{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1510 <br>KARAR NO: 2024/1576<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/12/2019<br>NUMARASI: 2016/913 E. -  2019/1415 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Acentelik sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... acente olarak uzun yıllardır seyahat acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin faaliyetlerinin 1618 sayılı Seyahat Acentaları Kanunu kapsamında olduğunu ve buna göre haklara sahip olduğunu, müvekkilinin sektörde yaygın olarak kullanılan ... programı vasıtasıyla büyük teşebbüslerin rezervasyon ve seyahat planlamalarını yaparak, ... acente üzerinden rezervasyonları biletlediğini, ...'ın 10.10.2016 tarihli yazısı ile müvekkilinin bu faaliyetleri yapabileceğinin kabul edildiğini, müvekkili gibi seyahat acentelerinin davalının uçuşları için rezervasyon yaptıktan sonra ... seyahat acentesi vasıtasıyla rezervasyonun biletlenmesini tamamlayabildiğini, müvekkili gibi ... acenteler için davalının sistem veya ekranları ile rezervasyon yapmasının ticari faaliyetinin devamı için zorunlu olduğunu, davalının da dava konusu olay tarihine kadar bu tür işlemlere icazet vererek müvekkili ile aralarındaki sözleşme ilişkisini kabul ettiğini, 14.01.2015 tarihinde davalının bir çalışanının müvekkili şirket yetkilisini arayarak, müvekkilinin ...'ye ait bir uçuşta yer tuttuğunu, bununla ilgili kara listeye alınmaması için acilen yazılı belge düzenleyerek gönderilmesini istediğini, bu konuşma üzerine müvekkili şirket yetkilisinin herhangi bir yer tutma işlemi yapılmamış olmasına rağmen ... ile sorun yaşamamak için mail yoluyla yazı gönderdiğini, müvekkilinin hiçbir şekilde iddia edildiği gibi rezervasyon yapmadığını, PNR kaydı almadığını, bu mailin tamamen ...'nin haksız yaptırımına maruz kalınmamak için atıldığını, davalı tarafından isnat edilen kusurun tamamıyla davalının sistemsel eksikliğinden ve o andaki teknik arızadan kaynaklandığını, kısa bir süre sonra müvekkilinin sistemlerinin davalı tarafından kapatılarak müvekkilinin işlem yapmasının engellendiğini, müvekkilinin ekranının hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ve uyarı yapılmadan kapatıldığını, müvekkilinin bu nedenle telafisi imkansız zarara uğratıldığını ve aradan 21 ay geçmesine rağmen müvekkilinin ekranlarının açılmadığını, davalının engelleme işleminden 13 gün sonra müvekkilinin mail yoluyla davalıya başvurduğunu, hakim durumun kötüye kullanılmasının yasak olmasına rağmen davalının bu engellemeyi devam ettirdiğini, davalının keyfi uygulama ile müvekkilini rekabet koşullarının dışına ittiğini, müvekkilince Rekabet Kurumuna yapılan başvurunun reddi üzerine Ankara 9. İdare Mahkemesinde dava açıldığını ve mahkemece hukuka aykırı red kararının iptaline karar verildiğini, davalının iddia ettiği yer tutma işleminin cezasının ... rezervasyon debit memo kurallarının 2.8. maddesinde düzenlendiğini, uygulanan cezanın orantısız olup müvekkilinin haksız olarak mağdur edildiğini, müvekkilinin işlem nedeniyle koltuk başına 50,00 Euro ceza ödemek yerine ekran kapatılması ile karşı karşıya kaldığını, davalının haksız eylemi ile taraflar arasındaki sözleşmeye ve hukuka aykırı davrandığını ileri sürerek, müvekkili şirketin hizmet sunumunu ve bilet rezervasyon işleminin haksız yere önlenmesi işleminin durdurulmasına, müvekkili şirketin ekranlarının açılmasına, davalı tarafından devam ettirilen sözleşmeye aykırılığın giderilmesi için sözleşmenin aynen ifasına, müvekkilinin sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğradığı zararlara karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin davacının sisteme erişimini engellemesinin hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin rezervasyon kurallarının bir çok kez ihlal edildiğini, uçuş verilerine kimlerin erişebileceğini belirlemenin müvekkilinin doğal hakkı olduğunu, şirket yetkilisi ...'ün bu güne kadar ... kodu ile işletme belgesi iptal edilen ..., teyzesine ait ve usulsüzlük nedeniyle erişimi engellenen ..., ... kodu ile çalışan ... ve son olarak ... kodu ile bağlantılı olarak seyahat acentesi faaliyeti gösterdiğini, bu kişinin ... adı altında çalışırken müvekkilinin ve diğer hava yollarının sadakat programlarında mevcut mil hesapları aracılığıyla haksız mil kullanımı, mil harcaması, alt acente olarak hizmet verdiği esnada rezervasyonlarına aracılık ettiği kişilerin millerinin usulsüz şekilde kendi hesabına işlenmesi, mile esas program hareketinin kuralara aykırı şekilde birden çok mil hesabına işlenmeye çalışılması, uçuş dökümanlarında tahrifat yaparak usulsüz mil kazanılması, usulsüz millerle düzenlenen biletlerin yolculara para ile satılması şeklinde usulsüzlükler yaptığını, bu kişi ile aile bireylerinin birlikte hareket etmesi nedeniyle ... bünyesindeki hava yolları tarafından kara listeye alındıklarını, sadakat programı üyeliklerinin askıya alındıklarını, bu işlemlerin tamamının sadakat programlarına aykırı işlemler olduğunu, bu kişinin ... Turizm adı altında yürüttüğü faaliyeti sırasında müvekkilinin mil programı üyeliğini kötüye kullanarak farklı uçuşlarda seyahat eden 13 yolcunun uçuşlarından doğan millerin usulsüz mil kazanmak üzere kendisince yapılmış gibi mil hesabına işlendiğini, farklı kişilerin uçuşlarından usulsüz mil kazanmaya çalıştığını, biletini acentelere düzenlettiği yolculara online check-in yaptığını ve bu esnada uçuşlardan doğan milleri kendi hesabına işlediğini, ...'ün 2002 yılından itibaren tahrif edilmiş bilet ve boarding kartlarla hava yollarının mil işletme işlemi yaptırması ve millerin alışveriş veya bilet almak için kullanılması, usulsüz belgeler ile kendisi veya arkadaşları tarafından usulsüz işlem yapmak üzere sahte hesap oluşturulması işlemlerinin usulsüz ve sahte işlemler olduğunu, müvekkilii ile acentelik sözleşmesi olmayan ... seyahat acentelerinin müvekkilinin uçuş verilerini anlaşmalı oldukları bilgisayarlı rezervasyon sistemleri adı verilen CDS veya GDS sistemlerini kullanarak görüntüleyebildiklerini, taraflar arasında acentelik ilişkisi olduğunun iddia edilmesine rağmen, müvekkilinin biletlerini satmak için ilgililerin acente olması gerektiğini, bunun yolunun ise ya doğrudan müvekkili ile sözleşme imzalanması veya ...'dan akreditasyon almış olması, bu suretle akredite acente sıfatıyla müvekkili ile ... arasında imzalanmış sözleşmeler ve prosedür kapsamında bilet düzenleyebilmesi ve satması olduğunu, davacının bu prosedüre göre bilet satış yetkisi veren bir sözleşmesinin bulunmadığını, davacının müvekkili ile tek bağlantısının müvekkilinin uçuşlarına ilişkin uçuş olasılıkları hakkında müşterilerine bilgi vermekten ibaret olduğunu, GDS kullanıcılarının sistemi kullanma oranında gelir elde etmeleri nedeniyle bilete dönüşmeyeceğini bildikleri spekülatif rezervasyonlar yapma veya huzurdaki olayda olduğu gibi yer tutma amaçlı rezervasyon yapma gibi müvekkilinin menfaatleri ile bağdaşmayan, havacılık sektörünün katılımcıları arasında güven prensibine uygun olmayan faaliyetlerde bulunduklarını, müvekkilinin bu tür işlemlerin oluşumunu engellemek için düzenlemeler yaptığını, bunu herkesin ulaşabileceği elektronik portalda ve GDS'nin kendi haberleşme ağında duyurmakta olduğunu, müvekkilinin katılım anlaşmalarının GDS'ler ile yapıldığını, GDS kullanıcıları ile anlaşma yapılmadığını, müvekkili tarafından duyurulan kuralara uymayan, yolculara çeşitli biçimlerde zarar veren GDS kullanıcıları ile çalışmayı reddetme, envanterine zarar veren veya zarara uğradan acentelerle çalışmama hakkını kısıtlamadığını, müvekkilinin sisteme kimlerin erişimine izin verileceğini belirlemesinin hukuka aykırı olmadığını, huzurdaki olayda olduğu gibi bir uçuşta 70 kişilik yer tutulmasının talep sahiplerinin biletlerini seyahat planlarına göre seyahatten önce planlama eğiliminde olduğu ve boş kalan her koltuğun son dakika satılması söz konusu olmadığı düşünüldüğünde, hava yolu için ağır maliyetleri olan uçuşun boş koltuklarla icra edilmesi, satış planlamasının hatalı yapılması, istenen ücret sınıflarında yer sunulamaması gibi olumsuzluklara neden olduğunu, bu durumun müvekkilinin yolcu ve gelir kaybı ile maliyetlerinin artmasına neden olduğunu, müvekkilinin bu nedenlerle bu tür işlemlerin oluşumunu engellemek için tüm GDS kullanıcılarına uyulması gerekli asgari kurallara ilişkin duyurular yaptığını, bu duyuruların müvekkilinin tüm GDS kullanıcılarına açık olan adresinden duyurulduğunu, aynı zamanda tüm GDS'lerin kendi kullanıcıları ile olan ortak portal ve mail sisteminde ayrı ayrı duyrulmak üzere o dağıtıcılara gönderildiğini, ... tarafından işletme ruhsatı iptal edilen ... Turizm'in daha sonra ... ismi ile faaliyete yeniden başladığını, davacının 7 Ocak tarihinde 7, 8 ve 9 Ocak tarihleri için yer tuttuğunun tespit edildiğini, davacının farklı günlerdeki seferleri için 249 kişilik yer tutmaya çalıştığının gözlenmesi üzerine durumun değerlendirilmesi ve davacıdan gelen cevaba göre kara listeye alınıp alınmayacağının belirlenmesine karar verildiğini, davacı tarafından bunun üzerine gönderilen mailde usulsüzlüğün yapıldığının açıkça ikrar edildiğini, tekrar yapılmayacağı taahhüt edilerek bunu yapan personelin işine son verileceğinin belirtildiğini, ancak davacının önceki dönemdeki usulsüzlükleri dikkate alınarak açıklamanın yeterli bulunmadığını, davacının diğer acentelere sağlanan imkanların kendisine de tanınmasını istemesi yönündeki beyanlarının doğru olmadığını, zira davacının müvekkilinin acentesi olmadığını, davacının bu nedenle haksız rekabet iddasının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında doğrudan sözleşmesel ilişki bulunmaksızın seyahat acentesi olarak faaliyet gösteren davacının, davalının küresel dağıtım sistemini (GDS) kullanan ... bir seyahat acentesi olduğu, bu kapsamda davacının ... tarafından akredite edilmeyen acente niteliğinde bulunduğu, bu nedenle davacının biletleme ve rezervasyon işlemlerini doğrudan davalı ile yapmayıp başka seyahat acenteleri üzerinden işlem yaptığı, davacının önceki dönemde ..., ... Turizm ve ... adı altında faaliyet gösterdiği, davacı şirketin ve önceki şirketlerin yetkilisi olan ...'ün davalı şirketin farklı uçuşlarında seyahat eden 13 adet yolcunun uçuşlarından doğan milleri ... tarafından sadakat programı kapsamında kendisine verilmiş olan hesaba işlediğin tespit edildiğini, bu nitelikteki mil kazanımlarının usulsüz olması nedeniyle ...'ün davalı nezdindeki üyelik hesabının yaşam boyu kapatılmış olduğu, yine ...'ün farklı rotalarda seyahat eden yolcuların kazanmış olduğu milleri kendi hesabına işlediğinin tespit edildiği, aynı gün içerisinde tek bir kişinin söz konusu uçuşları yapıp gidip dönmesinin imkansız olduğu, yine davacı şirket tarafından davalının tespit ve ilan ettiği debit memo rezervasyon kurallarına aykırı bir şekilde 14/01/2015 tarihinde 70 kişilik yer tutulduğunun tespit edildiği, aynı gün içerisinde davacı şirket çalışanı tarafından gönderilen mailde bu durumun açıkça kabul edilerek bir daha yaşanmayacağının taahhüt edildiği, bu nedenle davacının bu işlemin teknik arıza nedeniyle gerçekleştiği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, tüm bu yaşananlar üzerine davalı tarafından rezervasyon sistemine davacının erişiminin engellendiği, uluslararası havacılık kurallarına uygun şekilde biletleme ve rezervasyon işlemlerinde uygulanacak kurallara ilişkin davalı tarafından yayınlanan ve tüm seyahat acentelerinin erişimine açık olan kurallara aykırılık teşkil eden davacı eylemleri nedeniyle davalının gerçekleştirdiği erişim engelleme uygulamasının hukuka uygun olduğu, kaldı ki taraflar arasında doğrudan sözleşmesel bir ilişki de bulunmadığı, uluslararası havacılık kuralları ve acentelerin uyması gereken kurallar dikkate alındığında davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığı...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ...'nin bu davanın tarafı olduğu dikkate alınmadan ve dava dışı gerçek ve tüzel kişiler hakkında sunulan kendisinden sadır olan yazışmaların doğruluğu araştırılmadan içerikleri doğru olarak kabul edilerek karar verildiğini, bu kapsamda dava dışı gerçek kişi ... hakkındaki asılsız iddiaların araştırılmadan tüzel kişi olan müvekkili hakkında karar verildiğini, ...'nin davalı olduğu gözetilerek, davalının sunduğu dava dışı gerçek kişiye ait asılsız bilgilerin dikkate alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, Dava dosyasına, 2001 yılından buyana kurumsal olan şirket hakkında belge sunulmadan gerçek kişinin 2009 yılında kapanmış şirketi ile ilgili belgelerin sunulmasının ve asılsız bu yazışmaların şirkete mal edilmesinin hatalı olduğunu, bu davada taraf olmayan ..., ... ve ... hakkındaki iddiaların esas alınarak karar verilemeyeceğini, denetime elverişsiz ve eksik inceleme ile karar verildiğini, davalı tarafından gönderilen tüm belgelerin doğru kabul edilerek karar verildiğini, müvekkili şirketin kurallara aykırı bir eylemi bulunmadığını, mahkemenin tüzel kişilik perdesini aralayarak karar verdiğini, ...'e duyulan husumet nedeniyle bu kişinin yetkilisi, ortağı ve ilgilisi olduğu düşünülen şirketlerle ilişkisinin kesildiğinin ikrar edildiğini, husumet nedeniyle acenteliğin iptal edildiğinin ikrarı karşısında, müvekkili şirket ile ilgisi bulunmayan konularda düzenlenen ve doğruluğu denetlenmeyen davalının ibraz ettiği iç yazışmaların esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece bağımsız (GDS sistemleri, ...) kuruluşlardan araştırma yapılarak rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ... kurallarına aykırı şekilde 14.01.2015 tarihinde 70 kişilik yer tutulduğunun iddia edildiğini, ancak bu iddianın doğruluğunun mahkeme ve bilirkişilerce araştırılmadığını, teknik inceleme yapılmadan davalının sözüne itibar edilerek karar verildiğini, GDS sistem veri sağlayıcısından yani ... A.Ş. 'den mesnetsiz iddiaya ilişkin belgelerin sorulmadığını, sözde yer tutma işlemlerine ait PNR  kaydının ilgili GDS (rezervasyon verilen işleyen) kuruluşdan alınmadığını,  bu işlem nedeniyle davalının zarara uğrayıp uğramadığının belgeleriyle birlikte değerlendirilmediğini, bu eylem doğru olsa bile para cezası uygulanması imkanı bulunmasına rağmen müvekkilinin sürekli şekilde bilet satımından men edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yaptırımın ölçülü olmadığını, tanık beyanın yazılı delil başlangıcı olduğu dikkate alınmadan karar verildiğini, tarafların tacir olmasına rağmen maillerin elektronik imzalı olup olmadığının araştırılmadığını, davalı şirketin iç yazışmalardan alınan olayların müvekkilince yapılıp yapılmadığının değerlendirilmediğini, müvekkilinin yazıldığı gibi 249 kişilik yer tutmadığını, Amedus'a sorulması halinde bu bilginin verilebileceğini,  dava dışı kişilerin eylemlerinin bu davanın konusu olmamasına rağmen bu davada ileri sürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, başka kişilerin eylemleri ile müvekkilinin ekranın kapatılmasının usulsüz olduğunu, ... hakkında sahte belge düzenlemek suçundan yapılan şikayetin takipsizlikle sonuçlandığını, ...'ün ... Mil kartının kapatılmadığını, kaldı ki bu kişinin sözleşmenin tarafı olmadığını,  hükme esas alınan raporun objektif incelemeden uzak olduğunu, hayatın olağan akışana aykırı şeylerin müvekkiline mal edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı ... tarafından usulsüz işlemlerle davacının bilet satış ekranının kapatılması işleminin iptali ve bu nedenle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir acentelik sözleşmesi bulunmamaktadır. Dosyadaki taraf açıklamaları ile talimat yoluyla dinlenen tanığın beyanından, taraflar arasında yazılı veya sözlü şekilde mutabık kalınmış bir acentelik ilişkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak seyahat acentesi olarak faaliyet gösteren davacının, davalının küresel dağıtım sistemini (GDS) kullanan ... bir seyahat acentesi olduğu, davacının ... tarafından akredite edilmeyen acente olduğu, bu nedenle davacının biletleme ve rezervasyon işlemlerini doğrudan davalı ile yapmayıp, başka seyahat acenteleri üzerinden işlem yaptığı görülmektedir. Dosyadaki kayıtlar ve bilirkişi raporuna göre davacı şirket 01.09.2009 tarihinde kurulmuş şirketin eski unvanının ... Turizm Limited Şirketi olduğu, 10.02.2011 tarihli unvan tadil kararına göre ... ve ...'ün şirketin ortağı olduğu ve ...'ün şirketin münferiden temsile yetkili kılındığı, bu kişinin 14.09.2012 tarihinde şirket ortağı olduğu görülmüştür. Davacı şirketin yetkilisi ve ortağı ...'ün daha önce çeşitli adlarla ... acentelik yaptığını ve usulsüz işlemler yaptığı savunulmuştur.  Davacı, ticaret şirketi olup kural olarak ticaret şirketinin, organlarınca yapılan işlemlerden sorumludur. Bu bakımından özellikle bilirkişi raporunda belirtilen 2008 yılına ... tarafından yapıldığı belirtilen miles&miles programında yapılan usulsüzlüklerin kural olarak davacı şirketi bağlamayacağı kabul edilmelidir. Ancak bu işlemleri yapan kişinin şirketin ortağı ve münferit imzalı yöneticisi olması ve dosyada bulunan vekalette bu kişinin bulunması, her iki tarafın kabulünde olan 14.01.2015 tarihli yazışmanın şirket yetkilisi sıfatıyla bu kişi tarafından yapılması, limited şirketin sermaye şirketi olmasına rağmen ortak ilişkilerini ön planda olması ve özellikle acentelik sözleşmesi gibi karşılıklı edim yükleyen ve güvene dayalı sözleşme benzeri ilişkinin bulunması nedeniyle ortağın eylem ve işlemlerini dikkate alınabileceği kabul edilmelidir. Davacı tarafından sunulan 14.01.2015 tarihli yazışmada, davacının sisteminin suistimal edildiği ve işlemin tekrar edilmeyeceği şirket yetkilisi ... tarafından kabul edilmiştir. Bu elektronik postayla yapılan yazışmanın davacı tarafından ibraz edilmesi karşısında, artık yazışmanın güvenli elektronik imzayla yapılıp yapılmadığının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Davacı feshi davacı şirket ve ortağının yapmış olduğu usulsüz işlemlere dayandırılmış olup, yapılan usulsüz işlemler bilirkişi raporuyla belirlendiği gibi dava dilekçesine eklenen yukarıda belirtilen 14.01.2015 tarihli davacı şirket yetkilisinden sadır olan elektronik posta ile ispatlandığını artık başka bir kurumdan yazışma yapılarak davacı şirketin başka bir usulsüzlüğünün belirlenmesinin gerek bulunmamaktadır. Davacı tarafından sunulan bu belge ile davalının fesih nedeni kanıtlanmıştır. Davacı feshin haksız olduğunu ileri sürdüğünden HMK'nın 190. ve TMK'nın 6.maddesi gereği ve kural olarak, feshin (ekran kapatma) haksız olduğunu kanıtlamalıdır. Davacı sunduğu belge ile usulsüz işlem yaptığını kabul etmiş olup, davacının ve ortağının usulsüz işlemleri nedeniyle güvene dayalı olarak sürdürülen ve sıkı kurallara bağlanan uluslararası hava yolu taşımacılığına ilişkin kurallara aykırı davranan davacı ile, eylemli şekilde sürdürülen ticari ilişkinin sona erdirilmesi yerinde olup, bu husustan mahkemece yapılan inceleme toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu yeterlidir. Nitekim dosya içinde bulunan Bakırköy 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin benzer bir konuda ... Seyahat Acentesi ile ... arasında verdiği karar da Yargıtay 11. HD tarafından onanmış ve karar düzeltme başvurusu da 23.07.2017 tarih ve 2015/13964 Esas, 2017/1777 Karar sayılı ilamı ile reddedildiğinden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 07.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb4a2f197be01727","SID":"59b170d47a38946b"}}