{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/338 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1628<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                              \t: 28/10/2020 (Dava) - 07/10/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/623 Esas - 2021/761 Karar<br>DAVA             \t\t: Menfi Tespit<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 07/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/11/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/10/2021 tarih ve 2020/623 Esas - 2021/761 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, dava dışı ... ile davalı ... ... Şubesi arasında yapılan 12.08.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine kefil olduğunu, davalı kurumun usulsüz şekilde müvekkili ile birlikte eşinin de kefil olarak imzasını  alarak dava dışı ...'e kredi kullandırdığını, kredi ile ilgili olarak müvekkiline ait ... İli, ... İlçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel de kayıtlı 1/8 arsa paylı 1. Kat 4 numaralı bağımsız bölüm taşınmaza 1. Dereceden 1.500.000-TL bedelle ipotek tesis edildiğini, davalı bankanın matbu olarak hazırlanan kefalet sözleşmesinin TBK 582, 583 VE 584 md. açıkça aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmede  eş rızası alınmış ise de  müvekkilinin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğuna dair beyanı yazısı ile yazılmadığı için kanunun aradığı şekil şartının yerine getirilmediğini,  ...’e kullandırılan kredinin ... tarafından ödenerek kapatıldığını, davalı ile dava dışı ... arasında ticari ilişkinin devam ettiğini ve başka krediler kullandırıldığını, bu kredi sözleşmelerinde müvekkilinin imzası bulunmadığını, bu nedenle davalı tarafından istenen bedelin 148.549,71-TL bu tarihten kaldığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı bankanın ...’in ödeme aczine düşmesinden hemen sonra  ihtarname keşide ettiğini, 27.06.2019 tarihi itibariyle kredileri kat ettiğini  beyan ederek 3 gün içerisinde ödenmesini talep ettiğini, ...’e kullandırılan kredilerin 2014 yılı sonrasına ait olduğunu, kredilerin 10.030,00-TL kısmı zorunlu çek tutarı karşılığı olduğunu, davalı banka tarafından 12.08.2014 tarihli sözleşmeye istinaden Menderes İcra Müd. 2019/1344 E. Sayılı dosyası ile  yaptığı takibin haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, ...’in borcu olmadığının tespitine, Menderes İcra Müd. 2019/1344 Esas sayılı dosyasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özet; ...'in 12.08.2014 tarihinde bankanın ... Şubesinden  genel kredi sözleşmesi ile kredi kullandığını, bu krediye karşılık ...’in taşınmazının 1.500.000,00-TL bedelle ipotek edildiğini, kredi ödenmeyince davacı ve borçlu hakkında Menderes İcra Müdürlüğünün 2019/1344 sayılı dosyası ile 6 örnek icra takibi başlatıldığını, takip öncesi  taraflara usulüne uygun ihtarname keşide edildiğini, takibe 30 günlük sürede itiraz edilmediğini, takibe itiraz süresinden çok sonra ...'in Menderes İcra Hukuk Mahkemesinde takibin haksız olduğunu iddia ederek takibin iptali istemiyle dava açtığını, davanın mahkemece red edildiğini, dava konusu işlemin ipotek tesis etme işlemi olduğunu, davacının eşinin de ipotek işlemi için rıza verdiğine dair imzasının bulunduğunu, bankaya borçları devam ettiği sürece ipotek borçlusu ...'e yönelik takibin alacağın tahsiline kadar devam edeceğini, ipotek borçlusu davacının ...’e yaptığı ödemelerin kendilerini ilgilendirmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davalı Bankanın ...  Şubesi ile dava dışı ... arasında 19.08.2014 düzenleme tarihli  500.000.-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeyi Davacı ...  600.000.-TL kefalet limitli olarak müteselsil kefil  ve ipotek maliki sıfatıyla  imzalamış olduğu, 6098 sayılı TBK Kefalet hükümleri doğrultusunda Kefalet tarihi, kefalet limiti ve  kefalet türü el yazısı ile yazılmış eş muvafakati alındığından geçerli olduğu, sözleşmeye istinaden dava dışı asıl borçlu ...’e ticari krediler kullandırıldığı kredilerin teminatına  davacının maliki bulunduğu taşınmaz 1.500.000-TL bedelle banka lehine ipotek tesis edildiği, Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin teminat hükümleri ve ipotek senedinin 1. Maddesinde de belirtildiği üzere verilen ipotek  dava dışı asıl borçlu ...’in bankada  asaleten ve kefaleten doğmuş ve doğacak borçlarını teminatı olarak süresiz fekki bildirilinceye kadar ipotek  edildiğinin analaşıldığı, kredi ödemelerindeki aksamalar üzerine kredi hesapları kat edilerek borçlulara ihtarname keşide edilmiş, ihtara rağmen ödeme yapılmadığından 05.08.2019 tarihinde takip hesaplarına aktarılarak  muaccel hale geldiği, alacağın tahsili için ipotekli taşınmazla ilgili olarak  Dava dışı asıl borçlu ve ipotek maliki  ... aleyhine Menderes İcra Müdürlüğünün 2019/1344 E. Sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığı, Davacı takibin iptali ve davacının takipteki talep edilen borcu bulunmadığı gerekçesiyle borcu olmadığının tespitini istediği, Takibe konu kredilerin dayanağı 19.08.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi olup  sözleşmenin  24.g maddesinde sözleşmenin süresiz olduğunun  kararlaştırıldığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada, dava tarihi itibariyle,134.845.56-TL Asıl alacak, 40.826.76-TL İşlemiş akdi/temerrüt faizi, 2.041.34-TL Faizin % 5 gider vergisi,177.713.66-TL  Nakit  Alacak,  10.030.00-TL Gayri Nakit Banka alacağının bulunduğu, davacı ...’in  alacaktan tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile müteselsil kefil ve  ipotek borçlusu sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, \tDavalı banka şubesinin dosyaya gönderdiği 21.06.2021 tarihli yazıda  21.06.2021 tarihi itibariyle 219.184.86-TL Nakdi ve 10.030.-TL Gayri nakdi  riskin devam ettiği belirlendiğinden davacının borcunun devam ettiği...\" gerekçesiyle davacının davasının REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece bankadan gelen eksik kayıtların bilirkişi marifetiyle incelettirdikten sonra hüküm kurulduğunu, verilen kararın, eksik inceleme nedeniyle, doğru ve adil olmadığını, hakkaniyetle bağdaşmadığını, yerel yargılamalarda, davalı bankaların tüm kayıtlarını mahkemelere sunmadıklarını, davalı bankanın da elinde  bulunan ve dava dışı ... ile olan ticari ilişkisini yansıtan tüm kayıtları mahkemeye sunmadığını, müvekkili lehine olan ve dava dışı ... ile arasındaki özellikle bu tarihten sonraki kredi sözleşmelerinin Mahkemeye sunulmadığını, bu durumu dile getirdiklerini ancak mahkemece görmezden gelindiğini, kefalet sözleşmesindeki yazıların müvekkilinin eşine ait olmadığını, davalı banka tarafından 2014 tarihinde dava dışı ...'e kullandırılan, ancak usulsüz olarak müvekkili ile birlikte eşinin de onayı alınmak suretiyle kullandırılan kredi miktarı, dava dışı borçlu ... tarafından, davalıya ödenerek kapatıldığını, ancak davalı ile dava dışı ... arasındaki ticari ilişkilerin devam ettiğini, davalı bankanın, 12/08/2014 tarihinden sonra 2018 yılına kadar dava dışı ...'e kredi kullandırdığını, taraflar arasında yapılan bu kredi sözleşmelerinde, müvekkilinin hiç bir suretti imzasının bulunmadığını, 19/08/2014 tarihinden sonra açılan kredilerden müvekkilinin hiç bir şekilde sorumlu olmadığını, davalı tarafından isterilen 148.549,71 TL'nin bu tarihten kaldığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalı bankanın, kurum olarak basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğunu, ...'e kullandırılan kredilerin, 2014 yılından çok sonra kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin 10.030,00 TL'lik kısmının zorunlu çek tutarı karşılığı olduğunu, müvekkili  bilgisi dışında ve davalı banka ile ... arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesindeki kefaletin geçersizliği sebebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>1-) Davacı genel kredi sözleşmesindeki kefaleti sebebiyle başlatılan Menderes İcra Müdürlüğü'nün 2019/1344 esas nolu takibinde borçlu olmadığını talep etmiştir. Takip bedeli 148.549,71 Tl olmasına karşın peşin harcın 48.549,71 TL üzerinden alındığı anlaşılmıştır. Harç tamamlanmadıkça müteakip işlemlere devam edilemez. Bu durumda mahkemece Harçlar Kanunu’nun 28/a, 30 ve 32. madde hükümleri gözetilerek toplam değer üzerinden eksik peşin harcın ikmali ile davaya devam edilmesi gerekirken, davacının gösterdiği değer üzerinden alınan eksik harç ile yargılama yapılarak davanın sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırıdır. <br>2-) Davacı davaya esas genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığını, ancak sözleşmedeki kefaletin, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre kefalet tarihi, miktarı, sorumluluğa ilişkin ifadeleri, kendi el yazısı ile düzenlenmediğinden geçersizliğini ileri sürmüştür. 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre, kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefaletin tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır. Mahkemece, bu konuda herhangi bir inceleme yapılmadan eksik araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Buna göre mahkemece davalının kefalet sözleşme tarihi olan 19.08.2014 tarihine yakın tarihli yazı ve rakamlarını içeren belgelerin celp edilerek ve bu belgeler davacıdan istenerek, önceki dayanak belgelerle birlikte bilirkişi incelemesi yaptırılarak  sözleşmede yer alan kefalet sözleşmesindeki tarih ve yazıların davacıya ait olup olmadığının ve 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesindeki müteselsil kefalet şekil şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/623 Esas - 2021/761 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  07/11/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"58c37db429fe6cb0","SID":"659c361f0e53036a"}}