{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1191 <br>KARAR NO: 2024/1599<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/04/2024<br>NUMARASI: 2021/365 Esas -  2024/413 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2024<br>Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı ...San. Ve Tic. A.ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ve müvekkili  ...'in  davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile birlikte dava konusu-tasfiyesi talep edilen ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ortaktırları olduklarını, şirketin hisse dağılımı; müvekkili ... %25 pay sahibi, müvekkili  ... %25 pay sahibi olduğunu, ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. %50 pay sahibi  olacak şekilde yapıldığını, ...'un yönetim kurulu başkanı ... İnşaat’ ı temsilen ..., yönetim kurulu başkan yardımcısı ..., Yönetim Kurulu başkan yardımcısı ...’ den oluştuğunu, şirketin kuruluşunda her bir yönetim kurulu üyesinin şirketi münferiden temsili kararlaştırıldığını, ancak ... İnşaat’ı temsilen ...’nin yaptığı işlerde müvekkillerine bilgi ve hesap vermemesi, yapılan bir takım işlerin şaibeli olması sebebi ile, 19.08.2019 tarihli genel kurul kararı ile şirketin temsil şeklinin değiştirildiğini, ...’ün 3 yönetim kurulu üyesinin 2 tanesinin atacağı imza ile temsili kararlaştırıldığını, ...’ün esas sözleşmesinin 3. maddesinde kuruluş amacı; “her türlü gayrimenkul alım satım ve inşaat yapım işleri” olarak belirlendiğini, esasen ...’ün kuruluşu, ..., ..., davalı ... İnşaat arasında imzalanan 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal(Arsa) Alış Sözleşmesi Başlıklı Adi Ortaklık Sözleşmesi’ ne dayandığını, ... ortakları henüz şirketi kurmadan önce bir araya gelerek 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal(Arsa) Alış Sözleşmesi’ ni imzaladıklarını, bu sözleşme ile Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. ... Cad. ... de bulunan 17.613,m2 yüz ölçümlü ... ada ... parsel sayılı taşınmazı %25 bedelini ..., %25 bedelini ..., %50 bedelini ... İnşaat ödemek sureti ile ihaleden başlangıçta ... İnşaat adına satın almayı, satın alma işleminden sonra yeni şirket kurmayı (...)  ve taşınmazın devrini işbu yeni şirkete devretmeyi yahut şirket kurulmaz ise ortaklara (... İnşaat, ..., ...) hisseleri oranında devretmeyi kararlaştırdıklarını, 05.09.2013 tarihli sözleşme çerçevesinde %25’er satış bedeli müvekkillleri  tarafından ödenerek  Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. ... Cad. ...’de bulunan 17.613,m2 yüz ölçümlü .. ada ... parsel sayılı taşınmaz ... İnşaat adına satın alındığını ve  20.08.2014 tarihli 8635 sayılı Ticaret sicilinde yayınlanarak ... şirketi kurulduğunu, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın parsel numarası daha sonra ... ada ... parsel sayılı taşınmaz olarak değiştiğini, tarafların 05.09.2013 tarihli sözleşmesi çerçevesinde ortaklaşa ... nolu taşınmazı satın almaları ve ... Gayrimenkulü kurmaları ile taraflar ilk etapta öngörülen edimlerini yerine getirmiş gözükmekte ise de, davalı ortak ... İnşaat,  05.09.2013 tarihli sözleşme çerçevesinde satın alınan 14 parsel nolu taşınmazı tapu masrafı çıkacağı gerekçesi ile ...’e devretmediği gibi, müvekkilleri %25’şer paylarına düzen gayrimenkul hissesini de satmadıklarını, 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi’ndeki edimlerini yerine getirmediklerini, bunun yerine ... İnşaat sanki arsanın tek başına gerçek malikiymiş de ... müteahhitmiş gibi, ... İnşaat ile ... arasında Sivas ... Noterliği’ nin 28.11.2014 tarih ve ... Yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, yani müvekkilleri yahut ..., ... parsel numaralı taşınmazın gerçekte arsa sahibi oldukları halde, ... İnşaat, 05.09.2013 tarihli sözleşmedeki devir edimini ifa etmediği için, yapılan sözleşmede müteahhit olarak yer aldığını, davalı ortak, müvekkilleri ortak iş yaptıkları, güven olmadan ortaklı olamayacağı, tapu devirleri ile boşuna masraf yapılmaması gerektiğini beyan ederek kandırdığını, daha en baştan itibaren suiniyetli davrandığını, müvekkillerinin 05.09.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklanan her türlü hakkı saklı olduğunu, Sivas ... Noterliği’nin 28.11.2014 tarih ve ... Yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nde ... parsel numaralı taşınmaz üzerine toplam 5 blokta toplam ... daire ve ... dükkandan oluşan bir inşaat yapılması, bunun müteahhit ...  ile arsa sahibi gözüken ... İnşaat arsasındaki paylaşımı kararlaştırıldığını, böylelikle ... İnşaat, gerçekte tek başına arsa sahibi olmadığı halde hem arsa sahibi sıfatı ile pay alır, hem de ...   ortağı olması sıfatı ile pay alır duruma geldiğini, inşaatın gerçekleşmesi için, ödedikleri arsa parası haricinde her bir müvekkil i 2.000.000,00 TL’nin üzerindeki parayı banka üzerinden ödemek sureti ile ...’e sermaye koyduğunu, şirket amacının gerçekleşmesi ve şirketin hantal bir yapıda olmaması için, şirket kuruluşunda her bir ortağa münferit imza ile temsil yetkisi verildiğini, ... İnşaatı temsil eden ...’nin oğlu ...’ye inşa edilen projedeki bağımsız bölümleri satabilmesi ve sair işleri yapabilmesi için, en geniş şekilde yetkileri kapsayan biçimde vekaletname verildiğini, nitekim proje inşa edilip tamamlandığını, ancak müvekkilleri yapılan satışlardan elde edilen gelirler, yapılan harcamalar ile ilgili bilgi talep edip, inşa edilen projedeki taşınmazların ortaklar arasında 05.09.2013 tarihli sözleşmeye uygun biçimde paylaştırılmasını istediklerinde, müvekkillerine şirket işleyişi, yapılan harcamalar, satıştan elde edilen gelirler hakkında bilgi verilmediği gibi, müvekkillerinin şirketten fiilen uzaklaştırıldıklarını, ayrıca şirket esas sözleşmesinin 10 maddesinde belirtilen biçimde yıllık genel kurul yapılmadığından, müvekkillerinin şirket faaliyetlerinden, yapılan harcamalardan, elde edilen gelirlerden haberi olmadığını, keza müvekkillerinin ... tarafından inşa edilen projedeki 34 adet daire ve dükkanlardan oluşan taşınmazların, henüz karşılıklı anlaşma ile proje tasfiyesine başlanmadan ... İnşaat a devredildiğini öğrendiklerini, böylece ... İnşaat’ı temsilen ... ve oğlu ...’nin TTK hükümleri ve TBK genel hükümleri çerçevesinde vekalet akdinin bilgilendirme, özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı, temsil ettikleri müvekkilleri aleyhine işlemler yaptıklarının anlaşıldığını, işbu sebeple müvekkilleri, evvela karşı taraf ... İnşaat, ...’ye Beyoğlu ... Noterliğinin 02.03.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek, bu taşınmazların akıbetini, bu taşınmazların ...’e geri iadesini talep ettiklerini, ayrıca müvekkilleri, ..., ... İnşaat, ... ve ...’ye keşide ettikleri Beyoğlu ... Noterliği nin 05.03.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile özetle yapılan harcamalar, elde edilen gelirler, şirket işleyişi, şirket malvarlığının ne şekilde kullanıldığı hususlarında bilgi ve belge talep etmişler ise de,  muhataplardan istenen bilginin alınması mümkün olmadığını, bu ihtarnameye ... İnşaat, ... ve ... tarafından verilen Zeytinburnu ... Noterliği’nin 13.03.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, 05.09.2013 tarihli sözleşme ile başlayan temel ilişkiyi de inkar eden bir biçimde, tamamen gerçek dışı beyan ve iddialar ile inkar sadedinde bir cevap verildiğini, müvekkilleri yönetim kurulu üyesi ve her halükarda şirket ortağı olduğu ve bu sebeple TTK hükümleri çerçevesinde bilgi edinme ve şirket kayıtlarını inceleme hakları bulunduğu halde, ... ve ... tarafından müvekkillerine bilgi edinmesini fiili yol tutularak, müvekkilleri şirket merkezine gittiğinde çeşitli bahaneler ile şirket kayıt ve defterleri gösterilmeyerek, olay çıkartılarak engellendiğini, keza müvekkillerine ... inşaata devredilen projedeki 34 daire ve dükkanların durumu hakkında da bilgi verilmediğini, bunun üzerine müvekkilleri, ... İnşaat, ... ve ...’ye keşide ettikleri Beyoğlu ... Noterliği nin 07.05.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bilgi talebini yenilediklerini, keza haksız biçimde ... İnşaat adına devredilen 34 taşınmazın ve dükkanların ... Gayrimenkule iadesini, taşınmazların paylaşılacak ise hukuka ve hakkaniyete uygun biçimde paylaşımını, aksi takdirde davalar açılmak zorunda kalınacağını ihtar ettiklerini, müvekkillerinin bu ihtarnamesindeki talep yerine getirilmeyince, müvekkillerinin Bakırköy ... Noterliği’nin 21.05.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı azilnamesini keşide ederek, ... adına vekaleten gayrimenkul satışı ve sair işler yapan ancak yaptığı işler ve tahsil ettiği paralar ile ilgili bilgi vermek, özen ve sadakat ile iş görmek yükümlülüğünü ihlal eden ve müvekkillerinin zararına hareket eden ...’yi azlettiklerini, davalı tarafın fiili yol tutarak müvekkillerinin bilgi hakkını engellemesi, genel kurulun yapılamaması ve keşide edilen ihtarnamelerden de bir sonuç alınamaması üzerine, müvekkillerinin Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 2020/672 E. Sayılı dosyası ile ... İnşaat, ... ve ... aleyhine “keşide edilen ihtarnamelere rağmen müvekkillerine verilmeyen bilgilerin ve şirketin kötü yönetilmesi sebebi ile müvekkillerin uğradığı zararın tespiti  davası” açtığını, yine işbu davayı açmadan önce yaşanan süreçte müvekkilleri, ... İnşaat, ...’nin oğlu ...’nin, müvekkillerinin imzası, izni, onamı ve muvafakati olmadan ...’ ün inşa ettiği ve/veya maliki olduğu daire ve dükkanları kiraya verdiği, kira bellerini doğru bir biçimde beyan etmediği ve kira bedellerinin şirket kasasına girmediği anlaşıldığından, ayrıca ... İnşaat‘ın halen 34 adet daire ve dükkanları ... Gayrimenkule devretmedikleri anlaşıldığından müvekkilleri, ... ve ...’ye Beyoğlu ... Noterliğinin 29.12.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini, keza kiralama işlemi ile ilgili bilgi almak için kiracı dava dışı ... –...’a Beyoğlu ... Noterliğinin 16.12.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini, kiracı dava dışı ...- ...’a Beyoğlu ... Noterliğinin 16.12.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiği, yine süreçte ... İnşaat’a Beyoğlu ... Noterliğinin 16.02.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek, şayet 34 adet daire ve 1.100 m.kare dükkanları ... Gayrimenkule iade edilmeyecek ise, her bir müvekkilin %25 hissesi oranındaki hakkının müvekkillerine piyasa rayici üzerinden ödenmesi talep edildiğini, buna karşılık bugüne kadar müvekkillerinin bilgi, belge ve mal yahut karşılığı olan bedeli paylaşım talebi karşılanmadığını, davalı ortak ... İnşaat en baştan beri kötü niyetli olarak hareket ettiğini, müvekkilleri %25’ şer orandaki arsa hisselerini devretmediğini, 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal(Arsa) Alış Sözleşmesi Başlıklı Adi Ortaklık Sözleşmesi ile taraflar arasındaki hukuki ilişki açıkça sabit olmasına, hem arsa bedeli için müvekkillerinin ödeme yaptıkları, hem de inşaatın gerçekleştirilmesi için müvekkillerinin sermaye koydukları sabit olmasına karşılık, baştan itibaren hileli biçimde hareket ederek, müvekkillerini kandırıp saf dışı ederek, organik bağ içerinde olduğu oğlu ...'yi şirkete vekil tayin ettirerek usulsüz ve gerçek dışı mal/hizmet alımları yaparak masrafları şişirmiş, düşük bedellerle taşınmaz satışları yaptığını, satış bedellerini şirket kasasına koymadığı, henüz tarafların hesap görmediği ve malvarlığının paylaşılmadığı bir dönemde 34 adet daire ve dükkanların  tapusunu kendisi üzerine aldığını, keza ...’ ün ortağı olduğu şirket taşınmazları hukuka aykırı biçimde, müvekkillerinin imzası, onayı, muvafakati ve bilgisi olmadan dava dışı 3. Kişilere kiralanarak, davalı ... İnşaat, ...’ nin oğlu ... haksız biçimde kira geliri elde etmeye başladığını, yapılan bu hukuka aykırı işlemlerin tamamı yönünden tazminat ve sorumluluk davası açmak hakkı saklı olduğunu, somut olayda ... gayrimenkulün tasfiyesini gerektiren birden fazla sebep mevcut olduğunu, ...’ ün feshine ve tasfiyesine karar verilmesini, davalı ortağın haksız ve kötü niyetli eylemleri ve haksız tutumu sebebi ile, müvekkilleri ile davalı ortak arasındaki güven ilişkisi zedelendiğini, davalının, müvekkilerine zarar veren faaliyetleri, müvekkillerine bir türlü bilgi vermemesi ve bir kısım malvarlıklarını kendi adına mal edinmesi sebebi ile ortaklar arasında anlaşmazlık meydana geldiğini, gelinen aşamada davalı ... İnşaat’ın haksız ve uzlaşmaz tutumu sebebi ile, 19.08.2019 tarihinden bu yana yönetim kurulu toplanamamakta olup, şirketin yönetim kurulu toplanamadan şirketin yönetim organı işlevsiz kaldığını, bu hali ile şirketin fiilen yönetim organı mevcut olmadığını, yine şirket esas sözleşmesinin 10. Maddesinde, şirketin genel kurulunun şirket hesap devresi sonundan itibaren 3 ay içerinde her yıl toplanması kararlaştırılmış ise de, davalı ... İnşaat’ ın bilgi paylaşmayarak haksız menfaat teminini devam ettirme çabası içerinde olması ve bilgi paylaşımından imtina etmesi, şirket kayıt ve defterlerini fiilen elinde bulundurması sebebi ile 2020 yılı genel kurul toplantısı yapılamadığını, usulüne uygun biçimde kar dağıtımı yapılamadığı gibi, şirket davalı taraf eylemleri neticesinde sürekli zarar ve ziyana uğradığını, keza 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal(Arsa) Alış Sözleşmesi Başlıklı Adi Ortaklık Sözleşmesi ve bu doğrultuda yapılan ... esas sözleşmesinde belirtildiği biçimde, ortaklaşa alınan arsa üzerine yapılan inşaat tamamlandığı,  şirketin olağan amaç ve faaliyetleri doğrultusunda bu taşınmazların satılarak ortaklar arasında pay dağıtımı yapılması gerektirdiği halde, şirketin amacı doğrultusunda işlem yapılmayarak, ... ve dolayısı ile müvekkiller her geçen gün zarara uğratıldığını, 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal(Arsa) Alış Sözleşmesi Başlıklı Adi Ortaklık Sözleşmesi ve bu doğrultuda yapılan ... esas sözleşmesindeki amaç gerçekleştiğinden bu aşamada şirketin esasen doğal bir biçimde tasfiye sürecine sokulması gerektiğinin de açık olduğunu, diğer taraftan şirketin mevcut hali ile devam edemeyeceği, ortaklar arasındaki anlaşmazlık sebebi ile bu aşamadan sonra işletme konusunun tasfiye olmadan gerçekleşemeyeceğinin de açık olduğunu, TTK 530/2 maddesinde “Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.” denmek sureti ile somut olaydaki gibi şirketin fiilen organsız kaldığı ve yönetilemez hale geldiği durumlarda mahkemenin gerekli tedbirleri alacağı ifade edildiğini, davalı ortağın haksız ve kötü niyetli eylemleri sebebi ile 2020 yılında genel kurul yapılamadığı, şirketin yönetim kurulu olan yönetim organı fiilen çalışmaz ve işlevsiz duruma geldiğini, bu arada davalı şirket ortağının hukuka aykırı ve usulsüz işlemler yaparak, şirketin sahibi olduğu gayrimenkulleri kendisi adına tescil ettirip kendi nam ve hesabına satarak, şirkete ait taşınmazların yetkisiz biçimde kira sözleşmeleri yaparak haksız kazanç sağladığını, tasfiyesi istenen şirketin içini boşalttığı ve zarara uğrattığının açık olduğunu, HMK uyarınca huzurdaki davanın etkinliğinin sağlanması, müvekkillerinin telafisi imkansız zarar ve ziyanlarının önlenmesi, şirketin dava müddetince fiilen varlığını koruyabilmesi ancak mahkemenin şirket yönetimini denetime alması, şirketin alacaklarının tahsil edilip borçlarının ödenmesi, şirketin kamusal yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ile mümkün olduğunu, keza şirket malvarlığının muhafazası, şirket mallarının bu süreçte rayice uygun biçimde şirket adına yapılacak kiralamalar ile kiralaması da alınması gereken başlıca önlemler olduğunu, işbu sebeple müvekkillerin telafisi imkansız zarar ve ziyanlarının önlenmesi için, TTK ve HMK hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne, şirketin olağan faaliyetlerinin devamı, malvarlıklarının korunması, şirket kira paralarının şirket kasasına girmesi, şirket borçlarının ödenip kamusal yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi için öncelikle ve acilen dava konusu şirkete yönetici kayyım atanmasına, şirketin mali durumunun denetlenmesi bakımından kayyımın düzenli biçimde rapor sunmasının istenmesine, kayyıma şirket taşınmazlarını rayice uygun biçimde şirket adına kiralama ve şirket zararlarını ilgililerden tazmin hususunda hukuki yollara müracaat yetkisi verilmesine, Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. ... Cad. ...’de bulunan 17.613,m2 yüz ölçümlü ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki Sivas Tapu Müdürlüğü’ ne toplam 5 blokta toplam 272 daire ve 9 dükkandan oluşan taşınmazların tedavüllü tapu kayıtlarının, devredilenler var ise bunların resmi akidlerinin celbi için Sivas Tapu Sicil Müdürlüğü’ne tezkere yazılmasına, Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. ... Cad. ...’de bulunan 17.613,m2 yüz ölçümlü ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde halen dava konusu ...’ e ait olan taşınmazların ve yukarıda arz ettiğimiz ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına devredilen ve halen bu şirket adına kayıtlı olan taşınmazların tamamı üzerine, devir ve temlikin önlenmesi, mevcut durumun muhafazası için ihtiyati tedbir konulmasına, ...’ e ait olan ancak filen davalı ortak yahut onunla birlikte hareket eden ... ve ... tarafından kullanılan aracın fiilen kayyıma teslimine yahut bu araçların bağlanarak adli yediemine konulmasına ve dava sonuna kadar muhafazasına, dava kabulü ile dava konusu ... şirketinin TTK 529/1-b, 530/1, 531/1  ve ilgili yasa hükümleri uyarınca feshine ve tasfiyesine, tasfiye işlemleri neticesinde müvekkillerinin her birinin tasfiye alacağının müvekkillerine ödenmesine, fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Anonim şirketlerde haklı sebeple fesih kurumu, kişi ortaklıklarının haklı sebeple feshinden ayrılır. Kişi ortaklıklarında haklı sebeple fesih davasının düzenlenme amacı, ortaklığı oluşturan ve devamını sağlayan işbirliği ve güven unsurları ortadan kalktığı veya önemli ölçüde zayıfladığı hallerde, ortaklığı bu şekilde devam ettirmenin ortaklar için çekilmez olması durumunda, ortaklara,  ortaklığı sona erdirme imkanı tanımaktır. Kişi ortaklıklarında, ortaklar arasındaki güven ilişkisi ve yoğun işbirliği sebebiyle, haklı sebeple feshi dava hakkı, anonim şirketten farklı olarak, ortaksal bir haktır. Çoğunluk prensibine göre yönetilen ve bir sermaye ortaklığı olan anonim şirkette ise haklı sebeple feshi dava hakkı ortaksal bir hak olarak değil azınlık hakkı olarak düzenlenmiştir(bkz. ŞAHİN, Ayşe; Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, Vedat Kitapçılık, 1. Bası, İstanbul 2013, s. 13 vd;). Anonim şirket çoğunluk prensibinin geçerli olduğu bir sermaye şirketi olması sebebiyle; pay sahiplerinin kendi aralarında söz konusu olabilecek fikir ayrılıkları veya ihtilaflar kural olarak feshe dayanak teşkil eden  haklı sebep olamazlar (bkz. ERTAN, Füsun Nomer; Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davası - TTK m. 531 Üzerine Düşünceler; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt:73, Sayı:1, Yıl:2016, s.421-440, s.426,) Kural bu olmakla birlikte, kişi ortaklıkları ile önemli benzerlik gösteren aile ortaklığı mahiyetindeki anonim ortaklıklarda, fikir ayrılığını aşan ve ortaklığı  bu şekilde devam ettirmenin ortaklar için çekilmez olmasına sebep olacak kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine veya davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği kabul edilebilecektir(bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi  2019/2942 esas,  2021/1647 karar sayılı, 24/02/2021 tarihli ilamı). Somut olayda; davacıların ... İnşaat Sanayi ve Tic. A.Ş ile birlikte dava konusu tasfiyesi talep edilen ... İnşaat Sanayi ve Tic. A.Ş'nin ortakları olduğu, adı geçen şirkette davacıların %25'er, diğer davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş'nin ise %50 pay sahibi olduğu, TTK. m. 531 hükmü uyarınca fesih davası açma şartlarını taşıdıkları, mahkememizce tespitlerin daha sağlıklı yapılması için denetim kayyımı atanmış olup denetim kayyımı raporlarını belirtilen sürelerde mahkememize ibraz etmiştir. Davalı ...'nin borca batık olup olmadığının kayıtlı değerler üzerinden değerlendirilmesinde ise kayyım raporlarına göre şirket aktiflerinin borçlarını karşılayamamakta yani kayıtlı değerler üzerinden borca batık olduğu, şirket yönetiminin TTK. 376. Madde hükümleri gereği herhangi bir önleyici tedbir aldığına dair dosya kapsamında somut bir bilgi ve belge bulunmadığı, şirketin uzun süreden beri sürekli zarar ettiği, kar payı dağıtmadığı, dava konusu taşınmazın, davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin 2014 yılı bilançosunda kayıtlı olduğu, 2014 yılı bilançosunun Aktifinde, Maddi Duran varlıklar bölümünde, Arazi ve arsalarının değeri 7.200.000,00 TL tutar ile  kayıtlı olduğu, davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ticari defter incelemelerinde, 2015-2017 ticari defterlerinde, davacı ... tarafından banka yolu ile davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin banka hesabına 2.134.500,00 TL ödeme yapıldığı görülmüş olup, davacı tarafın cari hesabına alacak kayıt edildiği tespit edildiği, davacıların şirketin devamı konusunda çaba sarfettiği, yönetim boşluğu, pay sahiplerinin kendi aralarında fikir ayrılıkları ve ihtilafların bulunduğu, asıl amacın şirketin devamlılığının sağlanması olduğu, Sivas İlinde imal ve inşa edilen gayrimenkullerin satışından elden edilen satış tutarları (satışı yapılan dairelerin tamamı açısından ticari defterlerin ve tapu kayıtlarının irdelenmesi gerekmektedir) banka hesaplarına yansımış olup, yansıyan bu bedellerin, gayrimenkul satın alanlara düzenlenen faturalar ve bu faturaların ticaret defterlere kayıtlı olup olmadığı ve tutarsal bazda karşılaştırılmasının yapılamadığı, dava konusu kapsamında imal ve inşa edilen ve hala satışı gerçeklememiş 112 adet gayrimenkullerden kaç dairenin, kimlere ve hangi tarihte kiraya verildiği, kira sözleşmelerinin yapılıp yapılmadığı, kira tutarları hakkında tam bir bilgilendirme yapılmadığı, ayrıca kiraya verilen gayrimenkullerin kira bedellerinin, yukarıda da tespit edildiği üzere şirket hesabına aktarılmadığı, şahıs hesaplarına yatırıldığının anlaşıldığı,  bu durumu hayatın olağan akışına uymadığı, davalı şirketin ticari bir işletme olması nedeni ile kira gelirlerine ait fatura düzenlemesi gerektiği, bu güne kadar fatura düzenlenip düzenlenmediği konusunda bir bilginin mevcut olmadığı ve davalı şirket tarafından da delil olarak ibraz edilmediği, 213 Sayılı V.U.K. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu hükümlerine uymadıklarının değerlendirildiği, tasfiyesi istenilen davalı şirketin yönetim organının şirketi temsile ait yetki sürelerinin dolmasından ötürü, şirketi temsil yetkilisinin olmamasından kaynaklı, kira gelirlerinin şirket hesabına aktarılması halinde bu tutarların kullanılamayacağı, ayrıca satışı yapılan ve yapılmayan binaların aylık bakım ve genel giderlerin oluşması yüzünden üçüncü şahıslara aylık bakım ve giderlerin ödeyemeyeceği, davalı şirket ticari defterlerinin vergi müfettişinde olduğu, taraflar arasındaki fikir ayrılıklarının bir araya gelerek karar almalarına engel olacak düzeye ulaştığı, davalı şirketin mali apısı itibariyle kuruluş amacının gerçekleştirilebilecek durumda olmadığı, davanın devamı sırasında yönetim boşluğu oluştuğu, fesih koşullarının oluştuğu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 24/02/2021 tarihli, 2019/2942 esas 2021/1647 karar sayılı ilamı) anlaşılmakla, davacıların fesih talebinin haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ...'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak ... T.C kimlik nolu, ... ve  ... T.C. Kimlik Numaralı ...'un atanmalarına, yapılacak işin mahiyetine göre tasfiye memurlarına ayrı ayrı bir defaya mahsus olmak üzere 20.000,00 TL ücret takdirine, takdir edilen ücret ileride şirket kasasından tahsili sağlanmak üzere davacı tarafça Bakırköy Mahkemeler veznesine depo edildiği ve karar kesinleştiği takdirde tasfiye memurlarının göreve başlatılmasına, tasfiye memurlarının görevinin tasfiye kararının tescil edileceği tarihe kadar devamına, keyfiyetin tescil ve gazete ile ilanına, masrafın davacılar vekili tarafından karşılanmasına, denetim kayyımı olarak atanan Mali Müşavir ...'un kararın kesinleşmesine kadar görevinin yönetim kayyımı olarak devamına, kendisine bir defaya mahsus 20.000,00 TL ücret takdirine, takdir edilen ücret ileride şirket kasasından tahsili sağlanmak üzere 2 haftalık kesin süre içerisinde davacı tarafça Bakırköy Mahkemeler veznesine depo edilmesine, masraf yatırılmadığında denetim kayyımının görevinini sonlanacağının ihtarına, tasfiye işlemleri neticesinde davacıların her birinin tasfiye alacağının mevcut olması halinde kendilerine ödenmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmaya dava dilekçesi ile tensip zaptını ihtiva eden tebligatın usulsüz gerçekleştirildiğini, mahkeme tarafından usulsüz tebligata dair itirazlarının dikkate alınmadığını ve cevap süresinin uzatılmasına dair talebi hakkında karar verilmediğini, bu nedenle müvekkili firmanın savunma ve delil bildirme haklarının ortadan kaldırıldığını, davacı tarafın dava dilekçesine farklı ve birden çok taleplerde bulunduğunu, davacının dava dilekçesine bakıldığında 6100 Sayılı Kanun m.114 hükmünde belirtilen dava şartlarının yerine getirilmemiş olması nedeniyle dava şartı eksikliğinden davacının davasının reddi gerekmesine rağmen davanın kabulüne dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde dava değeri belirtilmesine rağmen dava değere belirtilmeden açılan dava hakkında davacıya açıklama yaptırılmadığı gibi harcın ikmal edilmesi yoluna da gidilmediğini, davacıların bu dosyada dile getirmiş oldukları iddiaların Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/672 Esas ve 2021/470 Esas sayılı dava dosyalarında açılan davalarda reddine karar verildiğini, davacıların yetkinin kötüye kullanılması, görevin suistimal edilmesi zarara uğratma iddialarının somut hiçbir delilin bulunmadığı gibi bu durumların var olması halinde izlenecek yöntemlerin yasada belirtildiğini, mahkemenin soyut iddialar üzerinden karar verdiğini, birden fazla talebin tek davada görülmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında Sivas ... Noterliğinin 28/11/2014 Tarih ve ... yevmiye numaralı taşınmaz satış vadi sözleşmesi düzenlendiğini ancak bu sözleşme görmezden gelinerek müvekkiline ait daire ve dükkanlar üzerinde hak iddia etmenin hukukla bağdaşır bir tarafının bulunmadığını, bu sözleşme hukuken iptal edilmediği sürece davacıların buna yönelik hiçbir taleplerinin kabul edilemeyeceğini ve davanın usulden reddi gerektiğini, davacıların tüm satım işlemlerinden bizzat kendilerinin devir esnasında fiilen bulunmalı veya vekaleten temsil yoluna gittiklerinde de bunların bilgisi verilerek gerçekleşen tüm iş ve işlemlerden bilgi sahibi olduklarını, 34 daire ve 3 adet dükkanın tapularına yönelik talep yönünden gerekli şartların sağlanmaması nedeniyle talebin reddi gerektiğini, muhatapların gıyaplarında hiçbir işlemin gerçekleşmediğini, hiçbir kararın alınmadığını, davacıların şirkette yönetim kurulu üyesi olmaları sebebiyle imzaları ve bilgileri olmadan hiçbir tapu işleminin ve banka işleminin yapılamadığını, bunların görmezden gelinerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalılardan müvekkili ... İnşaat san ve Tic. A.'nin Davaya konu şirketin hissedarı olup ...'nin bu firmanın yetkilisi olduğunu, ...'nin ise hiçbir hissesi ve ortaklığı bulunmayan ancak davacıların bizzat verdiği vekaletnameler ile kendi adlarına bazı iş ve işlemleri yetkilendirme marifetiyle yaptırdıkları firma çalışanı olduğunu, vekaletnamelerde müvekkilinin hangi daireleri satmaya yetkili olduğunun açıkça sayıldığını, yasanın aradığı şekil ve şartlarda şirketin olağan genel kurul toplantıları ifa ettiğini, bu toplantılarda davacılar tarafından tüm iş ve işlemlerden ibra edildiğini, yeni genel kurul toplantısının ise davacıların hiçbir karara imza atmamaları, yetkilerini kullanmamaları sebebiyle yapılamadığını, bilgi ve belge talebine ilişkin tüm iş ve işlemlerin iç yönergede belirtildiğini ancak davacıların iç yönergeye dahi bakmadıklarını, davacıların hissedar, yönetim kurulu üyesi ve imza yetkilisi olması nedeniyle görevleri ve sorumlulukları, aktif olarak rol alması, vazifelerini yerine getirmesi zorunluluğu bulunduğunu, davacıların tüm iddia ve taleplerine bakıldığında ise bu görev ve sorumluluklarını ifa etmedikleri gibi bunlardan bihaber oldukları, firmayı, işleyişini tamamen ilgisiz bıraktıklarını ve kaderine terk ettiklerini, bundan sonra da bana bilgi verin, bana evrak verin, bana hesap verin, daireleri üzerimize devredin, bize kira ödeyin diye ihtar ve dava yoluna gittiklerinin ortaya çıktığını, davacıların kendilerince şirkette yetkili olmaları sebebi ile bankalardan istediği bilgileri almalarının mümkün olduğunu, şirket merkezinin tüm mesai saatlerinde açık tutulmaya çalışıldığını, davacıların şirketin tüm iş ve işleyişini kilitlediğini, şirketi işlevsiz hale getirdiklerini, Sivas ilinde bulunan ve ihale yoluyla alınan taşınmazın ödemelerinin tamamının ... San. Ve Tic A.Ş tarafından yapıldığını, davacıların bu kayıtlara ulaşma imkanının bulunduğunu, feshi istenen şirketin kuruluşu tamamlandıktan sonra Sivas ... Noterliğinde yapılan taşınmaz satış vadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde davalı ... San. Ve Tic A.Ş adına vekalet görevi ile ... ile davacıların hissedarı olduğu davalı şirket adına vekaleten ... arasında düzenlendiğini, bunların hiçbiri dikkate alınmadan davanın kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, Sivas ilinde bulunan ve üzerinde 272 Daire, 9 dükkanın yer aldığı taşınmazın. 34 dairesi ve 3 dükkanın müvekkiline verildiğini, müvekkilinin payına düşen daire ve dükkanların müvekkilini tasarrufunda olduğunu, bir kısmının inşaat aşamasında başka özel ve tüzel kişilere devir ve tescilinin yapıldığını, tüm bu devirlerin muhatapların imza ve onayı ile gerçekleştiğini, davacıların asıl sorunun müvekkili adına tescilli bulunan daire ve dükkanlarında kendi adlarına devir ve tescilinin yapılması olduğunu, tasfiyesi istenen şirketin satış ve kar edilen dönemlerde davacıların hesaplarına payları oranında gerekli meblağların yatırıldığını, TTK' nın 530. Maddesi  uyarınca mahkemenin fesih ve tasfiye yerine şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için uygun bir süre belirlenmesi gerekirken bunların hiçbirisinin ifa edilmediğini, yukarıda sayılan hususlardan dolayı davacıların şirketin feshini istemekte haklı olmadıklarını, TTK'nın 245. maddesinde yer alan şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması şartının somut olayda gerçekleşmediğini, davacıların kendi tavır ve tutumları sebebi ile fesih ve tasfiye istemi imkanının bulunmadığını, TTK'nın 529. Maddesine dayanılarak haklı sebep gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK'nın 507. Maddesi uyarınca her ortağın kar payı alma hakkının olduğunu, dava konusu olayda bunun gerçekleşmediğinin ileri sürülmesinin doğru olmadığını, zira davacıların işleyişe katıldıkları dönemde gayet düzgün bir şekilde işletildiğini ancak davacıların işleyişe katılmak yerine kilitlemek istemeleri nedeniyle bunun yapılamadığını, TTK'nın 376. Maddesinde belirtilen haliyle müvekkili firma ile davalı ortaklıktan oluşan firmanın fazlaca mal varlığı bulunduğunu ve bunun yanında borcu bulunmadığını, sadece davacıların tavır ve tutumları sebebi ile işleyişte sorun yaşandığını, dava konusu olayda şirketin konusu olan inşaatın tamamlandığını, bu nedenle amacın gerçekleşmeme olasılığı kalmadığını, geriye imal ve inşa edilen gayrimenkullerin satılarak nakde çevrilmesi hususunun kaldığını, TTK'nın 434. Maddesinde yer alan şirket maksadının gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi durumunun söz konusu olmadığını, bu nedenle davacıların fesih davası açmasının hakkın kötüye kullanılmasını doğurduğunu, imal ve inşa edilen gayrimenkullerin satılarak nakde çevrilmesi hususunun davacıların tavır ve tutumları, tapuya gelerek imza atmamalı nedeniyle gerçekleşmediğini, TTK'nın 376. Maddesi uyarınca önleyici tedbirlerin davalı müvekkiller tarafından alınmaya çalışıldığın, davacıların genel kurul toplantısına çağrıldıklarını ve tapuda tüm satışlara onay vermelerinin istendiği ancak davacıların bunların hiçbirisine yanaşmadığını, mahkeme tarafından atanan kayyımın düzenlediği rapor ile bilirkişi heyetinin düzenlediği raporların nesnellikten uzak bilimsellikle ilgisi olmayan hüküm kurmaya elverişli niteliği bulunmayan raporlar olduğunu beyanla gerçeğe uygun ve yasal dayanağı olan itiraz ve beyanlarının kabulü ile davacıların haksız, asılsız, mesnetsiz, gerçeğe aykırı ve yasal dayanağı olmayan dava, talep, isnat ve iddialarının kabulüne dair verilen kararın istinaf kanun yolu ile kaldırılarak davanın reddine, sunulamayan delillerinin kabulüne, delil listelerinden celbi gerekenlerin ilgili yerlerden celbine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline, fazlaya dair tüm dava, talep, takip ve şikayet hakları mahfuz kalmak kaydıyla karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, anonim  şirketin feshi ve tasfiyesi  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince  davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ...'nin fesih ve tasfiyesine, şirkete tasfiye memuru  atanmasına, denetim kayyımının kararın kesinleşmesine kadar görevinin yönetim kayyımı olarak devamına, tasfiye işlemleri neticesinde davacıların her birinin tasfiye alacağının mevcut olması halinde kendilerine ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı ...  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, anonim şirketin fesih ve tasfiyesi  şartlarının oluşup oluşmadığı  noktasındadır. Öncelikle istinaf istemine konu olan dava, anonim şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin olup, anonim şirketin fesih ve tasfiyesi davasında husumetin feshi ve tasfiyesi istenen şirkete karşı yöneltilmesi gerekir. Böyle bir davada şirketin diğer ortaklarına husumet yöneltilemez. İşbu davada da tasfiyesi istenen davalı ...'nin ortağı olan davalı ... 'ne husumet yöneltildiğine göre ortak aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece bu hususta bir hüküm kurulmaması isabetsiz olmuştur. Davacılar tarafından, şirket işleyişi, yapılan harcamalar ve satıştan elde edilen gelirler hakkında bilgi verilmediği, şirketten fiilen uzaklaştırıldıkları, şirket esas sözleşmesinin 10.maddesinde belirtilen biçimde yıllık genel kurul yapılmadığı, davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.  tarafından inşa edilen projedeki bir kısım taşınmazların henüz karşılıklı anlaşma ile proje tasfiyesine başlanmadan davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.ne devredildiği , davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. yetkilisi ...'nin oğlu ...'nin  şirkete vekil tayin ettirilerek usulsüz ve gerçek dışı mal/hizmet alımları yaparak masrafları yükselttiği ve düşük bedellerle taşınmaz satışları yaptığı , satış bedellerinin şirket kasasına koyulmadığı,  davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin  inşa ettiği ve/veya maliki olduğu taşınmazları hukuka aykırı biçimde davacıların imzası, onayı, muvafakati ve bilgisi olmadan ... tarafından  dava dışı 3. Kişilere kiralanarak  haksız biçimde kira geliri elde edildiği ileri sürülerek davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından  fesih ve tasfiyesi istenen şirketin müşterek imza ile temsil edildiği ve yönetim kurulu üyesi olan  üç kişinin imzası ile yönetildiği , bu nedenle şirket işlemlerinin  birbirlerinden habersiz şekilde yürütülemediği , inşaat projesinin teslimi için davacıların bartır usulü yapılan işin karşılığı olan dairenin devrini vermeye yanaşmadıkları için dava açmak zorunda kalındığı ve davanın kazanıldığı,  yapılan kiralamalar ve alınan aidatların  ilgili yönetim ve firmanın hesabında toplandığı, gelirler üzerinde hiçbir tasarrufta bulunulmadığı, davacıların davasının haklı olmadığı savunulmuştur. Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 529/1-b, 530/1, 531/1.maddeleri uyarınca  şirketin feshi istemine ilişkin olup, davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.vekilinin eldeki davada farklı ve birden çok taleplerde bulunulduğu, dava değeri  konusunda  açıklama yaptırılmadığı ve  harcın ikmal edilmesi yoluna  gidilmediği yönündeki istinaf istemi yerinde değildir. Dosya kapsamına sunulan ticaret sicil kayıtlarına göre davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin sermayesi 1.000.000,00 TL olup, sermayesinin %50'sinin davalı ... Sanayi ve Ticaret A.'ye, %25'inin davacı ...'e, %25'inin ise davacı ...'e ait olduğu , şirketin 2016, 2017 ve 2018 yılı olağan genel kurulunun 19.08.2019 tarihinde yapıldığı ve genel kurul kararı ile 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi seçilen ..., ...'den biri ile yönetim kurulu başkanlığına seçilen davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. yetkilisi ...'nin atacağı imza ile şirketin temsilinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Bu durumda davacılar ile davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş, hem şirket ortağı hem de şirketi müştereken temsile yetkili olduklarına ve tasfiyesi istenen ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin  ortakları arasında menfaat çatışması doğduğuna göre mahkemece davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye bu davada temsil etmek üzere bir temsil kayyumu atanması sağlanmadan işin esasına girilerek karar verilmesi  isabetsiz olmuştur. Diğer yandan, anonim şirketin sona erme sebepleri TTK'nın 529.maddesinde düzenlenmiş olup, 529/1-b maddesinde işletme konusunun gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi anonim şirketin sona erme sebeplerinden biri olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde \" ...şirketin işletme konusunun  gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesinin sona erme sebebi oluşturacağı kabul edilerek, şirket \"maksadı\"nın elde edilmesi veya elde edilmesinin imkânsız hale gelmesini öngören 6762 sayılı Kanunun 434. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi hükmünden ayrılınmıştır. Getirilen yenilik, terim farklılığının ötesindedir. Bu değişiklik, \"maksat\", \"gaye\" ve \"konu\" terimlerine öğreti ile yüksek mahkeme kararlarında yüklenen anlam dikkate alınarak yapılmıştır. Gerçekten öğretiye ve içtihatlara göre, maksat ya da yeni terimiyle amaç, genel olarak elde edilmek istenilen gayeyi ifade eder; yani amaç şirketlerde kazanç elde etmek ve paylaşmaktır; konu ise bu gayeye varmak için icra edilecek faaliyetlerdir. Bu açıdan değerlendirildiğinde bir anonim şirketin kazanç elde etme ve paylaşma amacına ulaşması veya ulaşmasının imkânsız hale gelmesi nesnel olarak belirlenemeyecek ve gerçekte gerçekleşmesi de mümkün olmayan bir olgudur. Esasen Kanun koyucunun bu bent ile arzuladığı husus da bu değildir. Kanun koyucu, genel amaca ulaşmak için icra edilen faaliyetlerin gerçekleşmiş olmasını veya gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesini bir sona erme sebebi olarak öngörmektedir. \"  açıklamalarına yer verilmiştir. Bir anonim şirkette işletme konusuna ulaşılması, ortakların birleştiği temel nedenin ortadan kalkması anlamına gelir. Örneğin, şirket sözleşmesine göre, şirketin işletme konusu belirli bir taşınmazın veya bir buluşun devri veya iktisabıysa, onun devri veya iktisabıyla işletme konusuna ulaşılmış olur. Artık bu andan itibaren ortaklardan anonim şirketi devam ettirmeleri beklenemez (Şener, Oruç Hami, Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku Ders Kitabı, 2. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2015, s. 623.) TTK'nın 529/1-b maddesi kapsamındaki işletme konusunun gerçekleşmesinde imkânsızlıkla kastedilenler ise objektif, şirketin dışında gerçekleşen imkânsızlık halleridir.(Erdem, s. 144) Konunun objektif ve daimi şekilde imkânsız olması gerekli olup, daimi nitelikte olmayan geçici imkânsızlıklar anonim şirketin sona ermesi için yeterli değildir. (Şener, s. 623) Şirketin işletme konusunu elde edememesinin imkânsız duruma gelmesi kesin bir belirginlik taşımamaktaysa veya mutlak bir nitelikte değilse TTK'nın 531.maddesi gereğince haklı sebebe dayanarak mahkeme kararıyla sona erdirilebileceği kabul edilmelidir (Uzunallı, s. 157) Kanun koyucu, şirketin konu kavramı üzerinde durarak düzenlemeyi gerçekleştirmiş olup, şirket konusunun gerçekleşmesi veya imkânsız hale gelmesi, şirketin amacının gerçekleşmesinin sona ermesi anlamına gelmektedir. Çünkü konusunu gerçekleştiren (nihayete erdiren) bir şirket doğal olarak kazanç sağlayamayacak ve doğal olarak bunu paylaştıramayacaktır. Diğer taraftan, anonim şirketin birkaç yıl üst üste kâr elde edememesi, hatta zarar etmesi, şirket konusunun elde edilmesinin mümkün olmadığı anlamına gelmez. (İmregün, Oğuz, Anonim Ortaklıklar, 4. Baskı, Filiz Kitabevi, İstanbul 1979, s. 471; Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Cilt 1, 3. Baskı, Ankara 1990, s. 1136; Pulaşlı, Şerhi, s. 2392) Somut olayda  fesih ve tasfiyesi istenen şirket ortakları arasında imzalanan 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (arsa) Alış Sözleşmesi Başlıklı Adi Ortaklık Sözleşmesinde Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mahallesinde  bulunan taşınmazı,  %25 bedeli ..., %25 bedeli ..., %50 bedeli ... İnşaat A.Ş. tarafından ödenmek sureti ile ihaleden başlangıçta ... İnşaat adına satın almayı, satın alma işleminden sonra yeni şirket kurmayı (... Gayrimenkul) ve taşınmazı yeni şirkete devretmeyi kararlaştırdıkları, sözleşme kapsamında 20.08.2014 tarihinde davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin kurulduğu  ve şirket esas sözleşmesinin 3. Maddesinde işletme konusunun “her türlü gayrimenkul alım satım ve inşaat yapım işleri” olarak belirlenmiş olduğu görülmektedir. Bu duruma göre fesih ve tasfiyesi istenen şirketin, işletme konusu belirli bir taşınmazın devri veya iktisabını konu almaması nedeniyle somut olayda işletme konusunun gerçekleştiği söylenemeyeceği gibi objektif, şirketin dışında gerçekleşen imkânsızlık hallerinin varlığı iddia ve ispat edilmediğinden işletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hale geldiğinden söz edilemez. TTK'nın 530/1.maddesinde uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut olmaması veya genel kurul toplanamaması halinde yönetim kurulu  da dinlenerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için belirlenen  süre içinde şirketin durumunu düzeltmemesi durumunda şirketin feshine karar verileceği düzenlenmiş olup, şirkette uzun süreden beri devam eden organ boşluğu olması halinde yasa, şirketin alacaklısına, pay sahibine ve bakanlığa şirketin feshine karar verilmesi yönünden mahkemeye başvurma hakkı tanımıştır. Mahkemece bu durum tespit edildiğinde şirkete son ve uygun bir süre verilerek genel kurulun toplanıp, yönetim kurulunu seçmesi için  yahut mahkemece sadece genel kurul toplantısına çağrı ve genel kurulun toplanması için yasal diğer işlemleri yapmaya münhasır olarak bir yönetici kayyumu atanır. Burada amaç, şirketin organ boşluğunun giderilmesi yönünde karar alınması için kayyum tarafından genel kurul toplantısının yapılmasının sağlanmasıdır. Verilen süre içerisinde genel kurul toplanmaz veya yönetim kurulu seçimi yapılamazsa artık şirketin feshine karar verilmesi gerektiği kanunun açık hükmüdür. TTK'nın 531. maddesi \"Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir\" hükmünü havidir. Anılan hüküm uyarınca  sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemece takdir edilecektir. Anonim şirketlerde fesih davası hakkının kullanılması açısından genel kurulun olağan toplantısının sürekli şekilde yapılamaması, azınlık pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının kullanımının devamlı şekilde ihlal edilmesi, çoğunluğun gücünü sistematik olarak ve azınlığın haklı menfaatlerini ihlal edecek şekilde kullanması, azınlık pay sahiplerine finansal açıdan ağır zararlar verilmesi, şirket kar etmesine rağmen hiç kar payı dağıtılmaması veya yıllara veya yıllara göre azalan oranda kar payı dağıtılarak, azınlık pay sahiplerinin mali haklarının ağır ve sürekli biçimde ihlal edilmesi gibi durumlar  ile şirketin ortak amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı haller haklı sebeblere örnek olarak gösterilebilir. Anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan kural olarak pay sahiplerinin kişisel özelliklerinin ortaklığın işleyişinde  rol oynamayacağı kabul edilmiştir. Bu yüzden, çok sayıda pay sahibinin bulunduğu büyük çaplı anonim ortaklıklarda kişisel sebepler tek başına haklı sebep teşkil etmez. Ancak aile şirketlerinde ve küçük ortaklıklarda kişi ortaklıklarıyla önemli benzerlik söz konusudur. Bu bakımdan somut olayın ve şirket tipinin özelliklerine göre, bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıkta dahi kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verileceği kabul edilmelidir.(Yargıtay 11. HD, 02.06.2014, E. 2014/3669, K. 2014/10238) Anonim şirketlerde fesih davasında temel amaç; azınlık pay sahiplerinin özellikle çoğunluğun kötüye kullanım teşkil eden davranışlarına karşı etkin şekilde korunmasıdır. Bu dava hakkı; anonim şirketlerde çoğunluğun gücünü sürekli olarak kötüye kullanması ve azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal etmesi durumunda; azınlığın yasal veya sözleşmeye dayalı başkaca hukuki yol bulamamaları veya başvurulan yolların sonuç üretmemesi halinde, azınlığın menfaatleri yönünden hukuki güvenliği sağlama işlevine sahiptir. Davanın bir diğer amacı; pay sahiplerinin ortaklıkta meydana gelen ve çoğunluğun kötüye kullanımı kaynaklı olmayan başka menfaatlerinin ihlallerine karşı da korunmalarıdır. Ancak ileride gerçekleşmesi ihtimali bulunan ve haklı sebep teşkil edecek olguların ortaya çıkmasına engel olmak, muhtemel ihlallerin gerçekleşmesini önlemek bu davanın amacı dahilinde değildir. Fesih hakkı; diğer azınlık haklarından farklı olarak azınlığa doğrudan doğruya mahkemeye başvurma imkanı tanıyan koruyucu nitelikte bir yenilik doğuran dava hakkıdır. İçeriği kesin olarak belirlenemeyen haklı sebeplerin, pay sahiplerinin iradelerine bağlı olarak değil, hakim tarafından takdir yetkisi çerçevesinde tespit edilmesi ve hukuki durumda yenilik doğurarak üçüncü kişileri de etkileyen sonuçların hakim kararına bağlı olarak ortaya çıkması gerekir(bkz. PULAŞLI, Hasan; Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Güncellenmiş ve Genilletilmiş 7. Bası, Adalet Yayınevi, Ankara, 2021, s.616 vd.); ŞAHİN, Ayşe; a.g.e., s.51 vd, ERTAN, Füsun Nomer; Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davası - TTK m. 531 Üzerine Düşünceler; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt:73, Sayı:1, Yıl:2016, s.421-440,) Yukarıda yapılan  açıklamalar çerçevesinde; anonim şirketlerde haklı sebeple fesih  kurumunun azınlık pay sahiplerine tanınmış bir dava hakkı olduğu, başka ifade ile ortaksal bir hak olmadığı, fesih davasının son çare niteliğinde ikincil bir dava olduğu ve bu dava hakkının öngörülmesinin temel amacının, anonim şirketlerde çoğunluğun gücünü sürekli olarak kötüye kullanması ve azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal etmesi durumunda azınlığın yasal veya sözleşmeye dayalı başkaca hukuki yol bulamaması  veya başvurulan yolların sonuç üretmemesi halinde azınlığın menfaatleri yönünden hukuki güvenliği sağlamak olduğu, haklı sebebin azınlık için ortaklığı bu şekilde devam ettirmeyi çekilmez kılmasının gerektiği, azınlığın menfaatinin, ortaklığın devamına ilişkin menfaatlerin üzerinde olması gerektiği sonuçlarına ulaşılacaktır.  Somut olayda mahkemece davalı şirketin TTK'nın 376. Maddesi kapsamında borca batık olup olmadığının kayıtlı değerler üzerinden değerlendirilmesinde şirket aktiflerinin borçlarını karşılayamamakta yani kayıtlı değerler üzerinden borca batık olduğu, şirket yönetiminin TTK. 376. Madde hükümleri gereği herhangi bir önleyici tedbir aldığına dair bir emareye rastlanmadığı belirtilmiş ise de yukarıda izah edildiği üzere ileride gerçekleşmesi ihtimali bulunan ve haklı sebep teşkil edecek olguların ortaya çıkmasına engel olmak, muhtemel ihlallerin gerçekleşmesini önlemek fesih davasının davanın amacı dahilinde olmadığından sermaye kaybı ve borca batıklık durumu tek başına haklı nedenle fesih sebebi değildir. Yine anonim şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek kârı bulunuyorken iyiniyet kurallarına aykırı olacak şekilde uzunca bir süre dağıtılmaması ya da yetersiz dağıtılması halinde pay sahibinin, bu hakkını mahkeme aracılığıyla talep edebileceği gözetildiğinde kar yapının dağıtılmaması da  tek başına haklı nedenle fesih sebebi değildir. Şirket organlarının genel kurul tarafından seçilememeleri ya da toplantı/karar yeter sayılarının sağlanamaması nedeniyle karar alamayacak hale gelmeleri öncelikle TTK'nın 530/1.maddesinde düzenlenen “organsızlık nedeniyle fesih” davası kapsamına girmektedir. Aynı durumun TTK'nın 531.maddesi yönünden geniş anlamda bir haklı nedenle fesih sebebi olarak kabul edilebilmesi de mümkündür. Ancak TTK'nın 530.maddesinin  organsızlık hali için özel hüküm teşkil etmesi, öncelikle bu hükmün uygulanmasını gerektirir. Dolayısıyla, şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için süre verilmesi ve şirketin temsil ve ilzamı için davanın sonuna kadar gereken tedbirlerin alınması gibi organsızlık nedeniyle fesih davasına özgü aşamaların, davacı TTK'nın 531.maddesine dayanarak dava açmış olsa dahi uygulanması gerekir.  TTK'nın 531.maddesi çerçevesinde feshin “ultima ratio” karakteri (son çare olma ilkesi) de bu yorumu destekler. Zira TTK'nın 530.maddesi organsızlık durumu giderilemez ise feshe karar verme dışında alternatif bir yetki tanımamaktadır. Ancak davacı, davasını TTK'nın 531.maddesine  dayandıracak olursa, ağır işleyen ve uzun süreye yayılan fesih prosedürü yerine örneğin paylarının gerçek değerinin ödenmesi yoluyla şirketten çıkartılmasını talep etme hakkına sahip olacaktır. Başka bir ifadeyle, böyle bir durumda fesih kararı öncesindeki aşamalar için TTK'nın  530.maddesi, fesih kararı (fesih yerine duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka çözümlere hükmetme yetkisi) için ise TTK'nın 531.maddesi uygulanmalıdır. (Ayoğlu, Tolga: “Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi”, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2013/2 (Prof. Dr. Oğuz İmregün’e Saygı Sempozyumu), s. 230 vd.) Somut olaya döndüğümüzde mahkemece davalı şirketin yönetim organının şirketi temsile ait yetki sürelerinin dolması ve şirketi temsil yetkilisinin olmaması nedeniyle fesih ve tasfiyesi istenen şirketin organsız olduğu kabul edilmiş ise de anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle görev süresi sona eren üyelerin, üyeliğinin askıda ve devam ettiği, yeni yönetim kurulu seçilene ve göreve başlayana kadar eski yönetimin görevine devam edeceğinin öncelikle kabulü gerekir. Zira, görev süresi sona eren yönetim kurulunun bu sıfatlarının, sürenin salt sona erme ile kendiliğinden düşeceğine ilişkin 6102 sayılı  TTK'nda hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla, eski yönetim kurulunun görev süresinin bitmesi ile ortaklığın kendiliğinden organsız kaldığı söylenemeyecektir. Eski yönetim, bu tarz bir yorum sayesinde şirket için acil ve önemli bulunan iş ve işlemleri yapma olanağına da kavuşmuş ve böylece şirketin devamlılığı sağlanmış olur.(Çamoğlu/Poroy/Tekinalp, Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, 2009, İstanbul, sh, 324; 11. Hukuk Dairesinin 08.02.2013 tarih ve 2012/6935 E, 2013/672 K sayılı ilamı v.b ilamları ) Eldeki uyuşmazlıkta tasfiyesi istenen şirketin uzun süreden beri genel kurulunun toplanamadığı ve davacı tarafça TTK'nın 530.maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesinin de talep edildiği gözetildiğinde mahkemece öncelikle TTK'nın 530. maddesi uyarınca atanacak kayyıma, organ seçimi gündemiyle genel kurul toplantısına çağrı ve genel kurulun toplanması için yasal diğer işlemleri yapma yetkisi verilmesi gerekirken bu yönde  herhangi bir işlem tesis edilmemesi  doğru olmamıştır. Öte yandan dosya kapsamına alınan bilirkişi heyeti raporunda tasfiyesi istenen şirketin haklı sebeple feshini talep etmenin mümkün olmadığı, şirketin zarara uğradığı iddiası bakımından yapılan değerlendirmede şirketin zararda olmadığının tespit edilmesi sebebiyle şirketin haklı nedenle feshini gerektiren bir sebep olarak değerlendirilmediği belirtilmiş iken mahkemece şirket aktiflerinin borçlarını karşılayamadığı yani kayıtlı değerler üzerinden borca batık olduğu, şirket yönetiminin TTK. 376. Madde hükümleri gereği herhangi bir önleyici tedbir aldığına dair dosya kapsamında somut bir bilgi ve belge bulunmadığı, şirketin uzun süreden beri sürekli zarar ettiği, kar payı dağıtmadığı, şirkette yönetim boşluğu, pay sahiplerinin kendi aralarında fikir ayrılıkları ve ihtilafların bulunduğu, Sivas İlinde imal ve inşa edilen gayrimenkullerin satışından elden edilen ve banka hesaplarına yansıyan satış bedelleri hakkında gayrimenkul satın alanlara düzenlenen faturalar ve bu faturaların ticaret defterlere kayıtlı olup olmadığı ve tutarsal bazda karşılaştırılmasının yapılamadığı yönünde kayyım tarafından rapor sunulduğu gözetildiğinde mahkemece çelişki olduğu düşünülen hususlarda ve özellikle şirketin amaçlarını gerçekleştirmeye uygun finansal yapı ve aktif malvarlığı bulunup bulunmadığı, şirketin, anasözleşmesinde yer alan amaçları rahatlıkla gerçekleştirebilecek durumda olup olmadığı, şirketin devamında ortaklar için yarar kalıp kalmadığı hususunda daha önce rapor sunan bilirkişi heyetinden ek rapor alınmadan şirket yöneticinin beyanı mahiyetindeki kayyım raporuna itibar edilmesi isabetsiz olmuştur. Ayrıca eldeki davada TTK'nın 530 ve 531. maddelerinin kümülatif olarak değerlendirilmemesi, şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması ve feshin son çare olarak uygulanmasının gerekmesi esas olduğundan haklı sebeplerin varlığı halinde ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak ortaklıktan çıkma, çıkarılma, bölünme gibi diğer çözüm yollarının tartışılmaması, \"...\" ilkesi gereği ortak amacı gerçekleştirmek için ortakların birlikte çaba gösterme niyetinin ortadan kalkıp kalmadığı hususunda yeterli bir gerekçeye yer verilmemesi nedeniyle Mahkemece davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi doğru olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı ... San. Ve Tic A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı ... San. Ve Tic A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı ... San. Ve Tic A.Ş tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"983db2a2dcefecf7","SID":"fd166f9270e68689"}}