{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/644 <br>KARAR NO:2024/1900<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/12/2021<br>NUMARASI:2016/353 E. - 2021/937 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:21/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Afyonkarahisar ilinde mermer imalatı yapan müvekkili şirket davalı şirket ile ön ödemeli faktoring bağlamında bir sözleşme imzalandığını, müvekkili şirket üç şirketteki alacağını davalıya temlik ettiğini, faktoring çalışma esasları kapsamında davalıdan para aldığını, müvekkili şirket .... Şti, ait olan 31.10.2015 vadeli 62.150,00 TL olan vadeli alacağı çeke bağlanmış ve bu çek ile ilgili olarak 14.07.2015 tarihinde davalıya temlik edilmiş ve karşılığında 57.000,00 TL finans kullandığını, 31.07.2015 tarihinde müvekkilinin .... A.Ş. bulunan 11.11.2015 vadeli 50.000,00 TL alacağını davalı şirkete temlik etmiş ve karşılığında 45.350 TL finans kullanmış, 10.08.2015 - tarihinde .... A.Ş. bulunan 31.11.2015 vadeli 15.000,00 TL, 31.12.2015 vadeli 15.000,00 TL, 30.01.2016 vadeli 20.000,00 TL toplam 60.000,00 TL alacağını davalı şirkete temlik ederek davalı şirketten 52.500,00 TL finans kullandığını, müvekkili şirket davalı şirket ile faktoring sözleşmesi imzalarken teminat olarak finans bonosu verdiğini, davalı şirket temlik ettiği alacakların vadesi beklemeden 03.09.2015 tarihinde tek taraflı olarak faktoring sözleşmesini feshederek müvekkil şirkete 31.07.2015 tarihinde temlik ettiği alacağın borçlusu ... A.Ş. borcunu ödemeden aciz haline düştüğü ve borçlunun karşılıksız kalması endişesiyle hesabı kat ederek müvekkiline bildirimde buluduğunu, ve 04.09.2015 tarihinde müvekkili şirketin verdiği finans bonosu için .... takip dosyasında 172.150,00 TL icra işlemleri başlatılmış ve müvekkilinin menkul ve taşınmazları haczedildiğini, davalı şirketin müvekkili şirketten 172.150,00 TL alacağı bulunmadığını, müvekkili şirketin 31.10.2015 vadeli alacağı çeke bağlanmış ve ... Şti. ait olan 62.150,00 TL çek davalı şirkete temlik edilmiş ve bu çek vadesinde davalı tarafından tahsil edildiğini, 10.08.2015 tarihinde müvekkili .... A.Ş. bulunan 30.11.2015, 30.12.2015, 30.01.2016 keşide tarihli vadeli alacakları davalı şirkete temlik ederek davalı şirketten 52.500,00 TL finans kullanmış ve bu çekler vadesinde ödendiğini, bu üç adet temlik edilen vadeli alacaktan davalı şirket müvekkili şirketten 122.150,00 TL para tahsilatında bulunduğunu, müvekkili şirket davalı şirkete 31.07.2015 tarihinde müvekkili ... A.Ş. bulunan 11.11.2015 vadeli 50.000,00 TL alacağı ödenmediği için 50.000,00 TL borcu kaldığını, bu çekle ilgili olarak davalı şirket müvekkili şirket aleyhine .... takip icra işlemi başlatıldığını, yapılan tahsilatlar dikkate alındığında müvekkili şirketin 50.000,00 TL borcu bulunmasına rağmen davalı şirket haksız olarak 172.150,00 TL talep ettiğini, yapılan tahsilatlar davalı şirketin hesap ekstresinde görünmediğini, yapılan ödemeler dikkate alındığından müvekkil istikbalde haklı olma ihtimaline binaen müvekkilin resmiyette 50.000,00 TL borcunu ödeme koşuluyla takibin fazlaya kalan kısımları için dava sonuna kadar durdurulmasına, kalan kısım kadar müvekkilin borcu olmadığının tespitine, davalı kötü niyetli olduğu için %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınmasına, yargılama gider ve ücreti vekaletinde davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesi beyan ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle 172.150,00 TL alacağın kaynağı; davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen faktoring sözleşmesinin “sözleşmenin konusu kapsamı ve tanımlar” başlıklı bölümünde 5. ve 6. maddeler, “sözleşmenin süresi, sona ermesi ve sonuçları “ bölümün 2. Maddesindeki hükümler kapsamında, müvekkili şirket bu sözleşme hükümlerine uygun hareket ederek 03.09.2015 tarihli hesap kart ihtarı ile davacının teminatını teşkil eden çeklerden 11.11.2015 keşide tarihli 50.000,00 TL tutarlı ... nolu çekin keşidecisi olan .... A.Ş. nin çeklerinin karşılıksız kaldığının ...MB kayıtları ile sabit olması nedeni ile müvekkilinin riskinin doğduğu ve hesap kat ihtarı tarihi itibari ile borç bakiyesinin 172.150,00 TL olduğu bildirildiğini, müvekkili şirketin hesap kat ihtarı tarihindeki toplam riski 172.150,00 TL 04.09.2015 tarihinde icra takibi yolu ile davacıdan istenmiş, sözleşme müvekkili şirket tarafından haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshedildiğinden sözleşmeye istinaden davacıdan alınan çeklerin vade tarihlerinde tahsilatı yoluna gidilmediğini, çekler karşılığında davacıya sağlanan finansman değeri ile birlikte faktoring ücreti talep edildiğini, davacıya karşı çekilen hesap kat ihtarı ile vadesi henüz gelmemiş olan .... Şti. 31.10.2015 keşide tarihli ve 62.150,00 TL bedelli bir adet çekin, .... A.Ş. 11.11.2015 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli bir adet çek ile birlikte, ... A.Ş. 30.11.2015 keşide tarihli 15.000 TL bedelli, 31.12.2015 keşide tarihli 15.000,00 TL bedelli ve 30.01.2015 keşide tarihli 30.000,00TL bedelli olmak üzere toplam 5 adet çekten 172.150,00 TL riski müeccel hale geldiğini, bu miktar üzerinden icra takibine geçildiğini, davacı aleyhine icra takibine başlandıktan sonra davacı müvekkil şirket uhdesinde bulunan çeklerden 122.150,00 TL tahsil edildiğinden 50.000,00 TL alacağın kaldığını ileri sürdüğünü, davacı şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile başlatılan 172.150,00 TL ve dayanağı bir adet bono olan icra takibi ile .... sayılı dosyası ile başlatılan 50.000,00 TL ve dayanağı bir adet çek olan icra takipleri olduğunu, asıl alacağın 50.000,00 TL olduğu takipte 16.05.2016 tarihli kapak hesabında toplam akacak miktarı 68.337,05 TL olup, takipte kesinleşen miktar 53.950,00 TL, Tahsil harcı miktarı 4.909,45 TL, Vekalet ücreti 6.284,50 TL, Toplam Faiz miktarı 2.618,15 TL, Masraf miktarı 574,95-TL tahsilde tekerrür olmaması açısından bu dosyadan vekalet ücreti çıkarıldığından toplam alacak 62.052,55 TL olarak talep edildiğini,  asıl alacağın 172.150,00 TL olduğu icra dosyasında tahsil harcı 15.726,17 TL, vekalet ücreti 16.318,90 TL, masraf miktarı .781,81 TL olmak üzer toplam 39.826,88 TL'dir. İki icra dosyasında toplam alacak 101.879,49 TL olarak talep edildiğini, müvekkilinin hesap kat ihtarı tarihi itibari ile 172.150,00 TL alacaklı olduğunu, 172.150,00 TL'nin teminatında dört adet çekin vadesinde ödenmesi ile sadece vadesinde ödenmeyen 50.000,00 TL bedelli çeke istinaden ayrıca takip başlatılarak bu icra dosyasından kaynaklanan alacağın tüm ferileri ile birlikte, 172.150,00 TL alacağa istinaden başlatılan takibe ilişkin ise sadece tahsil harcı masraflarını talep  ettiklerini, davanın reddine, İİK m. 72/4 uyarınca davacı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi beyan ve talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...DAVANIN KABULÜNE davacının ... sayılı takip dosyasında takibe dayanak 01/09/2015 vade tarihli 21/03/2015 tanzim tarihli 2.000.000,00-TL bedelli bonoya ilişkin takibe konu edilen tutardan 122.815,02-TL tutarında davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilen tutarın %20'si oranında 24.563,00-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davacının toplam 101.879,49 TL borcu bulunduğunu, Davacı şirket aleyhine başlatılan iki adet icra takibi bulunduğunu, biri ... sayılı dosyası ile başlatılan, takip çıkışı 172.150,00 TL ve dayanağı bir adet bono olan icra takibi, diğerinin ise yine ... sayılı dosyası ile başlatılan, takip çıkışı 50.000,00 TL ve dayanağı bir adet çek olan icra takibi olduğunu, asıl alacağın 50.000,00 TL olduğu takipte 16.05.2016 tarihli kapak hesabında toplam alacak miktarının 68.337,05 TL olduğu ancak tahsilde tekerrür olmaması açısından bu dosyadan vekalet ücreti çıkarıldığından toplam alacaklarının 62.052,55 TL olarak talep edileceğini, asıl alacağın 172.150,00 TL olduğu icra dosyasından yapılan kapak hesabındaki talep edilen kalemler ise tahsil harcı, vekalet ücreti ve masraf miktarı olmak üzere dosya hesabı toplam 39.826,88 TL olup, toplam 101.879,49 TL alacaklı olduklarını, müvekkilinin hesap kat ihtarı tarihi itibari ile 172.150,00 TL alacaklı olduğunu, ancak 172.150,00 TL'nin teminatını oluşturan dört adet çekin vadesinde ödenmesi ile sadece vadesinde ödenmeyen 50.000,00 TL bedelli çeke istinaden ayrıca takip başlatılarak bu icra dosyasından kaynaklanan alacağı tüm ferileri ile birlikte, 172,150,00 TL alacağa istinaden başlatılan takibe ilişkin ise sadece tahsil harcı ve masrafları talep ettiklerini işbu nedenle müvekkili şirket tarafından takip dayanakları faklı olan iki icra dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydı ibaresi ile takip başlatmasının hukuken en doğal hakkı olduğunu,-02.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirketin borçlu olmadığı tespit edildiği halde davanın kabulüne yönelik verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, Davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen faktoring sözleşmesi madde 5;  ''...aynı zamanda müşteri, müşterinin veya borçlulardan herhangi birinin ödemelerini geciktirdiği ödeme güçlüğü içine düştüğü ya da teminat açığının doğduğu, borçların vadelerinde tamamen ödenmeyeceğinin önceden anlaşıldığı hallerde veya faktör emrine/ namına keşide/ ciro ettiği herhangi bir çek veya senetten herhangi birinin karşılıksız çıkması ödeme protestosuna konu olması durumunda gerekse sözleşme gerekse de faktör ile imzaladığı diğer tüm sözleşmeler nedeni ile faktör emrine ciro ettiği vadesi gelmemiş her türlü çek ve senedin ve bütün olarak faktör olan tüm borçlarının da herhangi bir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın takibe konulabileceği...'' belirtildiğini, Sözleşmenin süresi, sona ermesi ve sonuçları başlıklı bölümünde ise;  \"....2- MÜŞTERİ'nin akde aykırı davranışı, kredibilitesi ve mali durumunda olumsuz etkenlerin ortaya çıkması halinde ..., herhangi bir mehil tayinine gerek olmaksızın sözleşmeyi derhal sona erdirebilir. ...'un bu fesih hakkını kullanabilmesi için MÜŞTERİ'nin aczinin sabit, iflasına hüküm verilmiş olması şartı aranmaz. 3- ...'un işbu sözleşmeyi haklı sebeple feshi halinde, sebebin haklılığı tamamen ...'un takdir yetkisi içindedir. 4- Sözleşmenin herhangi bir şekilde sona ermesi halinde de MÜŞTERİ'nin mevcut bilcümle borçları ve ferileri muaccel olur ve MÜŞTERİ alınmış fakat kapatılmamış finansmanı, faktoring ücreti, masraf, faiz gibi ferileri ile bilikte derhal iade etmekle yhükümlüdür. MÜŞTERİ ayrıca işbu sözleşme uyarınca tahakkuk etmiş sair borçlarını da derhal, nakden ödemek mecburiyetindedir. MÜŞTERİ'ye ayrıca bir ihtar yada ihbar yapılması şartı aranmaz.\" hükümleri yer aldığını, Müvekkili şirketin işbu sözleşme hükümlerine uygun hareket ederek 03/09/2015 tarihli hesap kat ihtarı 172.150,00 TL olup bu miktar 04/09/2015 tarihinde icra takibi yolu ile davacıdan istendiğini, sözleşme müvekkili tarafından haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshedildiğinden, sözleşmeye istinaden davacıdan alınan çeklerin vade tarihlerinde tahsilatı yoluna gidilmeyerek, bu çekler karşılığında davacıya sağlanan finansman değeri ile birlikte faktoring ücreti talep edildiğini, 16/07/2019 tarihli Bilirkişi raporunda ''...takibe konu bononun icra dosyasındaki fotokopisinde bu senedin teminat senedi olduğuna herhangi bir ibare ile taraflar arasında imzalanan 31.03.2015 tanzim tarihli 2.000.000,00 TL senetle ilgili hiçbir ibare veya açıklamaya rastlanmamış olduğunu'' şeklinde tekrarlanan bilirkişi kanaatinde de davaya konu senet kambiyo senetlerini haiz bir senet olmasına karşın senedin üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare/kayıt bulunmadığını, senedin mevcut borcun ödenmesi amacıyla düzenlendiğini, takip dayanağı senedin, teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da takip dayanağı senede açık atıf yapan İİK'nun 169/a-1. maddesinde yazılı nitelikte bir belge ile ispatlanması gerektiğini, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gerektiğini,  (HGK'nun 06.03.2013 tarih ve 2012/12-768 E., 2013/312 K. Ve 20.06.2001 tarih ve 2001/12-496 sayılı kararlar) Davacı tarafın herhangi bir belge sunamadığını, dolayısıyla borca itirazın reddine karar verilmesi gerektiğini, 16.07.2019 tarihli bilirkişi raporu, 02.10.2020 tarihli bilirkişi raporu ve Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere müvekkili şirketin söz konusu bonoyu alacaklarının tahsili için takibe koymasının hukuken en doğal hakkı olduğunu,Yerel Mahkemenin hüküm kurarken gerekçe ve  karar kısmında çelişkiye düştüğünü ve bilirkişi raporunu gerekçesinde belirtmesine rağmen bilirkişi raporuna aykırı karar verdiğini, -Vekalet ücretinin asıl alacaktan bağımsız kalemler olduğunu,  tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile başlatılan her iki icra takibinden de doğan vekalet ücretinin alacaktan bağımsız olduğunu, her iki dosyadan da harcanılan emek ve mesai ayrı olduğundan iki ayrı vekalet ücreti talep edilmesi usul ve yasaya uygun olduğunu, nitekim ilk olarak sadece davacı şirket ve yetkilisi ile kefilin borçlu olduğu bir adet bononun konu edildiği .... sayılı icra takibi başlatılmış akabinde ise davacı şirket ve yetkilisi ile birlikte keşideci ...' in de borçlu olduğu çekin konu edildiği, ... sayılı icra takibi başlatıldığını, bu durumda iki farklı icra takip dosyasının borçlularından da farklılık mevcut olup vekalet ücreti ve icra masraflarını her iki icra dosyasında da talep edilmesinin müvekkili şirketin en doğal hakkı olmasına rağmen müvekkili şirket davaya konu .... ve  .... Sayılı dosyalardan sadece  ...sayılı dosyadan vekalet ücreti talep ettiğini,  işbu nedenle müvekkil şirket iki dosyadan değil sadece tek bir dosyadan vekalet ücreti talep ettiğini,  müvekkili şirketin  tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile başlatmış olduğu her iki takibin usul ve yasaya uygun olup,  davacı yanın her iki dosyada toplam 101.879,49 tl borcu bulunduğunu,-Müvekkili şirketin iyiniyetli hamil oldugundan kötüniyet tazminatına yönelik kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  takibe konu çekin müvekkili şirkete  temlik cirosu ile devir edildiğini, çekin ciro silsilesinden açıkça müvekkili şirketin yetkili son hamil olduğu görüldüğünü, takibe konu bonoda ise zaten müvekkili şirketin bonoyu ciro yolu ile iktisap ettiğini, yetkili hamil sıfatıyla icra takibi yapmış olmasının yasaya uygun olup, kötüniyet  tazminatı talebinin hukuki dayanağı  olmadığını, kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın, ... sayılı takip dosyasında alacaklı görünen davalıya 50.000,00-TL tutarında borçlu olduğu tutar düşüldükten sonra bakiye kısım yönünden borçlu olmadığının tespitine dair menfi tespit ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına  hükmedilmesine ilişkin olduğu anlaşıldı. ... sayılı  takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçluların ..., ... Şirketi, ..... A.ş.  olduğu, takibin 53.950,00-TL çek alacağı ve işlemiş faize ilişkin kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip olduğu, takip dayanağının... Şubesi'ne ait ... Seri numaralı 50.000,00-TL bedelli çek olduğu görülmüştür. ... ve... tarafından müşterek imzalı 20/06/2017 tarihli heyet raporunda özetle; Davacı yan vekili tarafından incelemeye sunulan 2015 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TIK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğunu, davacı yanın davalı yana 5 adet çek verdiğini, bu çeklerin toplamının 172.150,00 TL olduğu ve bu çeklerden 50.000,00- TL'lik bir adedinin vadesinde ödenmediğini, davacının, davalıya ilave teminat verdiği anlatımının davacı yanca izahının gerekli olduğunu, Faktoring Sözleşmesi'nin de tamamının ibrazının ardından nihai bir değerlendirme yapılarak somut çekişme hakkında görüş sunulabilineceği tespit ve rapor edilmiştir.... ve ... tarafından müşterek imzalı 01/06/2018 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; Davacı yan davalı yana 5 adet çek verdiği, bu çeklerin toplamının 172.150,00 TL olduğu ve bu çeklerden 50.000,00 TL'lik bir adedinin vadesinde ödenmediğini, davacının davalıya ilave teminat verdiği anlatımının davacı yanca İzahının gerekli Olduğu, davalının kendi defterlerinin incelenmesi talebinin davalının Kök (Ön) Rapor'a ilişkin 17.7.2017 tarihli dilekçesinde bulunmasına karşın, kök ön raporda izah edildiği gibi davalının inceleme günü mali müşavir bilirkişinin incelemesine defter sunmadığını, davalı defterlerinin incelenmesinin davacının da 26/10/2017 uyap kayıt tarihli dilekçesinde yer aldığını, bu sebeple davalı defterlerinin sunulmasına ve bunların tetkikine bu safhada da ihtiyaç duyulduğu, bunun yapılmadığı seçenekte mevcut dosya evrakına nazaran davacının talebinin kök raporda yer bulan hesaplama sınırları içinde olmak kaydı ile kabul koşullarının olduğu tespit ve rapor edilmiştir.... ve ... tarafından müşterek imzalı 14/03/2019 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; Davacı yan davalı yana 5 adet çek verdiği, bu çeklerin toplamının 172.150,00- TL olduğu ve bu çeklerden 50.000,00- TL'lik bir adedinin vadesinde ödenmediği, bununla ilgili izahata yönelik perspektifin Kök Rapor ve 1. Ek Rapor kapsamında ifade edilmiş olduğunu, taraflar arasındaki Sözleşme Yönünden yapılan incelemelerde; daha önce sunulan Raporlarda yer bulan perspektifin korunduğu, tespit ve rapor edilmiştir.... tarafından imzalı 16/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; .... sayılı dosyası 04.09.2015 takip tarihi itibariyle, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, davacı .... Şti.'nin davalı ...Ş.'ye herhangi bir borcunun veya alacağının bulunmadığını,  davalı ... ticari defter kayıtlarına göre, davacı şirketin davalı şirkete 172.150,00 TI. borçlu olduğu; aradaki farkın davacı şirketin verdiği toplam tutarı 172.150,00 TL olan 5 adet çekin davacı şirketin defter kayıtlarında ödeme olarak  kaydedilmesi, buna karşılık davalı şirketin teslim aldığı bu çeklerin defterlerine tahsilat olarak kaydedilmemesinden kaynaklandığını, takibe konu bononun icra dosyasındaki fotokopisinde bu senedin teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ibare ile taraflar arasında imzalanan 31.03.2015 tarihli Faktoring Sözleşmesinde de takibe konu 01.09.2015 vadeli 31.03.2015 tanzim tarihli 2.000.000,00-TL senetle ilgili hiçbir ibare veya açıklamaya rastlanmamış olmakla birlikte,.... sayılı dosyası takibe konu 01.09.2015 vadeli 31.03.2015 tanzim tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bononun faktoring işlemlerinden doğan borçların ödenmesi amacıyla toplam tutarı 172.150,00 TL olan 5 adet çeke ilave olarak alınan bir senet olduğu tespit ve rapor edilmiştir.... tarafından imzalı 02/10/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davalının, davacıdan olan alacağını tahsil edebilmek için başlattığı mükerrer icra takiplerinde, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresinde açıkladığı kapsamda ve dilekçelerinde açıkladığı şekilde mükerrer vekalet ücreti tahsiline de imkan vermeyecek şekilde talepte bulunduğu anlaşılmakla, davalının davacıdan olan alacağını takipte, dosya kapsamına göre, ticari hayatın gerekleri ve muhasebe ve finansman tekniği bakımından herhangi üsüle aykırılık ya da hakkaniyete uygun düşmeyen bir durumun mevcut olmadığı tespit ve rapor edilmiştir. 6361 sayılı yasanın 31.maddesine uygun , temerrüt şartının ve ihtarın gerçekleşmediği , sözleşmenin  5. maddesindeki  \".. aynı zamanda müşteri, müşteri’nin veya borçlulardan herhangi birinin ödemelerini geciktirdiği ödeme güçlüğü içine düştüğü yada teminat açığının doğduğu, borçların vadelerinde tamamen ödenmeyeceğinin önceden anlaşıldığı hallerde... ciro ettiği vadesi gelmemiş her türlü çek ve senedin ve bütün olarak faktör olan tüm borçlarının da herhangi bir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın takibe konulabileceği..\"  şeklindeki hükmün faktora  derhal fesih hakkı verdiğinin düzenlendiği,   somut olayda , söz konusu senetlerin faktoring işlemlerinde uygulanacak usul ve esaslara dair yönetmeliğin 8/3-4 maddesi kapsamında müşteriden alınan ek teminat niteliğinde olduğu, ek teminat olarak alınan bononun tahsil edilebilmesi için ise vadesinde ödenmemiş borcun mevcut olması şart olduğu ancak feshin usulüne uygun olmadığı bu nedenle bonoya dayalı takibin haklı olmadığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve sunulu raporlara göre, davalı tarafça, davacı şirket aleyhine başlatılan iki adet icra takibi bulunduğu, ilk takibin ... sayılı dosyası olup aynı zamanda dava konusu olduğu, takip çıkışının 172.150,00 TL olduğu bu takipteki çeklerin vadesinde ödendiğinin raporlar ve cevap dilekçesi beyanları ile sabit olduğu, takipteki ödenmeyen 1 çek için ise ... sayılı dosyası ile  50.000,00 TL tutarlı takip başlatıldığı bu dosyadan vekalet ücreti çıkarıldığından toplam alacaklarının 62.052,55 TL olarak talep edileceğinin beyan edildiği, asıl alacağın 172.150,00 TL olduğu icra takibinini ise sadece dosyasından yapılan kapak hesabındaki talep edilen kalemler ise tahsil harcı, vekalet ücreti ve masraf miktarı olmak üzere dosya hesabı toplam 39.826,88 TL talep edildiğinin ileri sürüldüğü, davalı tarafça  bu dosya yönünden asıl alacak yönünden alacaklı olmadıklarının da kabul edildiği, ayrıca 4 adet çekin vadesinin henüz gelmeden takibe konulduğunun da tespitinin yapıldığı, 172,150,00 TL alacağa istinaden başlatılan takipte asıl alacak nedeniyle davacının borçlu olmadığı, borçlu olmadığı bir miktar üzerinden takip yapılması nedeniyle  sadece tahsil harcı ve masrafları talep etmelerinin de bu takip açısından hukuki olmadığı, ayrıca borçlu olunmayan senetler nedeniyle takip başlatılmasında da kötü niyetli olduğu gerekçesi ile verilen kararda aykırılık bulunmadığı, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2021 tarih ve 2016/353 E., 2021/937 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.389,49 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.097,37‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 6.292,12‬ TL harcın  davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"56d955b1f6bbe9de","SID":"de72f5e2c2fb63ea"}}