{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1515 <br>KARAR NO\t: 2024/1451<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/07/2014 (Dava) -  15/05/2024 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2023/905 Esas - 2024/391 Karar <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/10/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2024 tarihli 2023/905 Esas ve 2024/391 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının bunama, alzheimer ve demans hastası olup, ayırt etme gücü, temyiz kudreti yeteneği bulunmayan akıl hastalığı, akıl zayıflığı bulunan ve tam ehliyetsiz olduğunu, torunu ...'e vekaletname verdiğini, torunun davalı kooperatiften kredi aldığını, ipotek olarak da davacıya ait taşınmazı gösterdiğini beyan ederek Yargıtay kararlarından bahsetmiş ve davacının davalı kuruma 132.300,00 TL borcu olmadığının tespiti ile ipoteğin fekkine, davacı tarafından yapılan tüm işlemlerin geçersiz sayılmasına karar verilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Asm Sağlık Ocağı Aile Hekimi Dr. ... tarafından hazırlanan 10/02/2012 tarihli sağlık raporu ile davacının temyiz kudretine haiz olduğunun apaçık ortada olduğunu, davacının dava dilekçesinin ekinde sunduğu sağlık belgelerinin iddia edilen hastalıkların olduğunun ıspatı olmadığını, Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifleri, Kamu Kurumu niteliğinde bir kurum olmakla, müvekkilin basiretli davranmadığı iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacının aile efradının ve yakınlarının kredi ve ipotek işlemlerinden bilgileri olduğunu, kredi sözleşme tarihi ve vekaletname tarihinde davacının temyiz kudreti olduğundan sonraki tarihte kısıtlanmış olmasının geçersiz işlem sonucu doğurmayacağını, davalı kooperatifin azli bilmediğini ve bilmesine de gerek olmadığını, bu sebeple vekaletname ve vekaletname ile yapılan işlemlerin vekili bağladığını, kamu kurumu olan esnaf ve sanatkarlar kredi kefalet kooperatifinin iyiniyetli olduğunu, iyiniyetin kanun tarafından korunduğunu beyan ederek Yargıtay kararlarından bahsetmiş, davanın reddine karar verilerek davacının % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''......’in Bornova  Tapu Sicil Müdürlüğünce düzenlenmiş 21/02/2012 tarih, 2393 yevmiye nolu tescil istem belgesi ile ... Mah, ... ada, ... parsel nolu taşınmazı ipotek ettiği,  21/02/2012 tarihinde  ... ile 300.000 TL bedelli kredi sözleşmesi imzaladığı,  22.02.2012 tarihinde 25.000.00 TL, 12.03.2012 tarihinde 30.000.00 TL bedelli, 20.02.2013 tarihinde 105.000.00 bedelli  kredi kullandığı,  4. Adli Tıp İhtisas Kurulu 26/12/2016 tarihli raporu ile ...'in 21/02/2012 ile 22/02/2012 tarihinde 20/02/2013 ve 12/03/2012 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olmadığını bildirmiştir. ...'in İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/651 esas 2014/716 karar sayılı kararı ile de kısıtlandığı, tüm dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde ...'in vekaletname tarihinde fiili ehliyetinin olmadığı, bu nedenle yapılan işlemin hukuki olarak geçerliğinin korunamayacağı,  bu sebeple davanın kabulü gerektiği, davalı tarafın basiretli bir tacir gibi davranmadığı, kurul raporu aramaması nedeniyle kusurlu olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Davacının ipoteğin terkini yönündeki talebi bakımından eksik harcın ikmal edildiği görülmekle, davacının dava dilekçesinde davalı yana 132.300TL yönünden borcunun bulunmadığının tespitini talep ettiği anlaşılmakla...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KABULÜ İLE davacının davalıya 132.300,00 TL borçlu olmadığının TESPİTİNE, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... nolu parselde davalı lehine konulan ipotek işlemlerinin davacının işlem tarihinde ehliyetsiz olduğu anlaşılmakla İPTALİNE, taşınmaz üzerindeki 21/02/2012-22/02/2012-20/02/2013-12/03/2012 tarihli davalı lehine konulan ipotek işlemlerinin de FEKKİNE....'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin 4.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26.12.2016  tarihli raporuyla davacının fiil ehliyetine sahip olmadığı ve İzmir 13.Sulh Hukuk Mahkmesi Hakimliği’nin 2013/651 Esas-2014/716 Karar sayılı kararı ile davacının kısıtlandığı,müvekkili kooperatifin basiretli tacir gibi davranmadığı,kurul raporu aramadığı için kusurlu olduğu gerekçeleriyle menfi tespit davasının kabulüne karar verdiğini, yerel mahkemenin adli tıp raporuna itirazlarını kabul etmediğini;oysa ki demans hastalığı olan herkesin fiil ehliyetine sahip olmadığını söylemenin mümkün olmadığını, hastalığın evrelerinin son derece önemli olduğunu, mahkeme dosyasına sunulan hastane kayıtlarında hastalığın evrelerine ilşkin hiçbir bulgu bulunmadığını,yalnızca davacının kullandığı ilaçların yeraldığını ,bu sebeble işbu kayıtlara göre davacının fiil ehliyetine haiz olmadığı yönündeki adli tıp raporuna itibar edilmemesi gerektiğini, üniversite hastanelerinden rapor alınması gerekmekte iken yerel mahkemece rapora itirazımızın değerlendirilmemesi neticesinde eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının 2012 tarihinde ipotek verdikten sonra 2013 tarihinde kısıtlanmasının, müvekkili Kooperatif aleyhine bir delil olarak yorumlanamayacağını,bu durumun tam tersine ipotek verdiği tarihte davacının fiil ehliyetinin olduğunun ispatı olarak yorumlanması gerektiğini, müvekkili kooperatifin,davacıdan kurul  raporu isteme zorunluluğu bulunmadığını,müvekkili Kooperatifin Aile Hekiminden verilen sağlıklıdır raporuna itibar ederek işlem tesis etmiş olması nedeniyle basiretli davrandığını,tüm özen ve gayreti gösterdiğini belirterek usul ve yasaya aykırı  ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  müteveffa davacı ...'in fiil ehliyetinin olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit ve ipotek fekki istemine ilişkindir.  <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Mahkemenin 24/02/2021 tarihli, 2020/479 E. - 2021/116 K. Sayılı kararı ile davacının davasının kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Dairemizin 12/10/2023 tarihli, 2021/520 E. - 2023/1553 K. Sayılı ilamı ile;  \"...1-Dava, borçlu olunmadığının tespiti ve davalı lehine tesis edilen ipoteğin fekki istemine ilişkin olup, mahkemece her iki  talebin kabulüne karar verilmiştir. Ancak emsal Daire kararlarında da benimsendiği üzere (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 30/04/2014 tarih, 2014/1613 E, 2014/8062 K sayılı ilamı) ipoteğin terkini isteminde dava değeri ipotek tutarı kadar olup,  dava harcının ipotek bedeli olan tutar üzerinden hesaplanması gerekmektedir.  Davacı yanca da  dava değeri, menfi tespit talebine esas olan tutar bakımından 132.300,00 TL olarak gösterilmiş, harç bu tutar üzerinden yatırılmıştır. Davacının ipoteğin terkini yönündeki talebi bakımından ise ipotek bedeli olan 300.000,00 TL dava değeri gösterilerek bu değer üzerinden de  harç alınması gerektiği halde bu tutar üzerinden harç yatırılmadığı anlaşılmıştır. (Bknz. Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 30/04/2014 tarihli ve 2019/4255E.-2020/2650K. sayılı ilamı)<br>Somut olayda; davacının ipoteğin fekki davasını başvuru ve peşin karar ve ilam harcını yatırmaksızın açtığı görülmektedir.<br>HMK'nin 120/1’inci maddesi uyarınca davacı yargılama harçlarını dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Harçlar Kanununun 32’nci maddesi uyarınca yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Harçlar ile ilgili düzenlemeler emredici nitelikte ve kamu düzeni ile ilgili olarak yapılmış olduğundan görevi gereği mahkemelerce kendiliğinden gözetilir. Somut olayda davacı harçtan muaf olmadığı halde başvurma ve nispi karar/ilam harcı alınmaksızın yargılamaya devam edilmesi usul ve kanuna uygun değildir.<br>Hal böyle olunca 492 Sayılı Harçlar Kanununun 30’uncu ve 32’nci maddeleri uyarınca harç yatırılmadan müteakip işlemler yapılamayacağından, Mahkemece davacıya harcı tamamlatması için usulüne uygun olarak süre tanınması, yatırılması gerekli harcın miktarının hesaplanarak ilgili muhtıraya derc edilmesi, harcın yatırılması halinde işin esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, harcın belirlenecek süre içerisinde yatırılmaması halinde ise ipoteğin fekki talebi yönünden Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince, dosyanın, işlemden kaldırılıp (HMK. 150 m.), yasal süresi içinde yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir iken, mahkemece bu prosedür izlenmeden, işin esasına girilerek davacının harçlandırmadığı talebi yönünden de hüküm kurulması yerinde değildir.<br>2-Kabule göre de; İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20/03/2017 tarih ve 2014/333E. - 2017/167K.sayılı kararının, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 11. HD 13/02/2020 tarihli ve 2017/1758E.-2020/219K. Sayılı kararı ile görev yönünden kaldırılmasına karar verildikten sonra, davacılardan ...'in 02/06/2020  tarihinde vefat etmiş olmasına rağmen mahkemece bu hususun değerlendirilmediği anlaşılmış,  yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılan adı geçen davacının mirasçılarının da davacı olduğu nazara alınarak bu durumun gerekçeli karar başlığında gösterilmemiş olmasının 6100 Sayılı HMK 297/1 maddesine aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır....\" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı;Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda eksik harç tamamlanmış olduğu; hükme esas alınan  bilirkişi raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu, 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu 26/12/2016 tarihli raporu ile ...'in 21/02/2012 ile 22/02/2012 tarihinde 20/02/2013 ve 12/03/2012 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olmadığının belirlendiği; davacı ...'in İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/651 esas 2014/716 karar sayılı kararı ile de kısıtlandığı, tüm dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde ...'in vekaletname tarihinde ayırt etme gücünün, fiil ehliyetinin olmadığı dolayısı ile yapmış olduğu hukuki işlemlerin bağlayıcı olmadığı; ... Asm Sağlık Ocağı Aile Hekimi tarafından hazırlanan 10/02/2012 tarihli sağlık raporunun konusunda uzman hekimler tarafından yapılmış muayene, değerlendirme ve tespit sonucu düzenlenmediği, tek hekim tarafından düzenlenmiş raporun davacı ...'in ehliyetini değerlendirmede esas alınamayacağı anlaşıldığından; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2024 tarihli, 2023/905 Esas ve 2024/391 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 20.493,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.123,25 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 15.369,75 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8daa354b37c8192e","SID":"a82ecd063177fa7d"}}