{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1913 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1594<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/03/2024 (Dava) - 07/06/2024 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2024/279 Esas - 2024/472 Karar<br>DAVA             \t: Şirketin İhyası<br>BAM KARAR TARİHİ    : 06/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ  : 06/11/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/279 Esas - 2024/472 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; kurumlarının sigortalısı ...’nun silisyum içeren tozlara bağlı meslek hastalığı sebebiyle meslekte kazanma gücünü %32 oranında kaybettiğini, bu rahatsızlığa neden olacak işyerinin sigortalının diş teknisyeni olarak çalıştığı ... A.Ş. unvanlı işyeri olduğunun ve işverenin olayda %100 oranında kusurlu bulunduğunun anlaşılması üzerine İzmir 1. İş Mahkemesi’nde 2021/320 Esas sayılı davayı açtıklarını ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 42.660,30 TL kurum alacağının tahsilini istediklerini, bu mahkeme tarafından ...’ne yazılan yazıya verilen cevapta şirketin 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicil kaydının resen silindiğinin bildirildiğini, bunun üzerine şirketin ihyası için kurumlarına süre verildiğini, müvekkili tarafından İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2022/93 Esas sayılı davanın açıldığını, mahkemece 05/10/2022 tarihli 2022/93 Esas ve 2022/586 Karar sayılı karar ile “hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı” gerekçesiyle davanın reddedildiğini, kararın istinaf ve temyiz sürecinden geçerek 25/04/2023 tarihinde kesinleştiğini ancak Anayasa Mahkemesi’ninh 2023/33 Esas ve 2023/117 Karar sayılı karar ile sicilden silinen şirketler ile kooperatiflerin yeniden tescili amacıyla yapılabilecek ihya başvurusuna ilişkin azami sürenin silinme tarihinden itibaren başlatılmasının Anayasa’nın 35. Maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. Maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle 13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı TTK’ya 26/06/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. Maddesiyle eklenen geçici 7/15 maddesinin 5. Cümlesinde yer alan “…silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline 26/02/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildiğini, bugün itibariyle söz konusu Anayasa Mahkemesi kararının müvekkili kurum lehine uygulanması gerektiğini, HMK’nın 303/1 maddesinde kesin hükmün tarif edildiğini, bu tarifin maddi anlamda kesin hükmü kapsadığını, sadece dava şartlarının bulunmaması sebebiyle verilmiş ve kesinleşmiş olan hükmün daha sonra açılan davada esas bakımından kesin hüküm oluşturmayacağını belirterek, sicilden terkin edilen ... A.Ş.’nin ihyasına karar verilmesini istemiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... cevap dilekçesi ile özetle; müdürlüklerinin “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı ... Anonim Şirketi’nin 22/09/1986 tarihinde müdürlüklerine tescil edildiğini, en son tescil edilen genel kurulun 29/09/1999 tarihinde tescil edildiğini, bu tarihten sonra herhangi bir genel kurul tescilinin yapılmadığını, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince çıkarılan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyeleri ile Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5. maddesinin ç bendi uyarınca 01/04/2013 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu hususun 25/04/2013 tarihli 8307 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayınlandığını, yasal süre içinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 04/09/2013 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, bu hususun 11/09/2013 tarihli 8402 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandığını, müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen resen terkin işlemlerinin 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesine ve tebliğde belirtilen usul ve esaslara bağlı olarak gerçekleştirildiğini, şirkete ve yetkililere ihtarnamelerin gönderildiğini ancak yasal sürede müdürlüklerine herhangi bir başvurunun olmadığını, yapılan kayıt silme işleminin kanun hükmünün uygulanması olduğunu, müdürlüklerinin, davanın türü itibariyle yasal hasım konumunda olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, diğer taraftan 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesinin uygulandığı dönemde derdest, dava konusu şirket leyh ve aleyhine açılan icra takibi ve davanın olup olmadığı hususunun müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını beyanla, müdürlükleri aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"....davacının İzmir 1. İş Mahkemesi'nde açtığı 2021/320 Esas sayılı davada ihyası istenen şirketin “davalı” sıfatıyla taraf olduğu; söz konusu davada taraf teşkili işlemlerinin yapılarak davanın sonuçlandırılması ve ek tasfiyenin yapılması gerektiğinden davacının bu şirketin ihyasını istemekte hukuki yararının ve haklı sebebinin bulunduğu; ticaret sicilinden terkin edilen tüzel kişiliğin ihyasının koşulları oluştuğunda her zaman dava edilebilmesinin mümkün bulunduğu; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/93 Esas ve 2022/856 Karar sayılı kararı ile davacı şirketin ihya istemi “hak düşürücü sürenin dolduğu” gerekçesiyle reddedilmiş ve verilen karar kesinleşmiş ise de; 6100 sayılı HMK’nın “kesin hüküm” başlıklı 303/1 maddesinde; “(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir...” düzenlemesine yer verildiği, maddenin bu fıkrasında kesin hükmün “şeklî anlamda kesin hüküm” ve “maddî anlamda kesin hüküm” ayrımının vurgulanarak tanımlandığı, tanımın ise maddî anlamda kesin hükmü kapsadığı, bir hükmün maddi anlamda kesin hüküm haline gelebilmesi için öncelikle o hükmün şekli anlamda kesinleşmiş olmasının gerektiği, bu çerçevede de bir dava yönünden, diğer bir dava sonucunda verilmiş ve usulen kesinleşmiş hükmün kesin hüküm sayılabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait istem sonucunun aynı olması gerektiği; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin karar gerekçesinde “davanın 6102 sayılı TTK’nın geçici 7/15 maddesinde düzenlenen 5 yıllık süre içerisinde açılmadığı” hususuna değinildiği, verilen kararın davanın esasına ilişkin bir karar olmadığı, sadece dava şartlarının bulunmaması sebebiyle verilmiş ve kesinleşmiş olan hükmün daha sonra açılan davada esas bakımından kesin hüküm oluşturmayacağı, söz konusu kararın 6100 sayılı HMK’nın 303/1 maddesi çerçevesinde kesin hüküm sayılamayacağı, diğer yandan; ihya davası açılması için TTK’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesi’nin 22/6/2023 tarihli, 2023/33 Esas ve 2023/117 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, TTK’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının iptal kararından sonra “Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…)(1) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” şeklinde olduğu, yani hak düşürücü süre koşulunun Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile iptal edildiği, iptal gerekçesi dikkate alındığında da bu düzenleme çerçevesinde hareket edilmesinin hak ve mefaatler dengesine daha uygun düşeceği, dolayısıyla; davalı ... aleyhinde açılan davanın haklı olduğu anlaşıldığı....\" gerekçesiyle davanın kabulüne, ...’nde “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı ... Şirketi’nin İzmir 1. İş Mahkemesi’nin 2021/320 Esas sayılı dava dosyasında taraf teşkilinin sağlanması ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması amacı ile sınırlı olmak üzere ihyasına, Ek tasfiye işlemlerini yapması için şirkete tasfiye memuru olarak eski ortaklarından ve yönetim kurulu üyelerinden ...’ın (T.C...) atanmasına, şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Tasfiye Memuru ... vekili tarafından; \"....Gerekçeli kararda bahsedilen Anayasa Mahkemesi’nin 22/06/2023 Tarih 2023/33 Esas–2023/117 Karar sayılı kararına dayanılarak ...nce re’sen terkin edilen ... A.Ş. unvanlı şirketin (daha önce aynı konuda verilen ve Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşmiş bir karar bulunmasına karşın), İzmir 1. İş Mahkemesi’nin 2021/320 Esas sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması amacıyla sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiğini, ancak kararın aşağıdaki gerekçelerle hukuka ve kanuna aykırı olup kaldırılması gerektiğini, ek tasfiyenin amacının belli bir işin yapılmasını temin ile sınırlı olduğunu, bu işlemlerin neler olabileceğinin ise, İzmir 1. İş Mahkemesi’nin 2021/320 Esas sayılı dosyasından anlaşılabileceğini, ilk derece mahkemesi her ne kadar gerekçesinde Anayasa Mahkemesince 2023 yılında verilen iptal kararındaki gerekçeyi dikkate alarak hareket edilmesinin hak ve menfaatler dengesine daha uygun düşeceğinden bahsetmekte ise de, Anayasanın 153. maddesindeki iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ile ilgili prensibi dikkate almadığı gibi, ortada kesin hüküm bulunduğuna ilişkin hususlarda da hukuka aykırı bir sonuca vardığını, davada söz konusu olanın hak düşürücü süre olduğunu, bu sürenin geçmesiyle düşen hakkın, geriye etkili olmayan Anayasa Mahkemesi kararı ile yeniden canlanmaması gerektiğini, bu ve benzeri hususların kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, diğer yandan, müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanmasının gerekçesinin de karardan anlaşılamadığını, bu konuda kendisinin herhangi bir görüşü vs. istenmeksizin karar verilmiş olmasının da kararın başka bir kaldırılma gerekçesi olduğunu....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, ticaret sicil kaydı TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince resen silinen şirketin yeniden ihyası istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar tasfiye memuru vekilince istinaf edilmiştir. <br>Somut olayda; dava dışı ... Şirketi’nin İzmir “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı olduğu, adresinin “... Sokak No:... ... ...” olduğu, şirketin 04/09/2013 tarihinde 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesi uyarınca sicil kaydının silindiği, görülmüştür. <br><br>Bu açıklamalara göre; davacının İzmir 1. İş Mahkemesi'nde açtığı 2021/320 Esas sayılı davada ihyası istenen şirketin “davalı” sıfatıyla taraf olduğu; söz konusu davada taraf teşkili işlemlerinin yapılarak davanın sonuçlandırılması ve ek tasfiyenin yapılması gerektiğinden davacının bu şirketin ihyasını istemekte hukuki yararının ve haklı sebebinin bulunduğu; ticaret sicilinden terkin edilen tüzel kişiliğin ihyasının koşulları oluştuğunda her zaman dava edilebilmesinin mümkün bulunduğu açıktır.<br>Her ne kadar, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/93 Esas ve 2022/856 Karar sayılı kararı ile davacı şirketin ihya istemi “hak düşürücü sürenin dolduğu” gerekçesiyle reddedilmiş ise de, ihya davası açılması için TTK’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesi’nin 22/6/2023 tarihli, 2023/33 Esas ve 2023/117 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, TTK’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının iptal kararından sonra “Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…)(1) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” şeklinde olduğu, yani hak düşürücü süre koşulunun Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile iptal edildiği, iptal gerekçesi dikkate alındığında da bu düzenleme çerçevesinde hareket edilmesinin hak ve mefaatler dengesine daha uygun düşeceği, dolayısıyla; davalı ... aleyhinde açılan davanın haklı olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tasfiye memuru vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Tasfiye memuru ... vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/279 Esas-2024/472 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davalı tasfiye memuru tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, <br>3-İstinaf eden tasfiye memuru tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  06/11/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd4c773da82cf8a8","SID":"a03cbb12eadc1ae5"}}