{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/1665 <br>KARAR NO\t: 2024/1713<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 22/06/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2021/286 Esas,  2022/413 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 180.5.2020 tarihinde ...'ın sevk ve idaresinde ki ... plaka sayılı aracı ile ... istikametinde direksiyon hakimiyetini kaybettiğini ve meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu aynı araç içerisinde yolcu konumunda bulunan davacı müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını,  araç içerisinde yolcu konumunda bulunan davacı müvekkilinin bu  kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığının müvekkilinin  maluliyet oranının yüzde 34  olduğu belirtildiğini, davalı sigorta şirketine ihbar talebinde bulunulduğunu ve   sakatlığı oranında maddi tazminatının ödenmesi istendiğini, davalı tarafın bu başvuruya istinaden ....  nolu hasar dosyası açtığını ancak müvekkilinin tazminat başvurusunu reddettiğini, bu nedenlerle davacı müvekkilinin geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu oluşan sakatlanmasına  bağlı olarak  uğramış olduğu maddi zarar nedeniyle ZMMS Trafik Poliçesi Kapsamında sorumlu olan  davalı  Sigorta Şirketinden Tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere  ve şimdilik harca esas değer olarak, 50,00 TL süreli sakatlık için ve 50,00 TL de sürekli sakatlık için olmak üzere toplamda  100.00 TL maddi tazminatın kaza  tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekilinin 31/05/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile  dava değerini toplam 410.000,00-TL   olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı vekilinin davaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.<br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"...Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu kazanın meydana gelmesinde, dava dışı araç sürücüsü ...'ın, aracın hızını aracın yük ve teknik özelliği ile yol durumunun gerektiridiği şartlara uydurmaması nedeniyle %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusuru raporları ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas ve sigorta şirketinin poliçesindeki azami limit dikkate alınarak davacının maddi tazminat davasının kabulü \"  gerekçesiyle \"davanın kabulüne\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusura ilişkin rapor aldırılmadığını,  davacının kusur incelemesi yapılmaksızın lehine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ilgili raporunun ceza dosyasından aldırılan rapor olduğunu, ceza yargılamasında kazanın oluşumunu değerlendirmek için aldırılan raporda davacının kusuruna ilişkin herhangi bir değerlendirmenin yer almadığını,  İstiap haddinin aşıldığı aşikarken davacının kusursuz bulunması hakkaniyete aykırı olduğunu, sürücünün ve yolcuların birinci derecede neden oldukları ve yolcuların kendi can güvenlikleri için herhangi bir tedbir alma imkanının bulunmaması nedeniyle sürücü ve yolcuların kazanın oluşumunda %80 oranında, yaralanmalarında müteferrik kusurlu olduklarını, olayda hem müterafik kusur hem de hatır taşıması bulunduğundan hakkaniyete uygun indirim uygulanması gerekirken yerel mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, davacının sebepsiz zengileşmesine neden olacağını, alınan tazminat raporunun hesap hataları ile dolu olduğunu hakkaniyete aykırı bulunduğunu, bakiye ömrün TRH tablosuna göre belirlenmişse de hesaplama, devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi ve aktüeryal yöntem kullanılarak yapılması gerekirken prograsif rant yöntemi kullanılarak yapıldığını,  TRH tablosuna göre bakiye ömrün belirlendiği durumlarda devre başı ödemeli belirli süreli rant ve aktüeryal yöntemin kullanılması gerektiğini, Prograsif rant yöntemiyle yapılan hesaplamaların, aktüeryal yönteme göre yapılan tazminat hesaplamalarından daha yüksek çıkmasının en önemli nedenlerinden biri olduğunu, kabul anlamına gelmemek ve itirazların baki olmak üzere; zarar görenin SGK' den geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının araştırılması yapılmadan karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu,  müvekkili şirketin işbu dava öncesi temerrüde düşmediğinden faize hükmetmenin hakkaniyete aykırı olacağını, yerel mahkemece... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından aldırılan rapor çerçevesinde verilen kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, trafik kazası sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili dava dilekçesinde ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybettiğini ve meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu aynı araç içerisinde yolcu konumunda bulunan davacının  ağır bir şekilde yaralandığını,  maluliyetinin olduğunu, iddia ederek süreli sakatlık ve geçici sakatlık tazminatın tahsilini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle;<br>-Olay sonrası ilgili kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında toplamda 86,30 metre fren izi olduğunun, müteveffa sürücü ...'ın \"aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak\" kuralını ihlal etmekle kusurlu olduğunun belirtilmesine, soruşturma aşamasında savcılık tarafından makine mühendisinden alınan bilirkişi raporunda  da sonuç olarak araç sürücüsünün yol ve hız limiti şartlarını dikkate almadığı, sürücünün yol fiziki durumunu idrak edemeyerek kendisinden beklenen özen ve dikkati göstermediğinden asli kusurlu olduğunun belirtilmesine, bu haliyle gerek savcılık soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu, gerekse kaza tespit tutanağının birbirini teyit etmelerine, aralarında herhangi bir şekilde çelişki bulunmamasına göre kusur durumun sabit hale gelmesine, <br>-Bilirkişi raporunda davacının kaza tarihindeki yaşının dikkate alınmasının yerinde olmasına, <br>-Yargıtay içtihatları ile oluşturulan uygulama birliği çerçevesinde Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile KTK'nın 90 ıncı maddesindeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olması dikkate alınarak işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün olmaması, TRH 2010 Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılmasının gerekmesine, (Yargıtay 4. HD 2022/422 E. 2023/5853 K.) bu hususun yerel mahkemece de doğru şekilde kararda değerlendirilmiş olmasına, <br>-Davalı sigorta şirketi tarafından dosyaya cevap dilekçesi ibraz edilmemesine, hatır taşıması definin cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekmesine, bu haliyle davacılar açısından bu hususta usulü kazanılmış hak doğmasına, <br>-SGK müzekkere cevabına göre davacıya olaya ilişkin olarak davacıya yapılan herhangi bir şekilde geçici iş göremezlik ödeneği ödemesinin yapılmamasına,  <br>-Davadan önce davacının sigorta şirketine başvuru yapmasına göre davalı sigorta şirketinin davadan önce temerrüte düşürülmesine göre sigorta şirketi yönünden belirlenen faiz başlangıcının isabetli olmasına,<br>-Davacının maluliyetine ilişkin olarak... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan 20 Şubat 2019 tarih ve ....Resmi Gazete sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre uygun şekilde düzenlenmesine,<br>-Davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı şahıslara yapılan ödemelerin olayda vefat eden  ..., ... ve yaralanan...'a yönelik olmasına, sigorta poliçesinde sigorta teminatlarının sakatlanma ve ölüm halinde kişi başına 410.000,00 TL, sakatlanma ve ölüm halinde kaza başına 4.100.000,00 TL olarak belirtilmesine, bu sebeple davada garameten paylaştırma yapılmasını gerektiren bir durum olmamasına göre; davalı vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin müterafik kusura yönelik ileri sürdüğü istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde;<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.<br>Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır.  Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K.  Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD  2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)<br>Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak  bulunan kişinin sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani Müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur. Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Bazı hallerde emniyet  kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve  tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır.<br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br> Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Dosya içerisinde bulunan maluliyet raporuna göre, davacının kaza nedeni ile \"Birinci Lezyon (L1-L2-L3 vertebra transvers proçeslerinde minimal deplase fraktür, L2 vertebra korpusunda yükseklik kaybı ve minimal deplase fraktür ve lomber eklemde fleksiyon kısıtlılığı üçüncü Lezyon (sağ sakrum dennis tip-1 fraktürü, sol sakrum dennis tip-2 fraktürü, sağ sakroiliak diastaz, sağ asetabulum anterior kolon sağ inferior pubik kol fraktürüne bağlı sağ kalça eklem hareketlerinde kısıtlılık olduğu, davacının soruşturma aşamasında alınan beyanında kaza anında araç içerisinde yuvarlandığı, davacının ve dava dışı ...'un aracın arka bölmesinde bulunan yatak kısmında yattıkları anlaşılmıştır. Mahkemece davalı tarafça defi olarak ileri sürülmese dahi yukarıda emsal olarak belirtilen Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere davacının ve dava dışı ... Ökten ile birlikte kamyonun arka bölmesinde bulunan yatak kısmında yattıkları yer dikkate alınarak olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve zararın artmasında müterafik kusurunun etkisi olup olmadığı hususunda re'sen değerlendirme yapması gerekirken aksine hareketle gerekçede müterafik kusur konusunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla olayın oluş şeklide de nazara alınarak müterafik kusur indiriminin uygulanıp uygulanmayacağının  değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.<br>Dairemizce müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağı hususu yönünden yargılamanın  uzamaması açısından re'sen yapılan değerlendirmede; Somut olayda; davacının kamyonun arka bölümünde yatak kısmında dava dışı ... ile birlikte yattıkları, kaza anında araç içiresinde ... ile birlikte yuvarlandıkları, ... ve davacının birbirlerinin üzerlerine düştükleri anlaşılmaktadır. Davacının yolcu taşımaya elverişli olmayan ve taşıma yapılması yasak olan kamyonun yatak kısmında yolculuk ettiği; kamyonun uçurumdan yuvarlanması üzerine davacının yaralandığı, bu itibarla, davacının yaralanma sebebi de gözetildiğinde, davacının kazaya karışan kamyonun yatak kısmında gayri nizami şekilde yolculuk etmesi davranışının  zararını artırıcı bir etken olduğu, (6098 sayılı TBK 52. md)  (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/3002 E. 2017/11192 K.) davacının kendi can güvenliği için tehlikeli biçimde kamyonun yatak kısmında yolculuk etmek suretiyle zararın doğumunda etkili olduğu olayda müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13917 E. 2022/7676 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/4890 E. 2017/10968 K.) <br>Tüm bu kriterler bir arada değerlendirildiğinde; Mahkemece, davacının olaydaki müterafik kusuru da dikkate alınarak tespit edilen maddi tazminat miktarına % 20 oranında müterafik kusuru indirimi yerine bu hususu olumlu veya olumsuz şekilde tartışmadan yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiş, davalının sair istinaf itirazlarının reddine ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>Somut olayda öncelikle bilirkişi tarafından belirlenen tazminat miktarı üzerinde Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği belirlenen % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla dava dışı kamyon sürücüsünün asli kusurlu olduğu dikkate alınarak davacının uğradığı geçici iş göremezlik zararı 5.974,10 TL, geçmiş dönem 15.292,16 TL, gelecek aktif dönem 629.344,90 TL. gelecek pasif dönem 155.903,77 TL. bakıcı gideri 4.414,50 olmak üzere toplam zararı 811.929,43 TL olup; dairemizce re'sen yapılan hesaplamada tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirim oranı bu miktar üzerinden yapılmış ve (811.929,43 TL- 162.385,88 TL (% 20 indirim miktarı) =davacının maddi zararının 649.543,55 TL olması gerektiği sonucuna varılmıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/4-65 E. 2022/1387  K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3154 E. 2022/10841 K.)<br>Sigorta şirketinin poliçesindeki azami limit dikkate alınarak davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; 410.000,00 TL maddi tazminatın 03/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>I-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ  ile yerel mahkemece verilen hükmün HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  sair istinaf itirazlarının reddine.<br>II-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>1-\"Davanın kabulü ile; 410.000,00 TL maddi tazminatın 03/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>2-Harçlar Kanunu uyarınca 410.000,00 TL üzerinden hesap olunan 28.007,10 TL karar ve ilam harcının peşin ve ıslahla alınan 1.540,36 TL harçtan mahsubu ile bakiye noksan 26.466,74 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden;  Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 37.150,00 TL  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç, 1.481,06 TL ıslah harcı, 1.500,00 TL ATK fatura bedeli, 580,00 TL bilirkişi ücreti ve 137,90 TL tebligat - posta gideri olmak üzere toplam 3.817,56 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,<br>6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, \" şeklinde HÜKÜM TESİSİNE;<br>III- Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,<br>IV-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 220,70-TL Başvuru harcı ile 155,00-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 375,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VI-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>VII-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere .... tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55f49d1a05b79798","SID":"73d8b3bd674b694b"}}