{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1841 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1586<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/07/2024 <br>NUMARASI\t\t: 2023/861 Esas - 2024/661 Karar<br>DAVA             \t: Maddi Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 30/10/2023<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31/10/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2024 tarihli, 2023/861 Esas ve 2024/661 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun kullanımında olan ... plakalı araca, davalı ... sigortada 98181538 poliçe numarası ile sigortalı davalılardan ... adına kayıtlı ... plakalı aracın şoförü davalılardan ...'in, müvekkiline ait aracın sağ arka köşe ve sağ arka tekerlek kısmına çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin aracında hasar meydana geldiğini, kazanın oluşumunda müvekkili ...'nun herhangi bir kusuru olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL değer kaybının  davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP:<br>Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazlarının olduğunu, dava konusu talebinin muaccel olmadığını, davacının aracında değer kaybı meydana gelmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin sorumluluğunun  sigortalısının kusuru oranında  poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"... 29/03/2024 tarihli celse ara kararı ile davalı sigortanın cevap dilekçesinde kusura itiraz ettiği, bilirkişi incelemesi talebinde bulunduğu ve diğer davalılarca da davaya cevap verilmemek suretiyle davacının iddialarının inkar edilmiş olduğu dikkate alınarak dosyanın mahkemece resen seçilecek trafik kusur bilirkişine tevdii ile trafik bilirkişisinden 13/11/2021 tarihinde meydana kazada davacı, davalı sürücü ve dava dışı üçüncü kişilerin  kusur  durumlarının tespitine yönelik olarak  kaza tespit tutanağında bulunan bilgiler ile tarafların beyanları dikkate alınarak kazanın ne şekilde meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde dikkatsiz ve tedbirsiz  davranışların neler olduğu, gerekli dikkat ve özenin gösterilip  gösterilmediği, davaya konu olayda  ihlal edilen kuralların hangileri olduğu, yolun ve aracın kazaya etkisinin olup olmadığı, etkisi var ise ne şekilde olduğu hususlarında bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği,  bilirkişinin görev tanımının açıkça yapıldığı, ayrıca  söz konusu ara kararda  bilirkişi için ücret takdir edildiği ve bu ücreti yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, iki haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansının mahkememiz veznesine depo edilmemesi halinde  bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılacağının huzurda bulunan davacı vekiline tefhim ve ihtar edildiği, davacı vekilince  bilirkişi ücretinin  kesin süre içerisinde yatırılmadığı, davacı vekili tarafından kesin ve yasal süresi içerisinde bilirkişi masrafının yatırılmaması sebebiyle dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediği, 29/03/2024  tarihli celseye katılan davacı vekiline 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı, kendisine tanınan kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansını mahkememiz veznesine depo etmeyen davacının 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca kusur  yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, davacının talebi ve dosya kapsamı dikkate alındığında davacının bilirkişi incelemesiyle belirlenebilecek olan davalı sürücünün kusurunu ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerektiği...\" gerekçesiyle \"...Davanın reddine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  mahkemece davacı tarafa 29/03/2024 tarihli celsede, 13/11/2021 tarihinde meydana kazada kusurun belirlenmesi amacıyla bilirkişi raporu için gereken delil avansı vezneye yatırılması amacıyla 2 haftalık kesin süre verildiğini, ramazan bayramı sebebiyle iki haftalık kesin sürenin bitişi 15/04/2024 tarihine uzadığını, bilirkişi ücretinin 17/04/2024 tarihinde yatırıldığını, mahkemece, bilirkişi ücretinin davacı tarafça 2 gün geç yatırılması üzerine davanın reddine karar verildiğini,  masrafın soradan yatırılması halinde bu gecikmenin dosyanın talikine sebebiyet vermediğini, bu sebeple mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kusurun tespiti normatif bir değerlendirmeyle mümkün olduğunu ve sadece hâkimin yetkisinde olduğunu, bilirkişi münhasıran hâkimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli/tali kusurlu, kusursuz, yüzdelik kusur orani) herhangi bir değerlendirme yapamayacağını, kabul anlamına gelmemek şartıyla ilgili dosyada masraf yatırılmaması sebebiyle dosyanın bilirkişiye gönderilmemesi kabul edilecek olsa dahi ilgili dosyada kusur atfı bakımından hakimlikçe araştırma yapılıp davanın esası bakımından karar verilmesi gerekirken, dosyanın esasa girilmeden reddine karar verilmesi büyük bir hak kaybına sebebiyet verdiğini, dosya kapsamında da davalı vekili karar duruşmasından hayli önceki bir tarih olan 04/04/2024 tarihinde asil tarafından azledilmesi sebebiyle vekillikten çekildiğini bildirdiğini, takdir edilen vekalet ücreti yönünden dosyanın yeniden ele alınmasını, açıklanan nedenlerle, başvurularının kabulüne, kararın, anılan itirazları doğrultusunda yapılacak tetkik sonucu bozularak talepleri doğrultusunda davalarının kabulüne, aksi halde dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesin gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan değer kaybı zararının, trafik sigortacısı, işleteni ve sürücüsünden tahsiline ilişkin  maddi tazminat davasıdır.<br><br>Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Somut olayda, mahkemece 29/03/2024 tarihli celsede, trafik bilirkişiden kusur raporu alınmasına karar verilerek, davacı vekiline bilirkişi delil avansını yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin kesin sürenin dolduğu 15/04/2024 tarihinden sonra 17/04/2024 tarihinde bilirkişi delil avansını yatırdığı, 10/07/2024 tarihli celsede delil avansının kesin süre içerisinde yatırılmadığı tespit edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.<br> 6100 sayılı HMK'nın 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde  açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin  amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka  dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (bknz YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249 sayılı kararları, 22/06/2021 tarihli 2017/3-3179 esas, 2021/806 karar salımı, Yargıtay 4. HD'nin 2022/5058 esas, 2022/12027 karar sayılı, yargıtay 17. HD'nin 2020/1708 esas, 2021/1240 karar sayılı emsal ilamları).<br>Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında; 29.03.2024 tarihli duruşmasında verilen ara karar incelendiğinde; \"Davacı vekiline 2.200,00 TL bilirkişi ücretini mahkeme veznesine yatırmak üzere iki hafta kesin süre verilmesine, aksi halde HMK 324/2 maddesi uyarınca kusur yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve dosyanın mevcut haliyle değerlendirileceğinin ihtarına ( davacı vekiline ihtar yapıldı)\" şeklinde olduğu, ara kararda yukarıda değinilen emsal Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere  kesin uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili taraf vekilinin uyarılmadığı, keza verilen süreye uyulmaması durumunda davacı tarafın kusur raporuna delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine karşın, mahkemece dosya kapsamındaki diğer deliller incelenmeden ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiği, dolayısıyla davacıya verilen kesin sürenin HMK’nın 94. maddesi ile yargısal uygulamada öngörülen şartları taşımadığından hukukî bir sonuç doğurmayacağı, mahkemece davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırıldığından müteakip işlemler tamamlanmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olmayan kesin süreye sonuç bağlamak suretiyle davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmüştür.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2024 tarihli, 2023/861 Esas ve 2024/661 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf  karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/10/2024\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"039282cfcbd21421","SID":"6a23edf466656835"}}