{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/114 Esas<br>KARAR NO:2024/1823<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/11/2022<br>NUMARASI:2018/457 E. - 2022/900 K.<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...markasının Türkiye master franchise haklarının sahibi olduğunu, bu hakkını ... Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi akdetmek suretiyle üçüncü kişilere tali lisans hakkı vererek kullandığını ve verdiği tali lisans hakkı karşılığında sözleşme akdettiği üçüncü kişilerden sözleşmede anılan ücretleri almakta olduğunu, ticari faaliyet kapsamında müvekkili ile davalının 26/08/2016 tarihli sözleşmeyi akdettiklerini, bu sözleşme kapsamında müvekkili tarafından davalıya, ... iş sistemini bir franchise olarak kullanma hakkı verildiğini, kendisine verilen franchise hakkı kapsamında davalının, ... unvanı ile faaliyetine başladığını, davalının normalde aylık cirosunun %9'unu royalti ve tanıtım fonu olarak müvekkiline ödemesi gerekirken, ilk bir yıl boyunca bu oranın dörtte birini ödeyecek şekilde sözleşme düzenlendiğini, sözleşmenin akit tarihi olan 26.08.2016 ile 26.08.2017 tarihleri arasında ödemeler açısından EK-H uygulandığını, 26.08.2017 tarihinden itibaren de sözleşmenin ilgili maddelerinin uygulanmaya başlandığını, buna göre sözleşmenin 7.1.1 maddesi uyarınca davalının ödemesi gereken ilk bedelin royalti ücreti ve ulusal tanıtım fonu ücreti olup bu ücretlerin kural olarak davalının aylık cirosunun %9'u olduğunu, bu %9'luk kalemin %6'lık kısmının royalti ücreti, %3'lük kısmının da 8. maddede açıklanan ulusal tanıtım fonu ücreti olduğunu, 7.1.1 maddesinde ayrıca bir adet tablo bulunmak olduğunu, bu tabloda yazan değerlerin davalının ilgili dönemde ödemesi gereken minimum royalti ve ulusal tanıtım fonu bedelini göstermekte olduğunu, bu tabloya göre ilgili dönemde davalının aylık cirosunun %6'sı ve %3'ü tabloda gösterilen bedellerin altına düşerse, ilgili ay o tabloda yazılmış olan minimum bedellerin ödenmesi gerekeceğini, davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkinin bir yılın sonunda 26/08/2017 tarihinde son bulması ile bozulmaya başladığını, davalının müvekkiline göndermiş olduğu Bursa ... Noterliğinin 07.11.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde, sözleşme hükümlerinin son derece açık olmasına rağmen, müvekkiline ödenmesi gereken aylık ödemelerin davalının işlem hacmine bağlı olduğunu, sektörün daralmasından ötürü iş yapamadıklarını, bu sebeple müvekkilinin kendilerine gönderdiği Ekim ayına ilişkin faturanın ihtirazi kayıtla ödendiğini, bundan sonra gönderilen faturaların ödenmeyeceğini ihtar ettiğini, ancak sözleşmenin birinci senesinin sona ermesi ile yürürlüğe giren 7.1.1 maddesinin açık şekilde davalının aylık cirosunun %9'unu + KDV royalti ve tanıtım fonu olarak ödeyeceğini, ancak aylık ciroya bu oran uygulandığında ödeme miktarının belirlenmiş miktarın altında kalması halinde ilgili ay için maddede belirlenen aylık ücretin ödeneceği husunda anlaşıldığını, bu sebeple davalıya müvekkilince Kartal .... Noterliğinin 13.11.2017 tarihli ve ...ye nolu ihtarnamesi gönderilerek ödeme yükümlülüklerinin gereği gibi yerine getirilmesi gerektiğini, aksi halde müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan haklarını kullanabileceğinin ihtar edildiğini, bu ihtarnameden sonra davalı şirket yetkililerinin, Bursa Emlakçılar Odasının 09.12.2017 tarihinde Bursa ... Otelinde düzenlediği bir seminer sırasında müvekkili Dr....'ı darp ettiklerini, bu olay sırasında davalı şirket yetkililerinin müvekkilinin üçüncü kişiler ile yaptığı telefon konuşmalarını kaydettiklerinin de ortaya çıktığını, bu tarihte yaşanan olaylarla ilgili olarak müvekkili şirket yetkilisi Dr. ... tarafından Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2018/594 soruşturma nosu ile suç duyusunda bulunulduğunu, bu olaylardan dolayı davalı şirket tarafından çeşitli mecralarda müvekkili şirkete karşı karalama kampanyası başlatıldığını, ilk olarak 09.12.2017 tarihinde kendisine müvekkili tarafından tahsis edilen “...” uzantılı kurumsal e-posta adresini kullanarak davalı, tüm diğer müvekkili franchise ofislerine e-posta göndererek müvekkili aleyhine asılsız bir propaganda başlattığını, davalı şirketin, kurumsal sosyal medya hesaplarından müvekkilinin itibarini zedeleyici yayınlarda bulunulduğunu, buna ilişkin belgeler sunulduğunu, müvekkilinin davalıya kullanmasına izin vermiş olduğu \"...\" markasıyla ve kamuoyuna duyurulur diyerek ilgili ve ilgisiz herkese yöneltilen Facebook sosyal medya ağı yayınında, davalı şirketin müvekkilini sektör tarihinde görülmemiş sözleşme dayatmalarla firmaları rehin aldığını zanneden, gerçek yüzünü görüp sözleşmenin feshini isteyen ofislerden fahiş paralar talep eden bir kurum olarak nitelemekte olduğunu, sözleşmenin 15.sayfasında bulunan 10.7.maddesinde; itibari zedeleyen her türlü davranıştan kaçınılmış gerektiğinin hüküm altına alındığını, 24.sayfada bulunan 16.2.5.2. maddesinin de ... marka ve sisteminin imajının zedeleyen davranış ve tutumları sözleşmenin ihtarsız feshini gerektirecek bir ihlal olarak nitelemekte olduğunu, ancak müvekkilinin bu hakkı veren maddeyi uygulamak yerine, ihlal halinde kendisine daha hafif tedbirler uyglanmasına olanak sağlayan 16.3. maddesini uyguladığını, bu maddeye istinaden davalıya sağlanan bazı hizmetlerin askıya alındığını ve davalıya verilen teknolojik hizmetlerin durdurulduğunu, bunun üzerine davalının yine kurumsal hesabından Dr. ...'ı hedef aldığını ve kötülediğini, davalının ayrıca kurumsal ınstagram sosyal medya mecrasında sponsorlu olarak yayın yapmaya başladığını, sponsorlu gönderi yayınlamak ücret karşılığında yapılan reklamlar olduğunu, bu reklamların herkese ulaşabileceğini, davalının müvekkili marka ve sisteminin ticari itibarını zedelemek konusunda ileri gittiğini, davalı sosyal medya yayınlarını yapmaya başladığı aynı gün müvekkiline göndermiş olduğu Bursa ... Noterliğinin 11/12/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde; müvekkilinin davalının teknolojik olanaklarını kısıtlayarak sözleşmeye aykırı davrandığını iddia ederek kısıtlamanın kaldırılmasını talep ettiklerini, buna cevaben davalıya Kartal .... Noterliğinin 14/12/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyi göndererek; ilgili yayınların sosyal medyadan kaldırılması halinde kısıtlamanın kaldıracağını, ancak kaldırılmadığı halde müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan haklarını saklı olduğunu ifade ettiğini, bu ihtarnameye davalı taraf cevaben Bursa ... Noterliğinin 19/12/2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini, bu ihtarnamede müvekkilinin kullandığı hakkın tek taraflı olması sebebi ile geçersiz olduğunu ve yayınların marka itibarını zedelemediğini bildirerek sosyal medya paylaşımlarındaki iddialarını tekrarladığını, netice olarak yayınları kaldırmadığını, müvekkilinin denetleme hakkına sahip olduğunu, sözleşmenin 13.maddesine göre her zaman ofislere giderek yerinde denetim yapma hakkında sahip olduğunu, sadece başarılı olan ve doğru bilgiyi göndereceğine inanılan ofislere gidilmeden onlardan bilgi istenerek ve onların gönderdiği bilgi ve belgelerin doğruluğuna inanılarak uzaktan/sanal denetim yapıldığını, bu durumun sözleşmenin 10.4. maddesi uyarınca sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan ve her ofise verilen kurallar ve prosedürler kitabının ilgili maddesinde de açıklandığını, müvekkilinin davalı ile arasındaki problemleri daha fazla derinleştirmek istemediğinden, davalının denetimini uzaktan yapmak istediğini ve bu nedenle davalıya Kartal .... Noterliğinin 09/01/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi göndererek kendilerinden belge talep edildiğini, davalının bu talebe Bursa .... Noterliğinin 16.01.2018 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile olumsuz cevap verdiğini, ancak  davalının bu ihtarnamesinin altıncı sayfasının yedi numaralı paragrafında bulunan Sözleşmenin kendileri açısından yok hükmünde olduğu ifadesinin bir fesih beyanı olduğunu ve müvekkiline ulaştığı an itibari ile sonuç doğurduğunu, bu sebeple müvekkilinin davalıya Kartal .... Noterliği aracılığı ile 23.02.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnameyi göndererek davalının haksız feshine ve hiçbir zaman müvekkilince feragat edilmediğini davalı ihlallerine ilişkin taleplerini iletildiğini, bu taleplerin yerine getirilmemesi neticesinde de işbu davanın açılmakta olduğunu, davalının feshini haklı kılabilecek bir haklılık sebebinin olmadığını, müvekkilinin davalıdan sözleşmeyi ihlal ettiği için cezai şart talep etmekte olduğunu, bu cezai şart tutarının sözleşmenin 27.sayfasında bulunan 16.7.2 maddesi uyarınca 50.000 USD olduğunu, bu tutarın ilgili maddeden anlaşılacağı üzere müvekkilinin uğradığı tüm zararların yerine değil, bu zararlara ek olarak talep edilecek şekilde ilgili maddede belirlendiğini, müvekkilinin davalı tarafından sözleşme ihlal edilmiş olduğundan, sözleşme ihlal edilmesi idi elde edeceği kazancı, yoksun kalınan kazanç olarak talep etmekte olduğunu, sözleşmenin 16.7.2 maddesi, ihlal halinde müvekkilinin uğradığı tüm zararın talep edilebileceğini hükme bağladığını, sözleşmede ise her ay ödemekle yükümlü olduğu tutarlar belirlendiğini, davalının asli ödemesi, davalının ilgili ayda elde ettiği cironun %6'sı olarak hesaplanan royalti bedeli olduğunu, bu bedelin hesaplanması gerektiğinden bu zarar kalemine ilişkin taleplerinin şimdilik 50.000 TL olduğunu, gerçek alacak bilirkişi incelemesi ile belirleneceğini, bu hali ile bu talebin belirsiz alacak davası açmaya olanak sağladığını, davalı tarafından yapılan sosyal medya yayınları müvekkilinin ticari itibarına, markasına ve iş sistemine zarar verdiğinden bu talebin de şimdilik 5.000 TL olarak belirlendiğini, davalının müvekkiline gerek sözleşmenin ihlali ile gerekse de haksız fiil olarak ika ettiği zararı, fazlaya dair hakların saklı kalması kaydıyla 278.660 TL üzerinden belirsiz alacak davası ile talep ettiklerini belirterek, şimdilik 297.320 TL bedelin fesih tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili Mahkemeye sunduğu 05/04/2022 tarihli talep artırım ve ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde 50.000 TL yoksun kalınan kar, 5.000 TL itibar tazminatı ve 50.000 USD cezai şart bedelinin dava tarihindeki karşılığı olmak üzere toplam 297.320 TL olarak belirtilen taleplerini 186.600 USD yoksun kalınan kar, 50.000 USD cezai şart olmak üzere toplam 236.600 USD'ye arttırdıklarını ve talep sonucunu bu şekilde ıslah ettiklerini, dava dilekçelerinde belirtilen 5.000 TL itibar tazminatının aynen devam ettiğini belirterek, 186.600 USD yoksun kalınan kar, 50.000 USD cezai şart olmak üzere toplam 236.600 USD'nin ve 5.000 TL itibar tazminatının ticari temerrüt faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve harcını yatırmıştır.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafla mutabık olunan tek noktanın taraflar arasında var olan ticari ilişkiye konu sözleşme olduğunu, bu ticari ilişkide ihlaller ve haksızlıklar var olduğunu, ancak bu ihlalleri ve haksızlıkları yapan davacı yanın bizzat kendi olduğunu, müvekkilinin ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, müvekkili şirketle muhatap şirket arasında 26.08.2017 tarihli “... Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi” olduğu noktasında ihtilaf bulunmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın, sözleşmeyi ihlal eden tarafın kim olduğu noktasında olduğunu, müvekkilinin imza altına alınan maddelerden hiçbirine bugüne kadar aykırı bir harekette bulunmadığını ve ihlal etmediğini, sözleşmeye aykırı davranışların, sözleşmenin tarafı olan davacı şirket ile yetkilisi ... tarafından yapıldığını, taraflar arasında var olan sözleşmenin temel iki unsurunun olduğunu, taraflardan ... veren markasını kullandırmayı, ... alan ise kullanıma izin verilen marka çatısı altında ticari faaliyet yürütmeyi karşılıklı kabul etmiş olduklarını, franchise alan,  aldığı yetki ile marka çatısı altında \" bağımsız müteahhitlik/gayrimenkul danışmanlık\" sözleşmeleri ile işbirliği yaptığı alt işletmeleri çalıştırarak ticari faaliyetini yürüteceğini, bu kapsamdaki danışmalık  sözleşmelerinin de farnchise veren tarafından düzenlendiğini, ek sözleşmenin detaylı incelenmesinde de görüleceği üzere, taraflar arasında var olan davaya konu sözleşme ve buna bağlı sözleşmelerin tamamı franchise veren tarafça hazırlandığını, bunun doğal sonucu ve yerleşik içtihatlar, hak kavramını oluşturanın/sözleşmeyi hazırlayanın öncelikli olarak sözleşmeye kendisinin sadık kalmasını öngördüğünü, davacı tarafla müvekkili arasında var olan ilk ihlalin, davacının müvekkili bünyesinde bulunan gayrimenkul danışmanlarını bir şekilde razı ederek, kendi kazancının artması ve daha fazla ofise sahip olabilmesi için yeni franchise bayilikleri vermesi olduğunu, Müvekkili ile ..., ..., ... gibi gayrimenkul danışmanları arasında \"bağımsız müteahhitlik gayrimenkul danışmanlık\" sözleşmesi bulunmakta olduğunu, bu sözleşmelerin halen taraflarca fesh edilmediğini ve ibra verilmediğini, bu danışmanlarla yapılan gayrimenkul danışmanlık sözleşmesinin davacı tarafça düzenlenerek müvekkiline verildiğini, franchise veren olarak davacı taraf bu sözleşmelere taraf olduğunu, ancak müvekkilinin emek verip yetiştirdiği, işbirliği yapıp ticari beklentilere girdiği bu ve benzeri iş ortaklarının  hiç beklenmedik bir anda  davacı tarafın \"...\" olarak müvekkiline aynı bölgede rakip olmaları olduğunu, bu eylem ve hareket davacı tarafından düzenlenen ve müvekkili ile danışmanları arasında imzalanan sözleşmenin (e) maddesinin (haksız rekabet ve cezai şart) açık ihlali olduğunu, davacının müvekkili ile sözleşmesi devam ederken müvekkilinin danışmanları ile yeni franchise ofis sözleşmeleri yaparak sözleşmenin ve ticari etik kurallarının ihlaline sebep olduğunu, müvekkiline hiçbir şekilde bilgi vermeden, görüş almadan tamamen kendi kazanç ve geleceğini düşünerek müvekkiline gelecek zararları ve kazanç kayıplarını hiçe sayarak danışmanlarla franchise sözleşmesi imzaladığını ve yeni ofisler açtığını, sözleşmenin davacı tarafından bu şekilde ihlali ve müvekkilinin bu nedenle maddi ve manevi zarar görmesi üzerine davacı ile 2017 yılı Haziran ayından itibaren görüşmelerin başladığını ve Ekim ayına kadar birçok görüşme yapıldığını ve görüşmelerden hiçbir sonuç alınamadığını, davacının son olarak müvekkilinin danışmanlarından ....'ya çeşitli vaatlerle ... açtırdığını, davacı tarafın bu haksız ihlallerinin müvekkilinin ciddi şekilde müşteri kaybetmesine, maddi ve manevi zarar görmesine sebep olduğunu, davacı taraf kendi kusurunu örtmek için müvekkiline imtiyazlar tanındığı iddiasında bulunduğunu, bu iddiayı kesinlikle kabul etmediklerini ve reddettiklerini, noter ihtarları ve diğer belgelerden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin sözleşmeyi hep ayakta tuttuğunu ve bugüne kadar tüm maddi ve manevi mükellefiyetlerini yerine getirdiğini, ... veren ile bu süreç içinde etik kurallar çerçevesinde görüşüldüğünü ve hiçbir şekilde sözleşme ve ... markasına zarar verilmediğini, fakat franchise veren davacı şirketin yetkilisi ...'ın başka brokerlarla yaptığı görüşmelerde ve sosyal medyada müvekkilini karalamaya, hakaretler etmeye başladığını, müvekkilinin bu durumu yine ... markasına zarar vermeyecek şekilde ...’a ilettiğini, ancak olumlu bir netice alamadığını, franchise veren taraf sosyal medyadan ve diğer ofisler ile görüşmelerde müvekkilini karalama kampanyalarına devam ederek, Türkiye birincisi, 50 çalışanı ile markayı bölgede birinci sıraya yerleştirmiş bir ofise karşı mobing uygulamaya devam ettiğini, bu ve benzeri eylemlerin sözleşmenin ihlali olduğunu, ... markasına da franchise tarafından büyük zarar verdiğini, ... veren ...'ın başka bir broker ile (...)  yaptığı konuşmada müvekkili şirket yetkilisi broker ... ile danışman ...’a sinkaflı küfürler etmesi ve hakarette bulunması nedeniyle müvekkilleri lehine yasal yollara başvurulduğunu ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/107198 soruşturma sayılı dosyası ile  gereken müracaatların yapıldığını, bu elim olayın taraflar arasındaki sözleşmenin, TTK.nın ve BK.nın açık ihlali olduğunu, 09.12.2017 tarihli paylaşımdan hemen sonra, franchise verenin sözleşmeden kaynaklı mükelllefiyeti olan ve sözleşmenin asli unsurunu oluşturan, müvekkiline sunmak zorunda olduğu CBX sistem altyapısını kapattığını, muhatabın bu hareketinin sözleşmenin alenen ihlali olduğunu, bu hareketin sonucu müvekkili ve bağlı danışmanları ciddi zarara uğrattığını, markanın bölgede kan kaybetmeye başladığını, taraflar arasında cereyan eden noter yazışmaları ile de sabit olduğu üzere tarafların ortak kanaatiyle sözleşmenin ayakta tutulamayacağı sonucuna varıldığını, davacı tarafın yetkili avukatları talebi üzerine davalı  şirket avukatının  Bursa ofis adresinde 02.01.2018 tarihinde yapılan görüşmede \"sözleşmenin ayakta tutulamayacağı ve ikale yolu ile sonlandırılması\" hususunda görüş birliğine varıldığını, taraf vekillerince ikale sözleşmesi hazırlandığını ve  sözleşme maddelerinde mutabakata varıldığını, ancak davacı yanın sözleşmeyi ihlal ederek franchise ofis açtırdığını, müvekkili danışmanları hakkında da ibraname ve ikale sözleşmesi talep ettiğini, davacı vekilince buna dair ibra/ikale sözleşmesi taraflarına gönderildiğini, bu konuda müvekkili tarafından olumsuz cevap verilmesi üzerine davacı yan sözleşmeye dair ikale akdinden vazgeçtiklerini, tüm bu yaşananlar davacının  sözleşmeyi sonlandırma ve fesh etme iradesine sahip olduğunu, bu iradeyi ortaya koyan tarafın haksız feshe dayanarak dava açmasının hak ve nefaset kurallarına sığmamakta olduğunu ve haksız fesih iddiasının da yersiz ve kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, davacı tarafın tüm bu beyan, ihtar ve görüşmeler neticesinde sözleşmeyi ayakta tutmak değil fesh etmek niyetinde olduğunu kesin beyanlarla kendilerine bildirilmesine rağmen son gönderilen Kartal ... Noterliğinin  09.01.2018  tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeden doğan hakkın açıkça kötüye kullanılması olduğunu, davacı tarafın yapmış olduğu ihtar ve taleplerin “sözleşmenin feshine dair gerekçe oluşturmak adına” kötüniyetli davranışlar olduğunu, davacı yanın sözleşmeden kaynaklı denetim hakkını kullandırılmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, yapılacak incelemenin  ve incelenmesi istenilen evrakların çokluğu nedeni ile yerinde inceleme yapılmasının doğru olduğunu noter ihtarında da bahsedildiğini, bu iddianın sözleşmenin ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmenin taraflarınca yok hükmünde sayılarak haksız feshin yapıldığının beyan edildiğini ancak bunu kabul etmediklerini, davacı tarafa gönderilmiş olan ihtarlar metin olarak bir bütün olduğunu, davacı tarafın müvekkiline gönderdiği karşı beyan ve noter ihtarları ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, değerlendirme yapılırken metnin tamamından yola çıkılmalı, ihtarın ve metnin amacı anlaşılması gerektiğini, davacı tarafın müvekkili hakkındaki isnatlarının yersiz ve haksız olduğunu, müvekkilinin 26.08.2016 tarihli sözleşme başlangıcından bugüne kadar yaptığı yatırım ve marka içinde aldığı birinciliklerle de ispatlanmakta olduğunu, müvekkilinin imzalamış olduğu franchise sözleşmesinin bilincinde olduğundan ve  sözleşmenin hükümleri gereği uzun vadeli bir ticari ilişkiye girdiğini bilerek (ofis, araç vb. yatırımlar) yaklaşık 2.600.000 TL masraf yaptığını, davacı tarafın haksız feshi nedeniyle  zarara uğradığını, karşı dava hakkının saklı tutarak, BK, TTK’dan kaynaklı mütekabiliyet ilkesi gereği, davacı tarafın müvekkiline 50.000+ KDV ABD Doları cezai şart ile müvekkili ve bağlı danışmanlarının maruz kaldığı ve kalacağı ticari kayıp, menfi ve müspet  zarar ile manevi tazminatları ödemesi gerekirken, müvekkilinden cezai şart ve kazanç kaybı ile tazminat talebinde bulunmasının haksızlık olduğunu, davacı tarafın müvekkiline gönderdiği 13/11/2017 tarih, 14/12/2017 tarih, 09/01/2018 tarih ve 23/01/2018 tarihli ihtarlarında sözleşmeyi ayakta tutmak değil fesih iradesinin açık tezahürü olduğunu, sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğini, davacı tarafından feshe dair irade beyanının sözlü olarak müvekkiline iletildiğini ve davacı tarafçada fiilen uygulandığını, kaldı ki bugüne kadar franchise veren olarak sözleşmenin asli unsurları ve edimlerini yerine getirmediği gibi sözleşmenin 16. maddesinin uygulamaya başlandığını, müvekkilince birçok kez davacı taraf uyarılmasına rağmen davacının fesih iradesinden vazgeçmediğini, taraflar arasındaki 26/08/2016 tarihli franchise sözleşmesinin davacı tarafça ihlal edildiğini, davacı tarafın tüm eylem ve davranışlarının sözleşmeyi ihlal niteliği taşıdığını ve sözleşmenin davacı tarafça haksız feshedildiğini, müvekkilini ve bağlı danışmanlarını ciddi zarara uğrattığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile; 186.600 USD yoksun kalınan kar ve 50.000 cezai şart alacağı olmak üzere toplam 236.600 USD alacağın dava tarihinden itibaren .. sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli USD mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının sosyal medyada yaptığı yayınlar neticesinde müvekkili şirketin şeref, haysiyet ve saygınlığının zedelendiğini, bu anlamda müvekkilinin itibarının zedelenmesi sebebi ile manevi tazminat talep etmek hakkı bulunduğunu, 25.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda bu durumun tespit edildiğini,  bilirkişi raporundan ve gerekçeli karardan görüldüğü üzere davalının sosyal medya paylaşımlarının müvekkil şirketin ticari itibarına zarar vermiş olduğunun açıkça ortaya koyulduğunu,Mahkemece dava tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti hesaplandığını, oysa karar tarihindeki efektif satış değeri üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Sözleşmenin ihlal edilmesi silsilesinin davacı tarafından başlatıldığını, Franchise sözleşmesi niteliği gereği karşılıklı olarak tarafların birbirlerinin haklarını korumalarını gerektirirken davacı tarafın müvekkili şirketin bünyesinde bulunan gayrimenkul danışmanlarını bir şekilde razı ederek, salt kendi kazancının artması ve daha fazla ofise sahip olabilmesi için  yeni franchise bayilikleri verdiğini ve bunu müvekkili şirkete hiçbir şekilde haber vermediğini, davacı tarafın, müvekkili şirketle Franchise sözleşmesi devam ederken müvekkili şirketin danışmanları ile yeni franchise ofis sözleşmeleri yaparak ilk olarak sözleşmenin ve ticari etik kuralların ihlaline sebep olduğunu, müvekkili şirket bünyesinde çalışan  ..., ..., ...'ın bir anda davacı şirketten franchise alarak müvekkili şirketten ayrılmasının hem müvekkili şirketin kendi bünyesinde mağdur olmasına hem de rakiplerinin bir anda artarak büyük bir kazanç kaybı yaşamasına sebebiyet verdiğini, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/380 E. Sayılı dosyasının delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini Davacı tarafın Franchise Sözleşmesi gereği CBX sistemini sağlaması gerektiğini, müvekkili şirketi bu sistemden mahrum bırakmasının da feshe yönelik işlemlerinden biri olup davacı tarafın bu eylemlerinin hukuka uygun bulunmasının kabul edilemeyeceğini, bu hususta bir bilgilendirme yapılmadığını, Sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğini, ancak bu feshin haksız olduğunu, Müvekkilinin, davacı tarafa, sözleşmeden kaynaklı hiçbir cari borcu bulunmadığını, davacı tarafa çekilen noter ihtarlarında, 07.11.2017 tarihli ihtarnamede ödemeye dair ihtiraz-ı kayıt konularak açıklamalarda bulunulduğunu ve fatura bedeli ile daha sonraki tüm  fatura bedellerinin  ödendiğini, Davacının, müvekkili ile sözleşmenin devamı esnasında ve fesihten sonra, yeni franchise sözleşmeleri imzalayarak hiçbir kazanç kaybı yaşamadığını,Dolar kurunun çıkmış olduğu seviye, dünyada ve ülkemizde mevcut ekonomik buhran dikkate alındığında, belirtilen bedellerin fazlasıyla fahiş bedeller olduğunu, ayrıca belirtilen 9 yıllık royalty bedeli hesaplama süresinin yine çok fazla olması, tüm bu rakamların ödenmesinin müvekkili şirket açısından ekonomik mahfa yol açacağını,Davacının 09.01.2018 ve 14.12.2017 tarihli ihtarnameleri incelendiğinde, yenilik doğuran hakların şartlarına aykırı biçimde şarta bağlı yahut derhal sonuç meydana getirmeyecek şekilde beyanlarda bulunulduğunu,Sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede  davalı aleyhine tek yanlı cezai şart kararlaştırıldığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; taraflar arasında 26/08/2016 tarihli gayrimenkul franchise sözleşmesinden kaynaklanan yoksun kalınan kâr, cezai şart ve itibar tazminatına ilişkin olup, uyuşmazlık; sözleşmenin hangi tarafça feshedildiği, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, yoksun kalınan kâr, cezai şart ve itibar tazminatı taleplerinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Davalı tarafından davacıya gönderilen 07.11.2017 tarihli ve ... numaralı ihtarnamede; ekim ayına ilişkin borcun ihtirazı kayıtla ödendiğini ve sonraki tarihli benzer faturaların ödemeyeceğinin beyan edildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşmenin bedel ödeme borcunun 7.1.1. maddesinde düzenlendiği, işbu düzenlemenin kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalı tarafından ihtarname keşide edildiği, ilgili maddede açıkça belirtildiği üzere, işlem yapılamayan aylarda dahi davalı tarafından minimum Royalty ücreti ve UTF ücretlerinin ödenmesinin bir borç olarak davalı tarafından kabul edildiği, davalı her ne kadar söz konusu ihtarnameyi keşide etmesine müteakip ödeme yapmış olsa da, sonraki aylarda ödeme yapmayacağına ilişkin beyanının sözleşmeye aykırı bir beyan olup taraflar arasındaki güven ilişkisine zarar vereceği, akabinde davacı tarafından bu ihtar üzerine sözleşmeyi fesih haklarının olduğuna ilişkin 13.11.2017 tarihli ... nolu ihtarnamenin keşide edildiği anlaşılmıştır. Davalı her ne kadar gönderdiği ihtarnameye rağmen borçları ödediğini ve davacıya bir borcunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de, sözleşmenin bu nedenle feshedilmediği görülmektedir. Zira, sözleşmenin 10.7. maddesinde itibarı zedeleyici davranışlar ve 10.8. maddesinde kurumsal kimliğe uygun davranmak yükümlülüğünün düzenlendiği, davalının franchise alan olarak söz konusu ... markasının itibarını koruması ve standart dışı şekilde internet ortamında kullanmama yükümlülüğü altında bulunduğu, dosyaya yansıyan davalının sosyal medya paylaşımlarının içerikleri dikkate alındığında, bu paylaşımların davacı tarafın ticari itibarını zedeleyici nitelikte olduğu ve söz konusu marka ile ilişkilendirilecek olan sosyal medya hesabı ile yapılması (...osyal medya mecrasında yapılan paylaşımda davacının logosunun kullanılmasının (“kristalgrup” adlı instagram hesabı) davacı tarafın ticari itibarını zedelediği, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.Bunun üzerine, davacı tarafça 14.12.2017 tarihli ve ... numaralı ihtarname keşide edildiği, ihtarnamede, sözleşmenin ihlali niteliğindeki yayınların  ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 (üç) gün içerisinde kaldırılması gerektiği ve/veya bundan sonra benzer şekilde yeni yayınlar yapılması halinde, sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiği, ihtarın davalı tarafça 19.12.2017 tarihinde tebliğ alındığı, ancak tebliğ tarihinden itibaren 3 gün geçmesine rağmen davalı tarafından söz konusu yayınların kaldırılmadığı, sözleşmenin 16.3. maddesinde, sözleşme feshedilmeksizin davacı tarafa seçenek yaptırım uygulama imkanı sunan hükümlerin düzenlendiği, bu maddelere göre franchise alan tarafın sözleşmeden kaynaklı bir borcu ödememesi veya sözleşmenin bir maddesine aykırı davranması halinde sözleşmenin feshedilmesi hakkına ek olarak bu seçenek yaptırımların da uygulanabileceği, ayrıca söz konusu yaptırımların herhangi bir bildirim veya telafi imkanı tanınmadan da kullanılabileceğinin düzenlendiği, buna göre; bahse konu CBX sisteminin kapatılması yaptırımının  16.3.3. maddede düzenlendiği, davacı tarafından 14.12.2017 tarihli ve ... numaralı ihtarname ile işbu seçenek yaptırımın uygulandığının ifade edildiği, davalı tarafından açıklanan yayınlar neticesinde sözleşme ihlal edildiğinden, davacı tarafın söz konusu CBX sistemini kapatmasının sözleşmeye uygun olduğu, sonrasında davacının yine sözleşmenin 16.2.4.2 maddesinde davacının denetim yükümlülüğü kapsamında, davalının işbirliğine gitmek zorunda olduğu, ancak uzaktan yapılmak istenen denetim nedeniyle istenilen belgelerin davalı yanca gönderilmediği, bu husus nedeniyle sözleşmenin feshedilebileceğinin davacı yanca ihtaren bildirildiği, ancak sözleşmeden kaynaklanan bu yükümlülüğün yerine getirilmediği, hale göre, yapılan tüm bu açıklamalar çerçevesinde, sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenlerle feshedildiğinin kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.Davalı vekili her ne kadar itiraz sebeplerinin araştırılmadığını, davacının müvekkili bünyesinde bulunan gayrimenkul danışmanlarını bir şekilde razı ederek yeni franchise bayilikleri vermek suretiyle haksız rekabette bulunduğunu ileri sürmüş ise de, davalının belirtilen hususu ihtarlarında bir savunma ve itiraz gerekçesi yapmadığı gibi bir fesih gerekçesi olarak da ileri sürmediği, zira sözleşmenin davacı yanca feshedildiğini de kabul ettiği görülmekte olup, aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalının mahkemece alınan raporlara itirazında, kalan sözleşme süresinin tümünün royalty bedeli (yoksun kalınan kar) hesabında dikkate alınmaması gerektiğini, 24/08/2020 tarihli dilekçesinde de; davacının sözleşmenin feshinden sonra müvekkiline uluslararası ofis hizmeti sunmadığı, yapmış olduğu yeni anlaşmalarla bu yönde gelir kaybına uğramadığını ileri sürdüğü mahkemece davalı itirazının değerlendirilmediği anlaşılmakla; Mahkemece, aralarında davaya konu sözleşmenin ilgili olduğu alanda bir uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile öncelikle davacının aynı nitelikte benzer bir sözleşmeyi yapabileceği makul bir sürenin belirlenmesi, davacının sözleşme haklı olarak feshedilmeseydi bu makul süre içinde elde etmesi muhtemel franchise bedelinin tespit edilmesi gerekirken, yazılı şekilde fesih tarihinden itibaren sözleşme süresinin sonuna kadar yapılan hesaplamaya göre bulunan miktarın hüküm altına alınması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/6497 esas, 2014/20280 karar sayılı ilamı) Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince  esasa  münhasır  delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen KABULÜNE 2-Davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına; 3- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2022 tarih, 2018/457 E. 2022/900 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 4-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4711b65bb503a44f","SID":"30340a63e370010f"}}