{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/1366 <br>KARAR NO\t: 2024/1517<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t        K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/263 E.  -  2021/395 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2021 tarih ve 2019/263 E. - 2021/395 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” markasının 2002 yılından bu yana faaliyette olduğunu, gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında yüzlerce mağazasıyla aktif ve tanınmış bir marka olduğunu, davalı yanın “...” ibareli başvurusuna karşı müvekkili adına yapılan itirazın haksız olarak reddedildiğini, markaların kapsamlarının birebir aynı bulunduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıfta markasını tescil ettirmesinin haksız rekabet yaratmak ve müvekkilinin markasından yarar elde etme amacı taşıdığını, müvekkilinin “...” esas ibareli markasının ürünlerini gören, bilen tüketicinin “...” markası ile sunulan malları da müvekkilinin markaları ile ilintilendirebileceğini, davalının markasının müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzediğini ve iltibas oluşturduğu, karşılaştırılan markalarda kullanılan renklerin de aynı olduğunu, “...” ve “...” ibarelerinin yerlerinin değiştirilmiş olmasının davalı markasına ayırt edicilik katmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline, davalı adına tescil başvurusu yapılmış olan 2018/14907 başvuru numaralı markanın yarattığı haksız rekabetin tespiti ile iş bu markanın tescil edilmesi halinde iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, davalı yanın “...” ibareli başvuru markası ile davacının iltibas tehlikesi bulunduğunu ileri sürdüğü \"...\" ibareli itiraz markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun asli ve marka algılaması yaratan baskın unsurunun ‘’...’’ ibaresi olduğunu, söz konusu ibarenin ‘’...-...’’ yardımcı unsurlarının eklenmesiyle birlikte bir bütün olarak bambaşka algılanan bir marka halini aldığını, davacı yanın kötüniyet iddiasını ise somut bilgi, belge ve delil ile ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların markalarının kapsamlarının benzer olduğu, taraf markaları incelendiğinde, davacının markasının “...”, davalının markasının ise “...” ibaresinden oluştuğu, davalı markasındaki ... ibaresi ile markaların anlamsal bütünlüklerinin ve davacı markalarının görsel kompozisyonlarının yeterli ayırt ediciliği sağladığı, her iki markada da yer alan ... ve ... ibarelerinin, “ortak unsur” olmasının markalar arasında bağlantı kurulacağını kabule yeterli olmadığı, bu ibarelerin 43. Sınıftaki hizmetler bakımından çok sayıda firma tarafından farklı sözcük ve unsurlar eklenerek sıklıkla kullanılan sözcükler olduğu, 2018/14907 sayılı “...” ibareli davalı markası ile “...” ibareli davacı markaları arasında başvurunun kapsadığı 43. Sınıftaki hizmetler bakımından SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik veya iltibas tehlikesinin olmadığı, davacının 43. Sınıftaki çekişme konusu hizmetlerde, söz konusu markayı davalıdan önce tescilsiz marka olarak kullandığını ya da ibare üzerinde üstün hakkı olduğunu gösterir herhangi bir delil bulunmadığı, dosya kapsamında markanın, Birliğe üye bir ülkede maruf hale geldiğini, yani Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında tanınmış marka olduğunu ispata yeterli ve elverişli delil olmadığı, ... markasının Paris Sözleşmesi bağlamında tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, davacının ticaret unvanının ... ... A.Ş. şeklinde olup, unvanın ayırt edici kısmının ... ibaresi olduğu, davalının marka başvurusunun ise ... şeklinde olup, davacının ticaret unvanı ile dava konusu marka farklı bütünsel açıdan ibarelerden oluştuğu, davacının ticaret unvanından kaynaklı üstün bir hakkının bulunmadığı, SMK 6/4,5 fıkralarının ancak markalar arasında fonetik, görsel, anlamsal benzerlik bulunması halinde uygulanabileceği, davalı markası ile itiraza mesnet davacı markaları fonetik, görsel, anlamsal bakımdan benzer bulunmadığına göre SMK 6/4,5 maddelerinin iş bu dava açısından uygulama alanı bulamayacağı, kötüniyet hususunda ispat yükü üzerinde bulunan davacı yanca davalının kötüniyetli davrandığına dair dosyaya yeterli delil ibraz edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kararda, müvekkiline ait olmayan \"...\" isimli bir marka üzerinden değerlendirme yapıldığını, kararın kaldırılması gerektiğini, davalının “...” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikte olup, iltibas oluşturduğunu, markaların esas unsurlarının ayırt edilemeyecek derecede aynı olduğunu, anlamsal (kavramsal), terimsel (sözlük anlamı), biçimsel ve görünüş, işitsel ve sessel (fonetik), bütünsel, ve ilk bakışta tüketicide çağrışımsal olarak uyandırdığı etki bakımından tamamen aynı bulunduğunu, özellikle aynı ürünlerin bu derece benzer markalar altında satılması karşısında tüketicinin karıştırmama ihtimalinin olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosyada kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacıya ait \"...\" esas ibareli markaların, davalının “...” ibareli marka başvurusu yönünden SMK'nın 6/1,6/3, 6/4-5, 6/6 ve 6/9. maddeleri çerçevesinde tescil engeli olup olmadığı ve sonucuna göre YİDK kararının hukuka uygun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet olan “...” esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira bu mal ve hizmetin tüketicisinin iki marka arasında bir bağlantı olduğunu düşüneceği, davacıya ait ... işletmelerinin 2002 yılından beri faal olduğunu ve Türkiye'de birçok işletmede \"İşletme adı\" olarak kullanılması nedeniyle tanınmışlık unsurunun gerçekleştiği, dolayısıyla \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin kullanım ile sağlanmış olduğu,  her iki markanın hedef kitlesinin herhangi bir yaş, sosyal ve ekonomik statü gibi parametrelerle sınırlı olmayan tüketicilerden oluştuğu dikkate alındığında iltibasın dahada artacağı,  davalıya ait markanın davacının markasındaki iki kelimenin yerinin değiştirilmesi suretiyle oluşturulduğu, markada bulunan \"...\" ibaresinin salon anlamına gelmesi nedeni ile yeterli farklılığı sağlamadığı, dolayısıyla davacının tanınmış markası ile işitsel, görsel, anlam ve genel izlenim itibariyle benzer olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma  süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmıştır.<br>\tAyrıca, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin \"... - ...\" ibarelerine yönelik verdiği 2016/11977 Esas, 2018/3636 Karar ve 16/05/2018 Tarihli; \"... ... - ...\" ibarelerine yönelik verdiği 2014/17639 Esas, 2015/3081 Karar ve 06/03/2015 Tarihli; \"... ... - ...\" ibarelerine yönelik verdiği 2014/16146 Esas, 2015/1696 Karar ve 11/02/2015 Tarihli ilamlarının da bu yönde olduğu görülmüştür. <br>\tAncak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davacının itirazına mesnet markaları ile davalının başvurusunun kapsamında bulunan 43. sınıftaki hizmetlerin aynı olduğu, zira karşılaştırılan malların dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu kanaatine varılmıştır. <br>\tAynı şekilde davacının ticaret unvanının ... ... A.Ş. şeklinde olup, unvanın ayırt edici kısmının \"...\" ibaresi olduğu, davalının marka başvurusunun ise \"...\" şeklinde olup, davacının ticaret unvanı ile dava konusu marka arasında benzerlik olduğu, davacının ticaret unvanından kaynaklı olarak da üstün bir hakkının bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\tSMK'nın 6/5. maddesi uyarınca, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden, davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markasının tanınmış marka olduğu, davalının başvuru konusu yaptığı markasının, davacının tanınmış markalarından haksız yararlanmaya neden olabileceği, davacının markasının itibarının zarar görebileceği veya davacının markasının ayırt edici karakterinin zedelenebileceği yönünde kanaat oluşmuş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin \"... - ...\" ibarelerine yönelik verdiği 2016/11977 Esas, 2018/3636 Karar ve 16/05/2018 Tarihli kararının da bu yönde bulunduğu görülmüş, bu nedenle somut uyuşmazlık açısından SMK'nın 6/5. maddesinin şartlarının bulunduğu anlaşılmıştır.<br>\tAncak, dosya kapsamında davacı tarafça “...” ibareli marka üzerinde gerçek hak sahipliği iddiasında  bulunulmuş ise de, bu markayı davacının davalıdan önce tescilsiz olarak kullandığını gösterir delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmış, davacının bu yöne ilişkin iddiası yerinde bulunmadığı gibi, dosya kapsamında davalının başvurusunun kötüniyetle yapıldığını gösteren bir delil de bulunmaması karşısında bu yöne ilişkin iddia da doğru bulunmamıştır. <br>\tTüm dosya kapsamına göre yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine dair hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.<br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2021 tarih ve 2019/263 E. - 2021/395 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-DAVANIN KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2019-M-3862 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>\t3-Dava konusu 2018/14907 sayılı, \"...\" ibareli marka davalı adına tescil edildiğinden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden terkin edilmesine, <br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 383,2‬0.TL'nin davalı şahıstan ve davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100‬,00.TL bilirkişi ücreti, 221,5‬0.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 136,70.TL tebligat ve posta giderleri, 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı toplamından oluşan 2.678,9‬0-TL yargılama giderine, 44,40.TL peşin harç, 44,40.TL başvurma harcı,  tutarı eklenerek oluşan toplam 2.767,7‬0-TL'nin davalı şahıstan ve davalı ... tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı şahıs ve davalı ... tarafından herhangi bir yargılama giderleri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/10/2024<br>\t\t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0378e56cd191682e","SID":"040a5877be569f4a"}}