{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/949 - 2024/975<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2024/949  Esas<br>KARAR NO\t: 2024/975                                  (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t               (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi <br>\t\t\t\tHMK 353/1-a-6)<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/118 Esas-2024/450 Karar<br><br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 19/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02/12/2024<br><br>Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\t\t\t\t \t  İSTEM;<br>\t\t\t\t\t\t\tDavacı vekili tarafından verilen 17/02/2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketlerin “...-...-... Adi Ortaklığını” kurduklarını ve T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın açtığı ihale neticesinde idare ile 24.06.2013 tarihli “Trabzon Akyazı 40.000 Seyirci Kapasiteli Stadyum ve Spor Tesisleri İnşaatı İşi” sözleşmesini imzaladıklarını, imzalanan bu ana sözleşmeye istinaden yüklenici davalı şirketlerin kurduğu adi ortaklık ile müvekkili arasında “Trabzon Akyazı 40.000 Seyirci Kapasiteli Stadyum ve Spor Tesisleri İnşaatı İşine Ait Alüminyum İmalatları Yapım Sözleşmesi” akdedildiğini, müvekkilinin yüklenicinin işi kendisine bildirdiği tarihte işe başladığını, bugüne kadar ifa edilmesi gereken tüm işlerin geçici ve kesin kabullerinin yapılarak müvekkili şirkete 12 adet hak ediş ödemesi yapıldığını, son iş teslimlerinin yapılmasından sonra ise davalı şirket tarafından işlere ait kesin kabul işlemlerinin yapılarak taraflarına 13. (Kesin) Hak Ediş Raporu'nun gönderildiğini, bu raporun “Ödemeye Esas İç Kapak” kısmındaki toplam ödenmesi gereken bedel, kesintiler toplamı çıkartıldıktan sonra KDV dahil 377.245,17-TL olarak belirtildiğini ve altında da “Ara hakkedişlere kompozit panel ile ilgili sehven yapılmış olan fazla ödeme iş bu kesin hakkediş ile düzeltmeleri yapılarak ödenmiştir.” ibaresi konulduğunu, müvekkilinin bu rakama muvafakat etmesinin mümkün olmadığını, bu hak ediş düzenlemesine ihtarla itiraz ettiklerini ve davalı şirketlerin ihtarname içeriğinde yer alan bu ödeme kalemlerine istinaden temerrüde düşürüldüğünü, davalı şirket ortaklığının ihtarnameye karşılık ihtarname göndererek itirazlarını, ödenmesini talep ettikleri ödeme kalemlerine ilişkin rakamları ve yapılan ek işleri kabul etmediklerini belirttiklerini, daha sonra 13. (Kesin) Hak Ediş Raporuna istinaden fatura kesildiğini ve davalıların kesintiler toplamından sonra 337.245,17-TL’yi şirketlerine ödediğini, akabinde davalı firma tarafından kesilen faturanın iade edildiğini, kompozit panelin birim fiyatının ana sözleşmede 139,00-TL/m2 fiyatının 175,00-TL/m2 olarak revize edilmesinin müvekkili şirket tarafından teklif edildiğini, bu teklifin davalı firma tarafından kabul edildiğini ve 15.04.2016 tarihinde yapım işine ait Zeyilname-2’nin taraflar arasında akdedildiğini, kompozit panelin birim fiyatı 175,00-TL olarak hesaplandığında kesintiler yapıldıktan sonra ödenmesi gereken toplam rakamın 770.798,84-TL olduğunu, ancak davalının bu rakamı 377.245,17-TL olarak taraflarına ödediğini, bakiye kalan 393.553,67-TL alacaklarının ise kabul edilmediğini, idare ve yüklenici firma arasında geçici kabul işlemleri yapıldığından stopaj kesintisinin yapılamayacağını, idare ve yüklenici firma arasında geçici kabul işlemleri yapıldığından %5 teminat kesintisi yapıldığını, idare ve yüklenici firma tarafından talep edilen ve taraflarınca yapılan ek işler ve alacaklarının bulunduğunu beyanla; davalı şirketin mal kaçırma ve alacaklarını tahsil edememe olasılığı olduğundan, tüm borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olan davalı şirketler üzerindeki taşınır taşınmaz mallara ve adi ortaklığın TOKİ’den alacaklı olduğu hak ediş bedelleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, öncelikle davalı firmadan 13. (Kesin) Hakediş Raporunun imzalandığı 11.01.2017 tarihi itibari ile işletilecek en yüksek avans faizi ile birlikte eksik kalan alacaklarının toplamının fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla en az 393.553,67-TL olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 13. (Kesin) Hakediş Raporunun iç kapak hesabında yapılan %3 stopaj kesintisi toplamının da 13. Hakediş raporunun imzalandığı, 11.01.2017 tarihi itibari ile en yüksek avans faizi ile birlikte ve fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak koşuluyla en az 28.052,74-TL’si olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı firmanın 06.11.2016 tarihli Geçici Kabul Tutanağı’nın imzalandığı günden beri uhdesinde tuttuğu teminat kesintisi toplamının da geçici kabulün yapıldığı 06.11.2016 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek avans faiz ile birlikte ve fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla en az 197.360,05-TL'si olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili firmanın ek olarak yaptığı ek iş kalemleri alacağı toplamının da ihtarnamelerinin tebliğ edildiği ve temerrüt tarihi olan 02.01.2017 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek avans faizi ile birlikte fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak koşuluyla en az (KDV dahil) 80.519,13-TL'si olarak davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline ve taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t\t\t\t\tYANIT:<br>\t\t\t\t\t\t\tDavalılar vekilleri tarafından verilen muhtelif tarihli cevap dilekçelerinde özetle; Usul yönünden; davacı ile davalının da aralarında bulunduğu tüzel kişiliklerin oluşturduğu adi ortaklık arasında Trabzon Akyazı 40.000 Seyirci Kapasiteli Stadyum ve Spor Tesisleri İnşaatı İşi'ne ait Alüminyum İmalatları Yapım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 8. ve 24. maddelerinde taşeronun (davacının) ana sözleşme ve eklerini aynen kabul ettiği, bunlara uyacağını kabul ve taahhüt ettiğinin düzenlendiğini, taraflar arasında doğacak ihtilafların çözümünde uygulanacak kuralların bu ana sözleşme ve eklerinde yer alan hükümlere göre belirleneceğini, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin (YİGŞ) ana sözleşmenin ayrılmaz eklerinden biri olduğunu ve YİGŞ'nin 40 ve 41. maddelerinde, hakediş raporlarına itiraz şeklinin tereddüte yer bırakmayacak açıklıkta hüküm altına alındığını, bizzat davacının da kabulünde olduğu üzere dava konusu edilen 13. hak edişin 22.12.2016 tarihinde düzenlendiğini ve davacı tarafça 11.01.2017 tarihinde imzalandığını, hakedişin davacının bilgisi dahilinde düzenlendiği, davacının 30.12.2016 tarihinde keşide ettiği ancak ortaklığa 02.01.2017 tarihinde tebliğ edilen ihtarnamesinden de açıkça anlaşılmakta olduğunu, hak ediş raporuna YİGŞ'nin 40 ve 41. maddelerinde belirtildiği şekilde ve süresinde itiraz etmeyen davacının hak ediş raporu içeriğini olduğu gibi kabul etmiş sayılacağından bu davasının reddedilmesi gerektiğini, esas yönünden; kompozit panelin sözleşmede belirtilen birim fiyat dahilinde ödeneceği aksine (birim fiyat artıran) taleplerin kabul edilemeyeceğini, davacının kendisinden yapılan stopaj kesintisinin iadesine yönelik talebinin hukuki dayanağı olmadığını, davacı firmayla 22.12.2016 tarihinde yapılan 13. hak edişten önce idare ile davalı arasında düzenlenmiş ve idare tarafından tüm onay mekanizmalarından geçirilerek onaylanmış geçici kabul tutanağı da mevcut olmadığından davacının talebinin hukuki dayanağı olmadığını, davacının yaptığı iddia edilen ek işleri ortaklığın “sözlü” talebi ile yaptığını ileri sürmesinin dava dilekçesindeki diğer beyanlarıyla çelişmekte ve hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu beyanla; fazlaya ilişkin tüm hak alacak ve itiraz hakları saklı kalmak kaydı ile davacının hakedişe YİGŞ’nin 40 ve 41 ile sair maddelerinde düzenlendiği şekilde ve sürede itiraz edip etmediğinin HMK. 163. ve 164. maddelerine göre ön sorun yapılarak öncelikle bu sorunun çözümlenmesine, davacının davayı açmadan önce hakedişe, yasal şartları taşıyan ve usulüne uygun bir itirazının olduğunun tespit edilmesi halinde davanın esasına girilmesine aksi halde davanın reddine karar verilmesine, davanın esasına girildiği takdirde, esas hakkında yaptıkları açıklamalar ve resen tespit edilecek nedenlerle haksız davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davalıların sorumluluğunun adi ortaklıktaki sermaye ve hisse oranlarına göre belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2024 tarihli 2022/118 Esas 2024/450 Karar sayılı kararında özetle; Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin ekleri arasında ana sözleşme ile bu sözleşmenin eklerinden olan ''Yapım İşleri Genel Şartnamesi'' de sayılmıştır. Görüldüğü gibi Yapım İşleri Genel Şartnamesi, sözleşmenin eki niteliğindedir. Anılan şartnamenin 40. maddesine göre yüklenicinin (taşeronun), geçici hak edişlere itirazı olduğu takdirde itirazlarının neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri idareye vereceği ve bir örneğini de hak ediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hak ediş raporunu ''idareye verilen... tarihli dilekçemde yazılı ihtirazi kayıtla'' cümlesini yazarak imzalaması gerekmektedir. Anılan şartnamenin 40. maddesi hükmü ''delil sözleşmesi'' niteliğindedir. Yüklenici itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde, hak edişi olduğu gibi kabul etmiş sayılır. Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 40. maddesine göre geçici kabulden sonra işin kesin metraj ve hesapları çıkarılmakta, kesin kabulden sonra da kesin hak ediş düzenlenmektedir. Usulüne uygun itiraz vaki olmadığı sürece çıkarılan kesin hesaplar ve düzenlenen kesin hak ediş yüklenici(somut olayda taşeron) bakımından bağlayıcıdır. Sözleşme ve eklerinde aksine hüküm bulunmadığı sürece kesin hesabın ve kesin hak edişin iş sahibi idare(yani somut olayda yüklenici) bakımından mutlak surette bağlayıcı olduğundan söz edilemeyeceği yetkili birimlerince onaylanmış olsa dahi idareler (sözleşmeye göre iş sahibi durumundaki yüklenici) her aşamada haksız ödeme yapmaktan kaçınabilecekleri gibi şayet haksız bir ödeme yapmışlarsa bu ödemenin iadesini de zamanaşımı süresi içinde olmak kaydıyla her zaman geri isteyebileceğinden bu durumlarda alacağın varlığının ve miktarının mahkememizce belirlenmesi gerekmiştir. <br>Taraflar arasındaki işin kesin ve geçici kabullerinin yapıldığı yani işin kesin hesabının çıkarıldığı ancak dava dışı iş sahibi idare tarafından davalı yüklenicinin yükümlendiği işin geçici ve kesin kabullerinin henüz yapılmamış olduğu anlaşılmaktadır. Davacının 13 nolu kesin hakedişin ödemeye esas iç kapak sayfasını 11.01.2017 tarihi ve \"Ankara 36. Noterliği'nin 28288 yevmiye numaralı 30.12.2016 tarihli ihtarnamede yer alan ... Her türlü dava ve talep hakkımız saklıdır.\" ihtirazi kaydı ile imzaladığı, 13 nolu kesin hakedişteki ihtirazi kaydın YİGŞ 40.maddesine uygun olduğu, davacı taşeron açtığı  iş bu dava ile davalı yüklenici ortaklık tarafından taraflar arasındaki işin kesin kabulüne yönelik olarak düzenlenen 13 nolu hak edişe itiraz etmiş olduğunu bildirdiğinden ve bu konuda davalı ortaklığa gönderilen Ankara 36. Noterliği'nin 30/12/2016 tarihli ihbarnamesi bulunduğundan  davacı tarafça itiraza uğradığı anlaşılan kesin kabule yönelik olarak davalı yüklenici ortaklık tarafından düzenlenen 13 nolu hak ediş esas alınmadığı gibi itiraza uğrayan kesin hak ediş belgesine yönelik olarak işin kesin kabulünün taraflar arasında yapılmadığının kabulü ile taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi uyarınca işin kesin hesabının mahkememizce yapılması gerekmiştir. Bu sebeple mahkemeye yansıyan ve taraflar arasında kesin hesaba bağlanmadığı anlaşılan uyuşmazlıklar yönünden işin kesin hesabının mahkememizce çıkarılması gerekmiştir. <br>Davacı taşeron iş sahibi davalının isteği üzerine bir kısım ilave imalatlar yaptığından söz ederek de alacak isteğinde bulunduğundan Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin ''ilave işlerin yaptırılması koşulları'' başlığını taşıyan 21. maddesine göre birim fiyat teklif alınarak ihale edilen yapım işleri sözleşmelerinde %20'sine kadar oran dahilinde kalması halinde sözleşme fiyatlarıyla bu oranı aşan işlerin ise mali piyasa rayiçlerine göre yapılan işlerin bedellerinin belirlenmesi yine sözleşmede bulunmayan işlerin fiyatının belirlenmesi koşullarının da aynı şartnamenin 22. maddesinde düzenlenmiş olduğu hususları dikkate alınarak ilave işlerin ve yeni iş kalemlerinin veya iş gruplarının bedellerinin hesaplanması gerekmiştir. <br>Bu bağlamda, taraflar arasındaki düzenlenen sözleşme ile fiyatların değiştirilebileceği, fiyatın 175.00 TL/m2 olarak değiştirilmesine yönelik fiyat değişiklik teklifinin kabul edildiği, ...'nun davalı yükleniciler adına sözleşme ve ekinde yer alan imalatların fiyatlarında değişiklik yapma yetkisinin olduğu, davacı kesin hesabının bilirkişinin raporunda belirtildiği üzere 2 nolu kesin hesaplamaları doğrultusunda 661.815,87 TL olduğu, davacıya itiraz edilen 13 nolu kesin hakediş adı altında ödenen 377.245,17 TL'nin düşülmesiyle kalan bedelin 284.570,70 TL olduğu, yapılan işlerin ek iş olduğu ve ödenmesi gerektiği anlaşılmış; davacı taşeron tarafından Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesince yaptırılan tespite yönelik 19/02/2018 tarih ve 208/23 D.İş sayılı Tespit Bilirkişi raporunda, fazla imalatların yapıldığı ileri sürülen 09/09/2016 tarihindeki piyasa rayiçleri ile toplam (%18 KDV dahil) 79.774,79 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. <br>Taşeronluk sözleşmesinin eki olan ana sözleşme hükümleri ve bu sözleşmelerin eki mahiyetinde olan Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde dava dışı idarece işin kesin kabulünün yapılmasına kadar işin fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmamasından dolayı ortaya çıkan tüm zararlardan davacı taşeron sorumlu olduğu ve davacı taşeronun sözleşme kapsamında yapılan işlerdeki eksiklikler yanında ayıplı işlerden dolayı da işin kesin kabulünün yapılmasına kadar hukuki sorumluluğu bulunduğundan yapılan işte tespit edilen ayıplı işlerin giderim bedelinin de buna göre eksik işler bedeliyle birlikte davacı alacağından mahsubu gerekmiştir. Kesin kabulün yapılmasına kadar işin fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmamasından dolayı ortaya çıkan tüm zararlardan davacı taşeron sorumlu olmakla davacı taşeronun sözleşme kapsamında yapılan işlerdeki eksikliklerin yanısıra ayıplı işlerden dolayı da işin kesin kabulünün yapılmasına kadar sorumlu olduğundan mahsup edilecek olan ve yapılan işteki eksik ve ayıplı işler ile giderim bedelinin Trabzon 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde yaptırılan tespite yönelik düzenlenen 25/10/2017 tarihli 2017/312 D.İş sayılı raporunda belirlenen hesaplamalara itibarla 102.510,27 TL olduğu anlaşılmıştır. <br>818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 410 vd. maddeleri gereğince iş sahibinin yararına olduğu anlaşılan ilave imalatların 09/09/2016 tarihindeki mahalli piyasa rayiçleri esas alınarak toplam (%18 KDV dahil) 79.774,19 TL olarak hesaplandığı, eksik ve ayıplı işler ile giderim bedelinin piyasa rayiçleri ile davacı taşeronun davadaki bakiye iş bedeli alacağı hesaplanmasında ise öncelikle kalan bedel 284.570,70 TL'sına  fazla imalat alacağı 79.774,79 TL nin ilave edildiğinde (toplamı) 364.345,49 TL olduğu ve bu miktardan yapılan işteki eksik ve ayıplı işler nedeniyle davacının sorumlu olduğu yapılmış olan  giderim bedeli olan 102.510,27 TL  düşüldüğünde davacının alacak miktarının 261.835,22 TL olduğu, davacının Ankara 36. Noterliği'nin 30/12/2016 tarih ve 28288 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıları temerrüte düşürdüğü, ihtarnamenin davalılara 02/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihine ihtarnamedeki atıfet süresi olan 7 takvim günü ilave edildiğinde, davalılar yönünden 10/01/2017 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, tarafların tacir ihtilafın ticari iş mahiyetinde olması sebebiyle davacının avans faizi isteminde bulunabileceği ve adi ortaklık borcundan tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gözetilerek, 261.835,22 TL'nin 10/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermek gerekmiştir. <br>Sözleşme dışı yapılan ilave ve yeni işlerin bedelleri ile fiyatları Yapım İşleri Genel Sözleşmesinin 21. ve 22. maddelerine dayalı olarak taraflarca 30/05/2016 tarihli tutanak ile 168.851,11 TL olarak tespit edildiği ve sözleşme fiyatlarının 30/05/2016 tarihli tutanakta belirtilen fiyatlar olduğu anlaşılmıştır. <br>Davacı taşerondan kesilen nakit teminat kesintisi 197.360,05 TL olup davacı taşeronun sunduğu SGK'nın 06/04/2018 tarihli yazının ilişiksiz belgesi niteliği olmadığından nakdi teminat kesintisinin iadesini talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br> 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinde; vergi sorumlusunun, verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olduğu hükmü getirildiği, davalı yüklenici, davacı taşeronun hak edişlerinden kestiği vergi ile ilgili %5 stopajı vergi dairesine yatırmasa dahi ödeme sorumluluğu kendisine ait olacağından davacının vergi stopaj kesintisinin iadesini istemesi mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede de stopaj vergi kesintisinden dolayı davalı yüklenicinin sorumlu olduğu ve bu kesintilerin davacı taşerona iade edileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığı, stopaj yapılmamasından dolayı davalı iş ortaklığının vergi sorumlusu olarak verginin bildirilmesi ve ödenmesinde vergi yükümlüsü gibi sorumluluğu olduğu anlaşılmakla davacının stopaj kesintisinin iade talebinin reddine karar verilerek sonuç olarak davanın kısmen kabulü ile davacının, ilave iş bedeli dahil bakiye iş bedeli alacağı olan 261.835,22 TL'nin temerrüt tarihi olan 10/01/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının nakdi teminat kesintisine yönelik istemi ile davacının stopaj kesintilerinin iadesine yönelik istemin reddine dair karar verildiği görülmüştür. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili tarafından verilen 06/09/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde yargılaması yapılan dava dosyasının konusunu oluşturan işe ilişkin olarak müvekkili firma ile “Trabzon Akyazı 40.000 Seyirci Kapasiteli Stadyum ve Spor Tesisleri İnşaatı İşine Ait Alüminyum İmalatları Yapım Sözleşmesi” imzalandığını, imzalanan bu sözleşmeye istinaden de müvekkili firma tarafından iş teslimi yapıldıktan hemen sonra işe başlandığını ancak yer teslimlerinin geç yapılması nedeniyle, davalı adi ortaklığın dosyaya ibraz ettiği ve Trabzon Ticaret Sicil Odasından alınan fiyat farkları gözetilerek, Alüminyum Kompozit Panel birim fiyatı 45,00 TL arttırılarak, toplam 175,00 TL olmak üzere firmanın proje müdürünün onayladığı 15.04.2016 tarihli “Trabzon Akyazı 40.000 Seyirci Kapasiteli Stadyum ve Spor Tesisleri İnşaatı İşi Kapsamında Stadyum Binası Kompozit Yapılması Yapım İşi - Zeyilname-2” imzalandığını, bu kapsamda da 10., 11. ve 12. hakkediş bedellerinde de görüleceği üzere Kompozit Panel birim fiyatının 175,00 TL üzerinden adi ortaklık şirketince taraflarına ödendiğini, fakat 13. (kesin) hakedişin ödendiği sırada imzalanan bu zeyilname (2) ve taraflar arasında sonradan ek olarak yapılmasına karar verilen ve hakedişin e-posta kayıtları ile de taraflarına gönderilen ve fotoğrafları da mevcut olan ek işlere ilişkin kısımlar ise tamamen reddedildiğini, Borçlar Kanunu 470. maddeye göre eser sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması gibi bir zorunluluk bulunmadığını, taraflar arasında stadyumun açılış tarihi yaklaştığı için, acilen işlerin bitirilmesinin müvekkili firmadan adi ortaklık ve Başbakanlık Toplu Konut İdaresi yetkililerince talep edildiğini, bunun üzerine de müvekkili firmanın basiretli bir tacir gibi hareket ederek ve iyiniyetli olarak kendisine tevdi edilen tüm işleri hatta ilave iş bedelleri olarak tespit edilen 168.851,11 TL'lik  işleri de  tamamladığını ve işin sahibine teslim ettiğini, bilirkişi raporu ile  tespit edilen ve hükümde de yer alan işbu ilave iş bedelinin 168.851,11 TL'lik kısmının hükme esas alınmamasının, müvekkili firmanın idareye dava açma hakkı yokken, ondan talep etmesi yönünde beyanda bulunulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, idarenin sebepsiz zenginleştiğini, kendilerine karşı bu konuda hukuken sorumlu olanın davalı adi ortaklık firması olduğunu, bu nedenle de kararın kaldırılmasını ve ilave iş bedeli olarak 168.851,11 TL'nin hükme esas alınması gerektiğini, davalıların mahsup definin usule uygun olmadığını ve bu talebin kabulünün usul ve yasalara aykırı olduğunu, davalı adi ortaklığı oluşturan şirketlerin hiçbir dilekçesinde yapılan teslimin ayıplı olduğuna ilişkin bir beyanları ya da iddialarının bulunmadığını, cevap dilekçelerinin içeriklerinde taraflar arasında imzalanan zeyilnamenin yetkisiz temsilcilerle yapıldığı ve ek işlerin ise hiç yapılmadığı esasına dayandığını, davalı tarafın eksik ve ayıplı üretime ilişkin olarak Trabzon 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/31 D.İş sayılı, 20.12.2017 tarihli Bilirkişi Ek Raporu taraflarına tebliğ edilmediğini, huzurda yapılan yargılamanın 5. celsesinde eksik ve ayıplı üretimlere ilişkin tespit yaptırıldığının taraflarınca öğrenildiğini, davalı vekilinin dilekçesinde rakamlar arasındaki farkın gözetilmemesi ve yüksek olan rakamın ileri sürülmesi nedeniyle de itiraz ettiklerini, işlerin tamamının teslimi yapıldıktan, kesin hak ediş raporu düzenlendikten, buna ilişkin yasal işlemler taraflarınca başlatıldıktan ve yargılama devam ederken, stadyumda bugüne kadar defalarca futbol müsabakası oynanmışken, davalı şirket tarafından eksik ve ayıplı mal üretildiğine ilişkin olarak bir delil tespiti raporu alınması ve içeriğinin taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu delil tespiti niteliğindeki raporun içeriğine tamamen itiraz ettiklerini, davalı tarafça da 08.03.2017 tarihinde davaya cevap verildiğini ve bu cevap dilekçesinin içeriğinde, HMUK’unun 133. ve 134. maddesine göre yani usulüne uygun bir şekilde takas mahsup talebinde bulunulmadığını, huzurdaki dava açıldıktan ve yargılamanın 5. celsesinde, kesinleşmiş bir yargı kararına dahi dayanmayan, delil tespiti mahiyetindeki bir ek rapora dayalı olarak, takas mahsup talep edilmesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu ve “savunmanın genişletilmesi” mahiyetinde olduğunu, bu nedenle muvafakatlerinin olmadığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar vekilleri tarafından verilen istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki 24.06.2013 tarihli Sözleşmenin 24. maddesi gereğince Yapım İşleri Genel Şartnamesi sözleşmenin eki olup, hukuken delil sözleşmesi niteliğini taşıdığını, davaya konu uyuşmazlık konularını oluşturan işlemlerin yer aldığı müvekkili davalı işveren tarafından düzenlenen, davacı yüklenici tarafından 11/01/2017 tarihinde imzalanan, 22/12/2016 tarihli 13 nolu (kesin) hakediş raporuna davacı yüklenici tarafından konulan “Ankara 36. Noterliğinin 28288 yevmiye numaralı, 30/12/2016 tarihli ihtarnamesinde yer alan hususlardaki her türlü dava ve talep haklarımız saklıdır.” şerhinin, davaya konu sözleşmenin eki olan ve hukuken delil sözleşmesi niteliğini taşıyan Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 'geçici hakediş raporları' başlıklı 39. maddesi 4. fıkrasının (e) bendi hükmü ile 'Kesin hakediş raporu ve hesap kesilmesi' başlıklı 40. maddesinin 9. fıkrası hükümlerine uygun olmadığının açık olduğunu, yüklenicinin geçici  hakedişlere ve/veya kesin hakediş raporuna bir itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunu “idareye verilen ... tarihli dilekçemde yazılı itirazi kayıtla” cümlesini yazarak imzalaması gerektiğini, eğer yüklenicinin hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olur ise hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorunda olduğunu, yüklenicinin itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul edilmiş ve hakedişin yüklenici açısından kesinleşmiş sayılacağı açık bir şekilde hüküm altına alındığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39. ve 40. maddelerindeki bu düzenlemelerin, davaya konu sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 193. maddesi uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olup tarafları bağladığı gibi mahkemesince de resen dikkate alınmasının zorunlu ve gerekli olduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin anılan hükümleri uyarınca hakediş raporları (geçici ve/veya kesin hakkediş raporu) şartnamede belirtilen şekilde “ihtirazı kayıt” konularak imzalanmadığı takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılmakta ve yüklenicinin o hakedişlere bağlı haklarının düştüğünü, 13 nolu (kesin) hakediş raporunun sözleşme eki olan ve hukuken delil sözleşmesi niteliğini taşıyan Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 39. ve 40. maddelerinde gösterilen usul dairesinde “ihtirazı kayıtla” cümlesine yer verilerek imzalanması, ihtirazı kayda yönelik dilekçenin anılan kesin hakkediş raporuna eklenmesi gerekmekte olup, davacı yüklenici tarafından 13 nolu (kesin) hakedişe konulan ve yukarıda yer alan şerhin içeriğinde “ihtirazı kayıtla” ibaresine yer verilmemesinin, ihtirazı kayda yönelik olduğu iddia edilen ihtarnamenin söz konusu kesin hakkediş raporuna eklenmesi gerektiği halde eklenmemesi nedenleri ile anılan 13 nolu (kesin) hakkediş raporunun davacı yüklenici tarafından “ihtirazı kayıtla” imzalanmadığının açık ve belirgin olduğunu, yerel mahkemenin, kompozit panel birim fiyatını 175 tl/m2 olarak değiştirildiğini kabul ettiğini ve buna dayalı hüküm tesis etmiş ise de, uygulanması gereken alüminyum panel birim fiyatının 139,00 TL/m2 olduğunu, müvekkili davalının işveren ile davacı yüklenici arasında imzalanan sözleşmenin ekleri başlıklı 17. maddesinde; işverenin uhdesinde olmayıp işveren tarafından detaylarının teknik nedenlerle değişebileceği düşünülerek; idarenin yaptırmak isteyebileceği imalatların, ek de verilen bedeller üzerinden taşerona yaptırılabileceği hüküm altına alındığını, anılan hüküm doğrultusunda davacı yüklenici tarafından verilen ve Sözleşme ekinde yer alan 23/07/2014 tarihli fiyat teklifinde; ... sanayine ait Naturalbond, solit renk, B1 sınıfı alüminyum kompazit panel (4 mm) yapılması imalatı (0,5+0,5 mm alüminyum levha, 30x40x1,5 alt boyalı çelik kons. İle) fiyatı 139,00 TL/m2 olarak yer aldığını, anılan imalatın sözleşme fiyatı olan 139,00 TL/m2 taraflarca karşılıklı mutabakat ile belirlendiğini ve kabul edildiğini,\tanılan ana sözleşmenin “sözleşmede değişiklik yapılması” 24. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, sözleşme imzalandıktan sonra sözleşme bedelinin aşılmaması ve idare ile yüklenicinin karşılıklı olarak anlaşması kaydıyla, işin yapılma yeri ile işin süresinden önce yapılması kaydıyla işin süresi ve bu süreye uygun olarak ödeme şartlarına yönelik sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılmasının mümkün olabildiğini, sözleşme ekinde taraflarca belirlenmiş olan bir imalatın fiyatında değişiklik yapılmasının mümkün olamadığını, sözleşmede yapılacak değişikliklerin ana sözleşmede belirtilen koşullara tabi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre yapılacak işin anahtar teslimi iş olup sözleşme süresince fiyat farkı ve eskalasyon adı altında ilave bir ödeme yapılmayacağının açık bir şeklide sözleşmede belirtildiği gibi, yanlar arasında düzenlenen eser sözleşmesinin götürü bedel niteliğinde olması nedeniyle davacı taşeronunun bedelin artırılması talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, bu nedenle ve gerekse sözleşmede belirtilen hükümler doğrultusunda davacı taşeron tarafından verilen ve sözleşme ekinde yer alan fiyat dışında yeni bir fiyatın uygulanması söz konusu olamayacağından, 175 TL/m2 fiyatın kabul edilmesi ve buna dayalı hüküm kurulmasının sözleşme ve ekleri hükümlerine uygun düşmediğini, söz konusu fiyat teklifinde imzası bulunan ...’nun müvekkilinin davalı işveren adına fiyat belirleme ve düzenleme yetkisi bulunmadığını, bu nedenle adı geçenin imzası ile yapılan işlemin müvekkili davalıyı bağlayıcı olmasının hukuken mümkün olmadığını, fazla imalat bedeli olarak 79.774,79 TL'ye hükmedilmesinde de sözleşme ekleri hükümlerine uygunluk bulunmamakta olup hukuka aykırı hüküm tesis edildiğini, mahkemece davacı tarafça yapıldığı ileri sürülen fazla imalatlar kapsamında; 09.09.2016 tarihindeki piyasa rayiçleri ile toplam (% 18 KDV dahil) 79.774,79 TL olarak hesaplanmasının da dosya kapsamına ve hukuka uygun olmayıp, kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ayrıca yerel mahkemenin gerekçeli kararında \"Davacının ilave iş bedeli (fazla imalat bedeli) dahil bakiye iş bedeli alacağı olan 261.835,22-TL'nin temerrüt tarihi olan 10/01/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi” gerektiği belirtilmiş ise de; Ankara 36. Noterliğinin 30.12.2016 tarih ve 28288 yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde, davacı taşeronun 13. hakediş hesaplarının düzeltilmesini talep ettiği, belirli bir miktarı belirtir hakediş alacağının ödenmesi yönünde bir talebinin olmadığını, ilgili ihtarnamede sadece kesin teminat iadesine ilişkin 150.605,48 TL ve ilave işlere ilişkin 70.384,13 TL’nin 7 gün içerisinde ödenmesini talep ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, eksik hakediş bedeli alacağı olduğu kabul edilse dahi faizin 10.01.2017 tarihinden itibaren işletilemeyeceğini, Ankara 36. Noterliğinin 30.12.2016 tarih ve 28288 yevmiye numaralı ihtarnamesinin 13 numaralı hakediş alacağı yönünden davalıları temerrüde düşürecek nitelikte olmadığının sabit olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;<br>\t\t\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. <br>\tDavacı vekili davasında, davalıların yüklenici ortaklık olarak dava dışı idare olan TOKİ ile 24/06/2013 tarihli ''Trabzon Akyazı 40.000 Seyirci Kapasiteli Stadyum ve Spor Tesisleri İnşaatı İşi'' konulu eser sözleşmesi imzaladıklarını ve akabinde müvekkili davacı ile davalı yüklenici ortaklık arasında ''Trabzon Akyazı 40.000 Seyirci Kapasiteli Stadyum ve Spor Tesisleri İnşaatı İşine Ait Alüminyum İmalatları Yapım Sözleşmesi'' düzenlendiğini, müvekkilinin süresi içerisinde işe başlayarak tamamladığını ve yapılan tüm işlerin geçici ve kesin kabullerinin yapıldığını ve yapılan imalatlar karşılığı 12 adet hak ediş karşılığı imalat bedellerinin ödendiğini, son iş teslimlerinin yapılmasından sonra ise davalı ortaklığın kesin kabul işlemlerini yaparak 13.kesin hak ediş raporunu müvekkiline gönderdiğini ancak 13.kesin hak ediş ile müvekkiline yapılan imalatlar nedeniyle eksik ödemede bulunulduğu gibi stopaj kesintileri ile nakit teminat kesintilerinden dolayı yapılan kesintiler bulunduğunu, bunun üzerine müvekkili davacı taşeron tarafından 13.hak edişe karşı yapılan itirazların Ankara 36. Noterliği'nin 30/12/2016 tarihli ihtarnamesiyle davalı yüklenici ortaklığa bildirildiğini, ancak alacaklarının ödenmediğini belirterek ihale konusu içinde yer alan ve sözleşmesi bulunan kompozit panel birim fiyat farkı alacağı karşılığı 393.553,67 TL, iade edilmeyen nakit teminat bedelleri yönünden 197.360,05 TL, hak edişlerden yapılan stopaj kesintileri yönünden 28.052,74 TL ve ihale konusu içinde yer almayan ve sözleşmesi bulunmayan ancak dava dışı iş sahibi TOKİ'nin bilgisi dahilinde gerçekleştirilen sözleşme dışı gerçekleştirilen imalatlara yönelik olarak 80.519,13 TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bu alacaklarının temerrüt tarihi olan 02/01/2017 tarihinden itibaren en yüksek avans faiziyle birlikte davalı yüklenici ortaklıktan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.    <br>\tDavalı yüklenici ortaklık vekilleri davaya cevaplarında özetle; taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi kapsamında işin geçici ve kesin kabullerinin taraflar arasında yapılmış olduğunu ve bu kapsamda davacıya toplam 12 adet hak ediş karşılığı alacaklarının ödendiğini, 13. olarak düzenlenen hak edişin son ve kesin hak ediş olduğunu, davacı taşeronun gerek ara hak edişlere gerekse son hak edişe sözleşmenin eki olan an sözleşme ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi'ne uygun olarak itiraz etmediğini, bu sebeple davacı yönünden düzenlenen tüm hak edişlerin kesinleşmiş olduğunu, davacının kompozit panel birim fiyat farkı talebinde bulunamayacağını, bu konuda sözleşmedeki birim fiyatın belli olduğunu, yine davacının gerçekleştirdiği işlerde eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, bu ayıp ve eksikliklerin karşılığının davacı hak edişlerinden mahsubu gerektiğini, davacının müvekkilinin talimatı ile veya dava dışı idarenin talimatı ile yapmış olduğu fazla imalat veya sözleşme dışı iş bulunmadığını, bu sebeple ilave işler sebebiyle alacak talebinde bulunamayacağını, yine davacının stopaj ve nakit teminat kesintilerinden dolayı alacak talebine hakkı bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>\tMahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/12/2019 tarihli 2017/131 Esas 2019/1059 Karar sayılı kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 28/12/2021 tarihli 2020/959 Esas 2021/1241 Karar sayılı kararı ile eksik incelemeye ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmiş olması nedeniyle ve kaldırma kararımızda ayrıntılarına yer verilen gerekçelerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararından sonra; dava dışı idaredeki ihale dosyası, sözleşmeler ve ekleri ile ana sözleşmeye ilişkin olarak düzenlenen geçici ve kesin hakediş raporları incelenerek yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasından sonra bu rapor ve ek raporlara itibar edilmek suretiyle ve yukarıda belirtilen gerekçelerle 18/07/2024 tarihli 2022/118 Esas 2024/450 karar sayılı karar ile, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş bu karara karşı taraf vekillerince yeniden istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>\tİlk derece  mahkemesince dairemiz kaldırma kararı gereklerinin yerine getirildiğinden söz edilerek ve yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasından sonra bu raporlara itibar edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de ilk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararı gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden söz edilmesinin imkanı bulunmamaktadır.<br>\tZira son alınan bilirkişi kurulu raporu da dosyada daha önce mevcut bulunan evrak ve belgelere göre tanzim edilmiş ve dava dışı idaredeki ihale dosyası ana sözleşme ve eklerinin dosyaya getirtilmediği ve yine ana sözleşmeye ilişkin olarak dava dışı idare ile davalı yükleniciler arasında düzenlenen geçici ve kesin hakediş raporlarının incelenmediği ve buna göre bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. <br>\tDairemizin önceki kaldırma kararında, sözleşme dışı yapılan ilave veya yeni işlerin bedellerinin ne şekilde belirleneceğine dair Yapım İşleri Genel Şartnamesinin  21 ve 22. Maddelerinin gözetilmesi gerektiği ve %20'yi aşan imalatlar yönünden ise sözleşme ve işin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 410 ve devamı maddeleri gereğince iş sahibi yararına olması koşuluyla yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleri ile bedelinin ihale dokümanı ve teklif kapsamında fiyatı verilmemiş yeni iş kalemleri ve grupları var ise bedellerinin de aynı şartnamenin 23. Maddesinde belirtilen esaslara göre denetime elverişli ve gerekçeli olarak bilirkişilere hesaplattırılması ve buna göre davacı taşeronun fazla imalat bedeli alacağı olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, yine nakit teminat kesintisinden dolayı dava dışı idare ile davalı yükleniciler arasındaki ana sözleşme ve ekleri de gözetilerek ve yine bunlar arasındaki işin geçici ve kesin kabulünün yapılmış olması halinde bu belgeler de esas alınarak taraflar arasındaki işin kesin tasfiyesi ve kesin hesabı konusunda bilirkişi kurulundan rapor alınması suretiyle ve buna göre davanını nakit teminat kesintisinden dolayı alacak talebinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı ile varsa miktarı konusunda taşeronluk sözleşmesinin 14. Maddesi de gözetilerek nakit teminat kesintisi alacağı talebinin de değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, buna rağmen ilk derece mahkemesince bu hususlar gözetilmeden ve dava dışı idareden ana işlem dosyası ile ana işin geçici ve kesin kabulüne ilişkin evrak ve belgeler getirtilerek davacı taşeron tarafından yapıldığı söylenen ilave iş bedellerinin bu  hakedişlere girip girmediği, davalıların bu nedenle dava dışı iş sahibi idareden ödeme alıp almadıkları değerlendirilmeden bu imalatların dava dışı idare yararına yapıldığının ve bu sebeple davalılardan alacak talebinde bulunulamayacağının kabulü ile bu alacak talebinin reddine karar verilmiş olması ve işin bilirkişi kurulunca kesin tasfiyesi yapılmadan ve gerektiğinde davacı taşeronun  SGK'ya borcu olup olmadığı bu kurumdan sorulup tespit edilmeden, SGK ilişiksiz belgesi bulunmadığından söz edilerek nakit teminat kesintisi talebinin reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından davacı vekilinin buna ilişkin istinaf sebepleri dairemizce haklı görülmüş ve kabulü gerekmiştir.<br>\tDavalılar vekilinin istinaf başvuru yönünden dairemizce yapılan değerlendirme sonucunda; sair istinaf sebeplerinde  isabet görülmemiş, reddi gerekmiştir. Ancak davacı taşeron tarafından davalı yüklenici ortaklığa gönderilen ve mahkemenin temerrüt yönünden hükmüne esas aldığı Ankara 36. Noterliğinin 30/12/2016 tarihli 28288 yevmiye numaralı ihtarnamesinin tüm alacak kalemleri yönünden miktar belirtilir şekilde ve süre verilmek suretiyle davalıları temerrüde düşürecek nitelikte olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden bu ihtarnamenin eldeki davada davacı tarafından talep edilen tüm alacak kalemleri için davalıları temerrüde düşürücü nitelikte olduğu mahkemece kabul edilmek suretiyle tüm alacak kalemlerine bu ihtarnamede belirtilen sürenin dolduğu tarih itibari ile avans faizi uygulanmasına karar verilmiş olması dairemizce doğru görülmemiş ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılması ve buna göre bilirkişi kurulundan yeniden hüküm vermeye elverişli rapor alınmasından sonra  sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>           1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2024 tarihli ve 2022/118 Esas 2024/450 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalılar tarafından yatırılan 4.771,49 TL istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine ve davacı tarafından yatırılan 4.771,49 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>5-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan 1.169,40'ar TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa  İADESİNE, <br>7- Kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. \t\t\t\t<br>         Başkan                 Üye                    Üye               Katip <br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7c13b39a206fd51","SID":"7140111d6f02bb56"}}