{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/422 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1569<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/10/2018 (Dava) - 14/12/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2018/1218 Esas - 2021/1074 Karar<br>DAVA\t\t: Limited Şirket Ortaklığından Haklı Nedenle Çıkma/Ayrılma Akçesi <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   \t: 31/10/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1218 Esas-2021/1074 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ana sözleşme tarihi 05/09/2017, ilan tarihi 13/09/2017 olan şirkette %10 pay sahibi olarak, %90 pay sahibi olan ... ile birlikte ortak olduğunu, bir şirketin kurulması için gereken bütün işlemlerin bizzat müvekkili tarafından yapılmış olup %10 hisse ile şirket müdürü olarak da seçildiğini, diğer ortak ...'in, müvekkilinin müdür vasfında olmasının resmi işler bakımından daha etkili olacağını ve böylece şirket kuruluşu vb. işlemlerin çabucak halledileceğini belirttiğini, ortağına güvenmeyi tercih eden müvekkilinin de müdürlüğü kabul ettiğini, fakat süre gelen zamanda şirket içerisinde gıyabında yürütülen hiçbir işten haberi olmadığını, şirkette işlerin hiç de bildiği gibi gitmediğini fark ettiğini ve ortaklığın kendisi için çekilmez bir hal aldığını, açıklaması yapılmaksızın ve müvekkiline haber verilmeksizin şirket hesabından para çıkışlarının olması, diğer ortak ... tarafından hiçbir açıklama yapılmaksızın bir kısım elden paraların çekilmesi, güven ve huzur ortamının bozulması, hiçbir konuda haber verilmemesi, dışlanması, şirketten hiçbir bilgi alamaması gibi nedenlerin ortaya çıktığını, böylece TTK kapsamında düzenlenen ortağın şirkete bağlılık yükümlülüğü kuralına aykırı davranıldığını, müvekkilinin defalarca bu ortaklıktan çıkmak istediğini gerek whatsapp, gerekse mail yoluyla diğer ortak ...'e bildirdiğini, fakat kendisine hiçbir dönüş yapılmadığını, müvekkilinin şirkete yalnızca sermayesini değil aynı zamanda emeğini de koyarak şirketin bu günlere gelmesinde büyük pay sahibi olduğunu, ...'in önce hem çıkma payını ödemeyi hem de ortaklıktan çıkmasını kabul etmiş olmasına rağmen, iş ortaklıktan çıkma payını ödemeye geldiğinde vazgeçtiğini ve müvekkilini bir kere daha zor duruma soktuğunu, bunun üzerine müvekkilinin TTK'nın 638/f.2 kapsamında çıkma hakkını kullanmak istediğini, bunun sulh içinde çözülmesi ve ortaklıktan çıkma payının kendisine ödenmesi için İzmir 27. Noterliğinin 10/10/2018 tarihli ihtarnamesini gönderdiğini, müvekkilinin ihtarname göndermeden önce kendisine ... tarafından olağan üstü genel kurul yapılacağına ilişkin çağrı kağıdı gönderildiğini, toplantı gündeminin ise müdürlüğün görüşülmesi olarak belirlendiğini ve 16/10/2018 tarihinde şirket merkezinde ... ve müvekkili nezdinde toplantı yapıldığını, genel kurulda müvekkilinin ortaklıktan çıkmak istediğini ve kendisine ayrılma akçesinin ödenmesi hususunda yeniden talepte bulunduğunu, fakat ... tarafından bu durumun dikkate alınmadığını, ...'in tabiri caiz ise davalı şirket hesaplarında oyuncak gibi keyfi şekilde oynamaya başladığını, ... isimli diğer ortağın, ortağı olduğu bu şirketlerinden hangisinin paraya ihtiyacı varsa bir diğerinin hesabından kimseye haber vermeksizin para geçirdiğini, para çıkışlarına ilişkin de başına buyruk hareket ettiğini ve şirket ortağı olan müvekkiline hiçbir zaman haber vermediğini, yine ... tarafından 25/06/2018 tarihinde 12.000,00 TL, 23/01/2018 tarihinde 1.300,00 TL, 08/03/2018 tarihinde ise 1.000,00 TL bankadan müvekkilinin haberi olmaksızın para çekildiğini, müvekkilinin 1.300,00 TL'nin ve 1.000,00 TL'nin neden çekildiğine ilişkin cevap alamadığını, 12.000,00 TL'ye ilişkin ise ...'e ait ... firmasının vergi borcu nedeniyle paranın çekildiği söylenerek bir ikrarda bulunulduğunu, tüm bunlara ek olacak şekilde, ... tarafından davalı şirketin alacaklı olduğu bir çekin yine ...'in devamlı para akışında bulunduğu diğer şirketi olan ...'ye verildiğini, davalı şirket ekonomik olarak diğer ortağı tarafından devamlı zarar görüyorken bile, müvekkilinin kendi çabaları sonucunda şirketin vergi borçlarını yapılandırdığını ve tecil ettirdiğini, sonuç olarak ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenler meydana geldiğinden müvekkilinin şirketten çıkmasına karar verilmesi adına işbu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu, TTK'nın 641/1.maddesi hükmünde ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haiz olduğununu belirtildiğini, bilirkişiler tarafından şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanarak, buna göre belirlenecek çıkma payının/ayrılma akçesinin müvekkiline ödenmesinin gerekeceğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/2571 Esas-2017/5023 Karar), belirterek, müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına, bilirkişiler tarafından hesap edilecek olan şimdilik 1.000-TL çıkma payının fazlaya dair hakları saklı olmak üzere davalı tarafından müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili şirketin %90 ortaklık payına sahip ...'e ait bir başka firma olan ... Danışmanlık ve Mühendislik Ltd. Şti'de ücretli çalışan olarak çalışmaktayken kendi talebi ile müvekkili ... şirketine ortak olduğunu, %10 ortaklık payına sahip olup 19/10/2018 tarihine kadar müdürlük görevini yaptığını, diğer ortak olan davadışı ...'in ise %90 ortaklık payıyla şirkette ortak olduğunu, ancak muhtelif tarihlerde, müvekkili firma ortağı ... ve diğer şirketi ... Ltd. Şti. tarafından şirketin nakit ihtiyacı için ilave sermaye konulduğunu, müvekkili şirketin kuruluş iş ve işlemlerinin ... ve şirketin muhasebecisi aracılığıyla yapıldığını, davacının dava dilekçesinde, aslında ortakların şirkete karşı sorumluluğu ilkesini ihlal ettiğini kabul ettiğini, şirkette ortak ve müdür konumunda olan birisinin şirket işleyiş ve eylemlerinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...'e ait ... Ltd. Şti'nin müvekkili ... Ltd. Şti'nin müşteri portföyünün oluşmasında baş etken olduğunu, müvekkili şirketin müşterilerinin, davacının iddia ettiği gibi kendi çevresinden veya emeği ile elde ettiği müşterilerden değil, tam tersine ...'e ait ... Ltd. Şti'nin hazır müşterilerinden oluştuğunu, mizan ve banka kayıtları incelendiğinde davacının, karar defterinde herhangi bir karar olmadığı halde, haksız olarak huzur hakkı, maaş, masraf, SGK ödemeleri adı altında birçok kez para çektiğinin görüleceğini, davacının iyi niyetli ve dürüst hareket etmediğini, şirket müdürlüğünün genel kurul kararıyla el değiştirmesinden sonra davacının şirketten ayrıldığını ve bir başka firmada çalışmaya başladığını, ortaklıktan çıkmadığı halde yeni firmasında müvekkili şirket aleyhine ve zararına hareket ettiğini, rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, zira müvekkili şirketin devamlı müşterisi olan davadışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş adlı firmayı müvekkili şirketten uzaklaştırmayı başarıp yeni çalıştığı firma ile iş yapmasını sağladığını, rekabet yasağına ve sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket eden davacının davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu, bunlardan başka, müvekkili şirketin arşivinde bulunması gereken ve şirketin danışmanlık yaptığı firmalara ait belge, doküman ve evrakların müvekkili şirketin arşivinden çıkarılarak davacı tarafından şirketten uzaklaştırıldığını, ihtara rağmen iade edilmediğini, bu süreçte 18 fabrika ve hastanenin müvekkilinin danışmanlığına son verdiğini, müvekkilinin  ticari saygınlığının zarar gördüğünü, personelde huzursuzluğun arttığını, şirketin vergi dairesine ve SGK'ya ödemelerini yapamadığını, mali durumu itibariyle davacının isteyebileceği ayrılma akçesinin olmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"....davacı ...'ın ortak sıfatına sahip olduğunun taraflar arasında çekişmesiz olduğu, TTK 638 çerçevesinde mahkemede açılacak çıkma davasında ortağın mahkemeden talepte bulunmasının yeterli olmayıp haklı sebebin ortaya koyulması gerektiği, dava dışı hakim ortak ...'in şirket hesabından para çektiği ve çekilen paraların şirket için değil kendi şahsi harcamaları için kullanıldığının belirtildiği, bilirkişi tarafından yapılan incelemede ... Bankası ... Şubesinden gönderilen banka kayıtları incelendiğinde söz konusu tarihlerde belirtilen tutarlarda para çekiminin yapıldığı, davacı tarafın dava dışı ortak ...'e verilen vekaletname ile bu işlemlerin yapıldığını belirtmiş olup şirketin yönetim ve tesir görevinin TTK 623'e göre müdürlerin görevinde olduğu, dava dosyasında müdürün yapılan bu işlemlere işlemin yapıldığı dönemde itiraz ettiğini gösteren herhangi bir bilgi bulunmadığı, davacının kendi iradesine aykırı olarak müdürlük görevinden alındığını belirtir iddiası karşısında, limited ortaklıklarda atama ve onu görevden almanın TTK 616 gereğince genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu, kanunda müdürlerin görevden alınması ile ilgili özel ve ağırlaştırılmış bir yeter sayı aranmadığı, TTK 620 gereğince toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile müdürlerin görevden alınmasının olanaklı olduğu, aynı zamanda ortak sıfatına sahip müdürün görevden alınmasının tek başına TTK 638/2 çerçevesinde haklı sebep teşkil etmediği, davalı şirketin dava dışı ...'e ait ... Firmasına ait ... plakalı aracı kiralaması ile ilgili iddiada, davalı şirket ile dava dışı bu şirket arasında araç kiralanmasına ilişkin sözleşme imzalanmış olup, sözleşmenin başlangıç tarihinin 11/09/2017, bitiş tarihinin 31/08/2018 olduğu, söz konusu sözleşmenin davalı şirketin o dönemde müdürü olan davacı ... tarafından imzalandığı, banka kayıtları incelendiğinde, muhtelif dönemlerde belli tutarlarda iadenin yapıldığının görülmekte olduğu, davalı şirketin kiralamış olduğu araç için 42,082,00 TL ödemesi, belli aralıklarla davalı şirkete kısmi bir iade yapılsa dahi, davalı şirketin menfaatlerine uygun olmadığı belli olup söz konusu işlemin yapıldığı dönemde davacı ortağın müdür sıfatına sahip olduğu ve müdürün şirket menfaatlerine aykırı olan bu işleme o tarihte müdahale etmediği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ortağın müdürlük görevinin alınmasından hemen sonra çıkma davası açtığı, 16/10/2018 tarihinde müdürlük görevinden alındığı, 25/10/2018 tarihinde haklı sebebe dayanan çıkma davasını açtığı, tüm açıklananlar birlikte değerlendirildiğinde; TTK 638/2 gereğince bir ortağın limited şirketten çıkabilmesi için haklı sebebin mevcut olmasının zorunlu olduğu, ortaklık ilişkisinin çekilmez olduğunun haklı sebep olarak kabul edilebileceği, haklı sebep olarak ileri sürülen ortaklığın idare ve temsilinden sorumlu olan müdürün şirket menfaatine aykırı iş ve işlemlere müdahale etmesi gerektiği, müdürün genel kurul kararı ile her zaman görevden alınabileceği, sermaye şirketlerinde görevden almanın sermayenin çoğunluğunu temsil eden ortak veya ortaklığın iradesine bağlı olduğu, ortak sıfatına sahip olan müdürün görevden alınmasının haklı sebep olarak nitelendirilemeyeceği, davacı ortağın haklı sebebinin bulunmadığı anlaşılmakla; DAVANIN REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"....Kararın eksik inceleme neticesinde verildiğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde belirttikleri birkaç hususa değinilecek olursa; itirazlarının içeriğini, dava dilekçesinde ileri sürdükleri ortaklıktan çıkma gerekçeleri ile raporda incelenen ortaklıktan çıkma gerekçesinin birbiriyle hiçbir alakasının olmaması hususunun oluşturduğunu, ileri sürdükleri ortaklıktan çıkma sebeplerinin şirketteki güven ortamının zedelenmesi ve ortaklığın müvekkili açısından çekilmez bir hal alması, TTK kapsamında düzenlenen ortağın şirkete bağlılık yükümlülüğü kuralının ihlal edilmesi, ...'e ait ... Şirketi'nin vergi borcu nedeniyle müvekkilinin ortak olduğu davalı şirketteki parayı çektiğini söyleyerek ikrarda bulunması, davalı şirketin alacaklı olduğu bir çekin yine ...'in devamlı para akışında bulunduğu diğer şirketi olan ... firmasına verilmiş olması olarak gösterildiğini, ileri sürdükleri sebeplerin değerlendirilmesinin bilirkişilik mesleğinin bir gereği olduğunu, fakat bilirkişi tarafından tabiri caiz ise hayali bir gerekçe üretildiğini ve yalnızca bu gerekçe üzerinden rapor tanzim edilerek ortaklıktan çıkma şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığını, dava dilekçelerinin hiçbir kısmında müvekkilinin müdürlük görevinden alınmasının şirketten haklı sebeple çıkma gerekçesi olarak gösterilmediğini, davalı tarafından da böyle bir iddianın ortaya atılmadığını, raporun hükme esas alınmasının, müvekkili açısından telafisi mümkün olmayan zararların doğmasına sebebiyet verdiğini, son bilirkişi raporunda haklı sebeplerin oluşmadığına ilişkin görüş sunulduğunun görüldüğünü, rapora itiraz ettiklerini, 14/12/2021 tarihli duruşmada dosya içeriğine göre davanın kabulüne kabulüne karar verilmesini talep ettikleri beyanlarının zapta geçirildiğini, mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde, tabiri caiz ise, bahsi geçen bilirkişi raporunun noktasına virgülüne dokunulmadan doğrudan hükme geçirildiğini, itirazlarının dinlenmediğini, bilirkişi raporunun doğrudan esası etkilediğinin mahkeme kararından belli olduğunu, dolayısıyla esası etkileyen bir rapora karşı yapılan itirazların da en az rapor kadar kararı etkilemesi gerektiğini, dosyanın yeniden (başka bir) bilirkişiye gönderilmesi gerekirken, doğrudan tek rapor ile karar verilmesinin Yargıtay'ın da yerleşik içtihatlarına göre doğrudan bozma sebebi olduğunu, bu haliyle hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, bir başka bilirkişiden gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınması gerektiğini, mahkeme ilamının gerekçesiz olduğunu, mahkeme ilamında mahkemenin yorumladığı ve kendi düşüncesini içeren herhangi bir gerekçe yer almadığını, bilirkişi raporu aynı şekilde hükme geçirildiğinden bu durumun gerekçe olarak kabul edilmesinin HMK'ya aykırılık teşkil edeceğini, itirazlarının değerlendirilmemesinin aynı zamanda müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığının da bir göstergesi olduğunu, davanın konusunun müvekkilinin ortaklıktan çıkması talebi olduğunu, müvekkilinin ortaklıktan çıkartılmasına ve çıkma payının kendisine ödenmesine karar verilmesini....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, limited şirket ortaklığından haklı sebeplerle çıkma ve ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının, davalı şirketteki müdürlük görevinden alınması ve diğer davadışı hakim ortağın müdür konumuna gelmesi şirket ortaklığından çıkma hususunda davacı bakımından haklı neden teşkil etmeyecek olmakla birlikte, dava dilekçesinde haklı neden olarak gösterilen farklı hususlar bulunduğu görülmektedir. Bu kapsamda mahkemece inceleme yapılması ve sonucuna göre ortaklığın devamının çekilmez hal alıp almadığı, güvenin sarsılıp sarsılmadığı hususlarının net olarak ortaya konulması gerekmekte olup, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler ile hüküm tesis edilemez. Davacı tarafça, diğer hakim ortak ...'e ait davadışı şirketlere (... ...Ltd.Şti ve ....Ltd.Şti) davalı şirketten kaynak aktarıldığına, davalı şirkete ait çekin bu şirketlere verildiğine, anılan şirketlerin vergi borcunun davalı şirket hesabından ödendiğine, bu suretle davadışı ortağın şirketleri yararına, davalı şirket zararına hareket edildiğine dair davacı iddialarının araştırılması gerektiği açık olup, yine her ne kadar davacının müdür olduğu dönemde, bu şirketlerle bahse konu araç kiralama sözleşmeleri yapılmış ise de, davacının iddiasının, fiilen bu araçların daha sonra hiç davalı şirket kullanımına sunulmamış olması olduğu, davacının, şirket adına birtakım işlemler için davadışı diğer ortağa verdiği vekaletnamenin davalı şirket zararına, diğer şirketler yararına kullanılacağına dair davacının bilgisi olduğu hususundaki delillerin de araştırılması gerektiği açıktır. Ancak bu yönlerde dosya kapsamında bir araştırma yapılmadığı gibi, davalı tarafça da davacı hakkında birtakım iddialar ileri sürülmüş olması karşısında, bu sebepler de birlikte değerlendirilerek ortaklığın mevcut ortaklarla devamının mümkün olup olmadığının tespit edilmesi, gerekli görülür ise diğer ortağın da beyanının alınması suretiyle değerlendirme yapılması, davacının haklı neden olarak ileri sürdüğü hususlarda kusursuz veya daha az kusurlu olup olmadığı da gözetilerek, farklı bir heyetten davacı taraf itirazlarını da karşılayacak surette ve yukarıda belirtilen tüm bu hususlar da incelenerek, dayanak belgeleri de rapora denetime imkan sağlayacak şekilde eklenerek alınacak bir rapor sonucuna göre davacının haklı nedenle ortaklıktan çıkma talebinin değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1218 Esas - 2021/1074 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  31/10/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c7adbb96d764ecd","SID":"5d52eab30f7e908a"}}