{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/913 <br>KARAR NO: 2024/1526<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2023/286 <br>KARAR NO: 2024/98\t\t<br>DAVA TARİHİ: 14/04/2023   <br>KARAR TARİHİ: 08/02/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket taşeronu çalışanı ...'nun 15/04/2009 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde yaralandığını, ...  tarafından müvekkili şirket aleyhine Bakırköy 17 İş Mahkemesi'nin 2013/142 E. sayılı dosyası tahtında alacak talepli dava açıldığı söz konusu davanın 27/12/2016 tarihinde karara bağlandığını, yerel mahkeme kararının BAM 24 HD 2018/2255 E. 2018/1414 K. sayılı ilamı ile 31/05/2018 tarihinde kesin olmak üzere onandığını, Bakırköy 17 İş Mahkemesinin 2013/142 E. 2016/411 K. sayılı ilamı ... vekili tarafından Bakırköy .. İcra Müdürlüğünün ...  E. sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine konulduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından işbu dosyaya 05/07/2018 tarihinde 56.636,05 TL ve 15/08/2018 tarihinde 38.003,86 TL olmak üzere toplam 94.639,91 TL ödeme yapıldığını, kazanın davalı sigorta şirketine bildirildiği, Bakırköy ... Noterliği'nin 09/11/2009 tarihli ve 29/08/2017 tarihli ihtarnameleri ile davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmamış olması sebebiyle davalı aleyhine İstanbul Anadolu .. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı sigorta şirketi poliçe kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediği ve müvekkili şirketin ... ödemiş olduğu tutarı tüm taleplere rağmen müvekkili şirkete ödemediğini, borçlunun haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazı neticesinde takibin durduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu iş kazasının 15/04/2009 tarihinde gerçekleştiğini ve TBK 72 ve İşveren Mali Sorumluluk Sigortası  15.maddesi gereği 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın ihbar edilmesinin zamanaşımı süresini kesmediğinin Yargıtay içtihatları ile sabit olduğunu yine davacı tarafça ödemelerin 05/07/2018 ve 15/08/2018 tarihlerinde yapılması sebebiyle TTK 1420 ve TBK 73.maddesi gereği ödeme rücu zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava konusu talebin zamanaşımına uğramış olması sebebiyle reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla teminat limiti 500.000,00 USD olarak belirlendiği için yapılacak ödemenin poliçe limitini aşamayacağını, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin ancak ihbar tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulabileceğini, mahkemece ilamında yasal faize hükmedilmişken davacının alacağına avans faizi talep edemeyeceğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına göre davanın, davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın iptaline ilişkin olduğu, dava konusu icra dosyasının incelemesinde takip alacaklısının mahkememiz dosyasının davacısı, takip borçlusunun mahkememiz dosyasının davalısı olduğu, toplam 158.863,33 TL tutarlı ilamsız icra takibine davalı borçlunun süresinde itirazı doğrultusunda takibin durduğu, davanın itirazın iptali ve takibin devamı istemi ile açıldığı görülmüştür. Tarafların bildirmiş olduğu tüm deliller toplanmış, İstanbul Anadolu ... icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, Bakırköy .. Noterliğinin 09/11/2009 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliğ şerhinin fotokopisi, Bakırköy 17 iş mahkemesi 2013/142 Esas sayılı dosyası, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ve poliçenin bir suretinin dosya içerisine alındığı anlaşıldı. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 73/1. maddesinde “Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar”  hükmü getirilmiştir. TTK'nun 1420. ve 1482. maddesinde sigorta sözleşmesinden doğan talep haklarının hangi sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. TTK'nun 1420. maddesinde \"Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler alacağın muaccel olacağı tarihden başlayarak 2 yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler herhalde rizikonun gerçekleştiği tarihten başlayarak 6 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.\" hükmü bulunmaktadır. İstisna tutulan TTK'nun 1482. maddesinde ise sorumluluk sigortalarında sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren 10 yıl da zamanaşımına uğrar esasını getirmiştir. Sorumluluk sigortaları TTK nun  1473. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup; uygulanması gereken zamanaşımı süresi TTK' nun 1482. maddesinde sigortacıya yönlendirilecek tazminat istemlerinin sigorta konusu olaydan itibaren 10 yılda zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. TTK. m.1420’de 1482. madde saklı tutulmuştur. Saklı tutulan nedir? Burada da iki ihtimal karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan ilki, TTK.m.1420 ile birlikte düşünerek zamanaşımının her halükarda iki yıl olduğu ve zamanaşımının muacceliyetten itibaren işlemeye başladığıdır. Böylece saklı tutulan sadece diğer sigortalarda mutlak zamanaşımı süresi olarak belirlenen 6 yılın sorumluluk sigortalarında 10 yıl olduğudur. Diğer ihtimal ise zamanaşımının her halükarda 10 yıl olduğu ve iki yıllık sürenin burada söz konusu olmayacağıdır.  TTK.m.1482’nin TTK.m.1420’de saklı tutulması, yine TTK.m.1473’de muacceliyete atıf yapılması nedeniyle sorumluluk sigortalarında zamanaşımı süresi azami on yıldır. Buna karşın sigorta ettirene ya da doğrudan sigortacıya zarar görenin talebi yöneltmesi halinde zamanaşımı süresi iki yıl olmalıdır. Dosya kapsamında, davacı taraf, işveren sıfatıyla yapmış olduğu ödemeyi poliçe kapsamında sigortacıya rücuen tazminat istemiyle dava açtığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 73/1. Maddesi, 6102 sayılı TTK'nın 1420 ve 1482. Maddeleri gereğince rücu isteminin, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağının öngörüldüğü, bu itibarla davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı, davacı tarafından dava dışı ...’nun alacaklısı olduğu Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına 05.07.2018 tarihinde 56.636,05 TL ve 15.08.2018 tarihinde de 38.003,86 TL ödeme yaptığı, en geç bu ödeme tarihinde zararın miktarının öğrenildiği, yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında en geç 15.08.2020 tarihinde alacağını talep etmesi gerekmekte iken bu tarih geçtikten sonra arabuluculuk başvurusu ve icra takibi yaptığı, bu sebeple zamanaşımı süresinin dolduğu, davalının süresinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu...\" gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; iş kazalarında zamanaşımı süresi 20 yıl olup, kimi zaman iş kazasına ilişkin maddi ve manevi tazminat talepli davaların kaza olayı vukuu bulduktan yıllar sonra açıldığını, işbu dosyada hem kaza hem de dava ihbarlarının eksiksiz bir biçimde davalı sigorta şirketine yapıldığını ancak davalı tarafından davanın takip edilmediği ve davalı tarafın davada müvekkili şirket yanında yer almadığını, İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 15.maddesinde zamanaşımının 10 yıl olarak düzenlendiğini, TTK md. 1427/2: \"Sigorta tazminatı ....Rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. Maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur.\", TTK md. 1427/4: \"Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer\" hükümlerinin yer aldığını ve TTK md. 1476'da sigortacının, savunmaya yardımda bulunmayı üstlenip üstlenmeyeceği hususunda sigortalıya bildirimde bulunmadığı halde, sigortalı aleyhine kesinleşen tazminatı ödemek zorunda olduğunun düzenlendiğini, somut olayda yaşanan kazaya ilişkin sunulan ihbarnamelerin müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü eksiksiz bir biçimde yerine getirdiğinin göstergesi olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, işveren sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanmaktadır. Davalı şirket nezdinde 31/12/2008-2009 tarihleri arasında geçerli İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlenmiştir. Poliçede davacı şirket sigortalı olarak yer almaktadır. Mezkur poliçede kişi başına bedeni teminat 500.000,00 USD, kaza başına bedeni teminat 2.000.000,00 USD olarak belirlenmiş, tüm grup şirketlerin personeli ile taşeron olarak çalıştırdıkları işçiler de poliçe kapsamına dahil edilmiştir. Davacı şirket taşeronu ... İnşaat şirketi çalışanı olan ... tarafından, 15/04/2009 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle davacı hakkında maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan dava neticesinde hükmedilen bedeller davacı tarafça 05/07/2018 tarihinde 56.636,05 TL ve 15/08/2018 tarihinde 38.003,86 TL olmak üzere toplam 94.639,91 TL olarak dava dışı işçiye ödenmiş ve ödenen bu bedellerin işveren sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında, davalı sigorta şirketinden tahsili istemiyle 28/07/2022 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı hakkında takip başlatılmıştır.Uyuşmazlık, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın Sigorta Hukukuna yönelik Genel Hükümlerin düzenlendiği Birinci Kısıma baktığımızda; TTK'nın 1420. maddesinde; ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.'', TTK'nın 1427. maddesinde; ''...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' hükümleri yer almaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 149. maddesinde; \"Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.\" düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'da Sorumluluk Sigortalarına ilişkin hükümler ise İkinci Kısımda 1473 vd. maddelerinde  düzenlenmiştir. TTK'nın \"Sözleşmenin Konusu Ve Kapsamı\" başlıklı 1473. maddesi; \"Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder...\" TTK'nın \"Doğrudan Dava Hakkı\" başlıklı 1478.maddesinde; \"Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir.\" TTK'nın \"Zamanaşımı\" başlıklı 1482. maddesi; \"Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar.\" şeklindedir. Bu maddenin gerekçesinde; Sorumluluğun doğumunun ve tazmini gereken zararının tespitinin uzun zaman alabiliyor olması nedeniyle genel hükümlerde öngörülen iki yıllık sürenin sorumluluk sigortalarında az olacağı düşüncesi ile bu tür sigortalarda zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Tasarının 1482.maddesinde yer alan beş yıllık zamanaşımı süresi Komisyonumuzca uygun görülmeyerek on yıllık süreye çıkarılmıştır. Yapılan bu değişiklik aşağıdaki gerekçelerle uygun görülmüştür.  \"1420.maddenin birinci fıkrasında öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi, sorumluluk sigortalarında da alacağın muaccel hale geldiği tarihten başlayarak işleyecektir. Ancak aynı hükümde öngörülen altı yıllık genel zamanaşımı süresi, 1482.maddenin saklı tutulmuş olması sebebiyle sorumluluk sigortalarında geçerli değildir. Hükümet Tasarısında, sorumluluk sigortaları için genel zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, sorumluluğu doğuran olayın meydana geldiği tarihte başlayacaktır. Genel süre altı yıl belirlenmişken, sorumluluk sigortalarında daha kısa bir sürenin kabul edilmesi uygun görülmemiştir. Aksine bu sigorta türünde tazminat isteminin tabi olabileceği en uzun zamanaşımı süresinin esas alınması gerekmektedir. Bu açıdan 818 sayılı Borçlar Kanununun 60.maddesinin birinci fıkrasında öngörülen on yıllık zamanaşımı süresi belirleyici olmalıdır. Nitekim tasarının 1473.maddesinin birinci fıkrası tazminatın doğrudan zarar görene ödeneceğini, 1478.maddesinin birinci fıkrası da zarar görenin sigortacıya doğrudan başvuru hakkını düzenlemektedir. Ancak zarar görenin borçluya yönelik isteminin on yıllık zamanaşımına tabi olduğu hallerde, sigortacıya yönelik istem beş yılda zamanaşımına uğrarsa, sorumluluk sigortasından beklenen fayda sağlanamayacaktır; üstelik bu tür sigortaların zorunlu olduğu hallerde sigorta himayesi eksik kalacaktır. Bu gerekçeler dikkate alınarak 1482.maddede öngörülen sürenin on yıl olarak düzenlenmesi gerekmiştir.\" şeklinde açıklanmıştır. İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın \"Sigortanın Teminatının Kapsamı\" başlıklı 1.maddesi; \"Bu poliçe, işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edecek hukuki sorumluluk nedeniyle işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edilecek ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile yine aynı Kurum tarafından işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarlarını, poliçede yazılı meblağlara kadar temin eder.\" \"Zamanaşımı\" başlıklı 15.maddesi; \"Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler on yılda zaman aşımına uğrar.\" şeklinde düzenlenmiştir.  6102 sayılı TTK'nın 1420.maddesinde yukarıda yer verildiği üzere iki yıl ve altı yıllık zamanaşımı süreleri belirlenmiştir. TTK'nın 1482.maddesinde ise sorumluluk sigortaları yönünden on yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Ancak belirlenen bu on yıllık süre madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere sadece tazminat talepleri için geçerli olup, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan diğer talepler yönünden TTK'nın 1420.maddesi belirlenen iki yıllık zamanaşımı süresine bakılacaktır. Yine genel hükümlere ilişkin TTK'nın 1420. maddesine göre belirlenen zamanaşımı süresi rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren başlarken, 1482.maddesinde belirlenen zamanaşımı süresi ise sigorta konusu olayın gerçekleştiği tarihte başlamaktadır. İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 15.maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi de sorumluluğu doğuran olayın gerçekleştiği tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır. Davacı ile davalı arasında sigorta ilişkisi olduğundan, aralarındaki ilişkide uygulanması gereken düzenleme TTK'nın 1482.maddesi değil, 1420.maddesidir. TTK'nın 1420.maddesi gereğince de zamanaşımı süresinin ödeme tarihinden itibaren 2 yıl olarak hesap edilmesi gerekmektedir. Ayrıca TBK'nın 73.maddesinde rücu isteminde zamanaşımı özel olarak düzenlenmiştir. Bu hükme göre, \"Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\" Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/09/2012 tarihli 2012/4-426 E. 2012/639 K. sayılı kararında açıklandığı gibi rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan, alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı, bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı başlamaktadır. Diğer bir deyişle; davacının rücu davasını açabilmesi için belirlenen tazminatın ödenerek paranın davacıdan çıkmış olması gerekir.Somut olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresi gerek TTK'nın 1420.maddesi gerekse TBK'nın 73.maddesi uyarınca 2 yıldır, zira davacı, dava dışı işçiye ödediği bedelden sigorta sözleşmesi gereği davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik eldeki davayı açmış ve alacak ödeme yaptığı anda muaccel hale gelmiştir. Bu nedenle zamanaşımı süresinin, davacı tarafça icra dosyasına yapılan ödeme tarihleri itibariyle hesap edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından icra dosyasına 05/07/2018 tarihinde ve 15/08/2018 tarihinde ödeme yapılarak işveren sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsil istemiyle 28/07/2022 tarihinde talepte bulunulduğu için iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde davalıya işbu talebin yöneltilmediği anlaşılmakla zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19a4d11d87ea5097","SID":"9c70e0c5f223b488"}}