{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/2478 <br>KARAR NO: 2024/1922<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/10/2024<br>NUMARASI: 2024/3 Esas - 2024/600 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Kasko Sigorta Poliçesi Kapsamında Yapılan Ödemenin Rücuen Tahsili<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava açan dilekçesinde; davalının maliki olduğu ... plaka nolu aracın sebep olduğu trafik kazası neticesinde, müvekkili nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ...  plaka numaralı aracın zarar gördüğünü, müvekkili tarafından sigortalıya poliçe kapsamında 119.500,00-TL ödendiğini, yapılan ödemenin rücuen tahsili için başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalının % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kazaya sebep olduğu iddia edilen aracın müvekkili tarafından kiraya verildiğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulü ile, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının  iptaline,  takibin 119.500,00 TL asıl alacak 6.217,27 TL işlemiş faiz olmak üzere 125.717,27 TL  üzerinden devamına, asıl alacak 119.500,00 TL'ye takip tarihinden itibaren  adi kanuni faiz işletilmesine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekili tarafından; kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dava; Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin, zarar sorumlusu olduğu iddia edilen davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir, Kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle, ilk derece mahkemesinin davaya bakma hususunda görevli olup olmadığının öncelikle incelenmesi gerekir. Bilindiği üzere, sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davalarında görevli mahkemenin tespiti hususunda, 22.03.1944 tarih, 37 esas, 9 karar sayılı  Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında \"sigortacının halefiyete dayalı açtığı dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur\" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Başka bir ifadeyle, eğer davayı sigortalı açmış olsaydı hangi mahkemede dava açması görev kuralları gereği zorunlu ise, sigortacıda o mahkemede dava açabilir. 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği düzenlenmiştir. Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. Somut olayda; davacı sigorta şirketinin sigortalısı gerçek kişi ... olup, sigortalı ... plaka sayılı araç ise dosyadaki bilgi ve belgelere ve dahada önemlisi davacı ile sigortalı arasındaki sigorta sözleşmesine göre hususi araçtır (otomobil). Yani ticari nitelikte araç değildir. Davacının halefiyete dayalı olarak  iş bu davayı açtığı ve  davacının sigortalısı ile davalı arasındaki eylemin haksız fiil niteliğinde bulunduğu gözönüne alındığında ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak veya nispi  ticari davanın söz konusu olmadığı değerlendirildiğinde; Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla incelemeye konu kararın verilmesi doğru olmamıştır. Hal böyle olunca da; istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a/3.maddesi hükmü gereğince kaldırılmasına, işin esasına ilişkin istinaf başvurularının ise şimdilik değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a/3.maddesi hükmü gereğince  kaldırılmasına,2/HMK'nın 353/1-a maddesi hükmü gereğince dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin ise bilgi için kararı veren İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne  gönderilmesine,3/İstinaf karar ve ilam harcının talebi halinde istinaf yasa yoluna başvuran davalıya iadesine, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf aşamasındaki diğer giderlerin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda verilecek hükümde dikkate alınmasına, 5/Duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b669c1e74c72688","SID":"f2abd3718d0ffb8e"}}