{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1706 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1576<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/04/2017 (Asıl Dava) - 26/06/2024 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2023/288 Esas - 2024/507 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>BİRLEŞEN İZMİR 6.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2017/256 E.SAYILI DOSYASI:<br>TARİHİ\t\t: 30/05/2016 (Birleşen Dava) - 26/06/2024 (Karar) <br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat <br>\t\t (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)\t<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31/10/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/288 Esas- 2024/507 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; 13/05/2016 tarihinde müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halindeyken, davalı ...'ün müvekkilinin önüne (ters istikamette/şeridine) girmesi sonucunda müvekkilinin motosiklet hakimiyetini kaybederek devrilmesine sebebiyet verdiğini, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağı ve kazanın oluş şekline göre ...'ün asli ve tam kusurlu olduğu ve müvekkilinin ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini, yine ...'ün 13/05/2016 tarihli ifadesinde kusurlu olduğunun açıkça ikrar edildiğini, davalı sigorta şirketine yazılı olarak başvuruda bulunulduğunu, davalı yan tarafından olumlu veya olumsuz herhangi bir cevap verilmediğini, müvekkili ...'ın beden gücü kaybının mahkeme tarafından tespitini talep ettiklerini, halen dahi tedavisinin devam ettiğini, kazadan sonra bakıma muhtaç olan müvekkilinin zaman zaman ailesinin yardımlarına ihtiyaç duyduğunu, dava konusu kaza meydana geldikten sonra çalışamadığı gibi bir de gelir kaybının meydana geldiğini, müvekkilinin bir daha işini yapamayacak olması ihtimaliyle de karşı karşıya olduğunu, özellikle hassas yapısı dikkate alındığında kaza tarihinden sonra ruhsal çöküntüyü en ağır şekilde yaşayan müvekkilinin sosyal hayatının yok olma safhasında olduğunu, ... adına kayıtlı olan ve kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarihinde trafik (ZMSS) poliçesi ile davalının sorumluluğunda bulunduğunu, 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi gereğince toplanacak deliller ve bilirkişi raporuna göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL beden gücü ve efor kaybı, 250,00-TL bakıcı ve bakım gideri, 250,00-TL tedaviye bağlı (medikal aletler, ilaç, yol ve diğer tüm giderler) giderlerden oluşan maddi tazminat tutarının (sigorta limiti aşılmamak üzere) 17/03/2017 tarihinden (temerrüt tarihi) itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat istemini asıl davada 45.171,46-TL'ye ve birleşen davada 52.141,32-TL'ye  çıkardığı anlaşılmıştır.<br>Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 13/05/2016 tarihinde müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla seyir halindeyken davalı ...'ün ... plaka sayılı aracıyla müvekkilinin önüne çıkması sonucunda müvekkilinin aracıyla (motorsiklet) hakimiyetini kaybederek sağ yan kısımları üzerine devrilmesi neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında görüleceği üzere; davalı ...'ün asli ve tam kusurlu olduğu, müvekkilinin ise kusursuz olduğunun tespit edilmiş olduğunu, müvekkili tarafından olayın etkisi ve şokuyla şikayetçi olunmamış ise de, anılı ifadede müvekkilinin şikayet hakkının saklı tutulduğunu, dosyanın Savcılığa intikal etmesi halinde şikayet hakkının kullanılacağını, müvekkili ...'ın beden gücü kaybına ilişkin kati raporunun aldırılarak beden gücü kaybının mahkeme tarafından tespitinin talep olunduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle ağır şekilde yaralanarak hayati tehlike atlattığını, sol bacağının ağır şekilde yaralandığını, vücudunda kırıklar ve yaralanmaların meydana geldiğini, ameliyat geçirmek zorunda kaldığı gibi sol bacağına çivili platinlerin takıldığını, yürüyemediği gibi halen dahi tedavisinin devam ettiğini, kazadan sonra bakıma muhtaç olan müvekkilinin başkalarının yardımına ihtiyaç duyarak hayatını idame ettirmek zorunda kaldığını, kaza tarihinde henüz 30 yaşında olan bir eş ve baba olduğunu, tornacı olan müvekkilinin 2 gün de ek iş yapmak suretiyle kazanç sağladığını, müvekkilinin sosyal hayatının da yok olma safhasında olduğunu, tedavisi devam ettiği gibi ulaşımının ya ambulansla ya da taksi ile sağlandığını, ulaşım bedelleri ile sair harcamaların da davalılardan tahsilinin gerektiğini, hastaneye her gidiş gelişinde kendisinin ve ailesinin yeme-içme, ulaşım masrafları vb ailesi tarafından karşılandığını, faturaların hepsi saklanmamış ise de Yargıtay içtihatları uyarınca tüm bu giderlerin de tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğinin açık olduğunu, kaza nedeniyle fizik tedavi görmesi kaçınılmaz olan müvekkilinin ileride muhtemel fizik tedavi giderlerinin de işbu davada hesaplanarak hüküm altına alınmasını, ameliyat geçirmesi muhtemel olan müvekkilinin yapılan ve ilerde muhtemel ilerde yapılacak tedavi nedeniyle fazlaya ilişkin haklarının da saklı tutulduğunu, müvekkili ...'ın kaza sebebiyle tüm hayatının alt üst olduğu gibi yaşama sevincinin de yok olma safhasına geldiğini, yine davalının kusuru ve müvekkiline bir kere geçmiş olsun dilemeye dahi gelmemiş olması da gözetilerek müvekkili için ayrıca her zaman ve her koşulda yanında olan aynı acı, elem ve sıkıntıyı çeken davacı eş adına manevi tazminat istenildiğini, 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre yapılacak tazminat hesaplama sonuçları üzerinden dava değerini arttırmak ve harcı tamamlamak üzere, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL beden gücü ve efor kaybı, 250,00-TL bakıcı ve bakım gideri, 250,00-TL tedaviye bağlı (medikal aletler, ilaç, yol ve diğer tüm giderler) giderlerden oluşan maddi tazminat tutarının işleten/sürücü yönünden olay tarihinden (13/05/2016) avans faiziyle birlikte zincirleme sorumluluk kurallarına göre tahsiline, davacı ... için şimdilik 40.000,00-TL, davacı eş ... için şimdilik 20.000,00-TL manevi tazminatın işleten sürücü yönünden olay (13/05/2016) tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 06/05/2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere trafik sigorta poliçesi ile sigortalandığını, araçların kusur durumlarının tespit edilmesi gerektiğini, sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediklerini, ancak her halükarda davacının müterafik kusurunun dikkate alınmasını talep ettiklerini, davacının motorsiklet kullanıcılarının giymesi zorunlu olan kask, eldiven ve dizlik gibi koruyucu ekipman da olmaksızın motorsiklet kullanarak zararın oluşumu ve artmasında ağır kusurlu olduğunu, diğer yandan davacının ehliyetinin olup olmadığı hususunun da mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, ceza soruşturma dosyasındaki tüm delillerin temininin gerektiğini, kazada kusur durumlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesini talep ettiklerini, davacı yanın maluliyet iddialarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesine sevk edilerek yalnızca kaza ile illiyet bağı bulunan maluliyet durumu hakkında rapor alınmasını, davacının Sosyal Güvenlik Kuruluşlarından herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti, davacı bakıcı gideri talebinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişse de bu yöndeki talebinin reddini talep ettiklerini, davacının tedavi giderine ilişkin taleplerini Sosyal Güvenlik Kurumuna yöneltmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tedavi giderlerinden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, tedavi giderleri SGK'nın sorumluluğunda olduğundan trafik poliçesinin teminat dışında kaldığını, trafik sigortasının yalnızca kişinin uğradığı bedensel zararı karşıladığını, bunun haricindeki dolaylı zararların tedavi giderleri ve bilimum munzam zararın müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacının gelir durumunun SGK kayıtları, vergi levhası gibi somut delillerle kanıtlanması gerektiğini, aktüer hesabı yapılırken  denetime elverişli biçimde hesaplanmasını, Poliçe Genel Şartları B2 maddesi gereği sigorta şirketinin temerrüdünün ödemeye esas tüm belgelerin gönderilmesi üzerinden 8 iş günü geçmekle gerçekleşeceğini, olayın haksız fiil iddiasına dayalı tazminat talebi olduğunu, sigortalı aracın ticari olmaması karşısında ticari faiz taleplerinin de reddine karar verilmesini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı sürücü ...'ın müvekkilinin idaresindeki aracın önüne çıkması sonucunda en ufak bir çarpışma dahi olmamasına karşın, hızını ayarlayamaması ve panik yapması nedeniyle hakimiyetini kaybederek devrildiğini, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesine bizzat kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, trafik kazası tespit tutanağındaki kusur oranına itiraz ettiklerini, müvekkilinin üzerine düşen tüm kurallara riayet ederken davacı motorsiklet sürücüsünün dikkatsiz ve tedbirsiz olarak kavşağa yüksek hızla girdiğini ve müvekkilini görünce panik yaparak yavaşlayamadığını, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak bir hak talep edemeyeceğini, davacının iddia ettiği gibi büyük oranda bir efor ve beden kaybına uğrayıp uğramadığının veya malul olup olmadığının dahi tam olarak belli olmadığını, sakatlığının bulunmadığı kanaatinde olduklarını, Adli Tıp Kurumu'na sevkinin sağlanarak bilirkişi raporu alınması gerektiğini, trafik kazasına bağlı olarak ortaya çıkan bakıcı ve bakım giderleri ile medikal aletler, ilaç, yol, konaklama ve sair tedaviye bağlı tüm masraf ve giderlerin SGK tarafından karşılanacağını, bu nedenle davacı ...'a herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, miktarının ne olduğunun SGK'dan sorulması gerektiğini, bir ödeme yapılmamış olsa dahi Yasa gereği zaten anılan masraf ve giderlerden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, olayın meydana geliş şekline bakıldığında davacının manevi tazminat talebinde bulunmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, yine kaza ile hiçbir ilgisi bulunmayan diğer davacının manevi tazminat talep etmesinin de yerinde olmadığını, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığını, her iki tazminat bakımından istenilen faiz oranının hukuka aykırı olduğunu, tarafların tacir olmadığı gibi uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili dahi olmadığını, uygulanacak faiz oranının yasal faiz olması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Mahkemece daha önceden \"asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın kısmen kabulü\" ne dair verilen karara yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizin 29.03.2023 tarihli, 2020/2422 E.- 2023/522 K.sayılı kararı ile, \"....1-İlk başta İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/726 E. sayılı dosyasında, 30.05.2016 tarihinde davacılar ... ve ... tarafından, sigorta şirketi ve sürücü ...'e karşı açılan davada, davalı sürücü yönünden tefrik kararı ve sigorta şirketi yönünden ise başvuru koşulu yerine getirilmediği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddi kararı verildiği, istinafa konu edilmeksizin kararın kesinleştiği, sürücü yönünden tefrik edilen dosyanın 2017/249 E. sayılı dosyaya kaydedildikten sonra Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiği, sigorta şirketine başvuru şartının tamamlanarak (06.03.2017'de) yeniden dava açıldığı ve işbu davadaki asıl dava olarak 2017/474 E. numarasını aldığı, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/256 E. sayılı dosyasına kaydedilen sürücü ... hakkındaki maddi ve manevi tazminat davasının ise 05.06.2017 tarihli karar ile eldeki asıl dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.  2-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ışığında davalılar vekillerinin kusura yönelik istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...'in asli ve tam kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece keşfen alınan trafik bilirkişi raporunda davalı sürücünün asli, davacının tali kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, tüm tarafların itirazı üzerine İTÜ Fen Heyetinden alınan kusur raporunda da, davacının %25, davalı ...'in %75 kusurlu olduğu belirtilmiş olup, bu rapor içeriğinde tarafların sürüş kurallarına aykırı eylemlerinin açıklayıcı ve denetime elverişli şekilde belirlendiği, davalı sürücü ...'in kavşağa kontrolsüz şekilde girerek, karşı yönden gelen davacı aracının şeridine girmek suretiyle davacıyı korkutacak ve şaşırtacak şekilde tehlikeli araç kullandığı, kaldı ki bizzat kollukta verdiği kendi ifadesinde ters yönden kavşağa girdiğini beyan etmiş olup, bu beyanın da trafik kurallarına uygun olmayan şekilde kontrolsüzce kavşağa girdiğini desteklediği belirtilip açıklanmış olmakla, her iki davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazlarının ayrı ayrı reddi gerekmiştir.  3-Bununla birlikte, müterafik kusura yönelik her iki davalı vekilinin istinaf itirazları ise yerinde görülmüştür. Zira, davacı kaza anında motosiklet kullanmakta olup, sol dizinin kırılması suretiyle yaralandığı kazada, koruyucu ekipman olan dizlik kullanmadığı, bu nedenle meydana gelen zararın artmasında müterafik kusuru bulunduğu açıktır. Mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bu hususun -kaldı ki davalılarca ileri sürülmüş de olmasına rağmen- dikkate alınmaması ve bu hususta olumlu-olumsuz hiçbir değerlendirme yapılmaması eksik inceleme niteliğinde görülmüştür.  4-Maluliyete ilişkin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; somut uyuşmazlıkta kaza tarihi 13.05.2016 olup, bilindiği üzere 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası trafik kazalarında alınacak olan maluliyet raporlarında uygulanacak mevzuat; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliktir. Mahkemece önce Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp ABD'ndan rapor alındığı ve bu raporun Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlendiği, ardından itirazlar üzerine ATK 2. İhtisas Dairesinden ve ATK 2.Üst Kurulundan raporlar alındığı, bu raporlarda ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlendiği görülmekle, alınan raporlar hüküm kurmaya elverişli olmayıp, davalılar vekillerinin bu rapora ve bu rapor esas alınarak düzenlenen aktüer raporuna yönelik istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir.  5-Bu kapsamda davacının yaralanması bakımından bakıcı ihtiyacı olup olmadığı ve süresine ilişkin olarak doktor bilirkişiden rapor alınması gerektiği de açık olmakla, mahkemece bu konuda alınan raporu düzenleyen aktüer bilirkişinin doktor olmadığı, alınan maluliyet raporlarında da bu yönde bir tespit ve değerlendirme bulunmadığı anlaşıldığından, bu yönde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğuna ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmüştür.  6-Mahkemece yapılması gereken iş; davacının tedavi sürecinin tam olarak bitmesine müteakip, doğru yönetmelik hükümleri uyarınca maluliyet raporu alınması ve davacının tedavi ve iyileşme sürecinde olumsuz etkisi bulunup bulunmadığına, bakıcı ihtiyacı olup olmadığı ve varsa bunun süresine dair taraf itirazlarını da karşılayacak şekilde alınan maluliyet raporu sonucuna göre aktüer raporu düzenletilmesi, usuli müktesep haklara da dikkat edilmesinden ibarettir.  7-Dava konusu olan, SGK'nın sorumluluğu dışında kalan tedavi ve tedaviyle bağlantılı giderler yönünden de, tedavi ve bağlantılı ulaşım vs. giderleri bakımından belge sunulması zorunluluğu yok ise de, bu konuda uzman doktor bilirkişi raporu olmaksızın, uzmanlığı doktorluk dışındaki aktüer raporuna göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.  8-Aktüer bilirkişi raporunda, davalılar bakımından ayrı ayrı usullerle (sigorta şirketi için TRH 2010 ve 1,8 teknik faizle, sürücü davalı içinse PMF progresif rant formülü ile) maddi tazminat hesabı yapıldığı görülmekle, bu kabul de doğru olmamış, bu hususta istinafa gelen birleşen davalı ...'ün istinaf itirazının kabulü gerekmiştir. Bilindiği üzere, Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiş olup, buna göre esasen TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması; bilinmeyen/ işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta alınan aktüer raporunun iki farklı hesaplama yapmış olmakla birlikte, her ikisinin de yukarıda belirtilen (TRH 2010 tablosu ve progresif rant formülü) hesap şekline uygun olmadığı görülmekle birlikte, birleşen davalı ... aleyhine hükmedilecek olan tazminat hesaplamasının (davacının istinafa gelmediği de gözetilerek) davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak, yeniden alınacak aktüer raporuna göre hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.  9-Kabule göre, dava konusu kazaya ilişkin olarak ceza dosyası da olduğu anlaşılmakla ve taraflarca da uzlaşma vs. hususlar yönünden ceza dosyasının getirtilip incelenmesi talep edilmiş olmakla birlikte, mahkemece bu konuda inceleme yapılmamış ve gerekli evrakların denetime elverişli şekilde dosya arasına alınmamış olması da doğru olmamıştır.  10-SGK Başkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 23.1.2017 tarihli yazı cevabında, davacı ...' a herhangi bir ödeme yapılmadığının açıkça bildirilmiş olması karşısında, davalılar vekillerinin bu yöndeki itirazlarının kabulü ise mümkün görülmemiştir.  11-Davalı sigorta şirketi vekilinin, geçici işgöremezlik, bu dönemdeki bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarına, SGK'nın sorumlu olduğuna yönelik itirazı da yerinde görülmemiştir. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmış olup, KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibaret olup, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketlerinin kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik/tedavi giderlerinden sorumlulukları devam ettiğinden, sözkonusu itirazın reddi gerekmiştir (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/2511 E.- 2021/2452 K).   12-Yine, somut uyuşmazlıkta hatır taşımasının sözkonusu olmayıp, davacının kendi motosikletinde sürücü olmasına göre, davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöndeki itirazının da kabulü mümkün görülmemiştir.   13-Birleşen davalı ... vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf itirazlarının, karar kaldırma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; asıl dava davalısı sigorta şirketi vekili ve birleşen davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir...\" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda, \".....Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 13/05/2016 tarihinde birleşen dosya davalısı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı aracın, seyir halinde olan ve davacı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı aracın önüne aniden çıkması ve davacı tarafından kullanılan aracın duramayarak önündeki ... tarafından kullanılan araca çarpması şeklinde gerçekleşen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında, davalı ...' in %75 oranda, davacı ...'ın %25 oranda kusurlu oldukları, bu kaza neticesinde ...' ın kazadan kaynaklı olarak %3 oranında sürekli iş göremezliğe ve olaydan itibaren 6 hafta süre boyunca geçici iş göremezliğe uğradığı gibi, 1 ay süre ile bir başkasının bakımına da muhtaç olacağı, tedavi giderinden kaynaklı SGK tarafından karşılanmayan şekilde zarara uğradığı da göz önüne alındığında ve davacının davalı yan yönünden kusur oranına karşılık gelecek miktar kadar davalılardan talepte bulunabileceği anlaşılmakla,  davacı ...'ın 198.949,42 TL tutarda sürekli iş göremezlik, 7.092,80 TL tutarda geçici iş göremezlik, 1.235,25 TL tutarda bakıcı gideri ve 731,25 TL tutarda SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinden kaynaklı maddi tazminat talep hakkının bulunduğu, bahse konu kazada ...'ın motosiklet kullandığı, oluşan maluliyeti hükme esas alınan rapordan da anlaşılacağı üzere diz yaralanmasından kaynaklandığından bu anlamda istinaf ilamı göz önüne alındığında talep edilen miktarlardan % 20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması neticesi davacının talep edebileceği sonuç tutarı yönünden; 159.159,53 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.674,24 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 988,20 TL bakıcı gideri tazminatı ve 585,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gider tazminat hesaplaması yapılmış olmakla istinaf ilamı öncesi dosyaya kazandırılan değer artırım dilekçesi haricinde talebin miktar itibari ile artırıldığına yönelik bir husus ileri sürülmediği gibi bu anlamda mahkemeden bir talepte de bulunulmadığı ve dolayısıyla taleple bağlılık ilkesi göz önüne alındığında, asıl dosya davalısı .... Sigorta Şirketinden talep edilen 29.935,91 TL'lik sürekli iş göremezlik tazminatının ve birleşen dosya yönünden davalı ...'den talep edilen 36.905,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatlarının birbirleri ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla mahkemece yapılan hesaplama limitinin altında kaldığı, istinaf ilamı öncesinde daha fazla bir talepte bulunulmuş ise de müterafik kusur indirimi neticesi davacının 5.674,24 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 988,20 TL bakıcı gideri ve 585,00 TL tedavi gider alacak taleplerinin yerinde olduğu, bunun da yine asıl ve birleşen dosya yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile değerlendirmesi bakımından davacı ...'ın isteminin kısmen yerinde olduğu, talep konusu edilen tutarlara ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı göz önüne alındığında asıl ve birleşen dosyanın tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, istinafa başvuranın davalı yanlar olduğundan miktar itibari ile usulü kazanılmış hak göz önüne alınarak ve taleple bağlılık ilkesi gereği değerlendirme yapılarak asıl dava dosyası yönünden açılı davanın müterafik kusur  indirimi yapılarak kısmen kabulüne, birleşen davada talep edilen maddi tazminatın ise yine müterafik kusur indirimi yapılarak kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, ayrıca birleşen dosya yönünden talep edilen manevi tazminat yönünden ise yukarıda yapılan açıklamalar, dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;  dosyaya kazandırılan bilgi ve belgeler, davaya konu trafik kazası neticesinde davacının maluliyet oran ve süresi, olayın oluş şekli, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı gibi, manevi tatmin duygusu oluşturacak miktarda olması gerektiği, yine özel durumların da mahkemece res'en dikkate alınması gerektiği anlaşıldığından, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu dikkate alınarak yapılan değerlendirme neticesinde her ne kadar gerek davacı ... gerekse davacı ... tarafından daha fazla bir miktar tazminat talebinde bulunulmuş ise de talep edilen tutardan bir miktar indirim yapılması gerektiği gibi yine istinafa başvuranın, davalı yanlar olduğundan miktar itibari ile usulü kazanılmış hak göz önüne alınarak davacı ... lehine 10.000,00 TL, ... lehine ise 5.000,00 TL  manevi tazminat takdir edilerek manevi tazminatın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, asıl ve birleşen dosyaya ilişkin maddi tazminat yönünden kurulan hüküm müterafik kusur indirimi yapılarak kısmen kabul edildiğinden reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine yargılama gideri hükmedildiği gibi davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmediği, gerekçeli kararın yazımı sırasında kısa kararda hem asıl hemde birleşen dava yönünden 5.674,24 TL olarak hükmedilen meblağın sürekli iş göremezlik tazminatı olduğu belirtilmiş ise de dosya kapsamına kazandırılan aktüer raporları göz önüne alındığında bu tutarın geçici iş göremezlik tazminatı olduğu açık olduğundan meblağda hata olmamakla birlikte tazminatın niteliğinin sehven hatalı yazıldığı anlaşılmakla, infazda tereddüt oluşturmaması açısından ayrıca tashih hükümleri gereği düzeltilmesi için prosedür uygulanması gerekli görülmeyerek gerekçeli kararda bu yazım yanlışının düzeltildiği ve ayrıca yine kısa kararda birleşen dosya yönünden 1 nolu bentte davalılardan kelimesi yazılmış ise de birleşen dosyada tek davalı olduğundan bunun da sehven hatalı yazıldığı anlaşılmakla, az önce belirtilen açıklamalar kapsamında gerekçeli kararda söz konusu bölümün düzeltildiği, sonuç olarak; ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN; 13/05/2016 tarihinde meydana gelen dava konusu trafik kazasından kaynaklı açılı davanın KISMEN KABULÜ ile; taleple bağlılık ilkesi göz önüne alınarak ve müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle takdir edilen 29.935,91 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.674,24 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 988,20 TL bakıcı gideri ve 585,00 TL tedavi giderinden oluşan toplam 37.183,35 TL tazminatın davalı yanın temerrüt tarihi olarak takdir edilen 17/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, BİRLEŞEN 6. ASHM'nin 2017/256 E. SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; 13/05/2016 tarihinde meydana gelen dava konusu trafik kazasından kaynaklı açılı davanın KISMEN KABULÜ ile; taleple bağlılık ilkesi göz önüne alınarak ve müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle takdir edilen 36.905,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.674,24 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 988,20 TL bakıcı gideri ve 585,00 TL tedavi giderinden oluşan toplam 44.153,21 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve asıl dava yönünden hükmedilen tutar ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla DAVALIDAN  ALINARAK DAVACI ...'A VERİLMESİNE, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ...'A VERİLMESİNE, adı geçen davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ...'A VERİLMESİNE, adı geçen davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVACILAR VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Gerek Adli Tıp tarafından gerekse bilirkişi heyeti tarafından müvekkili lehine titizlikle bir inceleme yapılmadığını, müvekkilini hak kaybına uğratacak nitelikte (son derece düşük nitelikte) alelade rapor tanzimi yoluna gidildiğini, mahkeme tarafından da müvekkilinin bilirkişi raporlarına karşı itirazları reddedilmek suretiyle müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verildiği açık olup, müvekkilleri aleyhine olan tüm hususların kabulünün mümkün olmadığını, ilk mahkeme ilamına karşı davalıların istinaf dilekçelerinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında inceleme yapılması gerektiği yönünde herhangi bir itirazları dahi bulunmadığını, 22/11/2023 tarihli 3.raporda oranın %3, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay, bakıcı süresinin ise 1 ay olacağı şeklinde müvekkili aleyhine, oluşa, mevcut duruma aykırı, son derece düşük, hatalı ve müvekkilini hak kaybına uğratacak nitelikte rapor tanzimi yoluna gidilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, %4,2 ve/veya %3 gibi son derece düşük bir oranda olması mümkün bulunmadığı gibi Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'in de müvekkili aleyhine dikkate alınmasının hakkaniyete aykırı nitelikte olduğunu, hastaneye yatış, hastaneden çıkış, iş göremezlik belgesi olmak üzere iyileşme süresinin 7 ay 13 gün olduğunu, yine müvekkilinin tedavisinin yapıldığı Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen 18/01/2018 tarihli raporda da iyileşme süresinin en az 7 ay olduğu sabit iken, işbu belgelerin aksine Adli Tıp tarafından iş göremezlik süresinin 6 ay olduğu yönünde soyut görüş bildirilmesinin, işbu rapor uyarınca da tazminat hesabına gidilmesinin kabul edilemez nitelikte olup müvekkilleri aleyhine itibar edilmesinin mümkün bulunmadığını, 16/10/2018 tarihli duruşmada tanık ... tarafından dahi bir yıl boyunca hiç kalkmadan bu kazadan dolayı yattığının beyan edildiğini, 6 ay gibi kısa bir zaman diliminin dikkate alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunun ortada olduğunu, Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen raporda müvekkilinin iyileşme süresinin en az 7 ay olduğunu, en az bu süre içinde müvekkilinin %100 malul sayılacağı ve bakıcıya ihtiyaç duyacağı sabit iken, Adli Tıp tarafından bakıcı ihtiyacının 1 ay olabileceği, hekim bilirkişi tarafından da herhangi bir açıklamaya, gerekçeye dahi dayanılmaksızın Adli Tıp raporundan hareketle aynı kanaate varıldığına dair soyut ve alelade görüş bildiriminin kabul edilemez nitelikte olup, iç hastalıkları alanında hizmet vermiş bir doktor olan Dr. ...'in de bakıcı ihtiyacına (süreye) ve tedavi giderlerine ilişkin sağlıklı bir değerlendirmede bulunabilmesinin mümkün bulunmadığının tartışmasız olduğunu, işbu görüşlerin iş göremezlik belgeleri uyarınca dahi son derece çelişkili olduğunun açıkça ortada olduğunu, raporların ve yerel mahkeme ilamının müvekkilini hak kaybına uğratacak nitelikte olduğunun tartışmasız olduğunu, müvekkilinin kazancının, maluliyet oranının, bakıcı giderinin, tedavi giderlerinin, ulaşım giderlerinin, sürekli iş göremezlik tazminatının, geçici iş göremezlik tazminatının, sürelerin, oranların, davalının kusurunun raporlardaki sair hususların müvekkili aleyhine eksik ve hatalı hesaplandığını, dosya kapsamı uyarınca müterafik kusur indirimi yapılmasının şartları oluşmamasına, günün ekonomik koşullarına göre paranın satın alma gücünün de son derece azalmasına karşın, mahkeme tarafından müterafik kusur indirimi yapılmasının, yapılan indirimin de son derece fahiş oranda olmasının, müvekkilleri aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin, bir kısım masrafların müvekkilleri üzerinde bırakılmasının da haksız olup davalının kusurunun, kötü niyetlerinin hukuk düzeninde korunmaması gerektiğinin tartışmasız olduğunu, müvekkillerinin hayatını alt üst eden bir kazada meydana gelen yaralanma, çekilen acılar, olumsuzluklar, davalının kusuru, günün ekonomik koşullarına göre paranın satın alma gücü karşısında hükmedilen manevi tazminatların son derece düşük olup manevi huzuru sağlayacak nitelikte olmadığını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVADA DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verildiğinden kaldırılması gerektiğini, davalı ...'ün vekilinin hatalı yazılmış olup düzeltilmesi gerektiğini, zira davalı ...'ün vekilinin Av. ... olduğunu, ancak hatalı olarak Av. ... yazıldığını, ayrıca hükmün icrası açıkça anlaşılabilir olmadığından tahsilde tekerrür olmaması adına da kararın kaldırılması gerektiğini, hem asıl dava yönünden hem birleşen dava yönünden 2'şer defa sürekli iş göremezlik tazminatı adı altında ödeme yapılması gerektiğinin hüküm altına alındığını, birleşen dava yönünden her ne kadar tahsilde tekerrür olmamak kaydı ibaresi taşısa da sigorta şirketinin müştereken sorumluluk tutarını belirtmediği için 2 defa tahsilat olacağı şeklinde yoruma açık olup açıkça anlaşılabilir olmadığını, bu nedenle hükmün icrası açıkça anlaşılabilir olmadığından ve tahsilde tekerrür olabileceğinden bu yönden kararın kaldırılması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi ilamı gereği kusur incelemesi yapılmadan, eksiklik giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, motor sürücülerinin, kendilerini koruyucu tertibatları kullanarak trafiğe çıkmak zorunda olup karşı tarafın kask, dizlik, uygun kıyafet vb. koruyucu ekipman olmaksızın trafiğe çıktığını, hiçbir tedbir almadığını, zarar doğmasına ve artmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu hususun değerlendirilmesi için yeniden kusur raporu alınması talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece reddedildiğini,  tüm raporların birbirleri ile çelişkili olduğunu, çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Ege Üniversitesi raporunda maluliyet oranının: %10,3, Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 19/06/2019 tarihli raporda maluliyet oranının %4,2, Adli Tıp Üst Kurulundan alınan 24/12/2019 tarihli raporda maluliyet oranının %5, Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 24/12/2023 tarihli raporda maluliyet oranının %3 olduğunu, oranların birbirleri ile çelişkili olduğunu, karşı tarafın her alınan yeni raporda maluliyet oranının daha düşük çıktığını, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulmuş olup kararın eksik inceleme sonucu alındığını, karşı taraf tedaviye uymadığını ikrar ettiğinden bunun maluliyet oranına etkisi tespit edilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ilaç ve varis çorabı önerildiği ve yaklaşık 4 aydır çorap ve ilaç kullanılmadığının tespit edildiğini, görüldüğü üzere karşı tarafın önerilen tedaviye uymadığını kendisinin ikrar ettiğini, manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, zararın doğmasına ve artmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu halde manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın da somut olay için fahiş olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle karşı yan trafik sigortacısından maddi tazminat istemine ilişkin olup, birleşen dava ise; aynı kaza nedeniyle karşı yan sürücüsünden maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı asıl/birleşen davacılar vekili ve birleşen davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile tarafların istinaf itirazlarının  incelenmesinde; daha önceden mahkemece verilmiş olan karara karşı davacı tarafın istinafa gelmemiş olduğunun görüldüğü, davalı tarafların istinaf itirazları doğrultusunda yapılan ilk istinaf incelemesi neticesinde kusura dair mahkeme kabulünün netleştirildiği anlaşılmakla, bu hususta yeniden yöneltilen istinaf itirazlarının kabulünün mümkün görülmediği, mahkemece, davacının yaralanmasının niteliği de gözetilerek istinaf kararında belirtildiği şekilde davalı taraf yararına usuli müktesep hak oluşmuş olan müterafik kusur indiriminin usulünce uygulandığı görülmekle, bu yöndeki itirazların da reddi gerektiği, kaza tarihi gözetilerek bu defa doğru yönetmelik hükümleri uyarınca maluliyet raporu alındığı görülmekle, bu hususta maluliyet oranı daha az olarak belirlenen davacı tarafın istinaf itirazlarının ve yine maluliyet oranlarının tüm raporlarda çelişkili olduğu itirazında bulunan davalı ... vekilinin itirazlarının kabulünün de mümkün bulunmadığı, zira önceki maluliyet oranlarının hatalı yönetmelik hükümlerine göre belirlenmiş olduğu, aynı doğrultuda geçici işgöremezlik süresinin ve bakıcı ihtiyacının bu defa usulünce belirlendiğinin görüldüğü, mahkemece bu doğrultuda aktüer bilirkişi heyet raporu alındığı, tedavi ve bununla bağlantılı ulaşım vs. giderlerin doktor bilirkişinin de yer aldığı bu heyet tarafından usulünce belirlenmiş olduğu, raporda seçenekli olarak 2020 yılı (önceki hesaplama tarihi) ve güncel 2024 verilerine göre hesaplama yapılmış ve mahkemece 2024 yılı verileri üzerinden değerlendirme yapılıp, akabinde \"taleple bağlılık\" gereği denilerek yazılı miktarlar üzerinden hüküm tesis edilmiş ise de, esasen bu kabulün hatalı olduğu, zira, önceki karara yönelik olarak davacı tarafın istinafa gelmediği hususunun ve davalı taraf yararına oluşan usuli müktesep hakların mahkemece gözetilmesi gerektiği, buna göre hesaplamanın güncel verilere göre yapılamayacağının açık olduğu, yeni belirlenen maluliyet, tıbbi iyileşme ve bakıcı ihtiyacına, tedavi ve ulaşım giderlerine yönelik 2020 yılı verileri uyarınca yapılmış hesaplama ise doğru olup, buna göre davalı ... bakımından sürekli işgöremezlik tutarının esasen 30.102,35-TL olması gerekmekle birlikte, birleşen davalı ...'ün istinaf dilekçesi kapsamında bu yönde hiçbir itirazda bulunmamış olması nedeniyle, tüm bu belirtilen hususların kaldırma nedeni yapılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>2-Manevi tazminata dair bu defa her iki tarafça da istinafa gelindiği görülmekle, bu hususta yapılan değerlendirmede; davacılardan ... her ne kadar kendisi yaralanmamış olsa da eşinin maluliyeti ile uzun tedavi ve bakımı sürecinde çektiği manevi acı ve üzüntü nedeni ile kişilik haklarının zedelendiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle bu davacıya manevi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, miktarının somut olaya uygun olduğu, kazada yaralanıp malul kalan ve 6 ay işgöremez halde bulunan davacı ... için hükmedilen tutarın dosya kapsamına, kusur ve maluliyet durumlarına göre fazla olduğunun söylenemeyeceği de açık olup, bu nedenlerle davalı ...'in manevi tazminata dair itirazlarının reddi gerekmiştir. Davacılar vekilinin manevi tazminata dair itirazlarının ise, önceki kararda da aynı miktarlar itibariyle hüküm tesis edildiği halde, manevi tazminata dair de davacı tarafça istinafa gelinmemiş olduğu gözetildiğinde, bu hususta davalı taraf yararına oluşan müktesep hakkın korunması gerektiği açık olmakla, davacılar vekilinin bu yöndeki itirazlarının da reddine karar verilmiştir.<br>3-Bununla birlikte, mahkemenin gerekçeli kararında da fark ederek belirttiği üzere \"kısa kararda\", hem asıl dava hem de birleşen dava yönünden; \"5.674,24-TL geçici işgöremezlik tazminatı\" denilmesi gereken, 5.674,24-TL'lik tazminat bakımından da \"5.674,24-TL sürekli işgöremezlik tazminatı\" denilerek, asıl ve birleşen davalara ait her iki hükümde iki defa sürekli işgöremezlik tazminatına hükmedilip, kısa karar-gerekçe-hüküm çelişkisi yaratılmış olması doğru olmamıştır.<br>4-Yine, asıl davada hükmedilen tutar bakımından da, \"birleşen dava ile tahsilde tekerrür etmemek üzere\" denilerek hüküm tesisine dikkat edilmemiş olması ve kısa kararda birleşen dava yönünden toplam 44.153,21-TL'nin \"davalılardan\" tahsili denilerek infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilip, gerekçeli kararda ise kısa karar ile bu defa çelişki oluşturacak şekilde \"davalıdan\" denilmesi de doğru olmamıştır.<br>5-Ancak, tüm bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, anılan hususlarda gerekli düzeltmelerin yapılarak, HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir.  <br>6-Davalı ...'ün vekilinin adının karar başlığında düzeltilmesi ise yerel mahkemece yapılan bir maddi hataya dayalı olduğundan, Dairemizce yeniden tesis edilecek kararda bu hususa dikkat edilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; asıl ve birleşen davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>I-Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>II-Birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/288 Esas - 2024/507 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"A) ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;<br>1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; taleple bağlılık ilkesi göz önüne alınarak ve müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle takdir edilen 29.935,91 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.674,24 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 988,20 TL bakıcı gideri ve 585,00 TL tedavi giderinden oluşan TOPLAM 37.183,35 TL TAZMİNATIN davalı yanın temerrüt tarihi olan 17/03/2017' den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve birleşen dava yönünden hükmedilen tutar ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>2-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 2.539,99 TL karar ve ilam harcından evvelce alınan toplam 204,40 TL harcın mahsubu ile Hazineye irat kaydına, bakiye 2.335,59 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, söz konusu tutar ile ilgili 492 sayılı harçlar kanunu 28. madde uyarınca kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde tahsil harç müzekkeresi düzenlenmesine,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 235,80 TL (31,40 TL başvuru harcı, 31,40 TL peşin harç ve 173,00 TL ıslah harcından oluşan) harç ile gider avansından kullanılan 7.429,50 TL ile 221,80 TL keşif harcından oluşan 7.887,10 TL toplam yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>B) BİRLEŞEN 6. ASHM'nin 2017/256 E. SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;<br>1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; taleple bağlılık ilkesi göz önüne alınarak ve müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle takdir edilen 36.905,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.674,24 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 988,20 TL bakıcı gideri ve 585,00 TL tedavi giderinden oluşan TOPLAM 44.153,21 TL TAZMİNATIN olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve asıl dava yönünden hükmedilen tutar ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>2-10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, adı geçen davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,<br>3-5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... (...) ...'a verilmesine, adı geçen davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,<br>4-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 3.835,82 TL karar ve ilam harcından 359,22 TL harçtan mahsubu ile Hazineye irat kaydına, bakiye 3.476,60 TL karar ve ilam harcının davalıdan (esas davada hükmedilen 2.335,59 TL'si yönünden tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile) alınarak Hazineye irat kaydına, söz konusu tutar ile ilgili 492 sayılı harçlar kanunu 28. madde uyarınca kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde tahsil harç müzekkeresi düzenlenmesine,<br>5-Davacılar tarafından yatırılan 422,02 TL (31,40 TL başvuru harcı, 210,06 TL peşin harç ve 149,16 TL ıslah harcından oluşan) harç ile gider avansından kullanılan kısmın kabul ret oranına göre hesaplanan 4.345,51 TL'sinden oluşan toplam 4.767,53 TL yargılama giderinin davalıdan (esas davada hükmedilen 7.651,30 TL'si yönünden tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile) alınarak davacılara müştereken verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama gider talebinin reddine,<br>6-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin (asıl dava-birleşen dava bakımından bir tekerrür oluşturulmaksızın) yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>7-Davacı ... maddi tazminat yönünden kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan (esas davada hükmedilen 17.900,00 TL'si yönünden tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile) alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>8-Davacı ... manevi tazminat yönünden kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince kabul tutarı üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>9-Davacı ... (...) ... manevi tazminat yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince kabul tutarı üzerinden hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ... (...) ...'a verilmesine,<br>10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT 10/2.md gereğince ret tutarı üzerinden hesaplanan;<br>a-10.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine,<br>b-5.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ... (...) ...'tan alınarak davalıya verilmesine\",<br>        ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>III- Davalı ... vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,<br>IV-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a-Asıl ve birleşen davada davacılardan alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, <br>b-Birleşen davada davalı ... tarafından karşılanan 1.030,00 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,  <br>V-Asıl ve birleşen davada davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>VI-Birleşen davada davalı tarafından karşılanan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin istinaf yargılama giderinin asıl ve birleşen dava davacılarından alınarak birleşen dava davalısı ...'e verilmesine,<br>VII-Asıl dava bakımından davalı ... Sigorta Şirketi tarafından karşılanan 50,00 TL tebligat masrafının davacılardan tahsili ile bu davalıya verilmesine, <br>VIII-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>IX-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"abea9122928f3201","SID":"3a4a0107b9212542"}}