{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R <br>ESAS NO:2024/1249 <br>KARAR NO:2024/1840<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:08/02/2024<br>NUMARASI:2022/498 Esas - 2024/95 Karar<br>DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  sürücü ...’in yönetimindeki ... plakalı araçla virajlı kesimde karşı yönden gelen araçlara ait şeride geçerek ... plakalı araca çarpması şeklinde kaza meydana geldiğini, olayda davacı ...’ın oğlu olan ...’in öldüğünü, olaya karışan ... plaka sayılı aracın olay tarihinde  davalı ... sigorta nezdinde ZMSS olması nedeniyle destekten yoksun kalan müvekkilleri için sigortaya başvuru yapıldığı halde sonuç alınamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdili...,..., ..., ... için ayrı ayrı 250,00 TL olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı alacak için başka mahkemelerde de dava açılmış olduğundan derdestlik itirazları olduğunu, kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, müteveffanın geliri ve çalışma izninin resmi belgelerle kanıtlanması gerektiğini, kusur ile zarar arasında illiyet bağının ispat edilmesi gerektiğini, vefat eden şahısların ülkeye kaçak yollarla girmiş olmaları sebebiyle yasal olarak çalışma iznine sahip olmadıklarını,  davacı tarafından, sigortalının kusuru ve kusur ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğunun usulen ispat edilmesi gerektiğini, müteveffanın çalışma izinlerinin dosyaya kazandırılmasının ardından, davacı yakınının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini beyan ederek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davacı küçük ... , ... ve ...'in açtığı destek zararına ilişkin davalarının ispatlanamaması sebebiyle reddine, davacı...'ın destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davasının kabulü ile 121.822,08 TL'nin 17/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile bilrikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  eksik başvuru nedeniyle başvuru şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu,  vefat eden şahısların ülkemize kaçak yollarla girmiş olmaları sebebiyle yasal olarak çalışma iznine sahip olmadıklarını, bu nedenle hukuken maddi anlamda bir kazanç sağlamalarının mümkün olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmasının olanaksız olduğunu, kazanın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğunu, zarar ile sigorta şirketinin sorumluluğu arasındaki illiyet bağının kesildiğini, destek şahsın kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışında olduğunu,  kazada 10 kişinin vefat ettiğini, her bir müteveffanın mirasçıları tarafından ayrı ayrı davalar açıldığını, kaza tarihinde geçerli olan Zorunlu Trafik Sigortası kişi başı vefat teminat limiti 330.000,00 TL olduğunu, kaza başına şirketinin teminat limitinin 1.650.000,00 TL olup diğer davalarda hükmedilen tazminatın toplamının 1.510,238,61 TL olduğunu, hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, ceza davasının beklenmesi gerektiğini, davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı istenebilmesi için müteveffanın davacılara desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, davacıların zararın tespiti için elde edilen kazanımların belirlenmesi ve bu kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini, bu hususa dikkat edilmeksizin hazırlanan bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, rapor  ve kök raporun teknik açıdan son derece eksik ve hatalı olup Hazine Müsteşarlığı'na kayıtlı bir aktüer tarafından hesaplama yapılması gerekirken hatalı bilirkişi raporu hükme esas alındığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 17/05/2022 tarih, 2020/863 Esas ve 2022/962 Karar sayılı kararı ile \" ...Somut olayda vefat eden destek ve davacılar Suriye vatandaşı olup 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olmalarına rağmen Mahkemece dava şartı olan teminat hususu resen araştırılmadan  işin esasına girilerek eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.O halde Mahkemece yapılması gereken davacıların teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmek, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.Daire kararının kapsam ve şekline göre; davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir....\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 21/01/2020 tarih, 2018/92 Esas ve  2020/37 Karar sayılı kararına karşı davalı tarafından verilen istinaf dilekçesinde ceza mahkemesinin bekletici mesele yapılması, eksik belge ile başvuru, davacıların müteveffanın desteği olduğunun ispatlanması, aktüerya hesabının hazine müsteşarlığına kayıtlı bir aktüer tarafından alınmasına ilişkin istinaf talepleri  bulunmadığından  karşı taraf lehine bu hususlarda usuli kazanılmış hak oluşmuştur.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda yapılan araştırmada Irak Cumhuriyeti vatandaşı oldukları anlaşılan davacılar yönünden Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılmış, müzekkereye verilen yanıtta, Dışişleri Bakanlığı'nın 13/05/2008 tarihli yazısı ilgi gösterilmek suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti ile Irak Cumhuriyeti arasında 1989 yılında imzalanan Hukuki ve Adli İş Birliği Anlaşmasına atıfta bulunarak akit ülke vatandaşlarının diğer taraf ülkesinde bu devletin vatandaşlarının tabi olduğu şartlarla hak ve menfaatlerinin müdafaası için mahkemelere serbestçe müracaat hakkına sahip olduklarını ve hukuki korumadan yararlanacakları belirtilmiş ve takdirin mahkemeye ait olduğunun belirtildiği görülmüştür.Somut uyuşmazlıkta, davacı anne ....  dava konusu trafik kazası nedeni ile vefat eden çocuğunun desteğinden mahrum kaldığından,  desteğin  ülkeye kaçak yollardan girmiş küçük göçmen olması, çalışma izninin bulunmaması halleri destekten yoksun kalma tazminatı istenmesine ve yapılan hesaplama ile tazminata hükmolunmasına engel teşkil etmediğinden bu yöndeki istinafların reddi gerekmiştir.Kaza tespit tutanağında koruyucu tertibatlar kısmı belirsiz olarak işaretlenmiş olduğundan desteğin araç içinde yolcu olduğu da dikkate alındığında emniyet kemerinin bulunmadığı ispatlanamamış olduğundan müterafik kusura ilişkin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.Davacı anne ...’ın aynı kazada vefat eden eşi ...un kaldığı için kendi ve davacı çocukları adına İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesine (2018/92 Esas 2012/579 karar) dava açtığı kabul edildiği davalının istinaf dilekçesinde açıklandığından ve kararın da ibraz edilmesi ile anlaşılmakla , eldeki davanın desteği olarak davacı anne dışında başka destek bulunmadığı, hesaplamada desteğin yaşasaydı evleneceği ve çocuklarının olacağının da göz önüne alınarak hesap yapıldığı, netice itibari ile de davacı anneye isabet eden miktarın davalının istinaf dilekçesinde belirttiği gibi aynı kazada vefat edenler için açılan davalar sonucu yapılan tüm ödemelerden sonra kalan bakiye teminat limiti içinde kaldığı anlaşıldığından bu yöndeki istinafın da reddi gerekmiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 8.321,67 TL harçtan peşin alınan 2.080,41‬ TL harcın mahsubu ile bakiye  6.241,26‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"727e18eabdd0b376","SID":"2401eb3596f717d4"}}