekont gereği müvekkili şirketçe yapılan ödemenin tutar ve tarihindeki yapılan maddi hata giderilerek ek rapor talep edildiğini, oysa maddi hata olduğu açık olan bu duruma itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili şirketçe davacı ...'e 03.10.2019 tarihinde yapılan 26.635,90-TL'lik ödemenin, mağdurun kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin olduğunu, dolayısıyla bakiye zararı kabul anlamına gelmemek kaydıyla ödeme tenzili işleminin  kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin tutardan mahsup edilmesi gerektiğini, ancak bilirkişinin işbu itirazını hiçbir şekilde değerlendirmeye almadığını, bilirkişi tarafından ek rapor tanzim edilerek; şirketçe yapılan ödemenin tutar ve tarihindeki maddi hatanın giderilmesi, ödeme tenzili işleminin  kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin tutardan mahsup edilmesi gerektiğini, hesaplamalarda genel şartların esas alınması ile asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla  TRH 2010 tablosuna göre teknik faiz oranı %1,8 esas alınarak hesaplama yapılmalı iken hükme esas alınan raporda %10 artırım ve ıskonto uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı ...'in gelirinin asgari ücretin 1,84 katı esas alınmasının kabulünün mümkün olmadığını, davacının gelirinin yanlış hesaplandığını, diğer yandan her ne kadar EÜTFH ATK raporunda davacı ...'in tıbbi iyileşme süresi 6 ay olarak tespit edilse de müvekkili şirket tarafından temin edilen medikal firma raporunda asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu kazaya bağlı geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olarak kabul edilebileceği şeklinde görüş bildirildiğini, Yargıtay'ın uzman raporuna dayanarak bilirkişi raporuna itiraz edilmesi durumunda mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak çelişkilerin mevcudiyeti halinde dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdii edilmesi gerektiğini açıkça belirttiğini, oysa yerel mahkemenin davacının tıbbi iyileşme süresine ilişkin itirazlarını değerlendirmeksizin hüküm kurduğunu, kaldı ki geçici iş göremezlik tazminatı hesaplamaları yönünden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu Sigorta Poliçesi 25.09.2018 tarihinde tanzim edilmiş olup, yeni genel şartların 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girdiğini,  01.06.2015 yürürlük ve 04.05.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları kapsamında; geçici iş görmezlik tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığının açıkça belirtildiğini, geçici iş göremezlik tazminatı hesaplamaları yönünden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı ..., ev hanımı olup geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanamadığını, davacı ... yönünden haksız davanın reddi gerekmekte iken lehe hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacılar kaza sırasında emniyet kemeri takmadığı için  müterafik kusurlu olduklarını, yerel mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmadan hesap raporunun tam kabulünün yerinde olmadığını,  kabul anlamına gelmemek kaydıyla yerel mahkemece davacının ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden itibaren, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak 18.11.2018 tarihinden itibaren faize hükmedildiğini belirterek yerel mahkeme kararının müvekkili aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasına, haksız davanın reddine ve yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, öncelikle arabuluculuk başvurusu taraflarına yöneltilmemesi nedeniyle davanın dava şartı yokluğu gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerektiğini, işbu dava ticari dava niteliğinde olup davacının, arabuluculuk başvurusunu taraflarına yöneltmediğini, açıkça belirtmesine rağmen dava şartı yokluğu dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu,  davacının belirsiz alacak davası olarak açmış olduğu davasını 12.02.2021 ve 15.05.2021 tarihlerinde olmak üzere toplamda 2 kez ıslah yapmış olup harçları yatırdığını, HMK m.176/2 madddesinde açıkça düzenlendiği üzere ıslahın davada yalnızca 1 kere yapılabileceğini, bu hak bir defa kullanılarak tüketilmişse artık ikinci bir imkan tanınmayacağını, ilk derece mahkemesi tarafından davacı tarafın yapmış olduğu ikinci ıslah başvurusu kabul edilmiş olup bu miktarlar üzerinden hüküm kurulduğunu, 18.11.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araç trafik sicil kayıtlarında her ne kadar müvekkili şirkete ait görünse de dosyaya sunulan araç kira sözleşmesi ve teslim formlarından açıkça anlaşılacağı üzere araçta uzun dönem kira sözleşmesi yapıldığını, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında \"Kira sözleşmesi örneğinden yasal düzenlemede belirtilen şekilde aracın uzun süreli olarak ve işleten sıfatı dava dışı sürücüye geçecek biçimde kiralanmadığı, bu nedenle ... Şirketi'nin işleten sıfatının bulunmadığı...\" demekle yetindiğini ancak bahsi geçen uzun sürenin gerçekleşmediğine ilişkin gerekçe göstermediğini, davalı müvekkilinin dava dışı sürücüye aracını teslim ettikten sonra araç üzerinde hakimiyeti kalmadığını, kazaya karışan araç müvekkili şirketten uzun dönem kiralanmış olduğundan müvekkilinin işleten sıfatı olmadığını, bu nedenle de müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda davacıların kusur oranının tespitinde hataya düşüldüğünü, Mahkeme tarafından ceza hakiminin kusur değerlendirmesinin hukuk hakimini bağlamayacağı hükmü göz önünde tutulduğundan bahsetmiş olsa da mahkeme tarafından verilen hükümün tam tersi yönde olduğunu, ilk derece  mahkemesi tarafından davacı ... hakkında yürütülen soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar dikkate alınarak ve ceza mahkemesi kararının sonucu beklenmeden sürücünün tam kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu yönünde hüküm kurduğunu, yalnızca kaza tutanağı esas alınarak kusur oranının tespit edildiğini, kaldı ki dava dışı sürücünün beyanları alınmasa dahi kusur incelemesi kaza yeri görüntüleri, kaza tutanakları vs. incelenerek bilirkişi raporu alınarak tespit edilebileceğini, üstelik mahkemece kusur oranın tespitine yönelik bilirkişi incelemesi yapılmadığı gibi bilirkişi incelemesinin gereksiz olduğunun kabul edildiğini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu,  manevi tazminat hükmü ile geçici iş göremezlik tazminatlarını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı ...'in sürekli iş göremezliğe uğramadığı ve bundan kaynaklı herhangi bir maddi ve manevi zararı olmadığı göz önüne alındığında davacı ... için hükmedilen manevi tazminat bedelinin fahiş olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, istinaf kanun yoluna başvurularının kabulüne, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile dava masraf ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, davaya konu trafik kazasında yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş görmezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacılar vekili ile davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. <br>1-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; davacılar ile davalı işleten arasındaki uyuşmazlığın tarafların sıfatına ve uyuşmazlığın sebebine göre arabuluculuğa tabi olmadığı; davalı araç maliki tarafından dosyaya sunulan araç kira sözleşmesine ilişkin belgelere göre aracın davalı şirket tarafından dava dışı yabancı uyruklu sürücüye kaza tarihini de kapsayan 15/10/2018 ve 11/11/2018 tarihleri arasında 27 gün süre ile kira bedeli karşılığı kiraladığı, buna göre aracın maliki davalı işleten tarafından kazaya karışan aracın işleten sıfatı dava dışı sürücüye geçmeyecek şekilde kısa süreli olarak kiralandığı, bu durumda davalı şirketin işleten sıfatı ile husumet ehliyetinin ve sorumluluğunun bulunduğu; kaza tespit tutanağı ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre olayın oluşu nazara alındığında mahkemenin kusur yönünden değerlendirme ve takdirinin yerinde olduğu; hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli  Bilim Dalı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlendiği; hükme esas alınan ek aktüer raporunun da TRH2010 ve Progresif Rant formülüne göre usulüne uygun olarak düzenlendiği, yerleşik uygulamaya göre pasif dönem başlangıcının 60 yaş olarak belirlenmesinin hatalı olmadığı, tazminat hesaplamasında hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücretin esas alınmış olmasının isabetli olduğu, geçici iş göremezlik tazminatının sigorta poliçesi teminatı kapsamında kaldığı, yerleşik uygulamaya göre kazada yaralanan ev hanımı olan ve gelir getirici bir işte fiilen çalışmayan hak sahipleri yönünden tazminat hesabında asgari ücretin esas alınması gerektiği; hükme esas alınan raporların denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu; mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının davacıların kazada yaralanmalanı nedeni ile duyduğu acı ve elem, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş biçimi, kusur durumu, kazanın meydana geldiği olay tarihindeki paranın alım gücü ve tüm dosya kapsamına göre hak ve nesafet kurallarına uygun olduğu; kaza tutanağında davacıların emniyet kemeri takmadığı yönünde tespit bulunmadığı gibi dosya kapsamına göre yaralanmalarının emniyet kemeri takmamaktan kaynaklandığı yönünde bir tespit ve delinin de bulunmadığı, bu durumda hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamasının isabetli olduğu; davacıların 12/02/2021 tarihinde HMK'nın 107/2 maddesi uyarınca değer arttırım dilekçesi sunduktan sonra 11/05/2021 tarihli ıslah dilekçesi sunmasında HMK m.176/2  maddeye aykırı yön bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili ve davalı işleten vekilinin tüm itirazlarının reddine, davalı ... vekilinin ise itirazının kısmen kabulü ile aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2-Davalı ...Ş. vekilinin faiz işletilme tarihi yönünden istinaf itirazı değerlendirilmesinde;<br>Davalı ..., davacının ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden itibaren, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak  18/11/2018  tarihinden itibaren faize hükmedildiği yönünden itiraz edilmiş ise de,  tazminat alacağının haksız fiile dayanması ve davanın belirsiz alacak davası olması nedeni ile davalı sigortanın temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekir.<br>2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1.maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2-b.maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.<br>Somut olayda, davacı tarafın tazminat davasından önce davalı ... şirketine gönderdiği 18/12/2018 tarihli başvuru dilekçesinin davalı ...Ş.'ye 19/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre davalı ... şirketinin 8 iş günü sonrası 01/01/2019 tarihinde temerrüde düştüğü, alacağın haksız fiile dayalı olması nedeni ile temerrüt tarihinden itibaren alacak muaccel hale geldiği, mahkemece davalı sigortaların temerrüt ve faiz başlama tarihlerinin yukarıda belirtilen yasal düzenlemeye uygun şekilde belirlenmesi gerekirken Mahkemece 18/11/2018 kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi isabetsiz olup davalı sigortanın itirazının kısmen kabulü gerekmiştir. Belirtilen husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Dairemizce  HMK 353/1-b-2.madde uyarınca hesaplanan maddi tazminata davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 01/01/2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı ...Ş. vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2021 tarihli 2019/1262 Esas ve 2021/998 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı ...Ş. vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2021 tarihli 2019/1262 Esas ve 2021/998 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-Davacı ...'in maddi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile;<br>2.249,78-TL geçici iş görmezlikten kaynaklanan maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 18/11/2018  tarihinden itibaren, davalı ...Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 01/01/2019 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,<br>Davacı ...'in kalıcı iş görmezlik tazminatına ilişkin 500,00-TL'lik tazminat talebinin reddine,<br>2-Davacı ...'in maddi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile;<br>85.972,72-TL geçici ve kalıcı iş görmezlikten kaynaklanan maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 18/11/2018  tarihinden itibaren, davalı ...Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 01/01/2019 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,<br>Davacı ...'in fazlaya ilişkin 6.788,88-TL'lik maddi tazminat isteminin reddine,<br>3-a-Davacı ...'in manevi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile;<br> 8.000,00-TL manevi tazminatın 18/11/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'nden alınarak davacı ...'e verilmesine,<br>b-Davacı ...'in manevi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile;<br>30.000,00-TL manevi tazminatın 18/11/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...nden alınarak davacı ...'e verilmesine,<br>c-Manevi tazminat talebi konusunda davacı ...'in 142.000,00-TL, davacı ...'in 120.000,00-TL'lik fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,<br>4-a)-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat istemi yönünden alınması gereken 6.026,48-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 6,83-TL peşin harç, 271,00-TL ve 49,00-TL tamamlama harcından oluşan toplam  326,83-TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 5.699,65-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>b)-Harçlar Kanunu uyarınca manevi tazminat istemi yönünden alınması gereken 2.595,78-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.024,66-TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 1.571,12-TL harcın  davalı ...'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>c-)Davacı tarafça maddi tazminat istemi yönünden peşin yatırılan 326,83-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,<br>d)-Davacı tarafça manevi tazminat istemi yönünden peşin yatırılan 1.024,66-TL harcın davalı ...'nden alınarak davacılara verilmesine, <br>5-a)Davacı ...'in kabul edilen maddi tazminat istemi yönünden; davacı  ... yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 2.249,78-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,  <br>b)Davacı ...'in kabul edilen maddi tazminat istemi yönünden; davacı  ... yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 11.976,45-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, <br>c)Davacı ...'in reddedilen maddi tazminat istemi yönünden; davalılar yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 500,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine, <br>d)Davacı ...'in reddedilen maddi tazminat istemi yönünden; davalılar yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine,  <br>6-a-)Davacı ...'in manevi tazminat istemine yönelik davasının kabul edilen bölümü için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13. maddeleri uyarınca takdir edilen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacı ...'e verilmesine,<br>b-)Davacı ...'in manevi tazminat istemine yönelik davasının reddedilen bölümü için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13. maddeleri uyarınca takdir edilen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalı ... Seyahat...Şirketi'ne verilmesine,<br>c-)Davacı ...'in manevi tazminat istemine yönelik davasının kabul edilen bölümü için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13. maddeleri uyarınca takdir edilen 4.500,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacı ...'e verilmesine,<br>d-)Davacı ...'in manevi tazminat istemine yönelik davasının reddedilen bölümü için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13. maddeleri uyarınca takdir edilen 4.500,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalı ...'ne verilmesine,<br>7-Maddi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle bu istem yönünden davacı tarafça yapılan 44,40-TL başvuru harcı, 133,00 -TL yedi adet tebligat, 181,50-TL otuz üç adet elektronik tebligat gideri, 1,00-TL kep ücreti, 63,60-TL müzekkere gidiş dönüş posta gideri, 59,00-TL talimat posta gideri ile 750,00-TL bilirkişi ücreti, 894,32-TL ATK masrafı gideri olmak üzere toplam 2.126,82-TL yargılama giderinden 12/13'ünün karşılığı olan 1.963,22-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 1/13'ünün karşılığı olan 163,60-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>8-Manevi tazminata ilişkin 1,00-TL iki adet kep ücreti ile 57,60-TL üç adet müzekkere gidiş dönüş posta gideri olmak üzere toplam 58,60-TL yargılama giderinden 1/8'inin karşılığı olan 7,33-TL yargılama giderinin  davalı ... ...Şirketi'nden alınarak davacılara verilmesine, 7/8'inin karşlığı olan 51,27-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>9-Davalı ... tarafından yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı ve davalılar tarafından başkaca yargılama giderinin yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,<br>10-Davacılar ve  davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan gider avansından harcanmayan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, \" ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>3-Davalı ...Ş. vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>Davacılardan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>Davalı ...'nden  alınması gereken 8.622,25 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 2.155,56 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 6.466,69 TL'nin davalı şirketten alınarak Hazineye gelir kaydına  (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>Davalı ...Ş.'den alınan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>5-Davacılar ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf incelemesi esnasında davalı ...Ş. tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı ...Ş.'ye verilmesine,<br>7-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/10/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c6ce82284ac192c","SID":"2dd2765d47e5af02"}}