{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1842 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1578<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/07/2024 (Talep) - 05/09/2024 (Ek Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2024/170 D.İş Esas - 2024/171 D.İş Karar<br>TALEP\t\t: İhtiyati Haciz<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31/10/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/170 D.İş Esas-2024/171 Karar sayılı dosyasından verilen 05/09/2024 tarihli ek kararın incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>TALEP:<br>\tİhtiyati haciz talep eden/alacaklılar vekili talep dilekçesinde özetle; ilamlı alacak varsa ihtiyati haciz kararı verilirken teminat ödenmediğini, mahkemenin teminatsız ihtiyati haciz kararı vermesini talep ettiklerini, İİK'nın 259.maddesinde \"ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz\" ibaresinin mevcut olduğunu, ekte sundukları İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/149 Esas-2024/536 Karar nolu ilamının karar kısmının; \"davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 385.366,82 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 100,00 TL'lik kısmına temerrüt tarihi olan 29/01/2021 tarihinden, 385.266,82 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 05/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 24.633,18 TL tedavi giderlerinin 100,00 TL'lik kısmına temerrüt tarihi olan 29/01/2021 tarihinden, 24.533,18 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 05/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, toplam 1.519,15 TL harcın davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine, yargılama giderlerinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 5.432,15 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine, davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 63.372,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine\" şeklinde olduğunu belirterek, bu ilam uyarınca borca yetecek tutarda borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki ve bankalardaki hak ve alacaklarına haciz konulmasına teminatsız olarak karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tYEREL MAHKEMENİN \"İHTİYATİ HACİZ\" KARARI:<br>\t Mahkemece, \"...Talebin, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/149 Esas-2024/536 Karar sayılı 11/07/2024 tarihli kararına dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkin olduğu, ihtiyati hacizin, İİK'nın 257. vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bir para alacağının zamanında ödenmesini temin etmek için, mahkeme kararı ile borçlunun mal varlığına geçici olarak el konulması hali olduğu, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, talepte bulunanın alacaklı olması, bu alacağın muaccel bulunması ve rehinle temin edilmemiş olması gerektiği,  ihtiyati haciz talep tarihi itibarıyla henüz muaccel olmayan alacaklar yönünden ise İİK'nın 257/2. maddesindeki koşulların varlığının aranacağı, anılan madde uyarınca muaccel hale gelmiş olan ve rehinle temin edilmemiş olan alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilebileceği, aynı kanunun 259. maddesinde; 'İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları  bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96. maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz.' şeklinde düzenleme bulunduğu, somut olayda ihtiyati haciz talep eden vekilince, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalanan aracın karıştığı kazada ihtiyati haciz talep edenin yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi giderinin poliçe kapsamında sigorta şirketinden tahsili istemiyle İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2021/149 Esas - 2024/536 Karar sayılı dosyada verilen karara dayanılarak eldeki dosyada ihtiyati haciz talep edildiği, dava konusu talep haksız fiil neticesinde uğranılan zararın tazminine yönelik olup, haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda haksız fiil tarihinde zarar ve tazminat ödeme sorumluluğunun muaccel hale gelmekte olduğu, İİK'nın 257. maddesi uyarınca rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu söz konusu olup, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yasanın aradığı yaklaşık ispat şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf isteminin kabulü ile İİK'nın 259/2. maddesi uyarınca teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla; İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN KABULÜ İLE; ...' nin 480.323,30-TL alacağı karşılayacak miktarda haczi caiz taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının kanun sınırları dahilinde borca yeter miktarının İİK'nın 257/1 maddesi uyarınca İHTİYATEN HACZİNE, ihtiyati haciz talebi İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin  2021/149 Esas-2024/536 Karar nolu ilamına dayalı olduğundan TAKDİREN TEMİNAT ALINMASINA YER OLMADIĞINA... \" şeklinde karar verilmiştir.<br>\tİTİRAZ:<br>\tKarşı taraf/borçlu vekili itiraz dilekçesinde özetle; devlet denetimine tabi sigorta şirketleri aleyhine haciz uygulanmasının mümkün olmadığını, müvekkili ... Sigorta A.Ş'nin taahhütlerinden kaçınmak amacıyla mallarını gizleme, kaçırma ve hileli işlemlerde bulunma ihtimalinin bulunduğunu iddia ve kabul etmenin gerçeğe uygun olmadığını, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikteki 2016/3412 Esas-2019/4897 Karar sayılı kararı uyarınca; \"....mahkemece, ... Sigorta Şirketi'nin devlet denetimine tabi ve Türkiye genelinde faaliyet gösteren sigorta şirketi olması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizleme, kaçırma ve hileli işlemlerde devlet denetiminden ötürü bulunma ihtimalinin olmaması nedeniyle davalının ihtiyati haciz kararına itirazının kabulüyle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanmasına, oybirliğiyle karar verildi....\" şeklinde izah edilen sebeplerle mezkur ihtiyati haciz talebinin, hukuki yarardan yoksun olup müvekkili sigorta şirketini zarara uğratma maksadıyla hakkın kötüye kullanılması olduğunu, verilen ihtiyati haciz kararı nedeniyle davacı vekilinin kötü niyetli olarak müvekkili şirketin tüm banka hesaplarına, taşınmazlarına ve araçlarına haciz koydurduğunu, aynı zamanda Bursa Bölge Müdürlüğü'ne fiili haciz uyguladığını, dosya borcunun kat ve kat üstünde haciz uygulayan davacı vekilinin kötü niyetle hareket ettiğini, gerekçeli karar tebliğ bile edilmeden (ve tebliğini bile talep etmeden) ihtiyati haciz kararı alındığının ortada olduğunu, müvekkili şirketin mülkiyet hakkı, hukuki dinlenilme hakkı ve savunma hakkının ihlal edildiğini, söz konusu dosyada vadesi gelmiş bir alacak bulunmadığı gibi mal kaçırma şüphesi de bulunmadığını, ihtiyati haciz talebinin yetkili mahkemeye sunulmadığını, usulden reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilama dayalı ihtiyati haciz talebinde 6100 sayılı HMK'nın 390.maddesinin açık düzenlemesi gereği görevli ve yetkili mahkemenin, asıl davanın görüldüğü mahkeme olduğunu, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/149 Esas-2024/536 Karar sayılı kararına dayanılarak yapılan söz konusu ihtiyati haciz başvurusunda yetkili mahkemenin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, koşulları oluşmadan verilen ihtiyati haciz kararının aşkın ölçüde ve hukuka aykırı olduğunu, talebin kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, somut olayda muaccel bir borçtan bahsedilemeyecek olup kararın kesin hüküm niteliğinde olmayıp istinaf başvurusu yapıldığını, kaldı ki, söz konusu ilam kendilerine tebliğ bile edilmeden davacı vekili tarafından ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, alacakların varlığının belirsiz olduğunu ve yargılamanın sonuçlanmasının beklenmesi gerektiğini, herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumadığını, müvekkili sigorta şirketinin yeterli ekonomik güce sahip olduğunun izahtan vareste olup Sigortacılık Kanunu uyarınca da sigorta şirketlerinin teminat ayırdıklarını beyanla, itirazlarının kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tYEREL MAHKEMENİN \"İTİRAZIN REDDİ\" EK KARARI:<br>\tMahkemece, \"...İhtiyati haciz müessesinin 2004 sayılı İİK' nın 257 vd. maddelerinde düzenlendiği, aynı yasanın 265. maddesinde ise ihtiyati haczi itirazın özel olarak düzenlendiği, İİK 265/1 ve 3. fıkraları uyarınca, borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı yasal süresi içerisinde itiraz edilmesi halinde, mahkemece gösterilen sebeplere hasren inceleme yapılarak itirazın kabul veya reddedileceğinin düzenlendiği, dosyanın incelenmesinde; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/149 Esas-2024/536 Karar sayılı ilamında hüküm altına alınan alacak, vekalet ücreti ve yargılama giderinin tahsili bakımından ihtiyati haciz talep edildiği, talebin kabulüne karar verildiği, ihtiyati haciz talebinin ilama dayalı olduğu, talebe konu mahkeme ilamının kesinleşmeden icra edilebilecek kararlardan olduğu, verilen ihtiyati haciz kararının dayandığı sebeplerde kanuna ve hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, ihtiyati haciz koşullarının bulunduğu kanaatine varılmakla; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/170 D.İş Esas- 2024/171 Karar sayılı ihtiyati haciz kararına yapılan İTİRAZIN REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Karşı taraf/borçlu vekili tarafından, \"...İlk derece mahkemesi kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin mameleki üzerinde ihtiyati haciz uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin ticari faaliyetini Türkiye genelinde ve devlete tabi olarak sürdürdüğünü, taahhütlerinden kaçınmak maksadıyla mameliğindeki malları gizleme, kaçırma ve mallar üzerinde hileli işlemlerde bulunma imkanının bulunmadığını, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarının itirazlarıyla aynı yönde olduğunu (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/3412 Esas-2019/4897 Karar), müvekkili şirketin, hukuka aykırı ihtiyati haciz kararı ile hukuki dinlenilme hakkından mahrum bırakıldığını, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/149 Esas-2024/536 Karar sayılı ilamı kendilerine tebliğ bile edilmeden ihtiyati haciz kararı alınarak müvekkili şirketin tüm banka hesapları, gayrimenkulleri, araçları üzerinde haciz uygulatıldığını, hatta Bursa Bölge Müdürlüğü'ne fiili hacze gelindiğini, müvekkili şirketin ihtiyati haciz kararının olumsuz etkilerini durdurmak için karşı tarafa ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek ödeme yapmaya mecbur bırakılmasının, mülkiyet hakkını ihlal ettiğinin izahtan vareste olduğunu, yetkili mahkemeden talep edilmeyen ihtiyati haczin usulden reddedilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390.maddesi hükmü uyarınca, ilama dayalı ihtiyati haciz taleplerinde karar vermeye yetkili ve görevli mahkemenin asıl davanın görüldüğü mahkeme olduğunu, ihtiyati haciz kararına mesnet ilamın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu halde İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden ihtiyati haciz talep edildiğini, ihtiyati haciz kararının aşkın nitelikte olup hukuki yarardan yoksun olduğunu, bir hak sahibinin, haklarını objektif iyi niyet kurallarına uygun ve başkalarını zarara uğratmayacak şekilde kullanmak zorunda olduğunu, yarar ile zarar arasında aşırı dengesizlik varsa bu durumun hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilecek ve hukuk düzeni tarafından korunmayacak olduğunu, somut olayda, kesin nitelikte olmayan ilamda 480.323,30 TL olarak hükmedilen alacağın, müvekkili şirketin günlük olarak yaptığı işlemler karşısında son derece cüz'i olup bu düzeyde cüz'i bir tutar için müvekkili şirketin tüm banka hesaplarına, gayrimenkullerine ve araçlarına uygulanan haczin aşkın nitelikte olduğunu, sanki bu hacizler alacağı karşılamak için yeterli değilmiş gibi müvekkili şirketin Bursa Bölge Müdürlüğü'ne fiile hacze gelinmiş olmasının ise açıkça kötü niyetli olduğunu, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Talep, ilama dayalı tazminat alacağı için ihtiyati hacze itiraz istemine ilişkindir.<br>Mahkemece; yukarıda yazılı gerekçelerle ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiği, bu karara itiraz edilmesi üzerine de itirazın reddine dair ek karar verildiği, bu ek karara yönelik olarak karşı taraf/borçlu sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>İlama dayalı bir alacak için ihtiyati haciz talebinde görevli mahkemenin genel hükümlere göre belirlenecek olması karşısında, ilamı veren mahkemeden farklı bir mahkemeden ihtiyati haciz kararı istenilmesine yasal bir engel bulunmamakta olup, bu husustaki itirazların kabulü mümkün görülmemiştir. Yine, talebin dayanağı ilam olup, İİK 257. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun mallarını gizleme, kaçırma gayreti içinde olduğunun kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın ihtiyati haciz talep edebilecek olması karşısında, mahkemece koşulları oluşan ihtiyati hacze yönelik verilen kararda ve ek kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; karşı taraf/borçlu vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Karşı taraf/borçlu vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/170 D.İş Esas - 2024/171 D.İş Karar sayılı dosyasından verilen 05/09/2024 tarihli ek kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı karşı taraf/borçlu sigorta şirketinden peşin alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına,<br>3-Karşı taraf/borçlu sigorta şirketi tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eacfcb85aa08eca0","SID":"7f75358dc11543d0"}}