{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 25/06/2021<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 18/10/2024<br><br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı .... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı tarafa .... , .... , .... numaralı ticari krediler kullandırıldığını, davalının söz konusu ticari krediden kaynaklanan borcun taksitlerini ödememesi nedeniyle 08.08.2019 tarihi itibariyle söz konusu kredi hesabının kat edildiğini, davalının kredi sözleşmesi ile müvekkili bankaya bildirdiği adreslerine Denizli 1. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 15.08.2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile bu tarih itibariyle; 45.049,09-TL asıl alacak, 21.482,08-TL işlemiş akdi faiz, 797,92-TL işlemiş gecikme faizi, 50,66-TL vergiler ve 701,60-TL masraf olmak üzere toplam 68.081,35 -TL borcu olduğu bildirildiğini, daha sonra davalı tarafından borcun ödememesi üzerine Denizli 1. İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun borcunu bilmesine rağmen takibe haksız ve kötüniyetli olarak yasal süresi içerisinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, müvekkil banka tarafından Denizli 1. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 15.08.2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi ve hesap özeti keşide edildiğini, söz konusu ihtarnamenin  davalı-borçluya 21.08.2019 tarihinde tebliğ edildiğini,  gönderilen hesap kat ihtarına 1 (bir) aylık süre içinde itiraz edilmediğini, beyanla davanın kabulü  ile borcun tahsilatını geciktirmek saikiyle haksız ve kötü niyet ile yapılan itirazlarının iptaline,  takibin devamına, davalının söz konusu icra takibi için % 20 icra inkar tazminatına  hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili,  müvekkilinin davacı bankadan kullanmış olduğu ticari krediler için ... ve ... poliçe numaralı .... A.Ş.'den hayat sigortaları yaptırıldığını, .... poliçe numaralı sigortanın başlangıç tarihinin 29.03.2018, bitiş tarihinin 29.03.2021 olduğunu, ... poliçe numaralı sigortanın başlangıç tarihinin 01.08.2017, bitiş tarihinin 01.08.2021 olduğunu, poliçelerin davaya konu kredi borçlarını teminat altına aldığını, müvekkilinin işbu kredi geri ödemeleri devam ederken 29.01.2019 tarihinde iş kazası geçirdiğini, kendisini yaralayan şahsın  İzmir 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2019 tarihli ... Esas .... Karar sayılı ilamı ile cezalandırıldığını, geçirmiş olduğu kazadan dolayı müvekkilinin tedavi gördüğünü, .... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporuna göre %48 oranında engelli kaldığının tespit edildiğini, sigorta şirketi tarafından işbu davaya konu kredi borcu için müvekkilinin yararına daini mürtehin olan davacı bankaya ödeme yapılması gerektiğini, davacı bankanın yan kuruluşu olan ....A.Ş. poliçe limitleri dahilinde daini mürtehin davacı tarafa ödeme yapması halinde müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığının yahut borcun iddia edildiği tutarda olmadığının görüleceğini, iki ayrı sigortanın teminatına göre rizikonun gerçekleştiği yıla göre sigorta ettiren daini mürtehin davacının bankaya toplamda 70.735,23-TL ödeme yapılması gerektiğini, davacı bankanın talep etmiş olduğu ana para ve faiz tutarı yerinde olmadığını, davacı bankanın yan kuruluşu olan ....A.Ş. şartları oluşmasına ve müvekkilimin bildirmesine rağmen müvekkilinin sigorta yaptırdığı kredi borcu için davacı tarafa herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkilinin borcu teminat kapsamına göre kapanacakken sigorta kapsamında ödeme yapılmadığından kusuru bulunmayan müvekkiline karşı işbu davanın açıldığını, poliçe kapsamına göre, kazadan kaynaklı malul kalan müvekkilinin kredi borçları için sigorta şirketinin daini mürtehin davacı bankaya ödeme yapma yükümlülüğünün kaza olayını öğrendiği tarihte başladığını, müvekkilinin kazadan hemen sonra yoğun bakım servisinden çıktıktan sonra durumu bireysel temsilcisi aracılığıyla sigorta şirketine bildirdiğini, yükümlülüğünü yerine getirmeyen sigorta şirketinin kusurundan dolayı kapanması muhtemel ana para borcuna faiz de işleterek müvekkiline icra takibi başlatılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, iki ayrı hayat sigortası kapsamında poliçe limitleri dahilinde mevcut olan teminatların davacı banka tarafından yan kuruluşu olan sigorta şirketinden talep edilmesi gerektiğini, borcun kapanması durumunda müvekkilinin kredi borçlarının silinmesi yahut poliçe teminatına göre bakiye bir borç kalmışsa bu borcun icra takibine konu edilmesi gerektiğini, beyanla davanın reddine karar verilmesini, işbu  davanın  ....A.Ş.'ye ihbar edilmesini,  davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İhbar edilen sigorta şirketi vekili; davalı sigortalının trafik kazası geçirdiği ve malul olduğunun iş bu davanın ihbarı ile öğrenildiğini, bunun üzerine sigortalıdan temin edilen Engellilik için Sağlık Kurulu raporunun incelenmesiyle; sigortalıda maluliyet saptandığı, ancak bu maluliyetin süreklilik arzetmediğinin tespit edildiğini, davaya konu poliçelerin yalnızca daimi maluliyet durumunu teminat altına aldığını, bu teminatın ödenebilmesi için sigortalı davalının maluliyetinin sürekli nitelikte olma zorunluluğunun olduğunu, davalının maluliyetinin ise 6 ay süreli olduğunu, bu nedenle teminat ödemesi yapılmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"... alınan maluliyet raporu ile davalının .... tarihinde geçirdiği kaza ile %3,3 oranında sürekli olarak malul kaldığı rapor edilmiştir. Dava konusu kredilerin  incelenmesinde ... ve ... numaralı poliçeler ile \"Uzun Süreli Kredi Grup Hayat Sigortası\" ve \"Finansör Uzun Süreli Grup Hayat Sigortası\" yapıldığı, bu poliçeler ile kaza sonucu daimi maluliyetin de teminat altına alındığı, yani sigorta poliçelerinin davacı banka tarafından açılan krediye teminat olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda kredi borcu ödenmediğinde sigorta bedelini talep hakkı öncelikle bankaya aittir. (Benzer nitelikte Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30/06/2020 tarih 2018/5681 E- 2020/4163 K sayılı ilamı). Poliçede maluliyet teminatı için belli bir maluliyet oranı öngörülmediğinden davalının vaki %3,3 oranındaki sürekli maluliyetinin de teminat kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Somut olayda, kaza tarihi göz önüne alındığında Uzun Süreli Kredi Grup Hayat Sigortası poliçesi kapsamında zararın ikinci yıl için öngörülen 20.735,23 TL teminat kapsamında kaldığı, Finansör Uzun Süreli Kredi Grup Sigortası kapsamında ilk yıl için öngörülen 50.000,00 TL teminat kapsamında kaldığı kanısına varılmakla ödenmeyen kredi borcunu sigorta bedelinden talep hakkının öncelikle bankaya ait olduğu kanaatiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" Buna göre, davanın reddine karar verilmiş ise de davalı tarafça kazadan hemen sonra durumun bireysel temsilci aracılığıyla sigorta şirketine bildirildiği beyan edilmiş, davacı bankaya herhangi bir bildirim yapıldığı yönünde dosyada delil bulunmadığından bankanın başlatılan takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından İİK67/2maddesi uyarınca aleyhine tazminata hükmedilmemesine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı borçlunun İİK 68/B uyarınca tebliğ edilen ve bir aylık süre içinde itiraz etmediği borca karşı itirazlarını  ancak borcunu ödedikten sonra ileri sürebileceğini, bu sebeple alacağın varlığının ispatlanması ya da başkaca ödenmeme sebeplerinin araştırılmasına kanunen imkan bulunmadığını, nitekim cevap dilekçesinde de davalı taraf borcu kabul ederek, cevap dilekçesine kadar müvekkiline bildirmediği sebeplerden borcu ödemediğini ikrar ettiğini, davalının tacir olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğunu, mahkemece davalının tüketiciymiş gibi değerlendirilerek tüketicilere tanınan haklar uyarınca davanın reddine karar verildiğini, müvekkiline hiçbir şekilde maluliyet ve kazaya ilişkin bildirimde de bulunulmadığını, davalının üzerine düşen bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediğini, gerekçeli kararın taraflarına tebliğ edilmeden davalı tarafınca icra takibine girişildiğini, icra takibiyle müvekkili açısından telafisi güç zararların oluşması ihtimalinin bulunduğunu, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Sigorta sözleşmesi; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tanzim etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.<br>6102 sayılı TTK’nın 1487 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; “Hayat sigortası ile sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye, sigortalının ölümü veya hayatta kalması halinde, sigorta bedelini ödemeyi üstlenir.”;Aynı Kanun'un 1493 üncü maddesinin yedinci fıkrasında ise; “Sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça, lehtara aittir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.<br>Hayat sigortası sözleşmesi, belli bir kişinin ölümü veya hayatta kalması halinde sigorta şirketinin lehtar olarak belirlenen kimseye sözleşmede öngörülen sigorta bedelini ödemesi esasına dayanmaktadır. Krediye bağlı hayat sigortası sözleşmesi ise, kredi alanın ölümü veya daimi maluliyeti halinde bakiye kredi borcunun ödenmesini teminat altına alan özel bir hayat sigortası türüdür. Sözleşmenin kredi kuruluşu veya kredi borçlusu tarafından akdedilmesi önem taşımaksızın her iki halde de, “sigortalı” sıfatı kredi borçlusuna; “lehtar” sıfatı ise kredi kuruluşuna ait olmakta ve uygulamada, her iki ihtimalde de, prim borcu ek bir kredi sözleşmesi ile kredi borçlusundan tahsil edilmektedir. Uygulamada kullanılan krediye bağlı hayat sigortası genel şartlarında, “sigortalının ölüm tarihinde kredi borcunun henüz ödenmediği hallerde, sigorta bedelinin kredi kuruluşuna; kredi borcunun ödenmiş olduğu ihtimalde ise sigorta bedelinin tamamının veya bakiye borcun kredi kuruluşuna ödenmesinden sonra, sigorta bedelinden artan kısmının sigortalının mirasçılarına ödeneceği” yönünde kayıtlara; yine alacaklı kredi kuruluşunun “dain-i mürtehin” olarak atandığına ilişkin kayıtlara yer verilmektedir. Kredi borçlusunun ölümü halinde hak kazanılacak olan sigorta bedeli üzerinde “rehin hakkı sahibi alacaklı”yı ifade etmek üzere kullanılan bu kavram, Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Yönetmeliği'nin m.4/1a’da; “Kredinin geri ödenmeme riskini ortadan kaldırmak amacıyla yaptırılan sigortalarda, riskin gerçekleşmesi üzerine ödenecek olan tazminat tutarından birinci derecede alacaklı olan gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır.<br>Kredi kuruluşu tarafından, kredi borçlusu riziko şahsı gösterilerek akdedilen krediye bağlı hayat sigortası sözleşmelerinde sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan kredi borçlusunun sigorta şirketine doğrudan başvuru hakkı olmadığı için, mirasçıların da bu hukuki sebebe istinaden sigorta şirketine davacı sıfatı ile dava açması mümkün görünmemektedir. Sigorta bedelinin asli alacaklısı olan kredi kuruluşunun, sigorta şirketine başvurmasına rağmen sigorta bedelini tamamen veya kısmen elde edememesi halinde, sigorta şirketine karşı dava açmak ve gerekirse (sigorta bedelinin ödenmeme gerekçesinin çok defa riziko şahsı ile ilgili bir sebebe dayandırılması karşısında) davaya yasal mirasçıların da katılımının sağlanması suretiyle, sigorta bedelinin ödenmesi için tüketilmesi gerekli yolların tüketilmesi, olumlu bir netice alınamaması halinde mirasçılara başvurulması gerekmektedir. Ancak uygulamada, dava açma hakkını haiz olduğu hususunda şüphe bulunmayan kredi kuruluşları, sigorta şirketine dava açmak yerine, sigorta bedelinden karşılanması mümkün olmayan bakiye borcun ödenmesi için kredi borçlusunun yasal mirasçılarına başvurmakta olup, bu uygulama, TMK'nın 2 nci maddesindeki dürüstlük kuralına ve iyi niyet esasına açıkça aykırıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29/03/2022 tarih, 2021/9243 E.2022/2835 K. sayılı ilamı).<br>Somut olayda; davacı bankanın kredi borcunun hayat sigorta poliçelerinden ödenmesi için sigorta şirketine başvuru yapmadığı, red cevabı halinde tüm hukuki yolları tüketmeden davalı aleyhine icra takibine giriştiği, sigorta şirketine başvuru yaptığı ve tüm hukuki yolları tükettiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, davacı bankanın öncelikle kredi borçlarının tahsili için sigorta şirketine karşı tüm hukuki yolları tüketmesi ve ancak bundan olumsuz sonuç çıkması halinde davalıya karşı gerekli hukuki yollara yönelmesi gerektiği, bunun aksi davranışın TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalıya karşı dava açılmasının ön şartının gerçekleşmediği, bu haliyle vaktinden önce girişilmiş icra takibi ve davanın söz konusu olduğu bu nedenle mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. <br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, istinaf edenin sıfatı ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/06/2021 tarih ve ... Esas, ....Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>a-Davanın USULDEN REDDİNE, <br>Davacı bankanın kötü niyeti sabit olmadığından İİK67/2maddesi uyarınca aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, <br>b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin olarak yatırılan 834,01 TL harçtan mahsubuyla bakiye 406,41 TL harcın talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/09/2021 tarih ve ... Esas - .... Karar sayılı, ... Harç sayılı Harç Tahsil Müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE, <br>c-Dava öncesi yapılan arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>e-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>f-Davacı vekilince yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK 333.maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra iadesine,<br>g-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 maddesi uyarınca hesaplanan 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>h-Davalı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK 333.maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra  iadesine,<br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE, <br>b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 48,50 TL posta masrafı, 27,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 238,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.18/10/2024      <br><br>\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87753f5e7aa3cf08","SID":"3f3f9d33df93cb84"}}