{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2021/2368 <br>KARAR NO:2024/1809<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:06/07/2021<br>NUMARASI:2018/253 Esas - 2021/566 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:18/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalıya trafik sigortalı aracın 18.02.2018 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin geçici ve sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi zararının bulunduğunu, zararın tazmini için davalı tarafa başvurulmuş ise de herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) geçici iş göremezlik için 100,00-TL ve sürekli iş göremezlik nedeniyle 100,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 11.06.2021 tarihli dilekçe ile, tazminat miktarını, bilirkişi raporu ile belirlenen 47.569,66-TL tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tespit edilen 38.055,328-TL'ye artırdıklarını bildirmiştir.Davalı vekili yasal süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacıya 14.12.2018 tarihinde 34.290,55-TL tazminat ödemesi yapılarak zararının karşılandığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispatı gerektiğini, mahkemece sigortalı araç sürücüsünün kaza anında alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında olup olmadığının, geçerli ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, davacının, alkollü sürücünün kullandığı araca binmesi ve emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamında olmadığını ancak dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen rapor ile, davacının geçici iş göremezlik halinin olmadığı, özürlülük oranının %5 olduğu kanaatinin bildirildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapora göre kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğu, davacının hak ettiği tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin aktüer bilirkişi raporunun seçenekli olarak düzenlendiği, TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması ve prograsif rant yöntemine göre yapılan hesaplamada davacının zararının 89.224,69-TL olduğu, bu tutardan yapılan ödemenin güncellenmiş hali olan 41.655,03 TL'nin mahsubu sonrası bakiye tazminat tutarının 47.569,66-TL olduğu görüş ve kanaatinin bildirdiği, davacı vekili tarafından sunulan 11/06/2021 tarihli dilekçe ile davacı için talep edilen kalıcı iş göremezlik tazminatının 38.055,328-TL'ye artırıldığının bildirildiği ve davalının temerrüt tarihi olan 14/12/2018 kısmi ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, davacı tarafça dava dışı sürücünün alkollü olduğunun bilinmesi ve emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, dava dışı araç sürücüsünün aracında yolcu olarak bulunan davacının araç sürücüsünün arkadaşı olduğu ve herhangi bir menfaat karşılığı taşıma gerçekleşmediği, davacının araca kendi isteğiyle bindiği göz önünde bulundurularak hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği kanaati ile;\"1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜ ile,2-Sürekli iş görememezlik tazminatı yönüyle THR 2010 yaşam tablosu-prograsif rant sistemine göre hesaplama sonrası bakiye tazminat tutarının 47.569,66 TL 'den %20 oranında müterafik kusur indirimi ile %20 oranında  hatır taşıması indirimi yapılarak 30.444,26 TL alacağa ödeme tarihi olan 14/12/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (Poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) 3-Geçici iş görememezlik taleplerinin REDDİNE\" karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; mahkemece hatır taşıması indirimi yapılmasının doğru olmadığı, davalı tarafça sunulan ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği savunulan cevap dilekçesinin yasal 2 haftalık süre içerisinde sunulmadığı, hatır taşımasına yönelik savunmanın cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği hususlarına ilişkindir.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; tazminat hesabının genel şartlar gereğince TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle tespiti gerektiği, buna göre davacının zararının 44.285,84-TL olduğu, bu miktarın üzerinden müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması halinde müvekkili şirket tarafından ödenen 34.290,55-TL'nin davacının zararını fazlası ile karşıladığı, davacının, alkollü sürücü tarafından kullanılan araca binmesi nedeni ile müterafik kusurunun bulunduğu, davacının 18.02.2018 tarihinde alınan beyanında emniyet kemerini takmadığını ifade etmesi nedeniyle de müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, olayda hatır taşıması bulunduğu ve hatır taşıması nedeniyle de indirim yapılması gerektiği, mahkemece tazminat miktarından öncelikle müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması ve bu suretle belirlenen tazminata göre müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken tazminat miktarından öncelikle yapılan ödemenin indirilmesi akabinde bakiye tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmasının hatalı olduğu, keşif yapılmaksızın alınan bilirkişi raporu ile sigortalı araç sürücüsüne tam kusur atfedilmesinin hatalı olduğu, müvekkili şirket yönünden sigortalısına rücu hakkı doğacağından araç sürücüsünün alkollü olup olmadığının, geçerli sürücü belgesi bulunup bulunmadığının mahkemece araştırılması gerektiği, maluliyete ilişkin rapor düzenlenirken yanlış yönetmelik hükümlerinin uygulandığı, tazminat hesabının genel şartlara göre yapılması gerekirken TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak belirlenen tazminat miktarının hükme esas alınmasının hatalı olduğu hususlarına ilişkindir.Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.(1) Davacı vekilinin istinaf talebinin incelenmesinde;Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51 inci  maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda, davacı yolcu konumundadır. Soruşturma dosyasındaki ifade tutanaklarına göre hatır taşıması bulunduğu anlaşılmakta ise de, dava dilekçesinin davalı şirkete 18.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince cevap dilekçesi olarak sunulan dilekçenin ise yasal iki haftalık süreden sonra 04.09.2019 tarihinde sunulduğu anlaşılmıştır.O halde mahkemece, davalı vekilinin süresinde olmayan beyan dilekçesinin cevap dilekçesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, dolayısıyla da hatır taşıması indirimine yönelik def'inin yasal sürede ileri sürülmediği göz ardı edilerek def'i olarak ileri sürülmesi gereken hususun resen gözetilerek hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması doğru olmayıp, davacı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf talebi yerindedir. (Bknz; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 06.12.2023 tarihli  2023/11728 E- 2023/13205 K. Sayılı ilamı),(2) Davalı vekilinin istinaf talebinin incelenmesinde; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; tazminat hesabında bakiye ömür süresi için TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesi ve progresif rant yöntemi kullanılmak suretiyle yapılması gerekmesine, hatır taşımasına yönelik savunmanın def'i niteliğinde olmasına ve cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerekmesine rağmen yasal süreden sonra sunulan beyan dilekçesinin cevap dilekçesi olarak değerlendirilmeyecek olmasına, davalı sigortacı ile dava dışı sigortalısı arasında rücu koşullarının var olup olmadığı hususunun eldeki davanın konusu olmamasına ve davacıya karşı ileri sürülemeyecek olmasına, Yargıtay ilgili Dairesi'nin yerleşmiş içtihatları gereğince öncelikle tazminat saptanması için zararın belirlenmesi, bunun için hesap edilen tazminattan zararla ilgili indirim sebepleri uygulanarak gerçek zararın belirlenmesi sonrasında da tazminattan indirim sebebi olan müterafik kusur indirimi yapılması gerekmesine (Bknz. Yargıtay 17. HD'nin 08.07.2020 günlü 2019/4153 E. - 2020/4510 K., 14.11.2019 günlü 2017/3853 E.- 2019/10635 K.sayılı ilamları), kazanın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun, kaza tespit tutanağı ile uyumlu ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına, maluliyete ilişkin raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri uygulanmak suretiyle düzenlenmiş olmasına göre davalı vekilinin istinaf talebi yerinde olmadığı gibi, ilk derece mahkemesince müterafik kusur indirimi yapılmış olması sebebiyle bu hususa ilişkin istinaf nedeninin ise konusu bulunmamaktadır.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle açıklanan nedenle davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine, (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince davacı vekilinin bedel artırım talebi göz önünde bulundurularak davanın kabulüne karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1/Başlıkta bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan maktu 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, b/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 2.079,65-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 520,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.559,65-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,c/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer giderlerin ise takdiren üzerinde bırakılmasına, d/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,2/Başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, a/Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın KABULÜ İLE,b/Sürekli iş göremezlik tazminatı yönüyle THR 2010 yaşam tablosu-prograsif rant sistemine göre hesaplama sonrası bakiye tazminat tutarının 38.055,33-TL'nin ödeme tarihi olan 14/12/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (Poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) c/Geçici iş göremezlik taleplerinin REDDİNE, ç/Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 madde hükmüne göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d/Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 madde hükmüne göre belirlenen 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,e/Alınması gereken 2.599,55-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin harç ve 130,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 165,90-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 2.433,65‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, f/Davacı vekili tarafından yapılan 35,90-TL peşin harç, 130,00-TL tamamlama harcı toplamı 165,90-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,g/Davacı tarafça iş bu dava için yapılan 35,90-TL başvuru harcı, 393,63-TL posta ve müzekkere gideri, 1.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 5,20-TL vekalet harcından ibaret toplam 1.434,73-TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre belirlenen 1.430,97-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,h/Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan arta kalan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 18/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a70f66072ebba04","SID":"b915160e221ade57"}}