{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 12/04/2021<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 08/11/2024<br><br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Asıl dava da; davacılar vekili, Davacı aleyhine Antalya 15.İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe geçildiğini, davacının senette alacaklı gözüken ...’a borçlu  olmadığı gibi davacının akıl sağlığı ve fiil ehliyetinin de bulunmadığını, 85 yaşındaki davacı ...’ın Ankara 8.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin .... Esas – .... saylı kararı ile kısıtlandığını, davacının uzunca bir süredir akıl sağlığı yerinde olmadığı gibi prostat kanseri teşhisi ile tedavi gördüğünü, fiil ehliyetinin bulunmadığı hususunun Çorum Hitit Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden alınan .... tarihli raporda da açıkça belirtildiğini, (bu raporun senedin tanzim tarihinden 1 yıl önce olduğunu, bu bir yıllık sürede kısıtlı müvekkilinin durumunun daha da kötüleştiğini) raporda yasal danışman atanmasının uygun olduğunun yazdığını, davacının kısıtlanmamış olsa bile 20.08.2014 tarihi itibari ile ve sonrasında kambiyo senedi düzenleme ve imzalama ehliyeti bulunmadığını, nitekim kısıtlı müvekkilinin imza itirazında bulunduğunu, Antalya 3.İcra Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasında yapılan incelemede bonodaki imzanın kendisine ait çıktığını, el yazı ve imza örneklerinin Ankara 10.İcra Hukuk Mahkemesi’nin .... Tal. sayılı dosyasında alındığı sırada mahkeme gözlemi olarak “İmzası alınan ...’ın sorulan her soruya yanıt veremediği” hususunun tutanağa geçirildiğini beyanla, Antalya 15.İcra Müdürlüğü’nün .... takip sayılı dosyasının takibinin iptaline, takibe dayanak bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, alacaklı kötü niyetli olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:  Davacının, Antalya 3.İcra Hukuk Mahkemesi’nin .... Esas sayılı dosyası ile takibe dayanak bonodaki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle açtığı davada imzanın davacının eli ürünü olduğunun anlaşıldığını, bunun üzerine davacı borçlunun iş bu menfi tespit davasını açtığını, davasını hem sahtecilik iddiasına hem de borçlunun temyiz kudretinin olmadığı iddiasına dayandırmaya çalıştığını, Ankara 29.İcra Müdürlüğü’nün ....Esas sayılı dosyası incelendiğinde dosya borçlusunun ... olduğunu ve iş bu davada iddia ettikleri hiçbir hususu orada iddia etmediklerini, kısıtlı olduğu iddia edilen davacı ...’ın Antalya 15.İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrini 11.11.2016 tarihinde bizzat kendisinin tebliğ aldığını, bunun üzerine kötü niyetli olan davacı borçlunun bir hafta içerisinde 16.11.2016 günü üzerine kayıtlı 7 adet taşınmazı intifa hakkını kendinde tutarak torunu .... ile torununun dayısı olan ... isimli şahsa muvazalı bir şekilde devrettiğini, söz konusu devir işlemlerinin vasi kullanılmadan yapıldığını, iş bu devir işlemlerinde kullanılan vekaletname ve tapu işlemlerinde akıl sağlığı olduğuna dair rapor olması gerektiği, bu raporların  istenmesini talep ettiklerini, davacı borçlunun 2009-2016 yılları arasında Ankara ili .... Müdürlüğünde bir çok taşınmazın satış işlemini yaptığını, bu satışlarda akıl sağlığının yerinde olduğunu, senedin illetten mücerret olduğunu, senede karşı senetle ispat kuralının mevcut olduğunu, dolayısı ile müvekkilinin mal varlığını açıklamak zorunda olmadığını, bu nedenlerle haksız olarak açılan davanın reddine, karşı tarafın teminat yatırmasına, asıl alacağın %40’ından az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının kötü niyetli borçludan (davacıdan) alınarak alacaklıya (davalıya) verilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında;<br>Davacının davalı ... aleyhine Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile 519.500,00-TL Miktarlı, 23/03/2015 Tanzim Tarihli, 25/05/2015 vade Tarihli bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını, davalının Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile müvekkiline karşı imzanın kendilerine ait olmadığı iddiası ile imzaya itiraz davası açtığını, açılan bu davada .... tarihli grafoloji ve sahtecilik uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre senet üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun anlaşıldığını, bunun üzerine davalı borçlunun Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını,  kısıtlı olduğu iddia edilen davalı ...'ın Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrini 11/11/2016 tarihinde bizzat tebliğ aldığını, bunun üzerine kötü niyetli olan davalı borçlunun eski vasisi olan ... aracılığıyla 1 hafta içerisinde 16/11/2016 günü üzerine kayıtlı 7 adet taşımazı intifa hakkını kendisinde tutarak torunu .... ile torununun dayısı olan .... isimli şahsa muvazaalı bir şekilde devrettiğini, Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan muvazaaya dayalı tasarrufun iptali davasının derdest olduğunu, ancak; Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... E. ve .... K. sayılı kararı ile; ''...'ın oğlu Vasi ...'ın vesayet davasını açmadan kısa süre önce kısıtlı ...'a ait taşınmazları tapuda oğlu ve kayınbiraderine devretmiş olması, babasının zamanında verdiği vekaleti kötüye kullanmış olması nedeniyle vesayet makamının güveni sarsıldığından ...'ın vasilik görevine son verilmesi ve kızı ...'ın 2 yıl süre ile vasi olarak atanmasına, vasilik görevine son verilen ... hakkında vekalet görevini kötüye kullanmak suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına, görevine son verilen vasi tarafından kısıtlı babasına ait olup da 03/09/2015 ve 16/11/2016 tarihlerinde tapuda yakınlarına devredilen taşınmazların kısıtlıya iadesi konusunda vasinin gerekli işlemleri vesayet makamından izin alarak yapmasına'' karar verildiğini, davalı kısıtlının fiil ehliyetine haiz olduğu senedin tanzim tarihinde ehliyetli olduğu senedin illetten mücerret kambiyo senedi olduğu, senetten kaynaklanan alacağın aksine aynı kuvvet ve mahiyette delillerle kanıtlanması gerektiğini, 23/03/2015 tarihli bizzat davalının imzalamış olduğu protokolde, davalının borcunu açıkça kabul ettiğini belirterek, 519.500,00.-TL'nin vade tarihi olan 25/05/2015 tarihinden itibaren başlayacak en yüksek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesince, \"Antalya 15.İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyasındaki takibe dayanak 23/03/2015 tanzim, 25/05/2015 vade tarihli 519.500,00 TL bedelli bono yönünden borçlu olunmadığı, bononun tanzim tarihi itibariyle davacının fiil ehliyetinin bulunmadığı iddia edilmiştir.<br>Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen adli tıp kurumu 4.İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Kurumu 1.Üst Kurulu tarafından düzenlenen raporlarda davacının bononun tanzim tarihinde fiil ehliyetinin yerinde olduğu hususunun tespit edildiği anlaşılmakla ana dava dosyası yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>İİK 72/4.maddesinde; \"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar her halde %20'den aşağı tayin edilemez.\" düzenlemesi mevcut olup, Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının uygulandığı ve bu hali ile davalı lehine tazminata ilişkin koşulların oluştuğu görülmekle asıl alacağın %20'si tutarındaki 103.900,00-TL tazminatın davacılardan (müteveffa mirasçılarından) tahsili ile davalıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>Birleşen dava dosyası yönünden bonodaki alacak sebepten mücerret olup ana dava dosyasında müteveffa mirasçıları tarafından bono nedeniyle müteveffanın  borçlu olmadığı hususunun ispatlanamadığı görülmekle bono bedeli yönünden alacak isteminin Antalya 15.İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyası yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>Her ne kadar kısa kararda 519.500,00-TL'nin bonodaki vade tarihi olan 25/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine  şeklinde hüküm kurulmuş ise de; davalının yargılama sırasında vefat ettiği, mirasçılar yönünden açılan davaya devam olunduğu anlaşılmakla bu hususun mirasçılardan müteselsilen tahsili şeklinde anlaşılması gerektiği, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olamayacağından bu hususta gerekçe kısmında belirtilen açıklama yapılarak  anılan gerekçelerle asıl davanın reddine, takibe dayanak bonodaki asıl alacağın %20’si tutarındaki 103.900,00 TL tazminatın davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, birleşen Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... Esas -...Karar sayılı dosyası yönünden davanın kabulü ile; Antalya 15.İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı takip dosyası yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 519.500,00 TL’nin bonodaki vade tarihi olan 25/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, asıl dosya davacıları,  birleşen dosya davalıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Asıl Dosya Davacıları ve Birleşen dosya davalıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tarafların, tacir olmadığını, ticari ilişki bulunmadığını, davacının iddiasına göre temel ilişkinin borç alacak ilişkisi olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, kararı yetki yönünden de istinaf ettiklerini, birleşen alacak davasında Antalya Mahkemeleri'nin yetkisiz, Ankara Mahkemeleri'nin ise yetkili olduğunu, alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle birleşen davanın reddi gerekirken kabul edilmesini istinaf ettiklerini, birleşen davanın harcı tamamlatılmadan hukuka aykırı şekilde davanın esasına girilip davanın sonuçlandırıldığını, verilen kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Asıl dava; İİK.'nın 72/3.maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan takibe dayanak bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>Birleşen dava ise; takip dosyasında alacaklı olan davacı tarafından açılan takibe konu bono bedeline ilişkin alacak davasıdır.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, asıl davanın reddine, birleşen Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... Esas - .... Karar sayılı dosyası yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Ceza ve Hukuk Mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 74. (818 sayılı BK 53) maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davacı/davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hakimini bağlar.<br>Ceza davası, maddi vakıaların belirlenmesi ve sonucu itibariyle taraflar arasındaki borç ilişkisinin kesin hükümsüzlüğünün anlaşılabilmesi için önem taşımaktadır. Nitekim borç ilişkisinin kesin hükümsüzlüğü hakim tarafından re'sen göz önünde tutulacak nedenlerdendir ve buna ilişkin deliller her zaman ibraz edilebilir. (YHGK'nın 2014/19-1119 Esas, 2016/627  Karar sayılı ilamı)<br>Ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle \"fiilin hukuka aykırılığı\" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (YHGK'nın 10/01/1975 tarih ve 1971/406 E., 1975/1 K.; 23/01/1985 tarih ve 1983/10-372 E., 1985/21 K.; 27/04/2011 tarih ve 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı ilamları). <br>Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, TBK'nın 74. maddesi bir engel oluşturmaz. Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın 15.06.2022 tarihli ve 2019/10-111 E., 2022/948 K. sayılı ilamı).<br>Somut olayda; davacı tarafından, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayet üzerine davalı hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle ve kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçlarından yapılan yargılama sonucunda Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... Esas ve .... Karar sayılı ceza davası sonucunda; \"...Ev hanımı olan sanığın, biriktirdiği 519,500,00-TL 'yi elden borç olarak müştekiye verdiği yönündeki savunması ve Denizli ilinde yaşayan sanığın, Ankara'da yaşayan müştekiyi  nereden, nasıl ve hangi yolla tanıdığına, hangi ilişkiye dayanarak ve ne sebeple borç verdiğine dair bir açıklamada bulunamayışı, müşteki ve aile bireylerinin sanığı tanımadıkları şeklindeki beyanları, dosyada mevcut adli tıp raporları, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın hayatın olağan akışına uymayan çelişkili savunmasına itibar edilemeyeceği vicdani kanaatine varılmış ve bu haliyle; TCK'nın 7/2 maddesi uyarınca 6763 sayılı yasa değişiklikleri de gözönüne alınarak ve lehe yasa değerlendirmesi de yapıldıktan sonra; sanık ...'ın üzerine atılı Nitelikli Dolandırıcılık eylemi sübuta ermekle (6763 sayılı yasa değişikliğinden önceki hali ile) TCK 158/1-c-d maddesi gereğince eylemin işleniş şekli, birden fazla fıkranın bir arada ihlal edilmesine ve elde edilen haksız menfaat miktarına (2015 yılının 519.500,00-TL'si)  göre takdiren asgari hadden uzaklaşılarak ceza tayini yoluna gidilmiş ve sanığın duruşmalardaki hal ve tavırları lehine indirim sebebi kabul edilerek verilen cezadan TCK nun 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Sanık ...'ın üzerine atılı Resmi belgede sahtecilik eylemi sübuta ermekle TCK.'nın 204/1 maddesi gereğince eylemin işleniş şekline göre takdiren asgari hadden ceza tayini yoluna gidilmiş ve sanığın duruşmalardaki hal ve tavırları lehine indirim sebebi kabul edilerek verilen cezadan TCK nun 62/1.maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılmış,  kurulan bu hükmün 5728 sayılı yasa ile değişik CMK 231/5-6-7 maddesi gereğince, sonuç ceza miktarına, sanığın sabıkasız kişiliğine göre ileride bir daha suç işlemekten çekineceğine dair mahkememize olumlu kanaat geldğinden takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.\" gerekçesi ile davalının cezalandırılmasına karar verildiği; dolandırıcılık suçu yönünden kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin .... Esas ve .... Karar sayılı ilamı ile davalı yanın istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Saptanan ve hukuksal durum bu olunca;  ceza mahkemesince davaya konu senedin hukuka aykırı olarak davalının elinde bulundurduğu yönündeki tespit maddi olaya ilişkin olup, bu tespit hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğundan; davacı iddiaları yönünden ceza mahkemesinin sonuçlanması beklenilmeden ve dolayısı ile ceza yargılaması sonucunda oluşan hukuki durum tartışılmaksızın asıl davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu sebeple davacı yanın bu hususa ilişkin istinaf istemleri yerinde görülmüştür. <br>Bunun yanı sıra İlk derece mahkemesince, asıl davada davacı yan; davaya konu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olmasına rağmen bono bedeli üzerinden nispi harç yatırdığı, takipte talep edilen tutar yönünden eksik harcın tamamlatılmadan yargılamaya devam edilmesinin de hatalı olduğu belirlenmiştir.<br>Açıklanan gerekçelerle; İlk derece mahkemesince yapılacak iş; asıl dava yönünden eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin gerekli işlemlerin yapılması, akabinde maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını belirleyen ceza mahkemesi kararının taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıması sebebiyle eldeki hukuk davasına etkisi değerlendirilmeli, yine davaya konu senette yer alan davacıların murislerinin imzaya ilişkin itirazları hakkında icra mahkemesince yapılan inceleme sonucunda; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'nin 12. Hukuk Dairesi'nin .... Esas ve ... Karar sayılı ilamının etkisi de tartışılarak varılacak sonuç dairesinde karar verilmekten ibarettir.<br>Kabule göre de; İlk derece mahkemesince kabulüne karar verilen birleşen davanın, takip dosyasında alacaklı olan davacı tarafından açılan takibe konu bono bedeline ilişkin alacak davası olması sebebiyle menfi tespit davasına konu edilen ve yine takibe konu bono bedelin ayrıca başka bir alacak davasına konu edilmesinde hukuki yararın bulunmadığı gibi harç tamamlatılmaksızın davanın görülüp sonuçlandırılması da doğru olmamıştır.<br>Sonuç olarak, istinaf eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Asıl dosya davacıları, birleşen dosya davalıları vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/04/2021 tarih ve .... Esas ve .... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 8.931,06-TL nispi istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde istinaf edene İADESİNE, <br>5-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından asıl dosya davacıları ve birleşen dosya davalıları lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a. maddesince kesin olarak karar verildi.08/11/2024<br>\t\t\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"30581548b1f49ded","SID":"fef391622dfb6f29"}}