{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1882 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1598<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/10/2024 (Talep) - 01/10/2024 (Ara Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2024/630 Esas (Derdest Dosya)<br>DAVA             \t: Anonim Şirket Ortaklığının Tespiti<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 06/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06/11/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/630 Esas sayılı dosyasından verilen 01/10/2024 tarihli ara kararın incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>TALEP:<br>\tİhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili talep dilekçesinde özetle; şirket pay sahibi ve yöneticisi olan davalıların müvekkilinin kendisine ait payların devri yönündeki taleplerinin akabinde şirketin aktif mal varlığını eksiltmeye ve elde edilen parayı kar payı olarak dağıtarak müvekkilinin  haklı taleplerinin semersiz kalması için iş ve işlemlerde bulunmaya başladıklarını, müvekkilinin dava konusu edilen şirketteki pay ortaklığının tespiti aşamasında, geçmiş dönemlerden beridir şirket ortakları ile birlikte organizasyonu sevk ve idare eden, şirketin resmi ortağı olmasa da, gerçekte pay sahibi ve  yönetim denetim ve temsil hakkına sahip olan müvekkilinin hak ve alacaklarının korunmasını teminen;  öncelikle dava konusu edilen şirketin taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından üzerlerine karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasını, bu talebi kabul olmaz ise aynı taşınmazların 3.kişilere devri halinde mevcut hakların kaybedilmemesi ve onlara karşı da  ileri sürülebilmesi için aynı mallar üzerine ‘davalıdır’ şerhi konulmasına;, haklı davalarının kabulü ile taraflar arasında sözlü olarak akdedilen anlaşma mucibince ...'ne ait pay ve hisse oranlarının iptali ile, müvekkilinin 1/4 hissesi oranında adına  kayıt ve tesciline, eğer hisse iptali ve tescili talebi kabulü mümkün olmaz veya bu talep kabul görmez ise; müvekkiline ait olması gereken 1/4 hisse/payın dava tarihi itibariyle hesap edilecek bedelinin davalılardan müşterek ve müteselsilen  tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"....davaya konu hisselerin davacıya ait olduğuna dair dosyanın geldiği aşama itibariyle yaklaşık ispatın gerçekleşmediği, iş bu sebeple  ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı, yine davacının TMK'nun 1010. maddesi gereğince davalıdır şerhi konulması yönündeki talebinin, ilgili madde tapu kütüğünde kayıtlı taşınmaz mallar hakkında geçerli olup, davacı tarafın tabebinin şirket hissesine yönelik olduğu, doğrudan taşınmazın mülkiyetine ilişkin açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmakla  bu dava yönünden uygulama imkanı olmadığından....\" gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin ve davalıdır şerhi konulması talebinin reddine şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili tarafından; \"....Dava dilekçeleri ekinde sundukları belgelerde; şirkete ait ....com isimli internet sitesi incelendiğinde müvekkilinin geçmiş dönemlerden beridir şirketin tüm ticari ve temsil faaliyetlerine yönetim kurulu üyesi olarak katıldığının net bir biçimde görüleceğini, hatta bu durumun şirketin yasal ortaklarının da kabulünde olduğunu, şirket ortaklarından ...’un dava konusu edilen şirketle ilgili bir yargılama dosyası olan Söke 4.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2023/152 Talimat sayılı dosyasında davalı ... müvekkilinin şirket ortağı ve yöneticisi olduğunu ikrar ve şirketin tüm işleri ile müvekkilinin ilgilendiğini beyan ettiğini, mahkemenin dava dilekçeleri ekinde sundukları delillerine ve yaklaşık ispat durumunu yerine getirmelerine rağmen yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini gerekçe göstermesinin ve bu nedenle reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati tedbirin amacının Anayasanın 2'nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukuki himaye sağlamak olduğunu, gerek davadan önce gerekse dava sırasındaki geçici hukukî korumaların, kişilerin haklarının korunması bakımından ve özellikle hak arama hürriyetinin etkin olarak gerçekleşmesi bakımından hayati bir misyona sahip olduğunu, hukukî korunma talebini günümüzde, hak arama hürriyetinin en etkin bir unsuru, enstrümanı ya da ayrılmaz bir parçası olarak tanımlanabilir şeklinde açıklama getirilerek ihtiyati tedbir müessesinin önemini çok açık biçimde vurguladığını, ihtiyati tedbirin, HMK'da Geçici Hukuki Korumalar üst başlığı altında taraflar arasındaki ihtilafın çözümüne katkı sağlayan ve asıl yargılamada verilen hükmün gerçekleştirilmesini temin eden ve hakların korunması bağlamında aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin ayrılmaz bir parçası olarak hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirilebilecek bir usul hukuku müessesesi olduğunu, davacı yararına, yargılamanın sonunda verilecek hükmün gerçekleşmesini temin eder mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken işbu talebin reddedilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçelerindeki tüm açıklamaları ve sundukları delillere rağmen, taleplerini reddetmesinin kabul edilemez olduğunu, koşulları oluşan ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilmesi ve yasaya ve hakkaniyete aykırılık teşkil eden kararın iptaline karar verilmesi halinde doğacak hakların güvenceye kavuşturulması gerektiğini, şirket pay sahibi ve yöneticisi olan davalıların, müvekkilinin kendisine ait payların devri yönündeki taleplerinin akabinde şirketin aktif mal varlığını eksiltmeye ve elde edilen parayı kar payı olarak dağıtarak müvekkilinin haklı taleplerinin semersiz kalması için iş ve işlemlerde bulunmaya başladıklarını, bu anlamda müvekkilinin dava konusu edilen şirketteki pay  ortaklığının tespiti aşamasında, geçmiş dönemlerden beridir şirket ortakları ile birlikte organizasyonu sevk ve idare eden, şirketin resmi ortağı olmasa da, gerçekte pay sahibi ve  yönetim denetim ve temsil hakkına sahip olan müvekkilinin hak ve alacaklarının korunmasını teminen; öncelikle dava konusu edilen şirketin taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından üzerlerine karar kesinleşinceye kadar teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, eğer bu talepleri kabul görmez ise söz konusu şirketin 3.kişilere devri halinde mevcut haklarının kaybedilmemesi ve onlara karşı da ileri sürülebilmesi için aynı mallar üzerine davalıdır şerhi konulmasını talep ettiklerini....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava;  dava dışı ...'nin 1/4 hissesinin davacıya ait olduğunun tespiti ile davacı adına kayıt ve tescili istemine ilişkindir. <br>Talep ise, dava konusu edilen şirketin taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından üzerlerine karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulması, bu talep kabul olmaz ise aynı taşınmazların 3.kişilere devri halinde mevcut hakların kaybedilmemesi ve onlara karşı da  ileri sürülebilmesi için aynı mallar üzerine ‘davalıdır’ şerhi konulması istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, karar ihtiyati tedbir talep eden/davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>HMK' nun 389. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK' nun 390/3 bendi ile ispat koşulları düzenlenmiş olup buna göre tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre ve HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması, davaya konu hisselerin davacıya ait olduğuna dair dosyanın geldiği aşama itibariyle yaklaşık ispatın gerçekleşmediği, iş bu sebeple  ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı, yine davacının TMK'nun 1010. maddesi gereğince davalıdır şerhi konulması yönündeki talebinin, ilgili madde tapu kütüğünde kayıtlı taşınmaz mallar hakkında geçerli olup, davacı tarafın tabebinin şirket hissesine yönelik olduğu, doğrudan taşınmazın mülkiyetine ilişkin açılmış bir dava bulunmadığı görülmekle ihtiyati tedbir talep eden/davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekilinin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/630 Esas sayılı dosyasından verilen 01/10/2024 tarihli ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı ihtiyati tedbir talep eden/davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına,<br>3-İhtiyati tedbir talep eden/davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br> 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  06/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05450ce81f27241d","SID":"1a27537208d25dc4"}}