{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ<br>  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>Tarihi: 10/09/2020<br>Davanın Türü: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesi) (Denizli 3. İcra ... E.)<br>Karar Yazım T: 12/11/2024<br><br><br>İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;<br>I. DAVA<br>Davacı vekili açtığı dava ile, taraflar arasında branda takımı satışından kaynaklı bir işlemin söz konusu olduğunu, ticarete konu malların davalıya satılarak imza karşılığı teslim edildiğini, davacının edimini bu şekilde yerine getirmiş olmasına rağmen, davalının ödemede bulunmadığını, icra takibinden sonra da borçtan kurtulmak amacıyla davacıya göndermiş olduğu ihtarname ile de bu ilişkiyi kabul ettiğini, alacağın para borcundan kaynaklanması nedeniyle takipte Denizli İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek, davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevabında, davalı şirketin merkezinin Antalya olduğunu, yine hizmetin de şirket merkezinde verildiğini, bu nedenle Antalya mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı alacaklı ile müvekkilleri olduğu iddia edilen .... arasında yapılan sözleşme çerçevesinde davalıya ait iş yerinde nitelikleri belli çadır inşaatı işleri gerçekleştirilmesinin taahhüt edildiğini, sözleşmeyi imzalayan ....'ın şirketi temsile yetkili olmadığını, ayrıca şirket ortağı ya da sigortalı çalışanı da olmadığını, .... tarafından imzalanan sözleşmeyi kabul anlamına gelmemek üzere davalıya ait iş yerinde davacı tarafça bir takım uygulama yapıldığını, ancak eğer sözleşmenin geçerliliği iddia edilecekse sözleşmedeki şartlara uygun yapılmadığını, bu konuda Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Değişik iş sayılı dosyasıyla dava açtıklarını, takip 90.000,00 TL'den başlatıldığı halde dava değerinin 50.000,00 TL olarak gösterilmesinin kötü niyeti ortaya koyduğunu, ayrıca geçerli olmadığı bilinen ve mahkemede ileri sürülen sözleşmede 25.000,00 TL'lik ödemenin tahsil edildiğine dair beyan bulunurken, takibin kötü niyetle yapıldığını, ayrıca .... isimli bir çalışanlarının da bulunmadığını savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesi, davanın, Denizli 3. İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyasına konu 50.000,00 TL fatura alacağı ve 1.525,00 TL faiz talebinden ibaret olduğu, davalı  cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmeyi imzalayan ....'ın ve faturayı teslim alan davalı şirket kaşesi altında ismi ve imzası bulunan .... isimli kişilerin davalı şirket çalışanı olmadıklarını ve imza yetkisine sahip kimseler olmadıklarını iddia ettiği, ancak dilekçenin devamında teslim olgusu kabul edilmekle çadırda beklenilen özelliklerin bulunmadığının iddia olunduğu, dolayısıyla irdelenmesi gereken hususun ''ayıp '' iddiası ispat külfeti ve ''ayıp ihbarı'' nın usulüne uygun olup olmadığı hususları olduğu, alacaklı Denizli'de  bulunduğundan TBK 89. md gereği yetki itirazının reddedildiği, takibin 90.000,00 TL üzerinden açıldığı iddiasının mesnetsiz olduğu, fatura meblağı olan 50.000,00 TL üzerinden dava açıldığı, ek faiz talebi bulunduğundan eksik harcın tamamlatıldığı, ön inceleme duruşmasında ve 3. celsede 2 kez olmak üzere davalıya defter ibrazı hususunda süre verilmekle ve aksi ihtar olunmakla defter ibrazından kaçındığı, daha sonra 12/11/2019 tarihinde okundu sayılması ile 26/11/2019 tarihinin son defter ibraz tarihi olmasına rağmen, defter ibrazının süresi geçirildikten sonra 03/12/2019 tarihinde yapıldığı görülmekle davalı defterlerinin inceletilmediği ve ibrazdan kaçındığının varsayıldığı, TTK 23/1-C gereği ayıplar husunda da üçlü ayrım yapıldığı, açık ayıplar, inceleme sonrası ortaya çıkan ayıplar, gizli ayıplar olduğu, olayda cevap dilekçesi  ve ihtarname irdelendiğinde ayıbın 2 numaralı kategoride olması gerektiği ve 8 gün içerisinde ihbarının gerektiğinin görüldüğü, olayda ayıp açık ya da gizli ayıp olmayıp inceleme sonucu ortaya çıkabilecek et kalınlığı, makas genişliği, makas ara mesafesi, ara bağlantı boruları, iç astarın talebi, su geçirmez branda v.b.talebi karşılamadığı inceleme sonucu anlaşılabilecek ayıplar olduğu, dosyaya sunulu ... nolu  fatura aslı incelendiğinde 03/03/2018 tarihinde düzenlenmiş olduğu görülmekte, oysa davalı tarafından davacıya yönelik düzenlenmiş Antalya 12. Noterliğinin ... numaralı 14/08/2018 tarihli ihtarnamesi incelendiğinde ihtarnamenin teslimden sonra 6 ay içerisinde düzenlenmiş olduğu görülmekle ve her ne kadar davacıya yönelik ilgili durumun bildirilmiş olduğu iddiası mevcut olsa dahi dosyada herhangi e-mektup, mesaj v.b. delil bulunmadığı, TBK 223 son ve TTK 23. md. gereği alıcı malı aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek ya da incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbar etmekle yükümlü olduğu, ayrıca tarafların tacir olması sebebiyle ihtarnamede 4077 Say. Kan TKHK'a dayanılmasına yer olmamakla, TBK 227.maddede ki seçimlik haklar ayıp ihtarı usulüne uygun olsa idi kullanılabileceği, teslim olgusu ret olunmadığından sözleşme imzalayan ya da malı alan kimselerin davalının sigortalı çalışanı olup olmadığı ya da yetkili olup olmadıkları ''peşin satış karinesi'' gereği çürütülmekle, davalı malı teslim aldığından ve uygun sürede  usulüne uygun ayıp ihtarı bulunmadığından fatura bedelinden sorumlu olduğu, faiz hususunda ise, her iki tarafın limited şirket olduğu görülmekle; TTK 1530/2 gereği; ticari işletmeler arasında, mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı (tedarik borçlusu) kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse (borçlu) ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceği, olayda borçlunun gecikmeden sorumlu tutulamayacağı özel bir hal bulunmamakla faize hükmolunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; Denizli 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında itirazın iptali ile takibin 50.000,00 TL asıl alacak ve 1.525,00 TL faiz üzerinden devamına, 50.000,00 TL asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.<br>IV. İSTİNAF <br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>B. İstinaf Nedenleri<br>Davalı vekili, yetki itirazında bulunmalarına rağmen, yargılama yapılmasının hukuka aykırı olduğu, dava dışı üçüncü kişi ... tarafından imzalanan sözleşmeden dolayı davalının sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, ayıplı ifanın kabulünün mümkün bulunmadığı, takip 90.000,00 TL üzerinden başlatılmışken davanın 50.000,00 TL üzerinden açılmasının kötü niyeti ortaya koyduğu, ayrıca geçerli olmadığı bilinen sözleşmede 25.000,00 TL'lik ödemenin tahsil edildiğine dair beyan varken, kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin doğru olmadığı, .... isimli bir çalışanlarının bulunmadığı gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>C. Gerekçe <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Dava bir yıllık hak düşüm süresi içerisinde açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, iddiaya göre davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. <br>2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı<br>İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>3. Değerlendirme <br>3.1. İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup, 6100 Sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir. İİK 67. maddesinde yetkili mahkeme gösterilmemiştir. İcra takibinde yetki kurallarının düzenlendiği 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 50. maddesinin birinci fıkrasına göre “Para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.” Başka bir ifadeyle yetkili icra dairesi ve mahkeme HMK’nun yetkiye dair genel hükümleri çerçevesinde değerlendirilecektir. <br>3.2. HMK.nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki, bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. <br>3.3. Para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 Sayılı TBK'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece salt para alacağından doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde davaya konu olması sonucu doğar ki, bu da, Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Eser sözleşmesinden  kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 6098 Sayılı TBK'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. <br>3.4. İİK'nun 50. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla tatbik olunur. Takibe esas olan akdin ifa edileceği yer icra dairesi de takibe yetkilidir. İtirazın iptali davalarında, Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre icra dairesinin yetkisine itiraz edilmişse, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın öncelikle icra dairesinin yetkisine itirazın incelenip sonuçlandırılması gerekir. İtirazın iptâli davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen imkân bulunmamaktadır. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde bu itiraz incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Nitekim; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/11/2013 tarih 2013/10-395 Esas ve 2013/1568 Karar sayılı ilâmında da aynı kurallar gösterilmiştir. <br>3.5. Somut olayda, davalının yerleşim yeri Antalya ili olup, sözleşmenin ifa yerinin de Antalya adresi olduğu anlaşılmaktadır. Dava eser sözleşmesinden kaynaklandığından takip konusu alacağın, TBK 89. maddesi kapsamına giren para borcu olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu durumda takibin yapıldığı Denizli İcra Dairesinin yetkili olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre mahkemesince İcra Dairesinin yetkisi incelenip bu konuda karar verilmesi gerekirken, kendi yetkisini inceleyip yetki itirazını reddederek davanın esası hakkında karar vermesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir. <br>3.6. Bu sebeple, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca belirtilen hususların düzeltilmesi amacıyla kararın kaldırılarak, yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. <br>V. KARAR<br>1)İlk derece mahkemesi kararının tümüyle ORTADAN KALDIRILMASINA, <br>2)Takibin yetkili icra dairesinde yapılmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan  davanın USULDEN REDDİNE,<br>3)Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin ve ıslahla alınan 879,92 TL harcın mahsubuyla bakiye 452,32 TL harcın talebi halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>4)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5)Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,  <br>6) Davalı taraf kendini vekille temsil ettirmiş olmakla karar tarihindeki AAÜT 7/2 maddesi gereğince 8.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>7)Taraflarca yatırılan gider avanslarının kullanılmayan kısımlarının HMK'nun 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine, <br>8)Peşin alınan istinaf karar harcının isteği halinde ilk derece mahkemesince istinaf yoluna başvuran davalı tarafa iadesine, <br>9)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 12/11/2024 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f12b1cdb67f16c24","SID":"771ca68bea86b47f"}}