{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/723 <br>KARAR NO: 2024/1898<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/12/2021<br>NUMARASI: 2018/689 E. - 2021/932 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı icra dosyasından gönderilen 10 örnek ödeme emrinin 30.05.2018 tarihinde müvekkili tarafından haricen öğrenildiğini ve yasal süresi içerisinde imzaya itirazlarını yaptığını, bununla ilgili olarak da İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/675 E. 2018/784 K sayılı karar ile davanın süresinde olmadığı sebebi ile usulden red edildiğini, müvekkili şirketin Gebze’de faaliyet göstermekte olup son zamanlarda işyerine çeşitli icra dosyalarından haciz işlemleri için gelinmesiyle müvekkili tarafından bir kısım çek yapraklarının çalındığının anlaşıldığını, müvekkilinin kendisine ait 40 koçan çek karnesi bulundurduğunu, müvekkili şirketin piyasada itibari olan bir firma olup çekleri her yerde tedavül edildiğini, müvekkili şirkete ait, çek yapraklarının çalınması nedeniyle söz konusu suçları işleyen şüpheli ve/veya şüphelilerin, eylemlerine uyan kanun maddeleri mucibince yargılanabilmeleri için kamu davası açılması talepli Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na 2018/1874 Hz. No ile suç duyurusunda bulunduklarını, takibe dayanak yapılan çekteki imzaların şirketi temsile yetkili kişilere ait olmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesinde de imzanın şirket yetkilisine ait olmadığının ortaya çıkacağını ileri sürerek ... Bankası T.A.O. Dilovası Şubesine ait 15.03.2018 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli, ... seri no'lu çek ile, ... bank A.Ş. Sancaktepe Şubesine ait 15.03.2018 keşide tarihli, 25.000,00 TL bedelli, ... seri no'lu çek sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitine, davalı taraf aleyhine davaya konu alacağın %10’u oranında sözleşmesel vekalet ücreti ile 5.000,00 TL disiplin para cezasına, haksız ve kötüniyetli takip sebebi ile davalı aleyhine % 20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili  davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı Borçlu vekilinin iddialarını kabul etmediklerini, çekler üzerinde imzanın ... San. ve Tic. A.Ş.'nin yetkililerine ait olduğunu, bu durumun yapılacak bilirkişi imza incelemesinde belirleneceğini, davacı, ... A.Ş. 'ye karşı herhangi bir borcunun olmadığını iddia etmiş ise de bu iddialarının gerçek dışı olduğunu, TTK'nın 730. maddesinin göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanun'un 636. maddesine göre kambiyo senetlerinde \"müteselsil borçluluk\" esası olup, senette imzası bulunan herkesin hamile karşı müteselsilen sorumlu olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, müvekkilinin, yetkili ve meşru hamil olduğunu, müvekkili şirket tarafından ... San. Tic. Ltd. Şti. ile Faktoring Sözleşmesi imzalandığını, lehtar şirket olan ...San. Tic. Ltd. Şti. tarafından keşideci şirket  ... San. ve Tic. A.Ş. adına düzenlenmiş fatura suretini sunduklarını, davacı borçlunun bu davayı açma nedeninin İcra Takibini uzatarak sürüncemede bırakmaya yönelik olup tamamıyla kötü niyetli olduğunu beyan ederek davanın reddine, karşı tarafın itiraz ettiği tutar üzerinden %20 'den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına ve icra takip konusu alacağın %10 'u oranında para cezasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2001 tarih, 2001/12-466 E. ve 2001/483 K. sayılı kararında belirtildiği üzere imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığıözellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması gerektiğini,  ancak sunulu bilirkişi raporunda hangi gerekçe ile imzaların farklı olduğunu şüpheye yer vermeyecek derecede izah etmediğini, -Bilirkişi raporuna esas teşkil eden davacının imza örneklerinin eksik ve yetersiz olduğunu, -Bilirkişinin çeklerdeki imza ile karşılaştırma imzalar arasında olduğunu rapor ettiği farkların aynısının, karşılaştırma imzalarında da mevcut olduğunu mukayese imzaların birbiri arasındaki temel farklılıkların da davaya konu imza incelemesinde dikkate alınması gerektiğini, eksik belgeler kapsamında rapor inşa edildiğini ve eksik incelemeye konu raporun karara esas alındığını, -Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/61 E., 2008/123 K. Sayılı ve 14.03.2008 tarihli kararında:“İddia, savunma ve toplanan delillere göre dava konusu çekteki imzanın keşideci imzası ile farklılık gösterse bile davacı şirketin benimseyip ödediği çekteki imza ile uygunluk göstermesi halinde bu çeki ödeyen davacının, dava konusu çeki de benimsediği sonucuna varılmalıdır.\"  kararının Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2008/5087 E., 2008/11940 K. Sayılı ve 04.02.2008 tarihli kararı ile onandığını,  itiraza konu imza ile daha önce benimsenerek ödenen çeklerdeki imza uygunluk gösterdiğinde, imza itirazına konu çekin de itirazda bulunan tarafından benimsendiğinin kabul edildiğini, davacının benimsenmiş çeklerinin mevcut olup olmadığı hususunun tespiti  gerektiğini, muhatap bankanın ilgili şubesine ve genel müdürlüğüne müzekkere yazılarak 2017-2018 yılları arasında davacıya ait benimsenmiş çeklerin mevcut olup olmadığının tespit edilerek, mevcut ise örneklerinin dosya alındıktan sonra tekrar bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, -Davaya konu çek incelendiğinde, gerçekleşen ciro silsilesiyle takip alacaklısı sıfatının temlik eden ... A.Ş.' ye geçtiği ve alacaklı müvekkilinin yetkili son hamil olduğunu,  davacı taraf imzasının sahte olduğunu iddia etmişse de müvekkilinin bunu araştırmak gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını,  -Dava konusu çekteki davacı şirket yetkilisine ait imzanın sahteliği kabul edilmiş olsa dahi bu hususun anlaşılması ancak teknik inceleme ile sağlanabilecek nitelikte olduğundan müvekkili şirketin huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet vermediği açık olup davanın kabulüne karar verilirken müvekkili şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşmadığını,  -İmzaların Bağımsızlığı ilkesine göre söz konusu imzanın sahte olması halinde bile kıymetli evraktan kaynaklanan sorumluluğun ortadan kalkmayacağını, müvekkilinin yetkili hamil olmasını engelleyecek bir husus da söz konusu  olmadığını, sahte imza hususu ise menfi tespit davası açılmasına da bir olanak sağlamadığı ortadayken söz konusu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti. İle müvekkili şirketin hiçbir ticari ilişkisinin olmadığı belli olmakla, davalı şirketin  çekleri iktisap ederken müşterinin itibarını ve ticari geçmişini araştırmak ve kambiyo senedinin gerçek bir mal veya hizmet karşılığı edinilmiş olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğu ancak bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini kanıtlayamadığı, çek tedavülünü gerektiricek ticari işlemlerin olmadığı ve ilgili kanun ve yönetmelikler uyarınca davalının yükümlülüklerini yerine getirmediği yönünde rapor sunulduğu, Davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi dahi kötü niyetli olduğunu göstermekle birlikte neticeten kötü niyet tazminatına hükmedilmesini gerektiğini, buna rağmen davalı tarafın mahkeme kararını istinaf etmesi yargılamayı uzatmaya yönelik olarak hakkın kötüye kullanılması olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 326'da hüküm altına alındığı üzere  kural olarak yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir yine madde 323'de yargılama giderleri sayılmış ve vekille takip edilen davalarda kanun gereği takdir edilecek vekalet ücreti de bu kapsamda sayıldığını, A.A.Ü.T gereğince vekalet ücretini hesapladığını, davalı tarafın yargılamayı uzatmaya yönelik,  ilgili kararın kaldırılması ve esas hakkında yeniden inceleme yapılması talebinin ve  Davalının istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafından açılan dava, imzanın sahteliğine dayalı İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. Davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında takibe konan keşidecisi işbu davanın davacısı ... A.Ş olan ... Bankası T.A.O. Dilovası Şubesine ait 50.000,00 TL bedelli, ... seri no'lu, 15.03.2018 keşide tarihli ve ...bank A.Ş Sancaktepe Şubesine ait 25.000 TL bedelli,  ... seri no'lu, 15/03/2018 keşide tarihli lehdarı... San. tic. Ltd. Şti olup, davalı ... A.Ş'ye ciro edilen çek olduğu anlaşılmıştır. ... İcra Müdürlüğü’nün ... E Sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine dava konusu çeklerden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 04/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Davaya konu çekler üzerindeki keşide imzasının davacı şirket yetkililerine ait olup olmadığı hususunda dosya Grafolog bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi 23/11/2020 tarihli raporunda özetle, İnceleme konusu, ... bank A.Ş. Sancaktepe Şubesi tarafından düzenlenmiş, ... seri nolu ve ... Bankası T.A.O. İmes Dilovası /Kocaeli  şubesi tarafından düzenlenmiş, ... seri nolu keşide yeri İstanbul, keşide tarihli 15/03/2018 olan 2 adet çekte ... San. ve Tic. A.Ş. adına atılmış ve yukarıda özellikleri belirtilen keşide imzaları ile davacı şirket yeTkilisi...'ya ait mevcut mukayese imzalar arsaında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından söz konusu keşide imzalarının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...nın eli ürünü olmadığı beyan edilmişitr. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde, ayrıca ... malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti ticari defterleri üzerinde faktoring mevzuatına göre bilirkişi incelemesi yaptırılarak  ... A.Ş (temlik eden)'nin dava konusu çekleri iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olup olmadığının tespiti için dosya mali müşavir bilirkişi ...'ye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 28/07/2021 tarihli raporunda sonuç kısmında \"...dava dışı ... Ltd. Tarafından davacı adına düzenlenen fatura davacının delil niteliği taşıyan defterlerinde kayıtlı değildir. Ayrıca dava konusu 2 adet çekteki imzaların davacı şirketin yetkililerine ait olmadığı bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.\" ve ilgili kanun ve yönetmeliklerince belirlenen yükümlülükten bahsedilmiş fakat \"davalı ... A.Ş nin bu yükümlülüğünü yerine getirmede kusursuzluğunu ispat edecek bir delil sunmamıştır.\" denilmek suretiyle bilirkişi raporu hazırlanmıştır. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.  “imzanın sahte olması” iddiası  senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.  Dosya içerisinde bilirkişi raporu incelendiğinde, Bilirkişi raporunda,  inceleme konusu ve mukayese imzaların binoküler stereomikroskop, lup ,uv, ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren imza örneklerinin incelendiği, incelenen evraklar arasında Kartal Noterliği'nin 10/11/2016 tarihli imza sirküleri aslı, 29/11/2017 vekaletname aslı, ... Bankası A.Ş,- Üsküdar Şubesi Müdürlüğüne hitaplı 18.10.2017 tarihli Dilekçe aslı, ...Bankası A.Ş tarafından düzenlenmiş, 13.10.2004 tarihli Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi aslı, Kartat ...Noterliği tarafından düzenlenmiş, ... Yevmiye nolu, 22.11.2013 tarihli Düzenleme Şeklinde Vekaletname aslı, Kadıköy ...Noterliği tarafından düzenlenmiş, ... Yevmiye nolu, 23.11.2007 tarihli Düzenleme Seklinde Vekaletname aslı dilekçe asılları bulunduğu, Yargıtay'ın teknik olarak belirttiği hususlarda inceleme yapıldığı, buna göre yeniden rapor alınması gerektirir bir delilin bulunmadığı, imzanın davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, buna göre yeniden incelenmesine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu çekte davacıya atfen atılı imzanın sahte olduğu, sahtelik iddiasının mutlak defilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, dolayısıyla davalının iyiniyetli son hamil olduğu yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği, Davacının aynı mahiyetteki başka çekleri ödemesi davacının iş bu davaya konu çeklerdeki imzaya itiraz etmesine engel olmadığı bu hususta teamül oluştuğuna ilişkin savunmanın dinlenilmesinin mümkün olmadığı, imzaların bağımsızlığı ilkesinin keşideci tarafından çekteki diğer cirantaların imzalarına itiraz edemeyeceğine ilişkin olup, davacının iş bu dava dosyasında kendi imzasına itiraz ettiği anlaşılmakla  davalının bu yöndeki tüm istinaf isteminin reddinin gerektiği  bu kapsamda, davacının dava konusu çekten dolayı sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır.Dava,  imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim  imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu çek nedeniyle takip yapıldığı, ancak çekte ciranta  olan davacı şirket yetkilisi adına atılmış olan  imzanın davacı şirketin  yetkilisinin  eli ürünü olmadığının tespit edildiği, ayrıca dava konusu çekin davacının delil niteliği bulunan ticari kayıtlarında yer almadığı, davacı ile kendisinden sonraki cirantalarla ticari ilişkisinin bulunmadığı,  bu durumda  davacı adına yapılan cironun sahte olduğu,  davalı faktoring şirketi her ne kadar çeki usûlüne uygun tevsik edici belge ile aldığını, kanundan kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirdiğini ileri sürmüş ise de, imzada sahtecilik mutlak def'ilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, çek hamillerinin iyiniyetli olup olmamaları hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden  davalı savunmasının yerinde olmadığı, açıklanan nedenlerle dava ve takip konusu çekteki imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle davacının çekten kaynaklı olarak davalıya borçlu bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece eldeki menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinde yine  davalının  çeki ciro yolu ile iktisap ettiği, yüzyüzelik  ilkesi gereği keşidecinin imzasının sahte olduğunu bilecek durumda olmadığı bu nedenle haksız ve kötü niyetle takip yaptığı ispatlanamadığından davalı açısından koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin  reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Vekalet ücretine yönelik davalı istinaf incelemesi yönünden ise, HMK madde 326'ya göre  kural olarak yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilecek olup, HMK md. 323'de yargılama giderleri sayıldığı, vekille takip edilen davalarda kanun gereği takdir edilecek vekalet ücreti de bu kapsamda sayıldığını, A.A.Ü.T gereğince vekalet ücretini hesapladığını, bu nedenle  bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar verilmesin gerektiği anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2021 tarih ve 2018/689 E., 2021/932 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.123,25 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.280,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.842,43‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4226d0f00f208df7","SID":"c8a2eed7667333e4"}}