{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/815 <br>KARAR NO:2024/1915<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:19/10/2021<br>NUMARASI:2019/374 E. - 2021/214 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:21/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin uzun süredir ... adı altında eğitim ve yayıncılık yapmakta olup, bu alanda ülkemizin en önemli kurumlarından biri olduğunu, \"...\" ibaresinin ... tescil numaralı ile müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı şirket ile 25/04/2018 tarihinde \"...\" ve \"...\" ibareli markaların isim, yayın ve otomasyon sistemlerinin kullanılmasına dair sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin 25/04/2019 tarihinde sona erdiğini, davalı  ile akdedilen sözleşme süresinin dolması ve davalının ödemeleri yapmayarak sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olmasına rağmen, davalı şirketin sözleşmeye aykırı olarak müvekkiline ait isim ve yayınları kullanmaya devam ettiğini, bu durum üzerine Noter vasıtasıyla \"fesihten sonra \"...\" marka ve logolusunun kullanılmamasını\" içeren ihtarname keşide ettiklerini, Siverek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/20 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, yapılan tespit sonucu hazırlanan raporda söz konusu kullanımın tespit edildiğini ve davalının eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan hakları ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüzün tespitini, durdurulmasını, men'ini ve  fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin Siverek ilçesinde tanınan bir şirket olduğunu, üç farklı okul ve bir kamu  personeli seçme sınavına hazırlık kursu olmak üzere dört adet eğitim kurumuna sahip olduğunu, bu nedenle müvekkilinin davacının nüfuzundan faydalanmaya çalıştığı iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafından gönderilen ihtarnameden çok önce dava konusu marka ve logoyu kullanmayı bıraktığını, kendi marka ve logolarını kullanmaya başladığını, davacıya ait marka ve logoların, müvekkili tarafından kullanılmadığının sabit olduğunu,  ayrıca davacı logo ve markaları ile müvekkilinin marka ve logolarının benzeşmediğini, davacıya ait logoların farklı renkler ve şekilli unsurlarından oluştuğunu, markaların görsel ve kelime anlamının müvekkiline ait marka ve logolarla hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, müvekkili logosunun renkli olduğunu ve \"...\" yazısından bağımsız unsurları içerdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... öncesinde taraflar arasında davacı adına tescilli markaların davalı tarafından kullanımına dair sözleşme bulunduğu, sözleşmenin sona ermesinden sonra davacı tarafça davalıya noter marifetiyle ihtarname gönderilerek marka kullanımının sonlandırılmasının istendiği, bu ihtarnamenin davalı tarafa 10/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu tebliğden sonra 11/07/2019 tarihinde Siverek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/20 Değişik iş sayılı dosyasında yapılan tespite göre, davalının marka kullanımına son  vermeyerek davacı adına tescilli \"...\" ve \"...\" markaları kullanmaya devam ettiği anlaşılmıştır. Buna göre, ihtarnameden sonra davalının markayı kullanması herhangi bir hakka dayalı olmadığından, davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinden bu yöndeki davanın kabulü gerekmiştir.Davacının tazminat talebine gelince; ihlalin başlangıç tarihi 10/06/2019 tarihi olup, dava tarihi olan 18/11/2019 tarihine kadar olan kullanımı haksız olup, tazminat gerektirir. Mahallinde ticari defterleri inceleyen bilirkişi raporuna göre de, davalı şirketin birden fazla okul işletip, farklı faaliyetleri bulunduğu ve bunların tamamının tek hesapta tutulduğu, haliyle marka kullanımından dolayı elde ettiği net kazancın tam olarak tespiti mümkün olmamıştır. Bu durumda TBK 50 ve 51 maddelerinin verdiği yetkiyle maddi tazminatın takdirinin mahkememizce yapılması gerekmiştir. Yukarıda değinilen ihlalin süresi, niteliği, taraflar arasındaki önceki sözleşmede belirtilen miktar, davalının cirosu ve karı değerlendirilerek, dava dilekçesinde talep edilen 5.000,00 TL maddi tazminat uygun görülerek bu tutar yönünden, Davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli \"...\" ve \"...\" markalarından doğan haklarına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, men'ine, TBK 50 , 51 maddeleri uyarınca takdiren 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin ülke çapında  yayınlanan trajı en yüksek bir gazete ile ilanına\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Siverek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/20 Değişik İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun karara dayanak yapıldığını, taraflarının bilirkişi raporuna yapılan itiraz hakkında olumlu ve ya olumsuz bir değerlendirme yapılamadan karar verildiğini,-İltibas bulunmadığını, ortak olarak kullanılan marka unsurunun (kelime, şekil, renk vs) ayırt edici özelliğinin zayıf olması, karıştırılma ihtimalini düşürmekte olup, önceki markaya daha zayıf bir koruma sağladığını,-müvekkili şirketin, Siverek ilçesinde tanınan bir şirket olduğunu, üç farklı okul ve bir kamu  personeli seçme sınavına hazırlık kursu olmak üzere dört adet eğitim kurumuna sahip olduğunu, müvekkilinin davacının nüfuzundan faydalanmaya çalıştığı iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu,-Müvekkili şirketin davacı tarafından gönderilen ihtarnameden çok önce dava konusu marka ve logoyu kullanmayı bıraktığını ve kendi marka ve logolarını kullanmaya başladığını, Davacıya ait marka ve logoların, müvekkili tarafından kullanılmadığının keşif esnasında çekilen fotoğraflarla sabit olduğunu, keşif sürecinin bilirkişi tarafından fotoğraflandığını, fotoğraflardan  davacı logo ve markaları ile müvekkilinin marka ve logolarının benzeşmediğinin açık olduğunu, Davacıya ait logoların farklı renkler ve şekilli unsurlarından oluştuğunu, markaların görsel ve kelime anlamının müvekkiline ait marka ve logolarla hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, müvekkili logosunun renkli olduğunu ve \"...\" yazısından bağımsız unsurları içerdiğini,-Asla kabul etmemek ve aleyhe kullanılmak kaydı ile  hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler doğru olsa dahi bilirkişi tespitine dayanak yaptığı bilimsel görüşün hatalı olduğunu,  bilirkişinin \"potansiyel ortalama tüketici kitlesi tarafından iltibasa yol açacağını,\" tespit ettiğini,  oysa hedef kitlesinin \"potansiyel ortalama tüketici değil \" talepte bulunan tüketici grubu yetişkin memur adayları olduğunu, bu tüketici grubunun gideceği kurumu, ders veren öğretmenleri, eğitim -öğretim faaliyetine konu binayı dahi inceleyen , titiz ve ayrıntılı bir biçimde inceleyen ,seçimini  önemle ve üstünde durarak yapan bir kitle olduğunu, referans olarak sektörel tüketici grubunun göz önüne alınması gerektiğini, bu grup hizmeti satın alırken daha fazla araştırma yapacağından, bu kişilerin markaları karıştırma ihtimalinin daha düşük olacağını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazın kabulü gerektiğini, -Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil numaralı \"...\" ibareli, ... tescil numaralı \"...\" ve ... tescil numaralı \"bilgiyolu yayıncılık\" ibareli markaların davacı adına tescilli olması hükümde dikkate alınırken,  tescil aşamasında olduğunu beyan ettikleri \"...\"  yazıları ile çevrili  marka  tescil belgesi  ve \"Özel her birey özeldir kamu personeli seçme sınavına hazırlık kursu\" adlı iş yeri açma ve çalışma ruhsatları göz ardı edildiğini,-Kamu Personeli seçme sınavına hazırlık kursu'na ait hiç bir gelirinin olmadığı mali bilirkişi  tarafından tespit ve teyit edildiğini, davaya konu zaman aralığında davaya konu sınava hazırlık kursundan tek bir kuruş  gelir dahi elde edilememiş iken Sayın Mahkemenin müvekkili şirketin diğer üç kurumundan elde ettiği geliri tazminata ölçüt yapmasının da usule,  hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  \"...\" ibaresinin ... tescil numaralı ile müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı şirket ile 25/04/2018 tarihinde \"...\" ve \"...\" ibareli markaların isim, yayın ve otomasyon sistemlerinin kullanılmasına dair sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin 25/04/2019 tarihinde sona erdiğini, davalı  ile akdedilen sözleşme süresinin dolması ve davalının ödemeleri yapmayarak sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olmasına rağmen, davalı şirketin sözleşmeye aykırı olarak müvekkil şirkete ait isim ve yayınları kullanmaya devam ettiğini, bu durum üzerine Noter vasıtasıyla \"fesihten sonra \"...\" marka ve logolusunun kullanılmamasını\" içeren ihtarname keşide edildiğini ve Siverek 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/20 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, yapılan tespit sonucu hazırlanan raporda söz konusu haksız kullanımı tespit edildiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil numaralı \"...\" ibareli, ... tescil numaralı \"...\" ve ... tescil numaralı \"...\" ibareli markaların davacı adına tescilli olduğunun anlaşıldığını,  davalının davacı adına tescilli \"...\" ve \"...\" markalarından doğan haklarına tecavüzün tespit edildiğini, TBK 50 ve 51 maddelerinin esas alınarak, ihlalin süresi, niteliği, taraflar arasındaki önceki sözleşmede belirtilen miktar, davalının cirosu ve karı değerlendirilerek, dava dilekçesinde talep edilen 5.000,00 TL maddi tazminat uygun görüp hukuka,usule  ve hakkaniyete uygun düşecek şekilde karar verildiğini,  davalı tarafın mesnetsiz istinaf başvurusunun reddedilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacı adına tescilli \"...\" ve \"..\" markalarından doğan haklarına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, men'ine ve davalının eylemlerinin davacının tescilli markasından doğan hakları ihlal ettiğini iddia ederek,  fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil numaralı \"...\" ibareli, ... tescil numaralı \"...\" ve ... tescil numaralı \"bilgiyolu yayıncılık\" ibareli markaların davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın, ... A.Ş. adına ... şekil logosu TPE' nin... marka nosu ile hizmet ticaret alanında 35,41 ve 42 emtiada 15.10.2013 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle yenilendiği, \" ...\" markasının da davacı şirket adına ... hizmet nosu ile 41 emtiada 18.04.2011 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle tescilli olduğu anlaşılmıştır. Siverek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/20 Değişik İş sayılı dosyasında hazırlanan raporda, tüketicilerin nezdinde, zihninde tespit isteyen şirketten \"..\", \"...\" hizmet satın aldıkları fikrinin oluşturacağını, aleyhine tespit istenen iş yeri sahibinin tespit isteyen şirkete ait markayı yenilik ve ayrıt edicilik unsuru olmaksızın kullandığını, potansiyel ortalama tüketici kitlesi tarafından iltibasa yol açacağını, karşı taraf fiillerinin marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.Siverek Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak, davalı şirkete ait 2019 yılı ticari defterleri incelenmek suretiyle, 10/06/2019-18/11/2019 tarihleri arasında davacı adına olan markanın katkısı da gözetilerek, SMK 151/2-b maddesi gereği davalının bu marka kullanımı nedeniyle elde ettiği net kazancı gösterir rapor tanzimi istenilmiş olup, hazırlanan raporda sonuç olarak, dosyada sunulmuş olan yevmiye defteri açılış ve kapanışı usulüne uygun olup delil niteliği taşıdığı, yevmiye defteri kayıtlarına göre, ....A.Ş ile ....Şti arasında borç-alacak ilişkisinin bulunmadığının tespit edildiği, dosyada sunulmuş olan faturaların ... A.Ş ile ilişiğinin olmadığı ve diğer gelir kaydı olarak yevmiye defterine işlenmiş faturaların dosyaya sunulmamasından dolayı .... A.Ş ile ilişiğinin olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından hazırlanan ek raporda sonuç olarak, davalı tarafın birden fazla okul işlettiği, 2019 yılı gelirinin 1.232.268,58 TL olduğu, yıl sonu giderinin ise 1.209.012,53 TL olduğu ve net karının 18.139,67 TL olduğu, bu gelirin 125.720,87 TL sinin ... Okulundan, 34.300,00 TL'sinin Deneme Test satısından olduğu ve kalan 1.072.260,65 TL'sinin ise özel eğitim hasılatı adı altında olup, kaynağının hangi okuldan olduğunun tespit edilemediği,  taraflar arasında isim hakkı sözleşmesinin 2018 - 2019 dönemini kapsadığını, bu dönem sonrası için isim hakkına yönelik bir anlaşmanın olmadığı, davalı tarafın yevmiye kayıtlarında görülen dönem sonu karı dikkate alınarak markasal kullanım nedeniyle elde ettiği net kazancın dönem karının %20'si olan  3.627,93 TL olarak hesap edildiği belirtilmiştir. 6769 sayılı SMK'nun 29. maddesinde, SMK'nun 7/2-a maddesi uyarınca tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması, marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır.Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının A tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında davacı adına tescilli markaların davalı tarafından kullanımına dair sözleşme bulunduğu, sözleşmenin sona ermesinden sonra davacı tarafça davalıya noter marifetiyle ihtarname gönderilerek marka kullanımının sonlandırılmasının istendiği, bu ihtarnamenin davalı tarafa 10/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu tebliğden sonra 11/07/2019 tarihinde Siverek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/20 Değişik iş sayılı dosyasında yapılan tespite göre, davalının marka kullanımına son  vermeyerek davacı adına tescilli \"...\" ve \"...\" markaları kullanmaya devam ettiği anlaşılmıştır. Davalı taraf her ne kadar fotoğraflarda kullanımın görünmediğini ileri sürmüş ise de,  \"...\" olarak tabelanın gözüktüğü,  tescil aşamasında olduğunu beyan ettikleri \"...\"  yazıları ile çevrili  marka  tescil belgesi  ve \"...\" adlı iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarının marka hakkına tecavüze engel olmadığı, markanın tescilli dahi olsa hükümsüzlüğünün ileri sürülebileceği,  tarafların  faaliyet gösterdiği eğitim ve öğretim sektöründe ortalama tüketiciye göre değerlendirme yapılmasında aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibaresinin işletmesel bağlantı da bulunduğu gözetilerek tüketici tarafından çağırışım olarak iltibas yaratabileceği, taraf markaları arasında kamu personeli seçme sınavına hazırlık kursu eğitimi konularında tüketici nezdinde karıştırma ihtimali bulunduğu, bu sebeple davalının kullanımının davacının tescilli olduğu eğitim ve öğretim mal ve hizmetleri yönünden tecavüz oluşturduğu  kabulünde aykırılık bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 25/04/2019 tarihinde sona erdiği, davanın açıldığı tarih olan 18/11/2019 tarihi ile ihlal süresi arasında 9 ay 3 gün olduğu ve tazminatın bu süreye göre uygun olduğu, TBK 51. Maddeye göre belirlenen tazminatta aykırılık bulunmadığı, tüm istinaf sebeplerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/10/2021 tarih ve 2019/374 E., 2021/214 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 85,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 341,90 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a722299d2cbda1a","SID":"bfc99c282dfe61ef"}}