{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2021/2158 <br>KARAR NO:2024/1814<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/11/2020<br>NUMARASI:2018/661 Esas - 2020/824 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Kasko Poliçesinden Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:18/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin malik olduğu araç için davalı sigorta şirketinin acentası olan diğer davalı aracılığı ile 06.10.2017 tarihinde genişletilmiş kasko poliçesi düzenlendiğini, poliçe priminin müvekkilinin arkadaşı ...'a ait kredi kartı ile ödendiğini, müvekkilinin maliki olduğu aracın 24.11.2017 tarihinde karıştığı kaza neticesinde hasara uğradığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine müvekkiline 26.12.2017 tarihinde aracın pert total kabul edilerek ödeme yapılacağının bildirildiğini, belirlenen bedele müvekkili tarafından itiraz edilmesi üzerine poliçede araç model tipinin hatalı belirtildiğinin bildirildiğini, davalı acentanın hatalı işlemi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin teklif edilen bedeli mecburen kabul etmek zorunda kaldığını, davalı sigorta şirketi tarafından ruhsat, vekaletname ve plaka gibi belgelerin teslim edilmesinin istenildiği, müvekkili tarafından istenilen belgelerin verilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 59.500,00-TL tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; davacı tarafça prim borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı sigortanın sorumluluğunun başlamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; poliçe priminin müvekkilinin arkadaşı ...'a ait kredi kartından çekildiği,  bankanın cevabi yazısına göre kart sahibi tarafından ödemeye yapılan itirazdan müvekkilinin haberi olmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından da poliçe priminin ödenmemesi nedeniyle poliçenin iptal edildiğine dair herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, aksine davaya konu 24.11.2017 tarihli kaza neticesinde müvekkilinin ücretsiz çekici hizmetinden dahi yararlandığı, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile sigorta priminin ödendiği ve poliçenin geçerli olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, sigorta priminin ödendiği kredi kartı sahibinin tanık olarak bildirilmesine rağmen mahkemece dinlenilmediği, poliçe priminin ödenmediğini savunan davalı tarafça bu hususun ispatı gerektiği, mahkemece, bilirkişi raporunun yeterli olmadığı gerekçesine yer verilmesine ve davalı tarafça yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmesine rağmen mahkemece yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verildiği hususlarına ilişkindir.Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda, ilk derece mahkemesince tarafların tacir olduğu ve davanın nisbi ticari dava olduğu gerekçesi ile davalı tarafın görev itirazı reddedilmiş ise de, davacının gerçek kişi olduğu, davaya konu davacının maliki olduğu, davalı sigorta şirketin genişletilmiş kasko poliçe ile sigortalı aracın ruhsat kaydında kullanım amacının \"Yük Nakli-Hususi\" olarak belirtildiği, taraflar arasında düzenlenen kasko poliçesinin davacının, yetkilisi olduğu şirket adına değil bizzat gerçek kişi olarak davacı adına düzenlendiği gibi davaya konu poliçede, aracın ticari amaçla kullanıldığı konusunda herhangi bir belirleme de bulunmadığı, bu durumda, davacının tüketici olduğu, davalı sigorta şirketi ile aralarında aktedilen sigorta sözleşmesinin de bir tüketici işlemi olduğu, dolayısıyla eldeki davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı biçimde karar verilmiş olması isabetsiz olup, davacı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir. Açıklanan nedenle, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-a/3 madde hükmü gereğince kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının şekil ve gerekçesine göre davacı vekilinin işin esasına yönelik istinaf nedenlerinin şimdilik nicelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile başlıkta bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/3.maddesi hükmü gereğince  KALDIRILMASINA,2/Yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine  gönderilmesine, 3/İstinaf karar ve ilam harcının talebi halinde istinaf yasa yoluna başvuran davacıya iadesine,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ise ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda verilecek hükümde dikkate alınmasına,5/Duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.18/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"daf71b2f8c654040","SID":"387abf63c387c5fc"}}